close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûnus Sûresi 2. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ekâne linnâsi ‘aceben en evhaynâ ilâ raculin minhum en enżiri-nnâse vebeşşiri-lleżîne âmenû enne lehum kademe sidkin ‘inde rabbihim(k) kâle-lkâfirûne inne hâżâ lesâhirun mubîn(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İnsanları korkutmak ve inananlara, gerçek bir güzel mükafat, inançlarına karşılık yücelik ve nimet verileceğini, şefaate mazhar olacaklarını müjdelemek için içlerinden bir ere vahyetmemiz, insanlara tuhaf mı geldi de kafirler, şüphe yok ki dediler, bu, apaçık bir büyücü.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İçlerinden (kendi cinslerinden ve tanıyıp bildiklerinden Hz. Muhammed gibi seçkin ve yetkin) bir adama (mübarek ve muhterem bir zata): "İnsanları uyar (inzar ve ikaz et) ve iman edenlere; muhakkak kendileri için Rableri katında ’gerçek (ve yüksek) bir makam’ olduğunu müjde ver" diye vahyetmemiz, insanlara (acayip, tuhaf ve) şaşırtıcı mı geldi? (Ki o) Kâfirler: "Gerçekten bu, açıkça bir büyücüdür" deyip (Peygamberi inkâr etmişlerdi.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Kendilerinden biri olan ve onların arasından seçtiğimiz Peygambere; “Bütün insanlığı uyar, inananlara her bakımdan ihlaslı, samimi ve dürüst olmakla, Rableri katında diğer herkesten ileri geçtiklerini müjdele” diye vahyetmemiz, insanların tuhafına mı gitti ki, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler bakın, bu peygamber “Düpedüz bir büyücüdür” derler.
Sûre; insanları peygambere çağrıyla başlar. Çağrıya uymayanlara ihtar vardır. Bu mesajla, ev-reni yaratan ve onu yöneten Allah’ın ibadete layık gerçek Rab olduğu, dünya hayatından sonra ahirette de bir hayatın olacağını ve adil bir karşılığın bulunacağını bildirir. Sûre müşriklerin Kur’ân ve peygamber karşı-sındaki tutumlarını ele alır ve onların zanlarını çürüterek Kur’ân ve peygamberin hak olduğunu ispatlar. Bu ispatını yaparken onlara meydan okur ve onların bu meydan okuma karşısındaki acziyetlerini sergiler. Ayrıca Nuh, Hud ve Yunus (as) ın devrinde yaşanmış ibret verici olaylar anlatılarak insanların hakka itibar etme-meleri durumunda bu kavimlerin karşılaştığı sonuçlarla karşılaşma durumunda oldukları belirtilir.  
Ahmet Tekin
swap_vert close
İçlerinden liyâkatli ve güvenilir bir adama: “Bütün insanları, sorumluluk hesap ve cezayı hatırlatarak uyar ve iman edenlere, imanlarında sadâkat gösterenlere ayrılan Rableri katında yüksek makamlar olduğunu müjdele” diye vahyetmemizde, insanların hayretini mûcip olacak bir şey mi var? Üstelik kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler bir de: “Bu apaçık bir sihirbazdır” diyorlar.
bk. Kur’an-ı Kerim, 7/69; 18/2-3; 38/4; 64/6.  
Ahmet Varol
swap_vert close
İçlerinden bir adama: "İnsanları uyar ve iman edenlere Rableri katında kendileri için üstün dereceler olduğunu müjdele!" diye vahyetmemiz insanlara tuhaf mı geldi! Kâfirler: "Bu apaçık bir büyücüdür" dediler.
2.İbnu Cerir`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre Yüce Allah, Muhammed (a.s.)`i bir peygamber olarak gönderince cahiliye arapları bunu kabul etmediler ve: "Allah müjdeci bir peygamber gönderme(ye ihtiyaç duyma)ktan yücedir" dediler. Bunun üzerine Yüce Allah bu ayeti kerimeyi indirdi Yine onların bu yöndeki itirazlarına karşı: "Senden önce (peygamber olarak) kasabaların halkından kendilerine vahyettiğimiz birtakım adamlardan başkalarını göndermedik" (Yusuf: 12/109) diye buyurdu. Resulullah (a.s.) kendisinin gerçek peygamber olduğu konusunda deliller ortaya sürünce de: "Eğer bir müjdeci peygamber gönderilecek olsaydı Muhammed`den başkası buna daha lâyık olurdu dediler ve: "Bu Kur`an iki kentin birinden, büyük bir adama indirilmeli değil miydi?" (Zuhruf: 43/31) diye konuştular. Allah da onlara cevap olarak: "Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar?" (Zuhruf: 43/32) diye buyurdu.  
Ali Bulaç
swap_vert close
İçlerinden bir adama: 'İnsanları uyar ve iman edenlere, muhakkak kendileri için Rableri katında 'gerçek bir makam' olduğunu müjde ver' diye vahyetmemiz, insanlara şaşırtıcı mı geldi? İnkâr edenler: “Gerçekten bu, açıkça bir büyücüdür' dediler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İnsanlar arasında bir er'e (Peygambere): “- İnsanları Allah'ın azâbı ile korkut ve iman edenleri de, Rableri katında yüksek dereceleri olmakla müjdele” diye vahy etmemiz, insanlar için şaşılacak şey mi oldu ki, kâfirler: “- Her halde bu, açık bir sihirbazdır.” dediler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İçlerinden bir adama: “İnsanları uyar ve inananlara Allah katında (ahirette) yüksek makamlar olduğunu müjdele!” diye vahyetmemiz, onların tuhafına mı gitti ki, kâfirler: “Bu güçlü bir sihirbazdır” dediler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İçlerinden birine, “İnsanları uyar, iman edenlere de kendileri için Allah katında yüksek bir doğruluk derecesi bulunduğunu müjdele!” diye vahiy göndermemiz insanlara şaşırtıcı mı geldi? İnkâr edenler, “Bu adam açık bir büyücüdür” dediler.[189]
[189] Kadem-i sıdk/doğruluk derecesi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VIII, 425-426.  
Besim Atalay
swap_vert close
«İnsanları kocundurasın, inanmış olanlara Tanrıları katında, gerçek dereceleri olduğunu müjdeleyesin» diye, içlerinden birine vahi ettiğimizçin, onlar şaşıyorlar mı? Kâfir olanlar: «Bu ancak bir büyüdür» demektedirler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Kendi içlerinden birine (resule): “(Bütün) insanları (kötülüklere karşı) uyar ve inananlara Rablerinin üstün sadakat makamı vereceğini müjdele!” diye vahyetmemiz insanların tuhafına mı gitti ki, (resul onlara ayetleri okuyunca) inkârcılar: “Bu (adam), muhakkak apaçık bir sihirbazdır” dediler. 
Bkz. 7/69, 38/4  
Cemil Said
swap_vert close
İnsanlar, kendilerinden intihâb idilen bir âdeme vahiy vâki’ oldığına ve kendisine "İnananlara ihbâr ve i’lân iyle ki ancak sıdk ile Allâh’ın ’indinde makbûl olacaklardır." dinildiğine ta’accüb mi idiyorlar? Kâfirler "Bu âdem âşikâr bir sihirbazdır" didiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İçlerinden birine, "İnsanları uyar ve inananlara, Rableri katında yüksek makamlar olduğunu müjdele" diye vahyetmemiz, insanların tuhafına mı gitti ki, kafirler: "Bu apaçık bir büyücüdür" dediler?
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İçlerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler, “Bu elbette apaçık bir sihirbazdır” dediler?
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İçlerinden bir kişiye, “insanları uyar ve iman edenlerin Allah katında değerli bir yeri bulunduğunu müjdele” diye vahiy göndermemiz insanlar için şaşılacak bir şey midir? Bir de inkâr edenler, “bu, kuşkusuz apaçık bir büyücü” demektedirler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İçlerinden bir adama: İnsanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında onlar için yüksek bir doğruluk makamı olduğunu müjdele, diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki, o kâfirler: Bu elbette apaçık bir sihirbazdır, dediler?
Edip Yüksel
swap_vert close
Kendilerinden bir adama: "İnsanları uyar ve inananlara Rab'leri katında önemli bir yere sahip olduklarını müjdele," diye vahyetmemiz halka garip mi geliyor? İnkarcılar, "Bu, apaçık bir büyücüdür," dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İnsanları (eğri yolun sonundan) korkut, inananlara Rableri nezdindeki yüksek makamları müjdele, diye içlerinden bir adama vahyimizi göndermemiz onlara tuhaf mı geldi? Kâfirler: "Hiç şüphesiz bu besbelli bir sihirbaz." dediler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
İnsanlar için, içlerinden bir ere bütün insanları inzar et ve iyman edenleri müjdele: kendileri için rablarının nezdinde bir «kademi sıdık» var, diye vahyedişimiz hiç işitilmedik bir acîbemi oldu? kâfirler her halde bu bir sâhır dediler
Emrah Demiryent
swap_vert close
*İçlerinden bir adama, “İnsanları uyar ve îmân edenlere Rableri nezdinde kendileri için üstün dereceler olduğunu müjdele!” diye vahyetmemiz, insanlara tuhaf mı geldi? (Ki o) kâfirler, “Bu apaçık bir sihirbazdır” de (meden edeme) diler.
* “İçlerinden bir adama, “İnsanları uyar ve îmân edenlere Rableri nezdinde kendileri için üstün dereceler olduğunu müjdele!” diye vahyetmemiz, insanlara tuhaf mı geldi?”; Ezelî ve ebedî ilmi ile her şeyi hakkıyla bilen Rabbimizin kâfirleri kastederek sormuş olduğu bu soru, esasında, istifhâm-ı inkârîdir. Yani bu üslûp yoluyla, muhatabın soruyu cevaplamasından çok, konuyu anlaması istenir. Soru sormak yoluyla, muhatabın yanlış gidişatının, yine muhatabın kendisine sorgulatmak gayesiyle kullanılır.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
İçlerinden birine: “İnsanları uyar ve iman edenlere Rabb'leri katında gerçek üstünlük makamı olduğunu haber ver!” diye vahyetmemiz, şaşılacak bir şey mi ki gerçeği yalanlayan nankörler: “Bu apaçık bir büyücüdür.” dediler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«İnsanları (hakkın ukubetleriyle) korkut, îman edenlere Rableri indinde kendileri için muhakkak bir kademi sıdk olduğunu müjdele» diye içlerinden bir ere (peygambere) etdiğimiz vahy insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler: «Bu, şeksiz, şübhesiz ve apaçık bir sihirbazdır» dedi (ler)?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İçlerinden bir erkeğe: “İnsanları (azâb ile) korkut ve îmân edenlere, Rableri katında şübhesiz ki kendileri için bir 'kadem-i sıdk' (peygamberin şefâati) bulunduğunu müjdele!” diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu (da) kâfirler: “Şübhesiz bu, gerçekten apaçık bir sihirbazdır!” dedi(ler).
İhsan Aktaş
swap_vert close
Kendi içlerinden (kendi cinslerinden ve tanıyıp bildiklerinden) bir kişiye: Bütün insanları (tuttukları yolun tehlikesine karşı) uyar ve inanmış olanlara Rablerinin katında (yüksek) bir doğruluk makamı olduğunu müjdele!” diye vahyetmemiz insanların tuhafına mı gitti ki, (elçi onlara ayetleri okuyup tebliğ edince) inkârcılar, (Kur’an’ın kitlelerce benimsenmesini engellemek için) gerçekten (okuduğu o büyüleyici sözlerle vicdanları sarsıp derinden etkileyen) bu, açıkça bir büyücüdür" dediler. *
(*) Ayette dünyada bu tür fedakârlıklar yapanların mahşerde Allah katında özel ve yüksek bir konumlarının bulunacağı yani ödül olarak cennete gidecekleri belirtilmektedir. Benzer mesajlar: (Sâd 38:4; Kâf 50:2.) Not: Buradaki’’recul’’ tıpkı Yusuf-12/109. ayette geçen’’rical’’ gibi melek cinsinden olmayan beşer cinsinden bir peygambere vurgu yapılmaktadır. Fakat buna rağmen yine de gerek bu ayetle ve gerekse diğer benzer ayetlerle Kur’an’da sözü edilen peygamberlerin tümü erketirler. Ama Kur’an’ın kendilerinden söz etmediği nice elçiler arasında kadın peygamberlerin de olup olmadığını bilemiyoruz. Bu yüzden onlardan olma ihtimalı da var, bunu ancak yüce Allah bilir. Ayrıca eğer kadınlardan peygamber gönderilmemişse, bunun sebebi, kadınların bu göreve ehil olmadıkları için değil, onlar da erkekler gibi ehildir, çünkü onlar da erkekler gibi Allah’ın birer kullarıdır, ama bu görevin gereğini yerine getirmek erkeklere nazaren kadınlar için daha çok zordur. Bu nedenle Kur’an’da adı geçen 25 peygamberin tümü erkektir. Detaylı bilgi için Yusuf suresi- 109. ayetin meal açıklamasına bakılabilir. Ayrıca Ahzab- 23 ve Nür- 36, 37. ayetlerde geçen ‘’rical’’kelimesi hem erkekleri hem de kadınları kapsadığını açıklayan aşağıdaki metne de bkz: مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللّٰهَ عَلَيْهِ فَمِنْهُمْ مَنْ قَضٰى نَحْبَهُ وَمِنْهُمْ مَنْ يَنْتَظِرُ وَمَا بَدَّلُوا تَبْديلا – الاحزاب - الآية رقم 23 : تتحدث عن مَن دافع واستشهد من أجل الإسلام . وكلنا يعرف أن أول شهيدفي الإسلام هو ..إمرأة . وهيً سمية أم عمار. فهيً من ضمن ( رجال صدقوا ما عاهدوا الله عليه ) وهيً من ضمن (.. مَن قضى نحبه ) بالإضافة إلى النساء اللواتي هاجرن إلى الحبشة وإلى يثرب ووقفن مع الرجال صفاً واحداً .. وتليها الآف من النساء الذين ..قاتلوا وشاركوا في الجهاد ومعاهدة الله تعالى على الثبات..ولا يزالون ليومنا هذا . فأين هم فيحبشة وإلى يثرب ووقفن مع الرجال صفاً واحداً .. وتليها الآف من النساء الذين - في بيوتٍ أذِنَ الله أن تُرفع ويُذكر فيها آسمهُ يُسبح له فيها بالغدوٍ والأصال رجالٌ لا تُلهيهم تجارةٌ ولا بيعٌ عن ذِكر الله وإقام الصلاة وإيتاء الزكاةِ يخافون يوماً تتقلب فيه القلوب والأبصار) النور 36 ,37) ) فهل كانت المساجد حصراً للرجال من الذكور وهل كانت التجارة والبيع حصراً للذكور من الرجال أيضاً فكلنا يعلم أن الأمر غير ذلك فالآية, إذاً تخاطب الرجال من الذكور والإناث (معنى كلمة رجال حيث وردت في المصحف الكريم)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kendi içlerinden bir adama, insanları uyarması ve iman edenlerin Rablerinin katında farklı bir yerlerinin olduğunu müjdelemesi için vahyetmemiz, şaşılacak bir durum mu dur? Hakikati inkâr edenler dediler ki “Bu (adam) apaçık bir sihirbazdır.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İnsanları uyar, inananlar için gerçekten çalapları yanında güzel karşılık olduğunu müjdele diye içlerinden birinin gönlüne bildirmemiz bu insanlar için şaşırtıcı mı oldu ki onu tanımıyorlar da "Gerçekten bu, apaçık bir büyüdür" diyorlar?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Halkı Allah azabıyle korkutsun, mü/min olanlara, Rablerinin yanındaki yüksek mevkileri müjdelesin diye içlerinden bir kişiye vahyetmekliğimiz Mekke ahalisinin taaccübünü mü mucip oldu? Kâfirler bu, herhalde apaşikâr bir büyücülüktür, dediler.
[3] Onda asla caymak yoktur.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İçlerinden bir adama, “İnsanları uyar ve inananlara Rableri katından bir doğruluk makamı [kademe] bulunduğunu müjdele” diye vahyettiğimiz, insanların tuhafına mı gitti ki, o kâfirler, “Şüphesiz bu apaçık/düpedüz bir sihirbazdır” dediler.
Kadri Çelik
swap_vert close
İçlerinden birine, “İnsanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında yüksek bir doğruluk makamı olduğunu müjdele” diye vahyetmemiz, insanların tuhafına mı gitti ki küfre sapanlar, “Bu apaçık bir büyücüdür” dediler?
Mahmut Kısa
swap_vert close
İçlerinden bir adama şöyle bir mesaj göndermemiz, insanların tuhafına mı gitti: “İnsanlığı, zalimler için hazırlanan cehennem azabıyla uyar ve iman edenlere müjdele; Rab’lerinin katında doğruluk ve erdemliliklerinin ödülü olarak, cennetin en yüce makâmı, yani ebedî nimetler ve gerçek izzet, şeref ve üstünlük onların olacaktır!”Fakat kâfirler, Kur’an’ın kitlelerce benimsenmesini engellemek için, “Hiç kuşkusuz, okuduğu o büyüleyici sözlerle vicdanları sarsıp derinden etkileyen bu adam, besbelli ki, bir büyücüdür. Yoksa, okuma yazması dahî olmayan bir insanın dudaklarından, böylesine harikulade sözlerin dökülmesi başka türlü izah edilemez.” diyorlar. Böylece, Kur’an’ın insanüstü bir kaynaktan geldiğini itiraf ediyor ama Allah’tan geldiğini inkar ediyorlar. Çünkü kibir ve inatçılıkları onları imandan alıkoyuyor. Zira, Allah’ın insan hayatını düzenleme yetkisine inanmak ve bu imana göre hayatı yeni baştan kurmak, hiç mi hiç işlerine gelmiyor. Oysa Yaratan, yarattığına müdâhale etmez mi?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
“İnsanlar’ı uyar, inanmış kimseleri de müjdele ki; onlar için rabb’leri katında doğruluk kademesi vardır” diye kendilerinden bir adama vahyetmemiz İnsanlar için şaşılası oldu, öyle mi? Kâfirler dedi ki: “Bu, elbette açıkça bir sihirbaz!”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Acaba insanları şaşkına çeviren, kendilerinden birine hitaben: " Halkı uyar, inananlara Rab'leri katında yüksek mevkiler olduğunu haber ver " demiş olmamız mı? Acaba inkarcılar, bu yüzden mi: " Aaa resmen büyücü! " deyip çıktılar...?
Mehmet Çoban
swap_vert close
İçlerinden bir adama; “İnsanları uyar! İman edenlere Rabbinin katında yüksek dereceler olduğunu müjdele!” diye vahyetmemiz insanların şaşırmasına neden oldu! Vahyimize karşılık Resulümüz için; “Bu yaptığı elbette apaçık bir büyücüdür, sözleriyle insanları etkiliyor.” dediler!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İçlerinden bir adama “İnsanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında onlar için (yüksek) bir doğruluk makamı [*] olduğunu müjdele!” diye vahyetmemiz insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler “Bu elbette apaçık bir büyücüdür” [*]dediler! [*]
Bir benzeri de Kamer 54:55’te geçen [kademe sıdkın] tamlaması “büyük itibar gören yüksek bir makam”, “doğruluk, sadakat kademesi, makamı”, “ileri geçen mertebe” ve “yüksek bir itibar” gibi anlamlar içermektedir. Ayette dünyada bu tür fedakârlıklar yapanların mahşerde Allah katında özel ve yüksek bir konumlarının bulunacağı yani ödül olarak cennete gidecekleri belirtilmektedir.,Benzer bir ayet için bkz. Sâd 38:4.,Benzer mesajlar: Sâd 38:4; Kâf 50:2.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Bizim insanlara, insanları uyarması ve îman edenlere de Rab’leri katında özel itibarları¹ olduğunu müjdelemesi için kendilerinden bir erkeğe² vahyetmemiz, şaşılacak bir şey mi de kâfirler “şüphesiz (bu adam) apaçık bir büyücüdür”, dediler.³
1 Kadem-i Sıdk: Kadem kelimesi “kıdem”’ ile eş anlamlıdır ve bir işte öne geçmek, başkalarının önüne geçmek, iyilik yönüyle derece ve rütbe sahibi olmak anlamlarına gelir. “Falanın hayırda bir kademi vardır” demek “bir mertebesi vardır” demektir. Kadem-i Sıdk’ı müfessirlerin çoğunluğu; amel-i salih, yüksek makam şeklinde anlamışlardır. Fakat âyetin devamından ve Kat’ade’den gelen rivayete göre Kadem-i Sıdk’tan kastedilen, Hz. Muhammed (a.s)’ın şefaati olduğu açıktır. Yani Kadem-i Sıdk; Efendimizin Allah katındaki yakınlığı, şefaat makamı ve muttakilerin cennetlerde Allah katında bulunan “mak’adı sıdk”a (Kamer: 55) girmeleri için önlerine düşen delil olmasını ifâde eden bir özel isimdir. Yani Allah’ın bu Kitabı vahyettiği Muhammed’in (a.s) Allah katında öyle yüksek bir makamı vardır ki huzur-ı ilâhîde Müslümanlar için şefaat edecek ve önlerine düşüp cennetlere ulaşmalarına rehberlik edecektir. (Elmalılı)2 Buradan; kadınlardan Peygamber gönderilmeyeceği anlaşılmaktadır. Bu sebeple de bu ifâdeyi hümanist kaygılarla “adam, kişi ve insan” şeklinde tercüme etmek doğru değildir. Zira Arapçada bu üç kelimeyi de ifade eden kelimeler mevcuttur. Kâfirler Melekleri de hep kadın olarak hayal ediyorlardı. Melekleri ve Peygamberleri gönderen, Allah olduğuna göre, onları nasıl isterse, öyle gönderir. Zâten Allah, Cebrâil’i, Efendimize ve Hz. Meryem’e, bazı melekleri de Hz. İbrahim ve Hz. Lût’a erkek şeklinde gönderdiği gibi Peygamberleri de hep erkek olarak göndermiştir. Peygamberimize kadar gelen peygamberlerin tamamının erkek olması ve kadın peygamber gönderilmediğine göre bu konunun tartışılması anlamsızdır. Kadından peygamber olabileceğini söyleyen Eş’arilerin de kadın peygamber gönderilmediğini ifade etmeleri bunun teorik bir tartışma olduğunu göstermektedir. Allah’ın gönderdiği tüm Peygamberlerin erkek oldukları ile ilgili olarak Bk. (Nahl: 43, Yûsuf: 109, Enbiyâ: 7)3 Tarih boyunca kâfirler vahye, büyü; vahyi duyuranlara ise, büyücü veya meczup demişlerdir. Zîrâ onlar her olağanüstü şeyi büyü zannederler veya büyü yaftası yakıştırarak hakkı örtmeye çalışırlar.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Kendi içlerinden birine, ³ “Bütün insanlığı uyar; imana erişenlere, her bakımdan içtenlikli ve dürüst olmakla Rablerinin katında öteki herkesten ileri geçtiklerini ⁴ müjdele” diye vahyetmemiz insanların tuhafına mı gitti? [Yalnızca] hakkı inkar edenler, “Bakın, bu (adam) düpedüz bir büyücü!” ⁵ derler.
3 Bu atıf önceki surenin son kısmıyla ve özellikle “[Ey insanlar,] size kendi içinizden bir Elçi gelmiştir” cümlesiyle ilgilidir (9:128; keza bkz. 50:2’de 2. not).4 Lafzen, “doğrulukta (sıdk) öne geçtiklerini (kadem)”. Sıdk terimi, kişinin duyup düşündükleri ile söylediği, yaptığı yahut bir tutum, bir tavır olarak sergilediği şey arasındaki uyumu, bağdaşmayı ifade etmektedir.5 Lafzen, “doğrusu, o apaçık bir sihirbaz (sâhir)” -Kafirler bununla, “kendi içlerinden çıkan bu adamın” (yani, Muhammed (s)’in) gerçekte Allah’tan herhangi bir vahiy almadığını, fakat sadece büyüleyici, etkileyici bir belâgatla (bu anlam örgüsü içinde sihr sözcüğünün anlamı budur) yandaşlarını sürüklediğini söylemek istiyorlar. Kur’ân’ın da sık sık işaret ettiği gibi bu itham yalnızca Muhammed (s)’e değil, inanmayanlar tarafından önceki peygamberlere de yöneltilmiştir. “Hakkı inkar edenler” terimi, bu anlam örgüsü içinde, özellikle ilahî vahiy fikrini ve dolayısıyla peygamberlik olgusunu peşinen (a priori) reddeden kimselere işaret etmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Aralarından bir kişiye, ‘İnsanları uyar, iman edenlere Rableri katında büyük bir itibar ve yüksek makamlar olduğunu müjdele!’ diye vahyetmemiz insanların tuhafına mı gitti ki, gerçeği örtbas eden kâfirler “bu düpedüz bir sihirdir”, diyorlar. 7/63, 14/44, 34/43, 54/24
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ne yani, kendi aralarından bir insan evladına: “İnsanları uyar; iman edenlere Rableri katında yüksek bir itibar kazanacakları müjdesini ver!” diye vahyetmemiz, insanların garibine mi gitti?[¹⁵⁶⁴] Küfre gömülüp gidenler (bir de utanmadan) “Dikkat edin! Bu var ya bu, düpedüz bir sihirbazdır!”[¹⁵⁶⁵] dediler.
[1564] Zımnen: İman Allah’a sadâkat yarışında ipi göğüslemektir. Kâne nâkıs fiilinin olaya delâlet etmeyip sadece zamana delâlet ettiğini kabul eder de li’n-nâsideki lâm edatını kâneye değil de ‘acebene ilişkin görürsek, edat ‘acebene geçişlilik anlamı verir. Bu durumda anlam şöyle olur: “…insanları acayipleştirdi mi?” Eğer kânenin haberi olarak ‘acebeni, ismi olarak da evhaynayı alırsak, o zaman da anlam şöyle olur: “…diye insanlara vahyetmiş olmamız bir gariplik midir?” [1565] Parantez içi açıklamanın, bağlaçsız ve edatsız bir şekilde yukarıdaki cümlelerin peşinden gelen bu ibarenin zımnî vurgusu olduğunu düşünüyoruz. İnkârcı Mekkeliler, aralarında yaşayan ve ittifakla el-emin (güvenilir kişi) adını verdikleri rasûlün geçmiş hayatından sihri andıran bir tek örnek gösterememişlerdir. Allah Rasûlü’ne “sihirbaz” iftirasını atanların gösterebildikleri tek gerekçe “O, kişiyle ebeveyninin, akrabasının, kavminin arasını ayırıyor” şeklindeydi (İbn Hişam, es-Sîra II, 132). 19. âyetin, bu ithama îmâ yoluyla cevap verdiğini düşünebiliriz. Söz konusu 19. âyet, aynı anne-babadan türeyen insanların farklı görüşlerde olmasının ilâhî yasa gereği olduğunu dile getirerek, müşriklerin Allah Rasûlü’ne sihirbaz iftirası atarken getirebildikleri “ebeveynle evladın arasını ayırıyor” delilini çürütüyordu.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
İçlerinden bir ere (Muhammed s.a.s’e) -(Rablerine ortak koşan) insanları (dünya ve ahiret azabıyle) uyar ve iman edenlere, Rableri katında yüksek bir makam olduğunu müjdele diye- vahyetmemiz (Peygamberliği ona layık görmemiz) insanların tuhafına mı gitti? Ki o kafirler; "Bu, (Muhammed) kuşkusuz bir sihirbazdır" dediler.
(Oysa müşrikler, Peygamberin bir sihirbaz olmadığını, Kur'an'ın bir sihirbazın işi olamayacağını ve onun yalancı olmadığını gayet iyi biliyorlardı. Onların bütün endişesi Muhammed s.a.s.'in getirdiği dinin, Allah Teala'dan başka ilahları ortadan kaldırması, böylece ilah edinip ataları gibi tapınıp durdukları putların şefaatinden yoksun kalma korkusu idi)  
Osman Fırat
swap_vert close
İçlerinden bir adama: "İnsanları uyar ve imanedenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk derecesi bulunduğunu müjdele!" diye vahyettiğimiz, insanlara tuhaf mı geldi? Ve kâfirler: "Bu (resul için), apaçık bir sihirbazdır. " dediler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Nâsı korkut ve imân edenleri müjdele ki, süphesiz onlar için rabbileri indinde bir kademe sıdk vardır diye onlardan bir erkeğe vahyetmiş olmamız, nâs için taaccüb edilecek bir şey mi oldu ki, kâfirler, «Bu şüphe yok ki bir apaçık sahirdir,» dediler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
“İnsanları uyar! Müminlere, Rab'lerinin üstün sadakat makamı vereceğini müjdele! ” diye içlerinden bir insana vahyetmemiz insanların çok mu tuhafına gitti? Onun için mi kâfirler: “Besbelli ki bu, sihirbazın teki! ” dediler. [38, 4; 64, 6; 7, 69; 18, 2 - 3]
Süleyman Ateş
swap_vert close
İçlerinden bir adama: "İnsanları uyar ve inananlara, Rableri katında kendileri için bir doğruluk kademesi bulunduğunu müjdele!" diye vahyettiğimiz, insanlara tuhaf mı geldi? kafirler: "Bu, apaçık bir büyücüdür." dediler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bütün insânları şirk ve küfürden korkut ve mü'minlere, sadakaları sebebiyle, rableri 'indinde derecât-ı 'âliyeyi tebşîr it diye insânlardan bir insâna vahiy göndermiş olmamız nâs içün şâyân-ı ta'acüb bir şey midir? Ki kâfirler "Bu, âşikâr sihirdir" didiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İçlerinden bir kişiye: “İnsanları uyar ve inanıp güvenenlere, özü sözü doğru kişiler sınıfına çıkma müjdesi ver” diye vahiy etmemiz onlara çok mu tuhaf geldi ki ayetleri görmezlikten gelenler (kâfirler): “Bu, tam bir büyücüdür” dediler?
Şaban Piriş
swap_vert close
İşte bunlar hikmetli kitabın ayetleridir. İçlerinden bir adama:-İnsanları uyar, iman edenlere Rab'leri katında yüksek makamlar olduğunu müjdele! diye vahyetmemiz insanların tuhafına mı gitti ki, kafirler:-Bu açıkça bir büyücüdür, dediler?
Ümit Şimşek
swap_vert close
İçlerinden bir adama “İnsanları uyar; iman edenleri de Rableri katındaki doğruluk makamı ile(2) müjdele” diye vahyedişimiz tuhaflarına mı gitti de o kâfirler “Bu düpedüz bir büyücü” dediler?
(2) Âyette geçen deyim kadem-i sıdk’tır. Buna, kişinin evvelce işlediği ve Rabbinin katında kaydedilmiş bulunan iyi işler, hayırda öne geçme, Allah katında ezelde takdir olunmuş yüksek bir makam gibi anlamlar verilmiştir. Bir yoruma göre de bu makam, Peygamberimizin şefaat makamıdır.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"İnsanları uyar, iman edenlere de kendileri için Allah katında yüksek bir doğruluk derecesi bulunduğunu müjdele" diye içlerinden bir er kişiye vahiy göndermemiz, insanlara şaşırtıcı mı geldi? Küfre batanlar: "Bu adam açık bir büyücüdür." dediler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
oldı mı ādemįlere ŧāñ kim daħı eyledük bir ere anlardan kim “ķorķıdu ħaber vir ādemįlere daħı muştıla anlara kim įmān getürdiler bayıķ anlaruñdur girçeklik öñürdisi çalabı’ları ķatında”. eyitti kāfirler “bayıķ uşbu ya'nį ķur’ān cādūlıķdur bellü.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
‘Aceb mi oldı ḫalḳa vaḥy eyledügümüz bir kişiye özlerinden ki ḳorḳut ḫalḳıTañrı ‘aẕābından, daḫı beşāret eyle mü’minlere ki anlara yüce menzilelervardur Tañrıları ḳatında. Kāfirler eyitdiler: Taḥḳīḳ bu āşikāre siḥrdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
İçərilərindən bir adama: “İnsanları (Allahın əzabı ilə) qorxut, iman gətirənləri (yaxşı əməllərinə görə) Rəbbi yanında gözəl mükafat gözlədiyi ilə müjdələ!” – deyə vəhy etməyimiz xalqa təəccüblü gəldimi ki, kafirlər: “Bu, həqiqətən, açıq-aşkar bir sehrbazdır!” dedilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Is it a wonder for mankind that We have inspired a man among them, saying : Warn mankind and bring unto those who believe the good tidings that they have a sure footing with their Lord? The disbelievers say : Lo! this is a mere wizard.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Is it a matter of wonderment to men that We have sent Our inspiration to a man from among themselves?-(1383) that he should warn mankind (of their danger), and give the good news to the Believers that they have before their Lord the lofty rank of Truth.(1384) (But) say the Unbelievers: "This is indeed an evident sorcerer!"
1383 Is it not still more wonderful that the inspired man should be one of ourselves? The Arabs had known Muhammad in other relations and conditions, and when the mighty Message came through his mouth-the message of Wisdom and Power, such as no man could speak as from himself, least of all a man not instructed in human learning—they could only in their wonder attribute it to magic and sorcery. They failed to understand that magic and sorcery were projections of their own mind, while here was solid, enduring Truth from Allah! 1384 Allah's Message was and is not all smooth and agreeable. The first thing is to convince us of our sin and wrongdoing, and warn us of our danger. If we have Faith, we then learn what a high rank we obtain in the sight of Allah, through His glorious Truth, which makes us pure and free. According to another view the word "qadama" here refers to the fact that the acts of a person precede him to his Lord. The word sidq qualifies these acts with sincerity and genuineness. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَكَانَ
oldu mu
لِلنَّاسِ
insanlar için
عَجَباً
şaşılacak bir şey
اَنْ اَوْحَيْنَٓا
vahyedişimiz
اِلٰى رَجُلٍ
bir adama
مِنْهُمْ
onlardan
اَنْ
diye
اَنْذِرِ
uyar
النَّاسَ
insanları
وَبَشِّرِ
ve müjdele
الَّذ۪ينَ
o kimse-lere ki
اٰمَنُٓوا
iman ettiler
اَنَّ
şüp-hesiz
لَهُمْ
onlar için vardır
قَدَمَ صِدْقٍ
bir sıdkiyet
makamı
عِنْدَ
katında
رَبِّهِمْۜ
Rabbleri
قَالَ
dedi
الْكَافِرُونَ
kâfirler
اِنَّ
muhak-kak
هٰذَا
bu
لَسَاحِرٌ
gerçekten bir sihirbazdır
مُب۪ينٌ
apaçık
İçlerinden bir adama, "insanları uyar ve iman edenlere Rabbleri katında onlar için bir sıdkiyet makamı (sadakatını ispatlayanların büyük bir makamı) olduğunu müjdele" diye vahyetmemiz insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler, "muhakkak bu, apaçık bir sihirbazdır" dediler?
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
عَجَب
İsim
ع ج ب
Şaşırtıcı, hayret verici
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اَوْحٰى
Fiil-IV
و ح ي
Vahyetti, işaret etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
رَجُل
İsim
ر ج ل
Erkek, adam
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اَنْذَرَ
Fiil-IV
ن ذ ر
Uyardı
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
بَشَّرَ
Fiil-II
ب ش ر
Müjdeledi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
قَدَم
İsim
ق د م
Ayak, makam
صِدْق
İsim
ص د ق
Sadakat, sıdkiyet, doğruluk, dosdoğru
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
كَافِرُون
Etken fiil
ك ف ر
Kâfirler, inkâr edenler, nankörler
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
سَاحِرٌ
Etken fiil
س ح ر
Sihirbaz, büyücü
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan