İMDİ [hakkı inkar edenler]: “Ona niçin Rabbinin katından mucizevî bir alamet indirilmiyor?” deyip duruyorlar. ³⁰ O halde, (onlara) de ki: “İnsanoğlunun görüp algılayamayacağı şeylerin bilgisi ancak Allah’a özgüdür. ³¹ Öyleyse, bekleyin [O’nun iradesi tecelli edinceye kadar:] hem, ben de sizinle bekleyeceğim!”
30 Yani, Muhammed (s)’e, kendisinin gerçekten Allah’ın mesajını taşıyan biri olduğunu kanıtlayacak mucizevî bir burhan (yukarıda 1-2 ve 15-17. ayetlerde işlenen temayı özetleyen şüpheci bir itiraz ifadesi); bkz. keza 6:37, 109 ve özellikle konuyla ilgili 94. not. “Onlar” zamiri, önceki pasajlarda sözü geçen kafirlerin her iki kategorisini birden îma ediyor: hem “Allah’ın huzuruna çıkarılacaklarına inanası gelmeyen” tanrıtanımaz (atheist) ya da bilinemezci (agnostic)leri, hem de Allah’a inanmakla birlikte “O’na ortak yakıştıran”, birilerini O’nun yanında şefaatçi ya da aracı olarak benimseyen kimseleri (bkz. 18. ayet).31 Bu cevap yalnızca Allah’ın niçin Muhammed (s)’e, o’nun peygamberliğini isbat edecek mucizevî bir alamet indirmediği sorusuyla değil, aynı zamanda peygamberlik görevi için niçin o’nun seçildiği sorusuyla da ilgilidir. Bu konuda bkz. 2:105 (“Allah, dilediğini rahmetine ulaştırır”) ve 3:73-74 “Allah (rahmet ve cömertliğinde) sınırsızdır, her şeyi bilendir, dilediğine rahmetini bağışlar.”