close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûnus Sûresi 25. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Va(A)llâhu yed’û ilâ dâri-sselâmi veyehdî men yeşâu ilâ sirâtin mustekîm(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve Allah, esenlik yurduna çağırmadadır ve dilediğini doğru yola sevketmededir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Böylece, elbette) Allah (kullarını cennet huzuruna ve) selamet yurduna davet edip çağırmaktadır ve dilediğini (hak edeni) sırat-ı müstakime (dosdoğru istikamete yöneltip) hidayet buyurmaktadır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Böyle yapmakla bilin ki Allah, insanları huzur ve güvenlik ortamına, yani cennete çağırmakta ve isteyen kimseleri de dilediği şekilde doğru yoluna yöneltmektedir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimseleri doğru, muhkem, güvenli yola, İslâmî hayata davet ederken, teşvik ederken, sevk ederken, insanları hukukun üstün, hakkın ve adâletin belirleyici güç, barışın hakim olduğu, güvenli bir dünyaya, selâmet yurduna, cennete davet ediyor.
bk. Kur’an-ı Kerim, 6/127; 68/43. Hadislerle Kur’an-ı Kerim Tefsiri, - İbn Kesîr, 8/379; el-Müfredât; el-Lübâb, 10/303; en-Nüket ve’l-Uyûn, 2/167; et-Tefsîru’l-kebîr, 17/75.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah barış yurduna çağırır ve kimi dilerse dosdoğru yola yöneltip-iletir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah, cennet evine çağırır ve dilediği kimseyi doğru yola iletir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah ise, ebedî olan barış ve esenlik yurduna çağırıyor. Ve O, istediğini doğru yola iletir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah esenlik yurduna çağırıyor ve O, dileyeni doğru yola iletiyor.[193]
[193] Selâm/barış yurduna iletilme hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VIII, 484-487.  
Besim Atalay
swap_vert close
Allah selâmet yoluna çağırmaktadır, istediği kimseyi doğru yola iletir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Böylece) Allah, (insanı) huzur ve güvenlik ortamına (İslam'a) çağırır ve dileyeni (samimi gayretinden dolayı) dosdoğru bir yola iletir.
İnsanların hidayete ermesi elbette ki Allah’ın takdirindedir. Ancak doğru yolu isteyecek olan insanın kendisidir. Allah, iyi niyeti ve gayretinden dolayı sonsuzluk yurdunun mutluluğuna ermek isteyen kulunu hidayete erdirir ama insan kendi iradesiyle hidayete erer. Eğer, “Allah istediğini hidayete, istediğini de dalalet erdirir” diye düşünürsek, yani istediğini cennete, istediğini cehenneme yerleştirir şeklinde anlarsak; o zaman insanın seçmesi, tercih etmesi, istemesi, yönelmesi, karar vermesi, gücü; diğer bir ifadeyle iradesi devre dışı bırakılmış olur. Bu durumda da insanın uhrevi âlemdeki yerinin belirlenmesi sadece Allah’ın dilemesiyle olmuş olur ki bu da Allah’ın adaletiyle örtüşmez ve imtihan felsefesine de ters düşer.Bkz. 4/40, 27/89, 28/84“Daha güzeli ve fazlası verilecek.” Yani onlara hiç beklemedikleri ve hayal edemedikleri nimetler lütfedilecek.“…Allah, (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat artırır ve kendi katından büyük bir mükâfat verir.” (Nisa 4/40), “Kim (Allah'a) bir iyilikle gelirse ona on kati verilir.” (En’am 6/60).“Yüzü kararmak”, mecâzen mahcup olmak, aşağılanmak, horlanmak” demektir. Yani onlar, orada hem muratlarına erecekler hem de onların canını sıkacak, yüzlerini kızartacak en küçük bir keder yaşamayacaklardır.  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh istediğini dâru’s selâma da’vet ider ve tarîk-i müstakîme sevk iyler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah, cennete çağırır ve dilediğini doğru yola eriştirir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah, esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah esenlik yurduna çağırıyor ve dilediğini doğru yola iletiyor.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah kullarını esenlik yurduna çağırıyor ve O, dilediğini doğru yola iletir.
 «Selâm Yurdu»ndan maksat Cennet’tir. Selâm, esenlik ve huzur olarak da yorumlanmıştır. Çünkü cennette bulunanlar her türlü hoşnutsuzluktan uzak, esenlik ve selâmet içredirler. Cennete «Selâm Yurdu» denmesinin sebebi, orada bulunanlarla melekler arasında selâmlaşmanın yaygın olmasıdır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH barış yurduna çağırır ve dilediğini doğru bir yola iletir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah, selamet yurduna çağırıyor ve dilediğini de doğru yola hidayet ediyor.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Allah, darüsselâma çağırıyor ve dilediğini bir doğru yola hidayet buyuruyor
Emrah Demiryent
swap_vert close
Allah, (kullarını) selâm yurduna (cennete) davet eder. Ve hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf eden kimseyi (lütfuyla) doğru yola iletir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah, selam¹ diyarına çağırır. Dilediğini² dosdoğru yola iletir.
1- Esenlik ve güven yurdu. 2 - Kim hidayete iletilme koşullarına uygunsa. Hak edeni, dileyeni; doğru yolu bulma çabasında olanı. Allah, insanın yaptığı seçime göre uygun olan karşılığı vererek, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir. Hidayet ve dalalet konusu insanın dilemesiyle ilişkilidir. Sorumluluk bütünüyle insana aittir. Ayetteki “Şâe” sözcüğü, “dilediğini” anlamının yanı sıra, “şey edeni”, “gayret göstereni”, “bir şey yapmak isteyeni” anlamlarına da gelmektedir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Allah selâm evine (cennete) çağırır ve O, kimi dilerse onu doğru yola iletir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve Allah, (sizleri) selâm yurduna (Cennete) da'vet eder.(2) Ve dilediğini (hikmetine binâen, kendi lütfundan) dosdoğru bir yola hidâyet eder.
(2)“Bu dünya menzili dâimâ tahavvülâta (değişikliklere) ve zevâle (ayrılığa) ma‘ruzdur. Sanki bu dünya menzili misâfirler için yapılmış bir handır ki dâimâ dolup boşanıyor. Ne kendisinin sâbit bir şekli var ve ne de içinde duranların bir karârı vardır. Sâni‘-i âlemin (âlemin san‘atkârı olan Allah’ın) garîb ve acîb (acâib) san‘atlarının nümûnelerini teşhîr ve i‘lân (göstermek ve duyurmak) için tahavvülden hâlî (boş)kalmayan bir meşherdir (sergidir). Bu i‘tibarla, o handa ve o meşherde ictimâ‘ eden (toplanan) insanlar sâbit kalacak değiller. Çünki meskenleri sâbit değildir. İşte bu hâl ve şu vaziyet, bu fânî menzilden sonra o sermedî (ebedî) saltanata karargâh olmak üzere, sâbit, bâkī (ölümsüz), sermedî (ebedî) Cennetlerin, sarayların, saâdetlerin, olacağına kat‘î bir delâletle(kesin bir delille) şehâdet eder. Çünki fânî, bâkīye medâr (sebeb) ve makam olamaz.” (Mesnevî-i Nûriye, Lâsiyyemâlar, 36-37)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve Allah, (insanı) selam (huzur ve esenlik) yurduna (cennete) çağırır ve isteyeni de (iman edip hidayeti tercih edeni) dosdoğru bir yola iletir. *
(*) …Ancak doğru yolu isteyecek olan insanın kendisidir. Allah, iyi niyeti ve gayretinden dolayı sonsuzluk yurdunun mutluluğuna ermek isteyen kulunu hidayete erdirir ama insan kendi iradesiyle hidayete erer. Eğer, “Allah istediğini hidayete, istediğini de dalalet erdirir” diye düşünürsek, yani istediğini cennete, istediğini cehenneme yerleştirir şeklinde anlarsak; o zaman insanın seçmesi, tercih etmesi, istemesi, yönelmesi, karar vermesi, gücü; diğer bir ifadeyle iradesi devre dışı bırakılmış olur. Bu durumda da insanın uhrevi âlemdeki yerinin belirlenmesi sadece Allah’ın dilemesiyle olmuş olur ki bu da Allah’ın adaletiyle örtüşmez ve imtihan felsefesine de ters düşer. (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması) Özetle, hidayeti isteyen ve bunun için gayret gösteren insandır, ama onun karşılığını veren ise, yüce Allah’tır. Bu durum inkâr ve sapıklık için de aynen geçerlidir. Yani iman ve hidayet veya inkâr ve sapıklık insanın iradesiyle gerçekleşmektedir. Bu nedenle meallerde ‘’Allah dilediğini saptırır, dilediğini de hidayete erdirir veya dilediğine merhamet eder, dilediğine azap eder veya dilediğine bol rızık verir, dilediğine de kısar…’’şeklindeki mealler yüce Allah’ın adaletine aykırı olduğundan hatalıdır. Çünkü bütün bu ayetlerde geçen (يشاء)’’ yeşâü’’ deki zamir, kendine yakın olan (من)’’men’’e gitmesi Arapça dil kural gereğidir. Arapça da eğer başka türlü bir karine yoksa (القريب أولي من البعيد)’’el karibu evlâ minel baîdi’’ kuralı geçerlidir. Ama maalesef birçok mealde bu kurala uyulmamıştır. Zira hidayeti veya inkâr ve sapıklığı ya da bol rızık istemesi insanın kendi iradesi, gayret ve çalışmasıyla gerçekleşir. Bu nedenle isteyen, çalışıp gayret eden kuldur, bunun karşılığı veren ise yüce Allah’tır. İşte bütün bu konularda ayetleri böyle anlamak gerekir. Öyle ise hidayet için veya inkâr ve sapıklık için ana temel esas insanın kendi iradesi ve tercihidir. İşte doğru olarak hakkıyla tebliğ aldığı ve yeteri ölçüde duyduğu hâlde, kendi iradesiyle tercih etmeyenler hidayete ermezler. Hidayete ermeyenler bu konuda tercihlerini olumsuz yönde kullanmışlardır. Haberi olmayanlar, kendilerine hakkıyla tebliğ edilmeyenler hakkında ise zaten hüküm açıktır. Bunlar hakkıyla tebliğ almadıkları için inançlarına bakılmaksızın ahiret günü sorumlu tutulmaz ve yüce Allah’ın engin merhameti gereği azap görmezler. Bunun delili İsra- 17/15.ayettir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Böylelikle Allah (insanları) güvenli ve huzurlu bir hayata çağırıyor. Allah, dileyen kimseyi en doğru yola iletir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah esenlik yurdu olan Cennet’e çağırır, dilediğini de doğru yola iletir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah kullarını selâmet sarayı olan Cennete dâvet eder, dilediğini de doğru yola götürür.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah esenlik yurduna [Dâru’s-selâm] çağırır. O dilediğini dosdoğru yola iletir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah, esenlik yurduna (cennete) çağırır ve dilediğini doğru yola hidayet eder.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İşte böylece Allah, kullarını barış ve esenlik yurdu olan cennet yurduna çağırmakta ve bu çağrıya uyarak ilâhî lütuf ve rahmete nâil olmak isteyenherkesi dosdoğru bir yola iletmektedir. O hâlde, cennet yolcularına müjdeler olsun:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah, Selâm / Esenlik / Barış yurduna çağırıyor; dileyeceği kimseleri doğru yola eriştiriyor.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah, kullarını esenliğe çağırır ama, sadece dilediği kulunu doğru yola iletir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah kolaylık ve barış evine çağırır. Allah’ın çağırdığı İslam evinde veya cennette hiç bir zaman zorluk, hiçbir zaman kavga yoktur. Allah dilediği insanı doğru yola ulaştırır. Hiç düşünmüyorlar mı? İnsan doğru olana gelmek istemiyorsa Allah onu niye zorlasın? Allah her insana, her topluma doğru yolu göstermek için işaretler, deliller gönderir. Sonra insanlar düşünüp akıl ederler. Doğru yola gelmek için yol ararlar. Allah kendine yol arayana yolunu açıkça gösterir. Ona yardım eder. Ancak inkâr eden, yoluna karşı çıkan, yasalarını inkâr edenleri zorlamaz. Herkes tercihinin sonucuna katlanır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah kullarını barış yurduna (cennete) [*] çağırıyor [*] ve dileyeni (layık gördüğünü) doğru yola ulaştırıyor.
Burada geçen [dâru’s-selâm] ifadesi “barış yurdu” anlamında “dünya hayatındaki İslam ve Kur’an yurdu” olarak da yorumlanabilir. Benzer mesaj: En‘âm 6:126.,Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:193; Yûsuf 12:108; Ra‘d 13:36; İbrâhîm 14:1; Nahl 16:125; Hacc 22:67; Kasas 28:87; Ahzâb 33:46; Fussilet 41:33; Cinn 72:20.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah selâmet yurduna¹ davet eder² ve dilediğini³ hak yola ulaştırır.⁴
1 Dâr’ül-İslâm: İslâmî hükümlerin tam olarak uygulandığı ve başında Müslümanların seçtiği ve kendilerinden olan halifenin bulunduğu devlet; “İslâm Yurdu” demektir. “Dâr”, lügatte ev, belde ve ülke anlamında kullanılır. Dini terim olarak ise; bir idarecinin hâkimiyeti altında bulunan ülke anlamındadır. “Dâr’ul-İslâm” tabiri daha sonraları İslâm hukukçuları tarafından, “Dar’ül-Harb”in karşıtı olarak kullanılmıştır. İslâm ümmetinin vatanı, Allah’ın mülkü olan yeryüzünün tamamıdır. (Nur: 55 ve Enbiyâ: 105.) âyetlere göre Cenâb-ı Hak, yeryüzünün tamamına sahip olma hakkını Müslümanlara tanımıştır ve bu hakkı elde etmeyi de, Müslümanlara bir görev olarak vermiştir. (Tevbe: 123, Bakara: 191) Bu ayetlere göre; yeryüzünün hâkimiyeti sadece Allah’a mahsustur. Hiçbir fert, hiçbir hânedan ve hiçbir meclis veya parti bu hâkimiyeti ele geçiremez. Yeryüzünde bu hâkimiyet Allah’ın dışında bir otoriteye verildiği takdirde mutlaka fitne başlar. Bu duruma göre dünya, “Dâru’l-İslâm ve Dâru’l-harp” diye ikiye ayrılmaktadır. Dâru’l-İslâm adını alan yerlerin gerçekten Dâru’l-İslam olabilmesi için orada İslâm hukukunun eksiksiz olarak uygulanması gerekmektedir. Dâru’l-İslâm’da “yasama yetkisi”, yalnız Allah ve Rasulü’nün elindedir. “(yürütme ve yargı” Allah ve Rasûlü’nün koyduğu kurallara göre yapılır. İslam devletinin siyasî iktidarının sona erip yerine Allah’ın otoritesini tanımayan kimselerin hâkimiyeti ellerine geçirmesiyle o ülke, dâru’l-harb’e dönüşür. Hanefilere göre, bir ülkede Müslümanlar güven, kâfirler de korku içinde iseler orası Dâru’l-İslâm’dır. Düşman istilasına uğramış bir bölgeyi kurtarmak için yapılacak bir savaşta, İslâm hukuku uygulanır. Savaşılıp orası tekrar ele geçirildiğinde İslâm’a dönenler özgürdürler. Dönmeyenler ise cizye ödemek şartıyla o beldede yaşamaya devam eder.2 Güvenlik yurduna, Cennete, İslâm hükümlerinin uygulandığı yere (Dar’ül İslâm’a)…3 Âyetin bu bölümü “...ve dileyeni doğru yola ulaştırır” şeklinde de tercüme edilebilir.4 Doğru yol olan İslâm’ı bulmadan Allah kimseye bu yolda ilerlemeyi nasip etmez…  
Muhammed Esed
swap_vert close
(BÖYLE yapmakla) [bilin ki] Allah, [insanı] huzur ve güvenlik ortamına çağırmakta ve dileyeni dosdoğru bir yola yöneltmektedir. ⁴⁰
40 Yahut: “dilediğini dosdoğru bir yola yöneltmektedir”. Burada ve daha pek çok yerde “huzur ve güvenlik” sözcükleriyle ve başka bazı yerlerde de “kurtuluş” sözcüğüyle aktardığımız selâm terimi için bkz. 5. sure, 29. not. Açıktır ki, dâru’s-selâm terimi sadece -cennet temsîlinde işaret edilen- öte dünyadaki nihaî esenlik ortamını değil, fakat aynı zamanda gerçek müminin bu dünyadaki ruh durumunu, yani onun Allah’la, tabii çevresiyle ve kendisiyle barış ve bağdaşım içindeki huzurlu, güvenli ruh durumunu da ifade etmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Oysa Allah kalıcı mutluluk ve esenlik yurduna çağırıyor, zira O dileyeni dosdoğru yola yöneltmektedir. 12/108, 23/73, 41/5, 50/41
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Böylelikle Allah (insanı) mutluluk ve güvenlik yurduna çağırmakta[¹⁶⁰⁴] ve isteyeni/istediğini dosdoğru bir yola yöneltmektedir.[¹⁶⁰⁵]
[1604] Bir üstteki âyetten de anlaşılacağı gibi, bizim “zemin” ile karşıladığımız dâr, sadece öte dünyada değil bu dünyada da insanın kendisiyle, çevresiyle ve Rabbiyle barışık yaşadığı bir ortamın oluşturulması çağrısıdır. [1605] Zımnen: ‘Allah isteyeni ve hak edeni, dosdoğru bir yola yöneltmeyi ister.’ Çevirimiz, men ile birlikte gelen yeşâ’ fiillerinin, çift özneyi gören konumuna dayanmaktadır. Bu öznelerden biri men ilgi zamiri, diğeri de gizli huve zamiridir (Ra‘d 27 ve notuna bkz). “Hidayet” ya da “dalalet”, birinci çoğul şahıs kipiyle (biz) neşâ’ formunda gelen 19 âyetten sadece birinde kullanılır (42:52). Onda da mücerret olarak “biz doğru yola yöneltiriz” şeklinde değil, bir mef’ûlü bih ile “Onun için bir ışık yaratırız, dilediğimizi o ışık sayesinde doğru yola iletiriz” şeklinde gelir. Bu da hedâ ve dalâl ile kullanılan yeşâ’ fiilinin, mutlak irade sahibi Allah ile mukayyet irade sahibi insan arasında mülazemet olduğunu destekler niteliktedir. Bu şu anlama gelir: İnsan tercih etmeden, Allah dilemez. Ya da: İnsan kendisi için neyi isterse, Allah da o insan için onu ister. (Ayrıca iniş sürecinde ilk kullanıldığı yer olan 74:31’in ilgili notuna bkz.) Bu âyetin zımnî açılımı şudur: Allah herkesi ebedî saadete çağırıyor; ne var ki herkes içerisinden bu çağrıyı kabul edenleri ebedî saadetin kutlu yoluna yöneltiyor.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey insanlar) Allah kullarını selamet yurduna (cennete) çağırıyor, (ahireti inkar edip, dünya zevk ve sefasından başka bir şey düşünmedikleri takdirde ahiretteki sonsuz nimetlerden yoksun kalacaklarını bildirerek onları uyarıyor, bu uyarılardan ise elbette herkes ibret alamaz) Allah, dilediğini doğru yola iletir.
Osman Fırat
swap_vert close
Allah, selamet yurduna çağırır ve dilediğini doğru bir yola iletir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Allah Teâlâ selâmet yurduna davet ediyor ve dilediğini doğru bir yola hidâyet buyurur.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah insanları esenlik ve mutluluk ülkesine dâvet eder ve dilediği kimseleri doğru yola iletir. [6, 127]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah; esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru bir yola iletir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh Te'âlâ kullarını selâmet yeri olan cennete da'vet ider. Ve dilediğini de doğrı yola hidâyet iyler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah esenlik ve güvenlik yurduna çağırır ve yola gelmeyi tercih edeni doğru bir yola getirir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah esenlik diyarına çağırır, dileyeni de dosdoğru yola yöneltmektedir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah esenlik yurduna çağırır; dilediği kimseyi de dosdoğru bir yola ulaştırır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah, esenlik yurduna çağırır ve dilediğini dosdoğru bir yola kılavuzlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı Tañrı oķır selāmet sarāyıında yaña daħı ŧoġru yol gösterür aña kim diler ŧoġru yoldın yaña
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Tañrı Ta‘ālā da‘vet ider ḳullarını dārü’s‐selām uçmaġına. daḫıhidāyet virür kime dilese doġru yola.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allah (bəndələrini) əmin-amanlıq yurduna (Cənnətə) çağırır və istədiyini doğru yola salır!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And Allah summoneth to the abode of peace, and leadeth whom He will to a straight path.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But Allah doth call to the Home of Peace:(1413) He doth guide whom He pleaseth to a way that is straight.
1413 (Cf. 6:127). In contrast with the ephemeral and uncertain pleasures of this material life, there is a higher life to which Allah is always calling. It is called the Home of Peace. For there is no fear, nor disappointment nor sorrow there. And all are called, and those will be chosen who have sought, not material advantages, but the Good Pleasure of Allah. Salam, Peace, is from the same root as Islam, the Religion of Unit)' and Harmony.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاللّٰهُ
ve Allah
يَدْعُٓوا
davet eder
اِلٰى دَارِ
yurduna
السَّلَامِۜ
selâm
وَيَهْد۪ي
ve hidâ-yet eder
مَنْ
o kim-seyi ki
يَشَٓاءُ
diler
اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ
sırât-ı mustakîme
Allah, (kullarını) selâm yurdu (olan cennet)e davet eder ve (O), dilediğini (hidâyeti isteyeni) sırât-ı mustakîme (Hakk'a dosdoğru varan yola) hidâyet eder.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
دَعَا
Fiil-I
د ع و
Çağırdı, dua etti, davet etti, yalvardı, isnad etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
دَارٌ
İsim
د و ر
Yurt, ev
سَلَام
İsim
س ل م
Selâm (Allah'ın ismi, esmasıdır. Selamet veren ve insanları selamet yurdu olan cennete davet eden demektir), selam, selâmet
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
صِرَاطٌ
İsim
ص ر ط
Yön, yol, usul, eğri büğrü olmayan düz yol
مُسْتَقِيم
Etken fiil-X
ق و م
Dosdoğru, kusursuz