close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûnus Sûresi 26. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Lilleżîne ahsenû-lhusnâ veziyâde(tun)(s) velâ yerheku vucûhehum katerun velâ żille(tun)(c) ulâ-ike as-hâbu-lcenneti hum fîhâ ḣâlidûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İyilik edenleri iyilikle mükafatlandırırız, daha da fazlasını veririz ve yüzleri kararmaz, zillete düşmez onlar. Onlardır cennet ehli, orada ebedi kalırlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Allah’ın bu davetine uyup iman eden ve her konuda örnek) Güzel ameller işleyenlere (cennetle beraber) daha güzeli, bir de ziyadesi (olarak, Allah’ın tecelli Cemâlini görmesi) vardır. (Bak: Hadis; Müslim, İman. 297.) Artık onların (cennete ve rü’yete ulaşanların) yüzlerine ne bir (kömür) tozu (utanç karalığı), ne de zillet (ve mahcubiyet ayıpları) bulaşmayacak (hep emniyet ve saadet içinde olacaklar)dır. İşte bunlar cennet ehlidir ve onlar orada daimi yaşayacaklardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İyi ve yararlı işler yapmakta devamlı ve kararlı olanlara, karşılık olarak daha iyisi ve ondan da fazlası vardır. Kıyamet gününde onların yüzlerini, ne bir kararma, ne de aşağılık ve horluk kaplayacaktır. İşte bunlardır cennetlikler, orada ebedî kalacaklardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman önderlere, idarecilere, askerî erkâna ve müslümanlara, devlet nimeti, daha güzel mükâfat var. Fazlası da, cemâl-i ilâhîyi görme de var. Yüzlerine ne siyah toz lekeleri bulaşır, ne de onlarda, zillet emaresi görürsün. Onlar cennet ehlidirler. Orada ebedî yaşarlar.
bk. Kur’an-ı Kerim, 9/72; 55/60; 76/11.  
Ahmet Varol
swap_vert close
İyilik edenlere daha iyisi ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne bir karalık ne de aşağılık bürür. İşte bunlar cennetliktirler. Orada sürekli kalıcıdırlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı sarar, ne bir zillet, işte onlar cennetin halkıdırlar; orada süresiz kalacaklardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İman edip güzel bir amel işleyenlere cennet ve bir de Allah'ın Cemalini görmek var. Onların yüzlerine ne bir leke bulaşır, ne de bir zillet... İşte bunlar cennetliktirler, kendileri orada ebedî olarak kalıcıdırlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Güzellikle iş yapanlara, güzel olan Cennet ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne toz duman ne de zillet bürümez. Onlar Cennete layıktırlar, orada ebedî olarak kalacaklardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Güzel davrananlara daha güzel karşılık, bir de daha fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara leke bulaşır ne de bir zillet. İşte onlar cennet ehlidirler. Onlar, orada süreli kalacaklardır.[194]
[194] İhsân/Muhsin kelimesi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VIII, 487-488.  
Besim Atalay
swap_vert close
İyilik yapanlara, hem iyilik, hem de artığı vardır, onların yüzlerini ne toz, ne horluk örter, işte bunlar cennetliktir, onlar orda sonsuz kalırlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Güzel ve yararlı davranış gösterenlere daha güzeli ve fazlası vardır. Onların yüzleri ne (günahtan) kararacak ne de (utançtan) kızaracaktır. İşte onlar cennetin sakinleridir, onlar orada kalacaklardır.
Cemil Said
swap_vert close
İyilik idenlerin ve daha ziyâdesini yapanların yüzlerinin akını ne gubâr, ne zillet istilâ itmez, cennete giderler ve ilelebed kalırlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İyi davrananlara; daima daha iyisi ve üstünü verilir. Onların yüzlerine ne bir karalık, ne de zillet bulaşır. İşte onlar cennetliklerdir, orada temelli kalırlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Güzel yapanlara daha güzeli, bir de fazlası vardır. Onların yüzlerinde ne toz toprak bulaşığı olur ne de aşağılanmışlık izi. İşte bunlar cennetlik kullardır, kendileri orada sonsuza kadar kalıcıdırlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Güzel davrananlara daha güzel karşılık, bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir toz (kara leke) bulaşır ne de bir horluk (gelir). İşte onlar cennet ehlidirler. Ve onlar orada ebedî kalacaklardır.
 Âyette zikredilen «ihsan» Yüce Allah’a lâyık ve rızasına muvafık güzel iş yapmak ve işleri lâyık oldukları şekilde güzel yapmak demektir. Peygamberimiz ihsanı şöyle tarif etmiştir: «İhsan, Allah Teâlâya, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Çünkü sen onu görmesen de o seni görmektedir.» İşte böyle güzel iş, vazife, ibadet ve iyilikler yapanlara, yaptıklarından daha güzel olan cennetler ve Allah’ın lütfu olarak fazla nimetler de verilecektir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Güzel davrananlara daha fazlası vardır. Yüzlerini ne bir yoksunluk ne de bir aşağılanma duygusu kaplar. Onlar cennet halkıdır. Orada ebedi kalıcıdırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İyi iş, güzel amel yapanlara daha güzeli ve daha fazlasıyla karşılık vardır. Yüzlerine ne kara bulaşır, ne de aşağılanırlar. Cennet ehli işte bunlardır. Orada ebedî kalacaklardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hasenât yapanlara husnâ bir de ziyade var, ve yüzlerine ne bir kara bulaşır ne zillet, onlar eshabı Cennet hep orada muhalleddirler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası (*keyfiyetsiz, ru’yetullah) vardır. Onların yüzleri ne (günahtan) kararacak ne de (mahcubiyetten) kızaracaktır. İşte onlar cennetin sakinleridir, onlar orada ebedî kalacaklardır.
* “Keyfiyetsiz” tabirini anlayabilmek için öncelikle keyfiyetin ne demek olduğunu bilmek gerekir. Keyfiyet; Bir cismin künhünü, yapısını, nasıl olduğunu belirleyen özellik ve niteliklerdir. Daha özet bir ifadeyle, bir varlığın tarif edilebilirliği demektir. Yani bir varlık hakkında; sağda-solda, yukarıda-aşağıda, filan yönde ve mekânda, şu büyüklükte ya da küçüklükte, şişman-zayıf, şu kadar uzun ya da kısa, soğuk-sıcak, genişliği şu kadar, rengi, tadı, kokusu şöyledir demek gibi. Bunların tamamı cisimlere ait özelliklerdir. Allah Teâlâ cisim değildir, cevher değildir, araz değildir. Şu hâlde “keyfiyetsiz” demek; yaratılmışlara ait özelliklerin âlemlerin Rabbi’ne [celle celâluh] isnat edilmemesi demektir. İtikâdî konularda, anlamak/idrak etmek esas değildir. Esas olan şüphe etmeden kalben îmân edip dil ile ikrar etmektir. Ehl-i Sünnet ve’l-Cemâat’in itikâdı odur ki: Mü’minler, Rabbu’l-Âlemîn’i âhirette keyfiyetsiz (cisimlere ait herhangi bir vasıfla olmaksızın ve zaman ve mekândan münezzeh) olarak göreceklerdir.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
İyi ve güzel davrananlar için daha güzeli ve fazlası var. Onların, yüzleri ne kararır ne de hor görülmekten kızarır. Onlar, Cennet halkıdır. Orada sürekli kalıcıdırlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İyi iş, güzel amel yapanlara («ihsân» mertebesine erenlere) daha güzel iyilik, bir de ziyâde vardır. Onların yüzlerine ne bir toz (karalık) bulaşır, ne de bir horluk kaplar. Onlar cennetin yaranıdırlar ki kendileri onun için ebedî kalıcıdırlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Îmân edip) güzel amel işleyenlere daha güzel karşılık (olarak Cennet), bir deziyâde (Allah'ın cemâline mazhar olmak) vardır! Ve onların yüzlerine ne bir karalık bulaşır, ne de bir aşağılık! İşte onlar Cennet ehlidirler. Onlar orada ebedî olarak kalıcıdırlar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
İyi (ve güzel) davranışlarda bulunmuş olanlara, (hesap günü) güzel bir karşılık ve daha da fazlası (Allah’ın mağfiret ve rızası) vardır. Onların yüzlerine ne bir toz (kara leke) ve ne de bir zillet (horluk) bulaşır. İşte onlar cennet halkıdır. Orada (sürekli) kalıcıdırlar.*
(*) Buradaki (زِيَادَةٌ)’’ziayadet’’ hakkında her ne kadar farklı yorumlar varsa da doğrusu yüce Allah’ın mağfiret ve rızasıdır. Bundan maksat Allah’ın görülmesidir, şeklindeki yorumlar ise Kur’an’ın ayetlerine ters düşer. Çünkü yüce Allah bir cisim değil ki gözle görülebilsin. Ayrıca Hz. Musa, yüce Allah’ı görmek isteyince, yüce Allah ona (لن تراني)’’len terani’’Sen beni göremezsin’’ demiştir. (A’raf-7/143) Ayrıca (En’am-6/103. ayette (لاتدركه الابصار) ‘’Gözler onu asla idrak edemezler/göremezler’’ buyurulmuştur. Dikkat edilirse bu ifade geneldir, sadece dünya ile alakalı değildir. Yani ne dünyada ne de ahirette gözler onu idrak edemezler. (وَزِيَادَةٌ } وما يزيد على المثوبة وهي التفضل. ويدلّ عليه قوله تعالى: { وَيَزِيدَهُم مّن فَضْلِهِ } [النساء: 173] وعن مجاهد رضي الله عنه: الزيادة مغفرة من الله ورضوانه.( الكشاف) فقد أخرج ابن جرير عن مجاهد قال: الزيادة المغفرة والرضوان، وأخرج عن الحسن أنها تضعيف الحسنة بعشر أمثالها إلى سبعمائة ضعف،( روح المعاني) فتعين أنها أمر يرجع إلى رفعة الأقدار، فقيل: هي رضى الله تعالى كما قال: { ومساكن طيبة في جنات عدن ورضوان من الله أكبر } [التوبة: 72] (التحرير والتنوير)،  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Güzel ve doğru işler yapıp, bunları çoğaltanlara gelince: (Hesap günü) Yaptıkları güzelliklerden dolayı onların yüzleri asla kararmayacak ve küçük duruma da düşmeyecekler. İşte onlardır cennete girecek ve orada sürekli kalacak olanlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İyilik edenlere karşılığı daha da çoğu verilir. Bu gibilerin yüzleri kararmıyacaktır, kızarmıyacaktır. İşte bunlar cennetlik olanlardır. Onlar hep orada kalacaklardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İyi iş işleyenlere [¹] ziyadesiyle, iyi bir mükâfat vardır [²]. Onların yüzlerini ne toz bürür ne horluk kaplar. İşte bunlar Cennetliktir. Onlar orada daim kalacaklardır.
[1] Kelime-i Tevhit getirenlere.[2] Cennet, ziyadesi de Cemal-i Bâridir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İyi ve güzel davrananlar için daha iyi ve güzel karşılık ve daha bir fazlası vardır¹⁰. Onların yüzlerini ne bir kararma ne de bir zillet bürür/kaplar [yerhaku]. İşte onlar cennet ehli olup orada sürekli kalırlar.
10 Krş. Kâf, 50/35; En’âm, 6/125-127; Tevbe, 9/72  
Kadri Çelik
swap_vert close
Güzellik yapanlara (mükâfatların) en güzeli ve (hak ettiğinden) fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir karalık, ne de zillet bulaşır. İşte onlar cennet ehlidir. Onlar onda temelli kalıcılardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Güzel ve yararlı davranış gösterenlere, hak ettiklerinden daha güzel bir mükâfât bağışlanacak ve hattâ bunlardan daha da fazlası verilecektir. Onlara, akla hayale gelmedik nîmetler takdim edilecek ve nihâyet, bütün bu nîmetleri unutturacak o muhteşem nîmeti tadacaklar; yani Allah’a kavuşacak ve O’nun cemalini görecekler. O dehşet verici Hesap Gününde, ne yüzlerine bir günah lekesi bulaşacak, ne de bir utanç ve aşağılanma bürüyecek çehrelerini! Muratlarına ermenin yanı sıra; can sıkacak, yüz kızartacak, küçük düşürecek her türlü leke ve kederden emîn ve sâlim olacaklar. İşte onlar, cennet halkıdır ve sonsuza dek orada kalacaklar.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İyilik yapmış kimseler için İyilikler / Güzellikler ve fazlası vardır. Yüzlerine ne kara leke bulaşır, ne de zillet! İşte onlar, Cennet arkadaşlarıdır; orada sürekli kalacaklardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Davranışları güzel olanlara, daha güzeli verilecektir, hem de fazlasıyla. Bu gibilerin yüzünde, sıkıntı ve aşağılık ifadesi yoktur. Bunlar, cennetlik olup sonsuza kadar orada kalacaklardır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Yeryüzünde güzel davrananlara daha güzel karşılık ve daha fazlası vardır. Güzel davrananların yüzlerine ne bir kara bulaşır ne de horluk. İşte onlar cennet halkıdır. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Güzel davrananlara daha güzel karşılık, bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine herhangi bir toz (leke) ve aşağılanma bulaşmaz. [*] İşte onlar cennet halkıdır; orada [ebedî] kalacaklardır.
Bu cümle şöyle de tercüme edilebilir: “Onların yüzlerine ne bir toz (kara leke) bulaşır ne de bir horluk (gelir).”  
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah’ı görüyormuş gibi ibâdet edenler¹ için daha güzeli ve bir de fazlası vardır ve onların yüzleri kararmadığı² gibi onlar zelil de olmazlar. İşte cennetlikler bunlardır ve onlar, orada sonsuz kalacaklardır.
1 İhsan: Kelime olarak; yardım cömertlik, iyilik, lütuf, bağışlamak, güzel yapmak gibi anlamlara gelir. Terim olarak ise; Allah’ı görür gibi kulluk etmektir. “Her ne kadar biz Onu göremiyorsak da O bizi görmektedir.” 2 “Yüzü kararmak”, mecâzen mahcup ve rezil olmak” demektir. Yani onlar, orada asla mahcup olmazlar.  
Muhammed Esed
swap_vert close
İyi ve yararlı işler yapmakta sebatlı olanları (karşılık olarak) daha iyisi ve ondan da fazlası ⁴¹ beklemektedir. [Kıyamet Günü’nde] onların yüzlerini ne bir kararma, ne de bir aşağılanma gölgelemeyecektir: İşte bunlardır cennetlikler; orada ebedî kalacak olanlar.
41 Yani, fiilen hak ettiğinden fazlası (karş. 6:160 -“kim ki [Allah’ın huzuruna] iyi bir iş ve davranışla çıkarsa, bu yaptığının on katını kazanacaktır”). Keza bkz. 27:89 için 79. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İyi davrananlara, daha iyisi ve de fazlası vardır. Hesap gününde onların yüzlerinde en küçük bir mahcubiyet ve kararma olmayacak. İşte bunlar cennet halkı ve orada kalıcıdırlar. 3/107, 27/89, 80/38- 39
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İyi ve yararlı davranmakta sebat gösterenlere, (karşılık olarak) ondan daha iyisi ve (kat kat) fazlası var.[¹⁶⁰⁶] Dahası (o gün) onların ne yüzleri kara çıkar,[¹⁶⁰⁷] ne de onursuzluktan başları eğilir: işte bunlar Cennet’in sakinleridirler; orada yerleşip kalmak üzre girerler.
[1606] Parantez içi açıklamalar, bu âyetteki ziyâde’nin niteliğini açıklayan şu âyete birer atıftırlar: “Kim (İlâhî mahkemeye) bir iyilikle gelirse, yaptığının on katını kazanacaktır” (6:160). [1607] Bir sonraki âyette tasvir edilen cehennemliklerin aksine (Krş: 39:60; 75:22-25; 80:38-40; 83:24). Kara yüz gam ve kederi, ak yüz sevinç ve neşeyi ifade eden bir mecazdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Güzel davrananlara (iman, edip salih ameller işleyenlere) daha güzel bir karşılık, bir de fazlası vardır.. (Ahirette) Onların yüzleri ne bir toz ile kararır ne de zillet ile kızarır, işte onlar cennetliktirler ki orada sonsuza dek kalacaklardır.
Osman Fırat
swap_vert close
Güzel davrananlara daha güzel karşılık ve fazlası var. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennet halkıdır, orada devamlı kalacaklardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
İhsanda bulunanlar için güzellik ve bir ziyâdelik vardır ve onların yüzlerini ne karalık ve ne de bir alçaklık kaplamaz. İşte onlar cennet ehlidirler. Onlar orada ebedîyyen kalıcılardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İyi ve güzel davranışlarda bulunanlara en güzel mükâfat yani cennet ile daha da fazlası olarak Allah'ın cemalini görmek var. Onların yüzlerine ne bir leke bulaşır, ne de bir zillet! İşte onlar cennetliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. [9, 72; 55, 60; 76, 11] {KM, Yuhanna 17, 3}
Süleyman Ateş
swap_vert close
Güzel davrananlara daha güzel karşılık ve fazlası var. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de horluk. İşte onlar cennet halkıdır, orada ebedi kalacaklardır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Eyilik idenlere (mükâfât olarak) bir eyilik ve ziyâdesi de vardır. Onların yüzlerini zillet tozı kaplamaz. İşte onlar ehl-i cennet olub orada ebedî kalırlar.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Güzel davrananlara da daha güzeli ve fazlası vardır. Yüzleri ne kararacak ne de kızaracaktır. İşte bunlar cennet ahalisidir; onlar orada ölümsüzdürler.
Şaban Piriş
swap_vert close
İyi davrananlara, daha iyisi ve bir fazlası vardır. Onların yüzlerini karartı ve zillet bürümez. Onlar cennet dostlarıdır, onlar orada ebedidirler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İyilik yapanlara ödülün en güzeli, bir de onun ziyadesi vardır.(8) Onların yüzüne ne bir toz konar, ne zillet bulaşır. Onlar Cennet ehlidir ve orada sürekli kalacaklardır.
(8) Bu âyette “ziyade” ile kastedilen şeyi, Peygamberimiz şu şekilde açıklamıştır: “Cennet ehli Cennete girdikten sonra, bir nida edici şöyle seslenir: ‘Allah’ın size bir sözü vardı; şimdi onu yerine getirmek istiyor.’ Onlar derler ki: ‘Bizi ateşten kurtarıp Cennete sokmakla Allah yüzümüzü ak etmedi mi?’ Derken Allah perdeyi kaldırır. Allah’a yemin olsun ki, onlar için, Allah’a bakmaktan daha sevimli hiçbir şey yoktur.” (Tirmizî, Tefsir 10:10; Müslim, İman: 297; Tirmizî, Tefsir 10:1; İbni Mâce, Mukaddime: 13.)  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Güzel düşünüp güzel davrananlara güzellik var. Dahası da var. Onların yüzlerine kara da bulaşmaz, zillet de... Cennetin dostlarıdır onlar; sürekli kalıcıdırlar orada.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
anlaruñ kim eylük eylediler görklürekdür daħı artuķ ya'nį dįndar. daħı örtmeye yüzlerini anlaruñ ŧoz ya'nį ŧamu dütüni ne daħı ħorlıķ. şunlar uçmaķ isleridür anlar anuñ içinde ebed ķalıcılardur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol kişiler ki yaḫşılıḳ iderler ẟevābları cennetdür, daḫı ziyāde liḳā’u’llāhdur.Daḫı yitişmez anlaruñ yüzlerine ḳarañuluḳ, ẕelīl daḫı olmazlar. Anlarduruçmaḳ eyeleri, anlar anuñ içinde ebedī ḳalurlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Yaxşı işlər görənləri Cənnət və daha artıq mükafat (Allah rizası) gözləyir. Onların üzünə nə bir toz (ləkə), nə də bir zillət qonar. Onlar cənnətlikdirlər və orada əbədi qalacaqlar!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
For those who do good is the best (reward) and more (thereto). Neither dust nor ignominy cometh near their faces. Such are rightful owners of the Garden; they will abide therein.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
To those who do right is a goodly (reward)- Yea, more (than in measure)!(1414) No darkness nor shame shall cover their faces!(1415) they are companions of the garden; they will abide therein (for aye)!
1414 The reward of the righteous will be far more than in proportion to their merits. For they will have the supreme bliss of being near to Allah, and "seeing His face". (R). 1415 The face is the symbol of the Personality, the inner and real Self, which is the antithesis of the outer and ephemeral Self. It will be illuminated with Allah's Light, behind which is no shadow or darkness. All its old shortcomings will be blotted out, with their sense of shame, for there will be Perfection, as in Allah's sight.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لِلَّذ۪ينَ
o kimse-lere vardır
اَحْسَنُوا
güzellik yaptılar
الْحُسْنٰى
daha güzeli
وَزِيَادَةٌۜ
bir de fazlası
وَلَا يَرْهَقُ
ve kaplamaz
وُجُوهَهُمْ
yüzlerini
قَتَرٌ
bir katran
وَلَا ذِلَّةٌۜ
ve ne zillet
اُو۬لٰٓئِكَ
işte onlar
اَصْحَابُ
ehlidirler
الْجَنَّةِۚ
cennet
هُمْ
onlar
ف۪يهَا
orada
خَالِدُونَ
ebedi ka- lıcıdırlar
Güzellik yapanlara (âhirette) karşılık olarak daha güzeli vardır, bir de fazlası (Allah'ın rızası ve cemâli) vardır. (O gün) Onların yüzlerini ne katran (gibi bir siyahlık) ne de bir zillet bürür. İşte onlar cennet ehlidirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اَحْسَنَ
Fiil-IV
ح س ن
Güzellik yaptı, güzel davrandı, ihsanda bulundu
حُسْنٰى
İsim
ح س ن
Güzellik, iyilik
زِيَادَة
İsim
ز ي د
Artma, fazlasıyla, artış
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
رَهِقَ
Fiil-I
ر ه ق
Kapladı, bürüdü
وَجْه
İsim
و ج ه
Yüz, vech, teveccüh
قَتَر
İsim
ق ت ر
Katran (korku veya kederden doğan yüzdeki değişiklik)
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
ذِلَّة
İsim
ذ ل ل
Aşağılık, zillet
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
اَصْحٰب
İsim
ص ح ب
Ehil, halk, arkadaşlar, Ashâb, sahipler
جَنَّة
İsim
ج ن ن
Cennet, bahçe, bağ (üzüm bağı gibi)
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
خَالِدٌ
Etken fiil
خ ل د
Ebedi kalıcı, devamlı kalıcı, ölümsüz