close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûnus Sûresi 3. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnne rabbekumu(A)llâhu-lleżî ḣaleka-ssemâvâti vel-arda fî sitteti eyyâmin śümme-stevâ ‘alâ al’arş(i)(s) yudebbiru-l-emr(a)(s) mâ min şefî’in illâ min ba’di iżnih(i)(c) żâlikumu(A)llâhu rabbukum fa’budûh(u)(c) efelâ teżekkerûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şüphe yok Rabbiniz, öyle bir Allah'tır ki gökleri ve yeryüzünü altı günde yarattı da sonra arşında kudret ve tedbiriyle her şeye hakim oldu. Her işi o, takdir ve gereğince tedbir eder. Onun izni olmadıkça hiçbir şefaatçi, şefaatte bulunamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur, artık kulluk edin ona. Düşünmez, ibret almaz mısınız?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Şüphesiz sizin Rabbiniz, altı günlerde (devrede) gökleri ve yeri (hiç yoktan) yaratıveren, sonra (Kâinatın manevi bilgi ve yönetim merkezini kudret eline alıp) Arş’a istiva eden, (hücrelerden galaksilere her an bütün) işleri (bizzat ve layıkıyla) evirip-çeviren Allah’tır. O’nun izni olmadıktan sonra, hiç kimse (kimseye) şefaatçi olamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur, öyleyse (her halde ve sadece) O’na kulluk edin. Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Gerçek şu ki; Rabbiniz, gökleri ve yeri altı zaman ve birimde yaratan, sonra da kudret ve egemenlik makamına geçip kâinâtı yöneten Allah'tır.O'nun izni olmadıkça araya girip kayırıcılık yapacak kimse yoktur. İşte Rabbiniz olan Allah budur, başkası değil. Öyleyse yalnız O'na kulluk edin; artık iyice düşünüp, ibret almaz mısınız?
Ahmet Tekin
swap_vert close
Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde, altı devirde yaratan Allah'tır. Sonra Arş üzerinde, sınırsız kudret ve iktidar makamında hükümranlığını kurdu. Kâinat ve içindeki varlıklarla, dünya ve ötesi ile ilgili ilâhî planlamayı yapıp yürütüyor, hayatın devamını, aslî düzeni sağlıyor. Benzer sıfatların tecellisiyle kudret ve tasarruf kullanan eş bir varlık yok. Varlık âlemindeki her şey, yalnızca O'nun ilmi, planı ve iradesinin tecellisinden sonra vücut bulur ve işlerlik kazanır, O'nun izninden sonra ilâhî planlamayı yürütenlere görev dağılımı yapılır. İşte O Rabbiniz Allah'tır. O halde, O'nu ilâh tanıyın, candan müslüman olarak O'na teslim olun, saygıyla O'na kulluk ve ibadet edin, O'nun şeriatına bağlanın, O'na boyun eğin. Düşünüp ibret almayacak mısınız?
bk. Kur’an-ı Kerim, 2/255; 11/6; 34/3, 23; 43/87; 53/26.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş'ı kuşatan ve işleri düzene koyan Allah'tır. O'nun izni olmadan kimse şefaat edemez. İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'na kulluk edin. Düşünüp öğüt almaz mısınız?
Ali Bulaç
swap_vert close
Şüphesiz sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden, işleri evirip-çeviren Allah'tır. Onun izni olmadıktan sonra, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur, öyleyse O'na kulluk edin. Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Rabbiniz o Allah'dır ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı. Sonra Arş'ı istilâ edip her şeyi hükmü altına aldı. Bütün işleri O idare ediyor. O'nun izni olmadıkça hiç bir şefaatçi yok. İşte bu vasıflara sahip olan Allah, Rabbinizdir. O halde ona ibadet edin. Artık ibret almak için düşünmez misiniz?
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Doğrusu, sizin Rabbiniz (sahibiniz, mabudunuz) gökleri ve yeri altı günde (devrede) yaratan, sonra Arş’a hâkim olan, işleri (daima) düzenle idare edendir. O’nun izni olmadan hiç kimse şefaat edemez. İşte bu işleri yapan Allah, Rabbinizdir. Yalnızca O’na ibadet edin. Artık düşünmeyecek misiniz?
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı devirde/evrede yaratan, sonra da arşın üzerinde hükmedip işleri yöneten Allah'tır. O'nun izni olmadan kimse kendiliğinden şefaat edemez. Rabbiniz Allah işte budur. O'na kulluk ediniz. Hâlâ düşünmüyor musunuz?
Besim Atalay
swap_vert close
Evet sizin Tanrınız, göklerle yeri altı günde yarattı, sonra da ulu arşı kuşattı, denklemede işleri, onun izni olmadan hiçbir şefaatçi yok, işte böyle bir Allahtır Tanrınız, imdi ona tapasınız, öğüt almaz mısınız?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı evrede yaratan, sonra da yarattığı her şeyin kanununu koyan, onlar üzerinde egemenlik kuran ve yarattıklarını başıboş bırakmayıp yöneten Allah'tır. O'nun izni olmadan hiçbir şefaatçi devreye giremez. İşte sizin Rabbiniz olan Allah budur. Öyleyse yalnızca O'na kulluk edin. Hala düşünüp öğüt almayacak mısınız?
Bkz.2/123, 255, 6/51, 70, 20/109, 34/23 ve dipnotu, 53/26Eşlik etmek, yardımcı olmak ve arka çıkmak gibi anlamlara gelen “şefaat” dini ıstılahta; “bir kimsenin suçunun, günahının bağışlanması ya da dileğinin yerine getirilmesi için Allah’la kul arasında yapılan aracılık” demektir. Şefaat konusunda Kur’an’da onlarca âyet bulunmasına rağmen Müslümanlar arasında asırlardan beri tartışma konusu olmuştur. Oysa Kur’an iyi anlaşıldığı taktirde görülecektir ki; Allah’ın bağışlamasının dışında kişinin şefaatçisi kendi amelleridir. “Hiç kimsenin başkasına bir yararının olmayacağı, hiç kimseden fidye kabul edilmeyeceği, hiç kimseye şefaatin yarar sağlamayacağı ve onların hiçbir yerden yardım görmeyeceği günden sakının!” (Bakara 2/123) “Kendileri için Allah’tan başka ne bir dost ne de bir şefaatçi bulunmaksızın, Rablerinin huzurunda toplanmaktan korkanları, Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye, bu (Kur’an ile) uyar!” (En’am 6/51) Aynı muhtevaya sahip daha pek çok ayet bulunmaktadır. Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah’ın izniyle, (O’nun) dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar” (Necm 53/26). “Rahman’ın huzurunda, söz almış olanlar dışında hiç kimseye şefaat edemeyecek.” (Meryem 19/87) Bu ayetlerden de anlıyoruz ki şefaat; Allah’ın cennet ehline yapacağı yardımın melekler vasıtasıyla gerçekleştirilmesidir. Bu konuda Sebe suresi 34/23. Ayetin açıklama kısmına da bakabilirsiniz.  
Cemil Said
swap_vert close
Sizin rabbiniz altı günde semâvâtı ve arzı yaratan Allâh’dır. Yedinci güni kâinâta hükm itmek üzere ’arş-ı a’lâyı istîlâ iyledi. Ânın yanında ancak izniyle şefa’at idilebilür. Allâh sizin rabbinizdir. ’İbâdet idiniz düşünmiyecek misiniz?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Doğrusu sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratıp sonra arşa hükmeden, işi düzenleyen Allah'tır, izni olmadan kimse şefaat edemez. İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'na kulluk edin. Nasihat dinlemez misiniz?
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş’a[267] kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır. O'nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte O, Rabbiniz Allah’tır. O hâlde O'na kulluk edin. Hâlâ düşünmüyor musunuz?
Arş, kudret ve hâkimiyet tahtı, sınırsız kudret makamı demektir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kuşkusuz rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da (yarattığı) arşa hâkim olan, her işi yöneten Allah’tır. O izin vermedikçe şefaat edecek biri de yoktur. İşte bu Allah sizin rabbinizdir, öyleyse O’na kulluk ediniz. Bunları düşünmez misiniz!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da işleri yerli yerince idare ederek arşa istiva eden Allah’dır. Onun izni olmadan hiç kimse şefaatçı olamaz. İşte O Rabbiniz Allah’tır. O halde O’na kulluk edin. Hâla düşünmüyor musunuz!
 Göklerin ve yerin altı günde yaratılması ve Allah’ın Arşa istivası hususundaki açıklamalar için A’raf Sûresi 54. âyetin izahına bakınız.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Gökleri ve yeri altı günde yaratan ve sonra tüm otoriteyi kuran Rabbiniz (sahibiniz) ALLAH'tır. Her işi yönetir. İzni olmadan hiç kimse aracılık (şefaat) edemez. Rabbiniz ALLAH budur, O'na kulluk edin. Öğüt almaz mısınız?
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Rabbiniz o Allah'dır ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra arş üzerine istiva etti (onu hükmü altına aldı), işi tedbir eyliyor. O'nun izni olmaksızın hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'na ibadet ediniz! Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Rabbınız o Allahdır ki Gökleri ve Yeri altı günde olarak yarattı sonra Arş üzerine istivâ buyurdu emri tedbir ediyor hiç şefaatçi yok ancak onun izninden sonra, işte bu evsafın sâhibi Allahdır rabbınız, o halde ona ibadet ediniz, artık düşünmez misiniz!
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şüphesiz ki, Rabbiniz olan Allah, gökleri ve yeri (bir anda yaratmak yerine, hikmetine binâen, dünya günlerinden) altı gün (miktarına denk gelecek bir süre) de, (altı evrede) yaratan, (yaratmış olduğu en büyük cisim olan) arşı hükmü altında tutan ve (her) işi düzenli olarak idare edendir. O’nun izni olmadan hiçbir şefaatçi (şefaatte) bulunamaz. İşte Rabbiniz olan Allah, bunları yapandır. O hâlde (gereği gibi) O’na kulluk edin. Hâlâ düşünüp ibret almaz mısınız?
Erhan Aktaş
swap_vert close
Rabb'iniz, o Allah'tır ki, gökleri ve yeri altı günde¹ yarattı; sonra arşa istivâ² etti. Bütün işlere yasalarını koydu. O'nun izni olmadan³ hiçbir şefaatçi olamaz. İşte bu Rabb'iniz olan Allah'tır. Öyleyse O'na kulluk edin. Hala düşünüp öğüt almaz mısınız?
1- Altı evrede, altı dönemde, altı zaman diliminde. 2- Arşa yöneldi, arşa yasalarını koydu, arşı yönetimi altına aldı. 3- Şefaatin olması için Allah'ın birilerine şefaat yetkisi/müsaadesi vermesi gerekir. Ayet, müşriklere cevaben, Allah'ın kimseye böyle bir yetki/izin vermediğini ifade etmektedir. Diğer bir anlatımla, Allah, kimseye iznin/yetki vermemiş ki birileri şefaat edebilsin, denmektedir. Ayetten, birilerine şefaat izni verebileceği anlamını çıkarmak, Kur'an'ın birçok ayetine göre kesinlikle şirktir. (2/Bakara 48, 123)  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Şübhesiz ki sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra (emri) arş üzerinde hükümran olan (her) işi (yerli yerinde) tedbîr (ve idare) edegelendir. (Onun indinde) hiç bir kimse şefaatçi olamaz. Meğer ki kendisinin izninden sonra ola. İşte sizin Rabbiniz olan Allah budur (Başkası değil). O halde (birliğini tanıyarak) Ona kulluk edin. (Bunca delillere rağmen) artık iyice düşünüb ibret almaz mısınız?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Muhakkak ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden,(her) işi idâre eden Allah'dır! O'nun izni olmadan hiçbir kimse şefâat edici değildir! İşte Rabbiniz olan Allah budur, o hâlde O'na ibâdet edin! Artık (iyice düşünüp) ibret almaz mısınız? (2)
(2)“İnsana hakīkī Ma‘bûd (İlâh) olacak; yalnız herşeyin dizgini elinde, herşeyin hazînesi yanında, herşeyin yanında nâzır, her mekânda hâzır, mekândan münezzeh, acizden müberrâ (berî), kusurdan mukaddes, naksdan muallâ (yüce) bir Kadîr-i zü’l-Celâl, bir Rahîm-i zü’l-Cemâl, bir Hakîm-i zü’l-Kemâl olabilir. Çünki nihâyetsiz hâcât-ı insâniyeyi (insanların ihtiyaçlarını) îfâ edecek (yerine getirecek), ancak nihâyetsiz bir kudret ve muhît (kuşatıcı) bir ilim sâhibi olabilir. Öyle ise, ma‘bûdiyete (ibâdet edilmeye)lâyık yalnız O’dur.” (Sözler, 23. Söz, 109)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Şüphesiz sizin Rabbiniz O Allah’tır ki, gökleri ve yerküreyi (bütün evreni) altı evrede (aşamada) yaratmış ve Arş (tüm varlık âlemi) üzerinde egemenlik kurmuştur; artık (kâinatın mutlak hükümdarı olarak her an) bütün işleri (düzenleyip) idare eder. Onun izni (ve verdiği imkân) olmadıktan sonra hiçbir şefaatçi (yardım edici) bulunamaz, (hiçbir kimse başaksına yardım edemez). İşte sizin Rabbiniz olan Allah budur. Öyleyse yalnızca O’na kulluk edin. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız? *
(*) Şefaatin olması için Allah’ın birilerine şefaat yetkisi/müsaadesi vermesi gerekir. Ayet, müşriklere cevaben, Allah’ın kimseye böyle bir yetki/izin vermediğini ifade etmektedir. Diğer bir anlatımla, Allah, kimseye izin/yetki vermemiş ki birileri şefaat edebilsin, denmektedir. Ayrıca ayetten, birilerine mutlaka şefaat izni verileceği anlamını çıkarmak da, Kur’an’ın birçok ayetine göre kesinlikle şirktir. (2/Bakara 48, 123) (E. Aktaş Meal Açıklaması) Zaten kıyamette Allah’tan başka kimse şefaat/yardım edemez. Allah dışında başkasının yardım edebileceğine inanmak ise şirktir. Ayrıca Kur’an doğru anlaşıldığı taktdrde görülecektir ki; yüce Allah’ın bağışlamasının dışında kişinin şefaatçisi yalnız kendi amelleridir. Not: Sözlükte (ثم) ‘’sümme,’’ tertibi zaman olmaksızın sadece atıf edatı da gelebilir, bu nedenle bu vb. ayetlerde bulunan (ثم)’’sümme’’ harfinin tertibi zaman olmaksızın sadece atıf edatı olarak değerlendirilmesi daha uygun görülmüştür. (ثم) konusunda metni aşağıya alınan’’el- Mucemul-lüğatul-Arabiyye el Muasırah’’ adlı lügata bkz: (لمعجم: اللغة العربية المعاصرة) حرف عطف يدل على مطلق الجمع دون قصد الترتيب أو التراخيي (وان اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوا إِلَيْهِ} . ثم  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sizin Rabbiniz Allah, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra yerleştiği egemenlik makamından her türlü işi yöneten ve karar verendir. Gökleri ve yerleri yönetmesine, O’nun izni olmadan hiç bir kimse yardımcısı (şefaatçısı) olmaz. İşte sizin Rabbiniz böyledir. Yalnızca O’na kulluk edin, düşünmüyor musunuz?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gerçekten sizin çalabınız O Allah’tır ki yerleri, gökleri altı günde yarattı. Sonra egeliğinde erk sürdü. Bütün işleri çeviren Odur. Onun uygunu olmadan kimseyi kayıran olmaz. Çalabınız olan Allah işte budur. Öyleyse Ona tapın. Daha da öğütlenmediniz mi?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Rabbiniz gökleri, yeri altı günde yaratıp sonra kâinat işini tedbir etmek üzere Arş üzere şanıyle mütenasip bir veçhile müstevi olan Allah/tır. Hiçbir şefaatçi yoktur ki onun izniyle olmasın. İşte bu Allah sizin Rabbinizdir. O/na tapın. Daha nasihat kabul etmez misiniz?
[4] Yani fazl-ü kereme mukarin adil ile mükâfat vermek için.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Muhakkak ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde/evrede yaratan, sonra da Arş’a¹ yönelen/hükmeden [istivâ], işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır. O’nun katında velev ki kendi izniyle de olsa şefaat/yardım edici/eşi ve benzeri hiçbir varlık yoktur². İşte Rabbiniz Allah budur. O halde O’na kulluk ediniz. Hâlâ öğüt almıyor musunuz?
1 Arş: Taht anlamında olup, mutlak kudret ve egemenliği ifade eder. Kur’an’da Allah kendisini “hükümdar” metaforuyla sunar. Ayette O’nun “Arşa istivâ etmesi” demek, yarattığı bütün gökleri ve yeri koyduğu kanunlar doğrultusunda yönetmek için tahtına kurulan bir hükümdardır demektir. İnsanın hayal ve tasavvur sınırları içinde daha iyi anlayabilmesi için metaforik bir anlatımda, bir benzetmede bulunuyor. 2 Razî’nin beyanına göre ekseri müfessirler “Hiçbir kimse O’nun izni olmaksızın şefaatçi olamaz” şeklinde anlamışlardır. Ancak Ebu Müslim el- İsfehanî ayette geçen şefî’ kelimesinin “eş, çift, benzer” gibi anlamlarından hareketle “O’na yaratma ve hükmetmede eşlik edecek hiçbir varlık yoktur. Varlıklar O’nun “Ol” emriyle ve izniyle meydana gelmişlerdir” şeklinde anlamıştır. Bu yoruma biz de katılıyoruz.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Doğrusu sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratıp sonra egemenlik tahtına kurulan ve işi düzenleyen Allah'tır. O'nun izni olmaksızın hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'na ibadet edin. Siz hala kendinize gelmez misiniz?
Mahmut Kısa
swap_vert close
Sizin Rabb’iniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan,fakat sonra mahlukâtı kendi kaderiyle baş başa bırakmayan, aksine, bütün işleri yönetmek ve yönlendirmek üzere, Egemenlik Tahtı olan Arş’ta bulunan Allah’tır. O’nun otorite ve hükmüne karışabilecek bir ortağı, eşi veya benzeri olmak şöyle dursun, O’nun izni olmadıkça —Allah katındaki derecesi ne kadar üstün olursa olsun— hiç kimse zâlimleri hak ettikleri cezadan kurtarmak için aracılık, yani şefaat edemeyecektir.İşte sizin boyun eğmeniz gereken gerçek Efendiniz, sahibiniz ve Rabb’iniz olan Allah, budur; öyleyse yalnızca O’na kulluk ve itaat edin! Hâlâ düşünüp aklınızı başınıza almayacak mısınız?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yer’i ve Gökler’i altı günde / dönemde yaratmış, sonra Arş’a istivâ etmiş / oturup kurulmuş olan rabbiniz Allah, İşler’i düzenleyip yürütmekte / yönetmektedir. O’nun izninin sonrasından başka hiçbir şefaatçi yoktur. İşte bu, sizin rabbiniz Allah’tır; O’na kulluk edin! Öğüt alıp düşünmez misiniz?
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sizin gerçek sahibiniz, gökleri ve yeri altı zamanda yaratan Allah'tır. Sonra, ivme vermek üzere evreni dengeledi. Artık onun izni olmadan hiç kimse bu işleyişe karışamaz. Sizi çekip çeviren de Allah'tır. Bu yüzden ona hizmet etmeniz gerekiyor. Düşünerek de bunu anlayabilirsiniz.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Şüphesiz Rabbiniz gökleri yeri altı günde yaratan, sonra da yarattıklarını yönetim merkezi olan arşından yöneten Allah’tır. Gerçekleri inkâr edenlere verdiğimiz cezayı kaldırmak için, kimse bir araya gelip şefaat edemez. Zaten böyle bir şey olacak olsaydı ancak Rabbinizin şefaat için izin vermesi gerekir. Onlar kendilerini ne zannediyorlar? Falancada veya filancada şefaat yetkisi var mı diyorlar? Nereden biliyorlar? Ellerinde onların şefaat edeceklerine dair katımızdan verilmiş bir delil bir ayet mi var? Hüküm sahibi Allah’tır. O halde O’nun emirlerini yerine getirerek yasalarına uyun! Hâlâ düşünmüyor musunuz? İnkârlarından veya yaptıkları günahlardan dolayı cezalandırılacaklardan size ne? Onların kurtulması veya kurtulmaması sizi niye ilgilendiriyor? Siz kendi inancınıza, kendi yaptıklarınıza bakın! Hesap günüyle ilgili ileri geri konuşmanız hükmümüzü değiştirecek mi sanıyorsunuz? Bu tür konuşmalar sizin gerçekten iman etmediğinizi gösterir. Eğer gerçekten iman etmiş olsaydınız Rabbinizin hesabına, Rabbinizin hükmüne karışmaz, cezalandırılacakları kurtarmak için araya torpilciler (şefaatçiler) koymazdınız.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde (dönemde) yaratan, [*] sonra da her işi düzenleyip yöneterek [arş]a [istiva] [*] eden Allah’tır. O’nun izni olmadan kimse şefaatçi olamaz. [*] İşte O Rabbiniz Allah’tır. O’na kulluk edin! (Gerçeği) hatırlamıyor musunuz?
Benzer mesajlar: A‘râf 7:54; Hûd 11:7; Furkân 25:59; Secde 32:4; Kâf 50:38; Hadîd 57:4 [Arş]a [istivâ] ile ilgili detaylı bilgi için bkz. A‘râf 7:54, dipnot 5.,Şefaatle ilgili bu cümle, Zümer 39:43-44. ayetlerle birlikte okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Muhakkak ki; sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı zaman diliminde¹ yaratan, sonra kâinatın (arşın) yönetimini² hâkimiyeti altına alarak, her işi idare edip duran, izni olmaksızın (kendisinden başka) hiçbir şefâatçi olmayan,³ Allah’tır. İşte sizin Rabbiniz bu Allah’tır. O halde Ona hemen kulluk edin. Siz hâlâ bunu idrak etmeyecek misiniz?
1 Yevm: Kelime olarak “belirli bir süre” anlamına gelir. Henüz yeryüzü ve güneşin bulunmadığı bir dönemde bugünki anlamda bir gün düşünülemeyeceğinden, burada vakit anlamına kullanıldığı açıktır. (Bk. A’raf: 54) Bunun miktarı ise bilinen günden daha kısa veya uzun olabilir. Allah’ın evreni altı zaman diliminde yaratması, bir hamlede yaratmaya gücünün yetmediğinden değil, böyle yapmayı kendi iradesine daha uygun gördüğünden dolayıdır. 2 İstiva etmek: Bir düze olmak, yüksek olmak, üstün olmak, hükmü altına almak anlamlarına gelir. Arş: Bir binanın veya yerin tavanı demektir. Arş, aynı zamanda meliklerin üzerinde oturdukları “taht” anlamında da kullanılır. Bundan kinâye olarak da “mülk ve saltanat” anlamlarına gelir. Arşı istivâ etmek ise: Yarattığı kâinatın her türlü idaresini hükmü altına alarak hükmünü ve saltanatını icraya başlamak demektir. (Elmalılı) 3 Tedbir: Bir işin iyi bir surette meydana gelmesi için önünü, sonunu gözeterek takdir ve idaresi demektir. (يُدَبِّرُ الْاَمْرَ) “emri tedbir ediyor” demek; arşından, arzına varıncaya kadar kâinatın cüz’î-küllî bütün işlerini tedbir ve idare etmek demektir. Ayrıca fiilin şimdiki zaman kipiyle olması, bu idarenin bitmediğini, halen devam ettiğini ve edeceğini ifade etmektedir. Yani Allah Yahudilerin uydurdukları gibi evreni altı günde yaratıp sonra istirahate çekilmemiştir. O öyle bir Allah’tır ki; Onun işine karışacak, tedbirine müdahale edebilecek bir ortak şöyle dursun onun huzurunda bir kimse için kendiliğinden şefaat edebilecek hiç bir şefaatçi bile yoktur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
GERÇEK ŞU Kİ, sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı evrede yaratan, sonra da kudret ve egemenlik makamına geçip varlığı yöneten Allah’tır. ⁶ O’nun izni olmadıkça, araya girip kayıracak kimse yoktur. ⁷ İşte böyledir sizin Rabbiniz: öyleyse [yalnızca] O’na kulluk edin: artık bunu (iyice) aklınızda tutmayacak mısınız?
6 Bkz. 7. sure, 43. not. İlahî vahye inanmak, doğal olarak, var olan her şeyin kaynağı, varlığı kendinden başka hiçbir şeye bağlı olmayan yaratıcısı olarak Allah’ın varlığına inanmayı da gerektirdiği için, surenin girişindeki Kur’ânî vahye ilişkin atfı, Allah’ın yaratıcı kudretinin anılması, hatırlatılması izlemiştir.7 Lafzen, “hiçbir şefaatçi yoktur, O’nun izninden sonra olmadıkça”. Karş. 2:255 -“Kim şefaat edebilir O’nun katında, O’nun izni olmadan?” Bu öğretileriyle Kur’an, yaşayan ya da ölmüş bulunan peygamber ve velîlerin şartsız ya da kendiliklerinden şefaat ve aracılık yapabilecekleri yolundaki avamî (popular) inancı reddetmektedir. Kur’an’da başka yerlerde de işaret edildiği gibi (örn. 20:109, 21:28 ya da 34:23), Allah, dünya hayatında tevbeleri ve olumlu çabalarıyla Allah’ın bağışlamasını ve hoşnutluğunu (rızâ) zaten kazanmış bulunan günahkarlar için Yargı Günü’nde peygamberlere sembolik olarak şefaat etme, kayırma izni verecektir (bkz. 19:87 ve ilgili 74. not); bir başka ifadeyle, peygamberlere verilen şefaat hakkı ya da yetkisi, bu anlamda, sadece Allah’ın bu günahkarları bağışlamasının bir ifadesi olacaktır. Yukarıda bağımsız ve şartsız şefaatin reddedilmesi, Allah’ın sadece ilimde “vasıta” kabul etmeyen ‘Âlim-i Mutlak olduğunun değil, fakat aynı zamanda O’nun değişmeyen, mutlak irade sahibi Tek İlah olduğunun da ifadesidir. Bu anlamda yukarıdaki ayet, Allah’ın yaratıcı kudretinden söz eden daha önceki ayetle bağlantılıdır. (Bkz. aşağıda 27. not.)  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Şüphesiz, Rabbiniz, gökleri ve yeri altı evrede yaratan sonra kâinatı mutlak hükümranlığı altına alan ve işi düzenleyen Allah’tır. İzni olmadan kimse şefaat edemez. İşte sizin Rabbiniz Allah budur. O’na kulluk edin, öğüt dinlemiyor musunuz? 22/47, 32/4, 57/4, 2/254, 6/94, 10/18, 39/43-44
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
KUŞKUSUZ sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı devrede yaratan;[¹⁵⁶⁶] ve sınırsız güç ve kudret makamına kurulup varlığı yöneten Allah’tır:[¹⁵⁶⁷] Yaratma işinde O’nun hiçbir destekçisi yoktu, varlık ancak O’nun izninden sonra vücut buldu.[¹⁵⁶⁸] İşte bu (niteliklere sahip) olan Allah’tır sizin Rabbiniz; artık yalnız O’na kulluk edin:[¹⁵⁶⁹] Hâlâ öğüt almayacak mısınız?
[1566] Lafzen: “altı günde” (Bkz: İbarenin nüzûl sürecinde ilk kullanıldığı 50:38, not 37). [1567] Kur’an’da Allah için siyaset yerine hep tedbir kullanılır. Zira siyaset “dikkat ve özen isteyen, dikkat ve özen gösterilmeyince bozulan” vurgusunu taşır. Hakikattir ki Allah’ın buna ihtiyacı yoktur (Krş: Furûk, s. 29). [1568] Ebu Müslim Isfahani’ye göre Ma min şefî’indeki “tek”in mukabili olan “çift, ikinci” anlamına şef‘den türetilmiştir. Bu durumda mâna mealde tercih ettiğimiz gibi olur. Yine Ebu Müslim, illa biiznihiyi “varlık, ancak O’nun izninden sonra vücut bulmuştur” şeklinde açıklamıştır (Râzî). Tercihimizin gerekçesi budur. Tüm şefaat anlayışları Zümer 44 ve Sebe 23 ışığında tashih edilmelidir (Bkz: kelimenin ilk geçtiği 74:48, not 39). [1569] Mekke putperestlerinin putlarını Allah katında kendilerine torpil geçecek aracılar olarak görmeleriyle alâkalıdır. “Yalnız O’na kulluk edin”; yani, “Yalnız O’ndan kayırma ve yardım dilenin!”  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey insanlar, - özellikle- Rablerine ortak koşan gafiller) Şüphe yok ki Rabbiniz, gökleri ve yeri alt günde yaratan, sonra arş üzerine hükümran olan ve her işi (yerli yerinde) tedbir ve idare eden Allah’tır. O'nun izni olmadan hiç bir kimse şefaatçi olamaz, işte Rabbiniz Allah budur. O halde (sadece) O'na kulluk edin, (biliniz ki bu uyanlara rağmen Rabbinize ortak koşmaya devam ettiğiniz takdirde hiç kimse sizi Onun azabından kurtaramaz) hâlâ düşünüp aklınızı başınıza almayacak mısınız?
Osman Fırat
swap_vert close
Rabbiniz O Allah’tır ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arş’a istivâ etti. Ve işleri tebdir eder. O’nun izni olmadan hiç kimse şefâ’at edemez. İşte Rabbiniz Allâh budur. O’na kulluk edin, hiç öğüt almaz mısınız?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Muhakkak ki Rabbiniz o Allah Teâlâ'dır ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı. Sonra arş üzerine istiva buyurdu. Her emri tedbir ediyor. Hiçbir şefaat edici yoktur, illâ O'nun izninden sonra. İşte sizin Rabbiniz O'dur. Artık O'na ibadet ediniz, siz hiç düşünmez misiniz?
Suat Yıldırım
swap_vert close
Sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da Arşı üzerinde hükümrân olan, her işi yerli yerince çekip çeviren Allah'tır. Kendisinden izin çıkmadıkça, O'nun katında hiçbir şefaatçi iş bitiremez. İşte Rabbiniz, bu vasıflara sahib olan Allah'tır. Öyleyse O'nu bir tanıyarak, yalnız O'na ibadet ediniz. Hâlâ gerçekleri düşünmeyecek misiniz? [34, 3; 11, 6; 6, 59; 2, 255; 53, 26; 34, 23; 43, 87]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Rabbiniz O Allah'tır ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arş'a istiva etti (kuruldu). Emri tebdir (buyruğunu) icra eder (yaratıklarını yönetir). O'nun izni olmadan hiç kimse şefa'at edemez. İşte Rabbiniz Allah budur. O'na kulluk edin, düşünmüyor musunuz?
Âyette, göklerin ve yerin altı günde yaratıldığı buyurulmaktadır. Allah'a göre gün, ân mânâsına geldiği gibi, uzun devirler anlamına da gelir. Çünkü me'âric Sûresinde Allah katında bizim sayımızca elli bin yıl süren bir günün var olduğu belirtilmektedir. Başka yerlerde de Allah katında bizim sayımızca bin yıl süren bir günün varlığından söz edilir. Bu ifâdelerden, Allah katında günün, itibârî olduğu, çeşitli zaman birimlerini ifâde ettiği anlaşılmaktadır. İşte bu âyette belirtilen gün, dünyâların oluşum devresi anlamında bir zaman birimini göstermektedir. Demek ki Allah, evreni altı günde, yani altı büyük oluşum devrinde yaratıp bugünkü biçimine koymuştur.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Rabbiniz o Allâh'dır ki gökleri ve yeri altı günde yaratdı, sonra 'arşın üstüne istivâ buyurdı. Bütün dünyâ ve âhiret umûrını O tedvîr ider. O'nun izni olmadıkca bir kimse içün şefâ'atci yokdur. İşte rabbiniz böyledir. O'na 'ibâdet idiniz. Düşünmez ve tezekkür itmez misiniz?
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sizin Rabbiniz[1] Allah’tır; gökleri ve yeri altı günde[2] yaratmış sonra yönetime (arşa) geçmiştir. İşleri çekip çeviren O’dur. Şefaat[3] edecek olan, ancak O’nun izninden sonra edebilir. İşte Allah budur, sizin Rabbinizdir. Siz O’na kul olun. Bilgilerinizi kullanmayacak mısınız?
[1] Sahibiniz [*] Bakınız Araf 7/54 [3] Şefaat, birinin eşlik etmesini istemek, eşlik etmek veya arka çıkmaktır. (El-Ayn, Müfredât). Mahşer günü kimseye şefaat edilmeyecektir. "Öyle bir günden çekinip korunun ki o gün kimse kimsenin yerine ceza çekmeyecek, kimseden şefaat kabul edilmeyecek, kimseden fidye alınmayacak ve kimseye yardım edilmeyecektir." (Bakara 2/48) Dünyada insanlar birine destek olabilirler. "İyi bir işe destek veren ondan bir pay alır; kötü bir işe destek veren de ondan dolayı bir sorumluluk üstlenir." (Nisa 4/85) Cennete gitmiş biri, şirk günahı ile değil de diğer günahlarından dolayı cehennemde olan bir yakınını yanına isteyebilir. "Günahkarları, suya koşarcasına cehenneme sevk edeceğiz. Rahman'dan söz almış olanlar dışında kimse şefaate (birinden destek alma hakkına) sahip olamayacaktır." (Meryem 19/86-87) İster dünyada ister cehenneme gitmiş biri için olsun, şefaat ancak Allah'ın onayıyla olabilir. .  
Şaban Piriş
swap_vert close
Şüphesiz, Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan sonra arşa hükmeden, işi düzenleyen Allah'tır. İzni olmadan kimse şefaat edemez. işte sizin Rabbiniz Allah budur. O'na kulluk edin, öğüt dinlemiyor musunuz?
Ümit Şimşek
swap_vert close
in Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da Arş üzerine kurulan(3) ve herşeyi çekip çeviren Allah'tır. O izin vermeden şefaat edebilecek hiç kimse yoktur. Rabbiniz olan Allah işte budur; siz de Ona kulluk edin. Hiç düşünmez misiniz?
(3) “Altı gün” ve “Arş üzerine kurulma” kavramları için 7:54’ün açıklamasına bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Şu bir gerçek ki, sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arş üzerine egemenlik kurup iş ve oluşu çekip çeviren Allah'tır. O'nun izni olmadıkça hiçbir şefaatçı devreye giremez. İşte bu Allah'tır sizin Rabbiniz. Artık O'na kulluk/ibadet edin. Düşünüp anlamıyor musunuz?
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ çalabuñuz Tañrı’dur ol kim yarattı gökleri daħı yiri altı içünler içinde andan eli üstün oldı yā ķaśd eyledi 'arşa hükm eyler işi. yoķdur şafā'at eyleyici illā destūr virmeginden śoñra. şol Tañrı çalabuñuzdur ŧapuñ aña pes ögütlenmez misiz?
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ sizüñ Tañrıñuz ol Allāhdur ki yaratdı gökleri ve yirleri daḫıaltı günde. Andan ṣoñra ‘arşa müstevlī oldı. Tedebbür ider işleri. Yoḳdurhīç bir şefā‘at ḳullarına illā anuñ destūrı‐y‐la. Ol Allāh sizüñ tañrıñuzdur. Pes aña ṭapuñuz. Niçün fikr eylemezsiz?
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Rəbbiniz göyləri və yeri altı gündə xəlq edən, sonra ərşi yaradıb hökmü altına alan (ərşə üz tutan), hər işi yerinə qoyan (səhmana salan) Allahdır. Onun izni olmadan heç bir şəfaət edən ola bilməz. Bu, Rəbbiniz olan Allahdır. Ona ibadət edin. Məgər öyüd-nəsihət qəbul etməyəcəksiniz?
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! your Lord is Allah Who created the heavens and the earth in six days, then He established Himself upon the Throne, directing all things. There is no intercessor (with Him) save after His permission. That is Allah, your Lord, so worship Him. Oh, will ye not remind?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Verily your Lord is Allah, who created the heavens and the earth in six Days,(1385) then He established Himself(1386) on the Throne(of authority), Regulating and governing all things. No intercessor (can plead with Him) except after His leave (hath been obtained). This is Allah your Lord; Him therefore serve ye: will ye not then be of warned?(1387)
1385 See note 1031 to 7:54. 1386 Istawa, with the preposition il a after it, means He turned to or He directed Himself by His will; hence, in 2:29,1 have translated, "His design comprehended the heavens," to emphasise the fact that the heavens were not eternal or co-eternal with Him, but were a part of His design, and in a sense, as they appear to man subjectively, a complement to the creation of man's Earth. With the preposition 'ala after it, as here and in 7:54, 23:28, and 25:59, the meaning seems to be "to mount or ascend," and to be firmly established, to sit firm and unshaken, beyond question" (Cf. 20:5 ) . The Throne of authority represents many ideas: e.g., (1) that Allah is high above all His Creation; (2) that He regulates and governs it, as a king does, whose authority is unquestionably recognised; (3) that He is not, therefore, like the gods of Greece and paganism, who were imagined to be in a world apart, careless of mankind, or jealous of mankind, but on the contrary, He (4) disposes of their affairs and all affairs continuously and with justice; (5) that the authority of His prophets, ministers, and messengers is derived from Him, and such intercession as they can make is by His will and permission. (R). 1387 Cf. 6:80.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّ
şüp-hesiz
رَبَّكُمُ
Rabbiniz
اللّٰهُ
Allah
الَّذ۪ي
O zattır ki
خَلَقَ
yarattı
السَّمٰوَاتِ
gökleri
وَالْاَرْضَ
ve yeri
ف۪ي
için- de
سِتَّةِ
altı
اَيَّامٍ
gün
ثُمَّ
son- ra
اسْتَوٰى
hükümran oldu
عَلَى الْعَرْشِ
Arş'a
يُدَبِّرُ
idare eder
الْاَمْرَۜ
işi
مَا
yok- tur
مِنْ شَف۪يعٍ
bir şefaat edici
اِلَّا
an- cak
مِنْ بَعْدِ
ardından
اِذْنِه۪ۜ
O'nun izninin
ذٰلِكُمُ
işte budur
اللّٰهُ
Allah
رَبُّكُمْ
Rabbiniz olan
فَاعْبُدُوهُۜ
o hâlde O'na âbd olun
اَفَلَا تَذَكَّرُونَ
hâlâ tezekkür etmez misiniz
Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde (safhada) yaratan sonra da işleri yerli yerince idare ederek Arş'a hükümran olan Allah'tır. O'nun izni olmadan hiç kimse şefâatçi olamaz. İşte bu (işleri yapan), Rabbiniz Allah'tır, o hâlde O'na âbd ol(up kulluk ed)in. Hâlâ (bunu) tezekkür ed(erek düşünüp ibret al)maz mısınız!
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
خَلَقَ
Fiil-I
خ ل ق
Yarattı
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سِتَّة
İsim
س ت ت
Altı
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
اِسْتَوَى
Fiil-VIII
س و ي
Yöneldi, eşit oldu, hükümran oldu, yerleşti, istiva etti, olgunlaştı, kuruldu, dikildi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
عَرْش
İsim
ع ر ش
Çatı, Arş, taht, çardak
دَبَّرَ
Fiil-II
د ب ر
İdare etti, sevk etti
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
شَفِيع
İsim
ش ف ع
Şefâatçi, şefâat eden
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
اِذْن
İsim
ا ذ ن
İzin
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
عَبَدَ
Fiil-I
ع ب د
Âbd oldu, taptı, kulluk etti
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
تَذَكَّرَ
Fiil-V
ذ ك ر
Tezekkür etti, öğüt aldı, hatırladı, ibret aldı, idrak etti