close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûnus Sûresi 19. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemâ kâne-nnâsu illâ ummeten vâhideten faḣtelefû(c) velevlâ kelimetun sebekat min rabbike lekudiye beynehum fîmâ fîhi yaḣtelifûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İnsanlar, ancak tek bir ümmetti, sonradan ayrılıklara düştüler. Rabbinin ezeli takdiri olmasaydı ayrılıklara düştükleri şeyler hakkında çoktan aralarında bir hüküm verilirdi, mücrimler, çoktan helak olup giderdi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Aslında) İnsanlar, tek bir ümmetten başkası değildi; sonra (aralarında ihtilaf edip) anlaşmazlığa düştüler. Eğer Rabbinden geçmiş (verilmiş) bir söz olmasaydı, anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda mutlaka aralarında (hemen) hüküm verilmiş (ve işleri bitirilmiş) olup giderdi.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve bilin ki, bütün insanlık sadece bir tek topluluk halindeydi, ama sonradan ayrı ayrı görüşler benimsemeye başladılar. Şayet bu konuda, Rabbinin katında önceden belirlenmiş bir karar olmasaydı, ayrılığa düştükleri bütün konularda aralarında hüküm verilmiş olurdu, yani düştükleri tüm ayrılıklar meselesi, daha başlangıçta çözümlenmiş olurdu.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
İnsanlar yaratılışları icabı aslında ay-nı inancı ve düşünceyi paylaşan bir tek milletti. Hür iradeleri ve seçme özgürlükleri olduğu için daha sonra farklı inançlara ve düşüncelere sahip oldular. Eğer insanların sorumlu tutularak muhakeme edileceği, mükâfata nâil olanla cezaya müstehak olanların hükümlerinin kesinleşeceği ile ilgili, rahmeti gazabına baskın olan Rabbinin koyduğu-kurduğu, mühlet verilen bir düzen olmasaydı, insanların kasıtlı ihtilaf ettikleri, çarpıttıkları konularda, aralarında âcilen yargı gerçekleştirilir, hüküm icra edilirdi.
bk. Kur’an-ı Kerim, 2/213; 11/110; 20/129.  
Ahmet Varol
swap_vert close
İnsanlar sadece bir tek ümmetti ancak sonradan ayrılığa düştüler. Eğer Rabbin tarafından önceden belirlenmiş bir takdir olmasaydı aralarında ayrılığa düştükleri şeylerde kesin hüküm verilirdi.
Ali Bulaç
swap_vert close
İnsanlar, tek bir ümmetten başka değildi; sonra anlaşmazlığa düştüler. Eğer Rabbinden geçmiş (verilmiş) bir söz olmasaydı, anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda mutlaka aralarında hüküm verilmiş olurdu.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İnsanlar ilk önce, yalnız tek bir ümmetti (aynı dine bağlıydılar) Sonra ayrılığa düştüler (bir çok batıl dinlere ayrıldılar.) Eğer Rabbinden ezelde bir takdir geçmemiş olsaydı (cezaları âhirete bırakılmamış olaydı), o ihtilâf edip durdukları şeylerde şimdiye kadar aralarında hüküm verilmiş bitmişti; (hemen üzerlerine azab inerdi).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İnsanlar bir tek toplum idiler, sonra ihtilafa girdiler. Eğer Rabbin tarafından verilmiş bir vade (söz) olmasaydı, yaptıkları ihtilaflar hakkında yargılanıp işleri bitecekti.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İnsanlar bir topluluk halindeydi, sonradan ayrılığa düştüler. Eğer daha önce Rabbinden verilmiş bir söz olmasaydı, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında aralarında hüküm hemen verilirdi.
Besim Atalay
swap_vert close
İnsanlar yalnız bir ümmettiler, sonradan ayrıştılar, Tanrınca bir tek söz geçmeseydi, ayrıştıkları şeyde aralarında iş olup biterdi
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İnsanlar (tevhit inancına bağlı) bir tek ümmetti; sonra ayrılığa düştüler. Eğer (hesabın ahirette görüleceğine dair) Rabbinden bir söz (hükme bağlanıp) geçmemiş olsaydı, ayrılığa düştükleri şey hakkında aralarında elbette hüküm verilir (ve azaba uğratılırlar)dı.
Bkz. 2/213, 11/110, 20/129Yahudilerin Tevrat’taki ahiretle ilgili belgelerin çoğunu kaybetmeleri/yok etmeleri ve kendilerinden olmayan, Yahudi anneden doğmayan insanların Yahudi olmasına izin vermeyerek dini kendi tekellerinde tutup yayma çabası göstermemeleri, Hristiyanların da İncil’in aslının bozulmasına ve Allah’a isnat edilen haksız yakıştırmalara sebep olmaları nedeniyle Tevhit İnancı ciddi şekilde bozulmuştu. Bütün bu yozlaşmalardan sonra, Tevhit inancını yeniden hayata geçirmek ve kıyamete kadar insanlığın ruhi, ahlaki ve manevi ihtiyaçlarını karşılamak, dünyevi ve uhrevi saadetin yolunu açmak için Kur’an indirilmiştir.  
Cemil Said
swap_vert close
İnsanlar evvelden bir ümmet idi sonra ihtilâf itdiler, eğer Allâh ihtilâfın hallini kıyâmete ta’lîk itmese idi, ihtilâfları hall olunurdı.[1]
[1] Ya’ni yalnız hak dinden olanlar kalırdı.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İnsanlar bir tek ümmettiler, sonra ayrılığa düştüler; şayet Rabbinden, daha önce bir takdir geçmemiş olsaydı, aralarında ihtilafa düştükleri şeyler hakkında hüküm çoktan verilmiş olurdu.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İnsanlar (başlangıçta tevhit inancına bağlı) tek bir ümmet idiler; sonra ayrılığa düştüler. Eğer (azabın ertelenmesiyle ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında derhal hüküm verilir (işleri bitirilir)di.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İnsanlar (inanç birliği içinde bütünleşmiş) tek bir topluluktan ibaretti, sonra aralarında inanç farklılığı oluştu. Eğer rabbinin katından daha önce verilmiş bir söz olmasaydı, ayrılığa düştükleri konuda aralarında hüküm verilir, iş bitirilirdi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İnsanlar sadece bir tek ümmetti, sonradan ayrılığa düştüler. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili) Rabbinden bir söz (ezelî bir takdir) geçmemiş olsaydı, ayrılığa düştükleri konuda hemen aralarında hüküm verilirdi (Derhal azap iner ve işleri bitirilirdi).
Edip Yüksel
swap_vert close
İnsanlar bir tek toplumdu; sonra anlaşmazlığa düştüler. Rabbinin vermiş olduğu bir sözü olmasaydı, anlaşmazlığa düştükleri konuda hemen aralarında hüküm verilecekti.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İnsanlar, aslında bir tek ümmet idiler, sonra ihtilafa düşüp ayrı ayrı oldular. Eğer Rabbinden bir karar çıkmamış olsa idi, ihtilaf edip durdukları şeyler hakkında şimdiye kadar aralarında çoktan hüküm verilmiş olurdu.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
İnsanlar bir tek ümmetti, sonra ıhtilâf ettiler, eğer rabbından ezelde bir kelime sebketmiş olmasa idi o ıhtilâf edib durdukları şeylerde şimdiye kadar beyinlerinde huküm verilmiş bitmişti
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Vaktiyle) insanlar (İslâm dinine bağlı) tek bir ümmetti. Sonra (peygamberlerinin tebliğ etmiş oldukları İslâm dinini terk ederek, yahûdîlik, hırıstiyanlık, müşriklik ve mecûsîlik gibi daha birçok farklı sapkın inançlar ortaya çıkararak) ayrılığa düştüler. Eğer (aralarındaki hükmün, hesap gününe tehir edilmesine dair) Rabbin tarafından ezelî bir takdir olmamış olsaydı, üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerde, aralarında elbette (hemen) hüküm verilir (azaba uğratılıp işleri bitirilir) di.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İnsanlar, sadece tek bir ümmetti. Sonra anlaşmazlığa düştüler. Şayet Rabb'inin katında önceden verilmiş bir hüküm olmasaydı, anlaşmazlığa düştükleri konularda hemen karar verilirdi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İnsanlar bir tek ümmetden başka (bir şey) değildi. Sonra ihtilâfa düşdüler. Eğer Rabbinden bir söz (ezelî bir takdîr) geçmiş olmasaydı hakkında ihtilâf edegeldikleri şeylere dâir aralarında (şimdiye kadar) muhakkak hüküm verilmiş, bitmişdi bile..
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hâlbuki insanlar ancak (inanan ve güzel ameller işleyen) tek bir ümmetti; sonra ihtilâfa düştüler. Eğer Rabbin tarafından (hak ettikleri azâbın te'hîrine dâir) önceden(söylenmiş) bir söz olmasaydı (cezâları hemen gelir ve) üzerinde ihtilâf etmekte oldukları şeyler hakkında, aralarında elbette (çoktan) hüküm verilmiş olurdu.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (ilk zamanlarda) bütün insanlık (toplumsal hayatında kanunsuz, hukuksuz, ahlakî ve insanî değerlerden yoksun ilkel bir hayat sürdüren, aynı duygu ve düşünceler etrafında toplanmış) tek bir toplumdan başka değildi; fakat sonradan (zamanın ilerlemesiyle sayıları çoğaldıkça, aşiretler, kabileler ve topluluklar hâlinde) ayrılığa düştüler. Ve eğer Rabbinden (insanın yeryüzü hayatı ve haklarındaki nihai hükmün Âhirete bırakılması konusunda) bir takdir ve irade sadır olmamış olsa idi, hiç şüphesiz ihtilaf ettikleri hususlarda aralarındaki hüküm çoktan verilmiş ve uygulanmış olurdu.*
(*) Konuyla ilgili detaylı bilgi için Bakara-213. ayetin açıklamasına bakılabilir. Ayrıca aşağıdaki tefsir metnine göre, Allah’ın mesajlarını insanlara ileten elçiler gönderilmeden önce yeryüzünde yaşayan insanlar nefsani ve şehevi duygu ve düşüncelerine uyuyorlardı. İşte bu yönüyle insanlar tek bir topluluktan ibaret sayılırdı. Ama ilahi mesajları tebliğ eden elçilerin gönderilmesinden sonra kimisi söz konusu şehevi duyguların peşinden gitmeyi bırakarak elçilerin davetlerine icabet etmek suretiyle iyi ve doğru yolda gitmeye başladı, kimisi de elçilerin davetlerini redderek yine şehevi duyguların peşinden gitmeye devam etti. (الله اعلم) وَمَا كَانَ ٱلنَّاسُ إِلاَّ أُمَّةً وَاحِدَةً} يعنى قبل بعثة الرّسل البشريّة كانوا على مقتضيات شهوات النّفوس آمّةً لها متوجّهةً اليها وبعد بعثة الرّسل انصرف طائفة عنها الى ما دعتهم الرّسل اليه من الخيرات الاخرويّة الانسانيّة وابى طائفة {فَٱخْتَلَفُوا (تفسير بيان السعادة في مقامات العبادة - الجنابزي)ْ}  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İnsanlar daha önceden, yalnızca tek bir inanç (ümmet) üzerinde idiler, sonra karşı inançlar geliştirerek aralarında ayrılıklara düştüler. Eğer daha önce Allah’dan verilmiş bir söz olmasaydı, ayrılığa düşenlerin ihtilaf ettikleri konular hakkında, aralarında hemen hüküm verilirdi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Önce insanlar hep bir tek topluluktu. Sonradan biribirleriyle anlaşamaz oldular. Eğer bundan önce senin çalabının bir sözü olmasaydı, onların aralarındaki anlaşmazlık kesenkes yargılanmış olurdu.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İnsanlar bir tek ümmetten ibaret idiler, sonra ihtilâfa düştüler [³]. Eğer Rabbin tarafından bir söz [⁴] geçmemiş olsaydı aralarındaki ihtilâf bitmiş olurdu [⁵].
[3] Yani Araplar İbrahim aleyhisselâm dini üzere iken sonradan ayrıldılar veya nâs evvelce muvahhit iken sonradan ayrı ayrı ümmet oldular. Bir kısmı imanda sabit kaldılar, bir kısmı da kâfir oldular.[4] Hesap ve cezanın kıyamette olacağına dair.[5] Bâtılda bulunanlar helâk olurdu, haklı olan da baki kalırdı.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İnsanlar (vaktiyle) tek bir topluluktan [ummet] başka bir şey değildi. Derken aralarında ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden daha önce belirlenmiş bir karar [kelime] olmasaydı, ayrılığa düştüğü şeylerde aralarında elbette hüküm çoktan verilmiş olurdu.
Kadri Çelik
swap_vert close
İnsanlar bir tek ümmet idiler de sonra ayrılığa düştüler. Şayet Rabbinden, daha önce geçmiş bir söz (takdir) olmasaydı, aralarında ihtilafa düştükleri şeyler hakkında hüküm çoktan verilmiş olurdu.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İnsanlar, başlangıçta İslâm inancında birleşen tek bir toplumdan ibaretti, fakat zamanla hak dinden uzaklaşarak farklı görüşlere ayrıldılar. Eğer bu dünyanın imtihân yeri olduğuna ve her şeyin tam karşılığının âhirette verileceğine dâir Rabb’in tarafından ezelden ortaya konulmuş bir yasa olmasaydı, ayrılığa düştükleri bu gibi konularda aralarında çoktan hüküm verilmiş ve kötülerin cezası derhal verilerek her türlü anlaşmazlık bitirilmiş olurdu. Fakat ilâhî hikmet, bu dünyanın bir mücâdele ve imtihân yurdu olmasını uygun gördü:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İnsanlar ancak bir ümmetti. Derken ihtilaf ettiler. Rabbinden verilmiş bir söz geçmiş olmasaydı, ihtilaf ettikleri konuda aralarında elbette hükmedilirdi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Vaktiyle insanlık bir tek millet idi. Giderek çeşitlendi. Eğer Allah'ın vaktiyle verilmiş bir sözü olmasaydı, ayrımcılık yapan milletlerin defteri çoktan dürülürdü.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnsanlar başlangıçta Allah’ı bilen, Allah’ın yasalarına harfiyen uyarak yaşayan tek bir milletti. Sonra şeytana uyup ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden onlara yeryüzünde yaşamaları için verilmiş bir süre olmasaydı, ayrılığa düştükleri konuda hemen hüküm verilir, suçluların cezası kesilir, vereceğimiz ceza onların yok edilmeleri olurdu. Hâlbuki biz yaptıkları hatalardan döner, doğru yola girerler diye süre veriyoruz. Belki düşünüp öğüt alırlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İnsanlar sadece tek bir ümmetti; [*] sonradan ayrılığa düştüler. Rabbinden bir söz geçmemiş olsaydı, ayrılığa düştükleri konuda aralarında elbette (hemen) hüküm verilirdi. [*]
Benzer mesajlar: Bakara 2:213; Enbiyâ 21:92; Mü’minûn 23:52.,Benzeri Hûd 11:110, Tâhâ 20:129, Fussilet 41:45 ve Şûrâ 42:21’de de geçen bu ifade gereği, “Yüce Allah’tan bir kelimenin geçmiş olması” azabın mahşere ertelenmesi ve inkârcılara zaman tanınmasıyla ilgili ezeli hüküm vermesi anlamına gelmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Vaktiyle) insanlar sadece tek bir ümmetti, fakat (sonraları) anlaşmazlığa düştüler. Eğer Rabbinden önceden verilen bir söz bulunmasaydı¹ aralarında anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda onların işleri derhal bitirilirdi.²
1 Allah her ümmete bir süre takdir etmiştir ve bu süre kesinlikle değişmez. Bk. (Yûnus: 49)2 Yani, onlara azap iner ve derhal helâk edilirlerdi.  
Muhammed Esed
swap_vert close
VE [bil ki,] bütün insanlık sadece bir tek topluluk halindeydi, ama sonradan ayrı görüşleri benimsemeye başladılar. ²⁸ Şayet (bu konuda) Rabbinin katında önceden belirlenmiş bir karar olmasaydı düştükleri bütün bu ayrılıklar [daha başlangıçta] çözümlenmiş olurdu. ²⁹
28 Lafzen, “ve sonra [aralarında] anlaşmazlığa düştüler”. “Bir tek topluluk” (ümmeten vâhideten) teriminin açıklanması için bkz. 2. sure, 197. not. Yukarıdaki anlam akışı içinde bu ayet, sadece insanlığın bir zamanlar içinde bulunduğu mütecanis topluluk halini değil, aynı zamanda, Kur’an’da sık sık temas edildiği üzere, bütün insanların zihinsel ve ruhsal yaratılış itibariyle Allah’ın varlığını, birliğini ve sınırsız kudret ve egemenliğini kavrayabilecek bir yapıda olduklarına da zımnen işaret etmekte ve insanı temel kavrayıştan uzaklaştıran bütün eğriliklerin, aslında, onun doğuştan getirdiği yeti ve yatkınlıklara zamanla yabancılaşmasından doğan zihnî karışıklıkların ürünü olduğunu îma etmektedir.29 Lafzen, “ayrılığa düştükleri bütün konularda aralarında hüküm verilmiş olurdu”: yani, Allah katından, ilahî vahyin temas ettiği meselelere yaklaşımlarında ayrılığa düşecekleri, farklı görüşleri benimseyecekleri yolunda önceden irade edilmiş bir karar olmasaydı -ki ayette geçen “kelime” sözcüğünün bu akış içinde anlamı budur- hakkın ne olduğu konusunda kendilerine apaçık deliller, burhanlar ulaştıktan sonra artık birbirleriyle ihtilafa düşmezler, tersine daha başından aynı görüşleri benimseyip sonuna kadar onlara bağlı kalırlardı (karş. 2:253 ve ilgili 245. not). Oysa, böyle bir tek örneklilik insanların zihnî, ahlakî ve toplumsal gelişmelerini önleyeceği için, Allah, insan aklını vahyin rehberliğiyle destekliyerek hakkı seçmeyi ve ona götüren yolu bulmayı insanların kendi ihtiyarına bırakmıştır. (Keza bkz. 2. sure, 198. not.) Yukarıda parantez içindeki kısım 2:213’le bağlantılı olarak okunmalıdır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Başlangıçta insanlar tek bir ümmetti fakat sonra ihtilaf edip ayrı görüşlere saptılar. Eğer Rabbinden daha önce konulmuş bir yasa olmasaydı ihtilaf ettikleri konularda aralarında ki hüküm verilmiş olurdu. 2/213, 23/52...61
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
[¹⁵⁹²] İNSANLIK başlangıçta aynı duygu, düşünce ve ideal etrafında toplanmış bir topluluktan oluşuyordu; fakat sonradan ayrı görüşlere saptılar.[¹⁵⁹³] Ve eğer Rabbin tarafından daha önceden bir yasaya bağlanmamış olsaydı, onların kendi aralarında tartıştıkları konularda (daha başından) hüküm verilip iş bitirilirdi.[¹⁵⁹⁴]
[1592] Burada metinde yer alıp çeviride görünmeyen, ama çeviriye ibtidaiye olarak yansıyan bir vav vardır. [1593] İlk olanı ilkel sayan modern Antropoloji’nin önyargıya dayalı tezlerini çürüten ve alternatif Antropoloji’nin temellerini atan bir ifade. [1594] Kur’an’ın muhatabında inşâ ettiği çoğulcu zihniyetin sık karşılaştığımız temellerinden biri. Sözgeliminden şunu çıkarıyoruz: “.. fakat Rabbin farklılığı insanlık için bir yasa kıldı”.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
İnsanlar (Nuh tufanında hiçbir kafir kalmadığından) sadece bir tek ümmetti, sonradan ayrılığa düştüler. (Bir kısmı tevhid inancını bıraktı, şirke geçti, sapıtmalar ve yoldan çıkmalar başladı. Ey Muhammed senin kavmin de Rablerine ortak koşuyor.) Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili) Rabbinden çıkmış bir karar olmasa idi, ayrılığa düştükleri konuda aralarında ilahi hüküm verilirdi.
(Başlarına hemen kıyamet koparılıp gerekli cezaları derhal verilirdi. Fakat Cenab-ı Hak, insanlara kendilerinin acele ettikleri gibi belayı acele vermez, onlara mühlet verir. Nitekim Fâtır suresinin 45. ayetinde "Eğer Allah, insanları elleriyle işledikleri kötülükler yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde kımıldayan bir canlı bırakmazdı. Fakat onları belli bir vakte kadar tehir etmiştir!" buyurulmuştur)  
Osman Fırat
swap_vert close
İnsanlar bir tek topluluk idi ama ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden bir söz geçmemiş olsaydı, ayrılığa düştükleri konuda hemen aralarında hüküm verilir. (işleri bitirilirdi. )
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve insanlar bir ümmetten başka değildi. Sonra ihtilafa düştüler. Eğer Rabbin tarafından geçmiş bir kelime bulunmasa idi, onların arasında ihtilâfa düştükleri şey hususunda elbette ki (derhal) hükmolunurdu.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İnsanlar aslında tek ümmet idi. Başlangıçta hepsi tevhid inancına sahip iken sonra aralarında ihtilaf çıktı. Şayet Allah'tan nihaî hükmü kıyamete bırakma şeklinde önceden yapılmış bir vaad olmasaydı, ihtilaf ettikleri konudaki hüküm çoktan verilmiş, azap tepelerine inmiş olurdu. [2, 213; 11, 110; 20, 129]
Süleyman Ateş
swap_vert close
İnsanlar bir tek milletten başka bir şey değildi, ama ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden bir söz geçmemiş olsaydı, ayrılığa düştükleri konuda hemen aralarında hüküm verilir(işleri bitirilir)di.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
İnsânlar ancak bir tek ümmet idiler. Sonradan ihtilâf itdiler. Eğer rabbin tarafından onların âhiretde dûçâr-ı mücâzât idilmeleri evvelce takdîr buyurulmamış olsa idi bu ihtilâfları içün aralarında hüküm cârî olur ve helâk olunurlardı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İnsanlar bir tek toplumdu (ümmetti), daha sonra ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinin daha önce verdiği karar[*] olmasaydı, onların ayrılığa düştükleri konuda aralarından hüküm verilirdi.
[*] İmtihandan geçirme kararı.  
Şaban Piriş
swap_vert close
İnsanlar tek ümmetti, sonra ayrıldılar. Rabbinden daha önce bir söz verilmemiş olmasaydı; ayrılığa düştükleri konuda aralarında hüküm verilirdi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İnsanlar tek bir ümmet idi; sonra anlaşmazlığa düştüler. Eğer bu konuda daha önce Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı,(6) anlaşmazlığa düştükleri şey için aralarında hüküm şimdiden verilirdi.
(6) Ödül ve cezayı kıyamet gününe ertelemek konusunda Rabbinin vermiş olduğu hüküm bulunmasaydı.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İnsanlar bir tek ümmetten başka değilken ihtilafa düştüler. Eğer Rabbinden bir söz öne geçmemiş olsaydı, tartışıp durdukları konuda aralarında hüküm verilir/iş mutlaka bitirilirdi.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı olmadı-y-ıdı ādemįler illā bir bölük pes dartışdılar. ”daħı eger degül- misse bir söz kim geçdi çalabuñdan hükm olına-y-ıdı anlaruñ arasında anuñ içinde kim anuñ içinde ŧartışırlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Degül‐idi ḫalḳ illā bir ümmet tevḥīd üstine. Pes bölük bölük oldılar.Daḫı eger bir kelime sebḳat eylemese‐y‐di Tañrı Ta‘ālādan ‘aẕābı te’ḫīr eyle‐mekde ḳıyāmete degin ḥükm olurdı ortalarında, ol nesnede ki anlar andaiḫtilāf iderlerdi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
İnsanlar (əvvəlcə) ancaq tək bir ümmət idilər (eyni bir dində idilər). Sonra (aralarında ixtilaf düşdüyü üçün) ayrıldılar. Əgər Rəbbin tərədindən öncə bir söz (ilahi hökm, təqdir) olmasaydı (sorğu-sual və cəza qiyamətə saxlanılmasaydı), ixtilafda olduqları məsələlər barəsində aralarında dərhal hökm verilmişdi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Mankind were but one community; then they differed; and had it not been for a word that had already gone forth from thy Lord it had been judged between them in respect of that wherein they differ.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Mankind was but one nation,(1406) but differed (later). Had it not been for a Word(1407) that went forth before from thy Lord, their differences would have been settled between them.
1406 Cf. 2:213. All mankind was created one, and Allah's Message to mankind is in essence one, the Message of Unity and Truth. But as selfishness and egotism got hold of man, certain differences sprang up between individuals, races, and nations, and in His infinite Mercy He sent them messengers and messages to suit their varying mentality, to test them by His gifts, and stir them up to emulation in virtue and piety (5:48). 1407 Cf. 6:115, 9:40 , and 4:171. "Word" is the Decree of Allah, the expression of His Universal Will or Wisdom in a particular case. When men began to diverge from one another (see last note). Allah made their very differences subserve the higher ends by increasing their emulation in virtue and piety, and thus pointing back to the ultimate Unity and Reality, (see also 20:129). (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمَا
ve değil
كَانَ
idi
النَّاسُ
insanlar
اِلَّٓا
an- cak
اُمَّةً
bir üm- met
وَاحِدَةً
tek
فَاخْتَلَفُواۜ
sonra ayrılığa düştüler
وَلَوْلَا
ve eğer olmasaydı
كَلِمَةٌ
bir söz
سَبَقَتْ
geçmiş
مِنْ رَبِّكَ
Rabbinden
لَقُضِيَ
elbet hüküm verilmişti
بَيْنَهُمْ
aralarında
ف۪يمَا
o şey-lerde ki
ف۪يهِ
hak- kında
يَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düşüyorlar
İnsanlar sadece bir tek ümmetti sonradan ayrılığa düştüler. Eğer Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir söz (hüküm) olmasaydı, ayrılığa düştükleri konuda hemen aralarında hüküm verilirdi (işleri bitirilirdi).
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اُمَّة
İsim
ا م م
Ümmet, topluluk
وَاحِدَة
İsim
و ح د
Bir, tek
اِخْتَلَفَ
Fiil-VIII
خ ل ف
İhtilafa düştü, ayrılığa düştü
لَوْلَا
Tahdid edatı + Şart edatı
لَوْلَا
olmamış olsa, olmasa, keşke, eğer olmasaydı
كَلِمَة
İsim
ك ل م
Kelime, söz
سَبَقَ
Fiil-I
س ب ق
Öne geçti, kaçtı, gelip geçti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
قَضَى
Fiil-I
ق ض ي
Hükmetti, bitirdi, hüküm verdi, takdir etti, tamamladı, yerine getirdi, karar verdi
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اِخْتَلَفَ
Fiil-VIII
خ ل ف
İhtilafa düştü, ayrılığa düştü