close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûnus Sûresi 18. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veya’budûne min dûni(A)llâhi mâ lâ yadurruhum velâ yenfe’uhum veyekûlûne hâulâ-i şufe’âunâ ‘inda(A)llâh(i)(c) kul etunebbi-ûna(A)llâhe bimâ lâ ya’lemu fî-ssemâvâti velâ fî-l-ard(i)(c) subhânehu vete’âlâ ‘ammâ yuşrikûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve Allah'ı bırakırlar da kendilerine ne bir zarar edebilecek, ne bir fayda verebilecek şeylere taparlar ve bunlar derler, Allah katında şefaatçilerimiz bizim. De ki: Allah'a, göklerde ve yeryüzünde bilmediği birşeyi mi haber vermedesiniz? O, müşriklerin şirk koştukları şeylerden tamamıyla münezzehtir ve çok yücedir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Müşrikler şu kimselerdir ki) Allah’ı bırakıp (O’nun izni ve iradesi olmadan) kendilerine zarar veremeyecek ve yararları da erişmeyecek (olan) şeylere (sığınıp) kulluk ederler ve: "Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir" derler. (Onlara) De ki: "Siz, Allah’a, göklerde ve yerde O’nun (hâşâ) bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? (Hayır, siz açıkça yalan uyduruyor ve asılsız kuruntulara kapılıyorsunuz!) O, sizin şirk koştuklarınızdan uzak ve Yücedir."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O inkârcı putperestler Allah'ı bırakıp, ne kendilerine ne de kendilerine tapanlara yarar ve zarar vermeyen, veremeyen cisimlere tapıyorlar ve bunlar “Allah yanında şefaatçilerimizdir” diyorlar. De ki: “Allah'a göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Yoo, kudret ve egemenliğinde sınırsız olan O'dur ve insanların O'na ilahlıkta ortak olarak yakıştırdıkları herşeyden sonsuzca yücedir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar, Allah'ı bırakıp, kulları durumundakilerden kendilerine zarar vermeyen ve fayda da sağlamayan şeylere tapıyorlar. “Bunlar bizim Allah katındaki aracılarımız, şefaatçilerimiz” diyorlar. Sen de: “Siz, Allah'a, göklerde ve yerde, O'nun bilemeyeceği şeyleri mi haber veriyorsunuz?” de. Allah ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında onların ortak koştukları varlıklardan münezzeh ve yücedir.
bk. Kur’an-ı Kerim, 13/33.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah'ı bırakıp kendilerine bir zararı veya yararı olmayan şeylere ibadet ediyor ve: "Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir" diyorlar. De ki: "Siz Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi bildiriyorsunuz?" Allah onların ortak koştuklarından münezzeh ve yücedir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah'ı bırakıp kendilerine zarar vermeyecek ve yararları dokunmayacak şeylere kulluk ederler ve: 'Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir' derler. De ki: 'Siz, Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği bir şey mi haber veriyorsunuz? O, sizin şirk koştuklarınızdan uzak ve yücedir.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah'ı bırakıp kendilerine ne bir zarar, ne de bir menfaat vermeyecek şeylere (putlara) tapıyorlar ve bir de: “-Bu putlar, Allah katında bizim şefaatçılarımızdır.” diyorlar. De ki: “-Siz, Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber vereceksiniz?” Haşa, Allah, onların ortak koştukları her şeyden çok uzakatır, çok yücedir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah’tan ayrı olarak, onlara ne zarar ne de fayda verecek şeylere tapıyorlar. Ve: “Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir” derler. De ki: “Allah’ın göklerde ve yerde (hiçbir yerde) varlığını bilmediği bir şeyi mi Allah’a haber veriyorsunuz? O Allah, onların eş koştuklarından çok münezzeh ve çok yücedir!
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlar Allah'ı bırakıp, kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir” diyorlar. De ki: “Siz Allah'a göklerde ve yerde bilmeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Hâşâ! O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir.”
Besim Atalay
swap_vert close
Allahı bırakarak, onlara kârı da, zararı da olmayana taparlar, hem de derler ki: «İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir», diyesin ki: «Göklerde de, yerde de bilmediği bir şeyi, Allaha sizler mi bildirirsiniz? O kutsaldır, eş kusulan şeylerden O çok yücedir»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlar, Allah'tan başka kendilerine zararı ve faydası olmayan varlıklara kulluk ediyorlar/tapıyorlar (onlardan yardım diliyorlar) ve: “Bunlar Allah yanında şefaatçilerimizdir” diyorlar. De ki: “Siz Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?” O, onların ortak koştuklarından uzaktır ve çok yücedir.
Burada şirke bulaşanlar üç kategoride ele alınıyor: 1. Allah’a inanmakla beraber putlara da inanıyorlar yani Allah’a ulaşmak için putları aracı kılıyorlar. 2. Putların veya putlaştırılan varlıkların Allah’ın katında imtiyazları olduğunu düşünerek Allah adına hüküm koyma yetkilerinin olduğunu düşünüyorlar. 3. Putlardan ya da putlaştırılanlardan şefaat elde etmek için beyhude onlara kulluk etmeyi olmazsa olmaz addediyorlar.Kur’an’ın genelinde şirkle ilgili ayetler incelendiğinde müşriklerin hepsinin ortak özelliğinin Allah’tan başka ilahlar, hüküm koyucular, yol göstericiler, düzen kurucular, şefaatçiler, yardımcılar edinen kimseler oldukları görülür.Ayette geçen “şufeâuna (şefaatçiler)” ifadesi, Allah’a yakınlaşmak ve işlerin görülmesine vesile olmak için Allah’la aralarına soktukları bütün varlıklar için kullanılmıştır. “Kendilerine zararı ve faydası olmayan varlıklar” söylemi ise; hem canlı-cansız bütün somut putları ve sembolleri hem de kavramsal ve soyut imajları işaret eden bir ifadedir.  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh’ın yerine kendilerine ne menfa’atleri ne de mazarratlaarı olabilecek ma’bûdlara tapıyorlar. Ve "İşte bizim Allâh nezdindeki şefî’lerimiz bunlardır" diyorlar. Ânlara di ki: "Siz Allâh’a semâvâtda ve arzda bilmediği bir şeyi bildirebilür misiniz? Hâşâ Allâh kendine işrâkden münezzehdir."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlar, Allah'ı bırakarak, kendilerine fayda da zarar da veremeyen putlara taparlar: "Bunlar, Allah katında bizim şefaatçılarımızdır" derler. De ki: "Göklerde ve yerde, Allah'ın bilmediği bir şeyi mi O'na haber veriyorsunuz?" Allah, onların ortak koşmalarından münezzeh ve yücedir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah’ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır” diyorlar. De ki: “Siz, Allah’a göklerde ve yerde O’nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.”.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah’ı bırakıp kendilerine fayda da zarar da veremeyen şeylere tapıyorlar ve “Bunlar Allah katında bizim aracılarımız” diyorlar. Onlara şöyle de: “Göklerde ve yerde Allah’ın bilmediği bir şeyi O’na bildirmeye mi kalkışıyorsunuz? Onların yakıştırdıkları ortaklardan O’nun yüce ve münezzeh olduğunda şüphem yoktur.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlar Allah’ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve: Bunlar, Allah katında bizim şefaatçılarımızdır, diyorlar. De ki: «Siz Allah’a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Hâşâ! O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir.»
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH'ı bırakıp, kendilerine ne zarar ne de yarar veremiyenlere tapıyorlar ve "Bunlar, ALLAH yanında bize şefaat edecekler," diyorlar. De ki: "ALLAH'ın göklerde ve yerde bilmediği şeyleri mi O'na bildiriyorsunuz? O çok yücedir, ortak koştuklarınızdan uzaktır."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah'ı bırakıyorlar da, kendilerine ne fayda, ne de zarar verebilecek olan şeylere tapıyorlar ve "Bunlar bizim Allah katında şefaatçilerimizdir." diyorlar. De ki, "Siz Allah'a göklerde ve yerde O'nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?" Allah onların ortak koştukları şeylerin hepsinden münezzehtir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Allahı bırakıyorlar da kendilerine ne zarar, ne menfaat veremiyecek şeylere tapıyorlar, ve «ha, onlar bizim Allah yanında şefaatçilerimizdir» diyorlar, de ki: siz Allaha Göklerde ve Yerde bilmediği bir şey mi haber vereceksiniz? Hâşâ o onların isnad ettikleri ortaklıklardan münezzeh sübhan, yüksek çok yüksektir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Müşrikler,) Allah’ı ilâh edinmekle birlikte, kendilerine zararı veya faydası olmayan şeylere (putlara) ibadet ediyor ve “Bunlar Allah nezdinde bizim şefaatçilerimizdir” diyorlar. (Resûlüm! Onlara) de ki: “Siz Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi bildiriyorsunuz? (Hâşâ!) Allah onların ortak koştuklarından münezzehtir ve (şanı) çok yücedir.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar, Allah'ın yanı sıra bir de kendilerine, ne bir zarar ne bir yarar sağlamayan şeylere kulluk ediyorlar ve “Bunlar, Allah'ın katında bizim şefaatçilerimizdir.” diyorlar. De ki: “Allah'a, göklerde ve yerde kendisinin bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?” Allah, onların ortak koştuklarından Münezzeh'tir¹ ve Çok Yüce'dir.
1- Allah'a ait nitelikler hiçbir varlıkta yoktur.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar Allâhı bırakıb, kendilerine ne bir zarar, kendilerine ne bir fâide veremeyecek olan şeylere taparlar. Bir de: «bunlar (bu putlar) Allah yanında bizim şefâatcılarımızdır» derler. De ki: «Siz, Allaha göklerde ve yerde bilmeyeceği bir şey mi haber veriyorsunuz»? Haaşâ, O, eş tutmakda oldukları her şeyden çok uzakdır, çok yücedir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Allah'ı bırakıp da kendilerine ne zararı dokunacak, ne de fayda verecek şeylere(putlara) tapıyorlar ve: “Bunlar, Allah katında bizim şefâatçilerimizdir” diyorlar. De ki: “Allah'a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?” O, onların ortak koşmakta oldukları şeylerden pek münezzeh ve pek yücedir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Bir de (o putperestler) Allah’ın yanı sıra kendilerine ne bir zarar ne de bir yarar sağlayamayan şeylere (putlara) kulluk ediyorlar (onlara tapıp yardım diliyorlar) ve ‘’Onlar, (dünya hayatında bizim için aracılık ederek dünyadaki sıkıntılardan kurtulmamızı sağlayacak olan) aracılarımızdır!” diyorlar. (Resulüm!) De ki: (sizin için böyle şefaatçiler var da, Allah’ın bundan haberi mi yok?) Yoksa siz, göklerde ve yerde Allah’ın bilmediği bir şeyi mi O’na haber veriyorsunuz? Hâlbuki Allah onların (kendisine) ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir. *
(*) Burada şirke bulaşanlar üç kategoride ele alınıyor: 1. Allah’a inanmakla beraber putlara da inanıyorlar yani Allah’a ulaşmak için putları aracı kılıyorlar. 2. Putların veya putlaştırılan varlıkların Allah’ın katında imtiyazları olduğunu düşünerek Allah adına hüküm koyma yetkilerinin olduğunu düşünüyorlar. 3. Putlardan ya da putlaştırılanlardan şefaat elde etmek için beyhude onlara kulluk etmeyi olmazsa olmaz addediyorlar. Kur’an’ın genelinde şirkle ilgili ayetler incelendiğinde müşriklerin hepsinin ortak özelliğinin Allah’tan başka ilahlar, hüküm koyucular, yol göstericiler, düzen kurucular, şefaatçiler, yardımcılar edinen kimseler oldukları görülür. Ayette geçen “şufeâuna (şefaatçilerimiz)” ifadesi, Allah’a yakınlaşmak ve işlerin görülmesine vesile olmak için Allah’la aralarına soktukları bütün varlıklar için kullanılmıştır…(C. Külünkoğlu Meal Açıklaması) Putperestler Allah’ı (cc) hakkıyla tanımaz, buna binaen O’na gereken saygıyı göstermezler. O’nu (cc) vahye dayalı bilgilerle tanımadıklarından, şirket müdürüne ya da bir krala benzetirler. Konum sahibi varlıklara ancak aracılar vasıtayla ulaşılabileceklerini düşünürler ve Allah’la (cc) aralarında birtakım varlıkları şefaatçi tayin ederler. Oysa Allah (cc) kimseye böyle bir yetki vermemiş, kimseyi kendisiyle kulları arasına aracı kılmamıştır. (bk. 2/Bakara, 186; 5/Mâide, 35; 34/Sebe’, 22-23)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kendilerine ne bir zarar, nede bir fayda verebilecek güce sahip olmayan, Allah’dan başkalarına ibadet ediyorlar ve “Bunlar, Allah katında bize aracılık yapacak olan şefaatçilerimizdir” diyorlar. Onlara deki: “Göklerde ve yerde Allah’ın bilmediği bir şey varda, onu Allah’a mı haber veriyorsunuz? Allah, onların (şefaatçıları) kendisine ortak koşmaların’dan çok yüce ve uzaktır.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar Allah’ı bırakıp da kendilerine ne zararı ne de yararı olmıyanlara tapıyorlar. Bir de: "Bunlar Allah’ın yanında kayırıcılarımız olacaklar." Diyorlar. De ki: "Siz Allah’a yerlerde, göklerde bilmediğini mi bildireceksiniz?" Allah onların eş koştuklarının hepsinden uzaktır, yücedir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar, Allah/ı bırakarak, kendilerine mazarrat ve menfaat vermeyen şeylere taparlar, bir de «— bunlar Allah yanında şefaatçılarımızdır» derler. Onlara de ki: Siz, Allah/a göklerde ve yerde bilmediği bir şey mi haber veriyorsunuz? Allah şerik koşmalarından münezzehtir, âlidir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar, Allah’ı bırakıp, kendilerine ne bir zarar ve ne de bir fayda veren şeylere tapıyorlar ve (üstelik), “Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir” diyorlar. Onlara de ki: “Siz, Allah’a göklerde ve yerde bilmediği şeyleri mi haber veriyorsunuz? O, onların koştukları ortaklardan uzaktır ve yücedir.”
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar, Allah'ı bırakarak, kendilerine zarar veremeyen ve yarar sağlayamayan şeylere taparlar ve “Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir” derler. De ki: “Göklerde ve yerde, Allah'ın bilmediği bir şeyi mi O'na haber veriyorsunuz?” Allah, onların ortak koşmalarından münezzeh ve yücedir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah’ı bırakıyorlar da, kendilerine hiç bir zarar veya fayda veremeyecek olanvarlıkların peşine takılıyorlar; birtakım putlara ve sahte ilâhlara kulluk ediyor ve “Bunlar, Allah katında bizim için aracılık ederek kurtuluşumuzu sağlayacak olan efendilerimiz ve şefaatçilerimizdir!” diyorlar. De ki: “Böyle şefaatçiler var da, Allah’ın bundan haberi mi yok? Yoksa siz, göklerde ve yerde Allah’ın bilmediği bir şeyi mi O’na haber veriyorsunuz?Hayır! Allah hiç kimseye, böyle bir şefaat yetkisi vermemiştir! Zira Allah, onların müşrikçe yaklaşımlarından tamamen uzaktır, yücedir! Zaten insanoğlu, bu hakîkate uygun bir fıtrat üzere yaratılmıştır. Fakat bazı câhiller, zamanla hak dini tahrif edip uydurdukları hurafeleri din haline getirdiler:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah’ı bırakıp onlara yarar sağlamaz, zarar vermez şeylere kulluk ediyorlar: “İşte onlar Allah’ın katında bizim şefaatçilerimiz” diyorlar. De ki: “Yer’de ve Gökler’de bilmeyeceği şeyleri mi Allah’a haber veriyorsunuz?”. O, sübhandır ve ortak koştukları şeylerden çok yücedir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah diye kendilerine hiçbir fayda ve zararı olmayan şeylere tapınıp duruyorlar. Bir de kalkıp: " bunlar bizim yarın Allah huzurundaki şefaatçilerimiz " diyorlar. Resulüm de ki: " Yahu siz, yerde ve gökte, farkında olmadığı bir şey var da, Allah'a bunu mu hatırlatıyorsunuz? " Hiç olur mu? Ulu Tanrının erişilmezliği, müşriklerin havsalasına sığmıyor o kadar...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah’ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de yarar veremeyen şeylerin emrine girip yasalarına göre hayat yaşayanlar; "Yollarından gittiğimiz için bunlar Allah katında bize şefaat edecekler. Allah bizi cezalandırırsa şefaatçilerimiz bizi cezadan kurtaracak!" diyenler yanılıyorlar. De ki; "Allah’ın göklerde yerde bilmediği bir şeyi mi Allah’a haber veriyorsunuz? Andolsun! Rabbiniz onların söylediklerinden uzak ve yücedir. Allah hiç kimseyi hükmüne ortak etmez. Sizi kurtaracak Allah’tır. Sizi cezalandıracak Allah’tır. Allah’ın cezalandırdığı kimseyi Allah’tan başka hiç kimse kurtaramaz! Allah hiç kimsenin hatırına nazına verdiği cezadan geri dönmez!”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlar Allah’ın peşi sıra kendilerine zarar da yarar da sağlamayacak şeylere tapıyorlar ve “Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir.” diyorlar. [*] De ki: “Siz Allah’a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi bildiriyorsunuz! [*] O, onların ortak koştuklarından yüce ve uzaktır.”
Bu ayet Zümer 39:3 ile birlikte okunmalıdır. Kişinin kendisini Yüce Allah’a yaklaştıracak aracılar edinmesi şirktir ve eğer tevbe edilmezse, şirk denen kabul Nisâ 4:48 ve 116’da da belirtildiği gibi Allah tarafından affedilmeyecek tek günah olarak tanıtılmaktadır. Müşriklerin Yüce Allah katında putlardan şefaat beklemesi onların bir kısmının da olsa ahirete inandığını gösterebileceği gibi, bu şefaat beklentisinin dünyada durumlarının düzeltilmesi beklentisi olduğu da ifade edilmektedir. Bu durumda müşrikler içerisinde bu türden şefaata inananların ahirete inanmadıkları belirtilmiş olur Bu cümle Ra‘d 13:33 ve Hucurât 49:16. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Amaç insanların hadlerini aşarak Yüce Allah’a din öğretmeye kalkışmamasına dikkat çekmek ve O’nun bilmediği hiçbir şeyin olmadığını vurgulamaktır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ve o (zâlimler,) Allah’ı bırakıp da kendilerine zarar da, fayda da veremeyecek olan (şey)lere kulluk eder ve: “bunlar Allah’ın katında bizim şefâatçilerimizdir”¹ derler. (Sen de onlara:) “göklerde ve yerde olup da Allah’ın bilmediği bir şeyi mi Ona haber veriyorsunuz?” de. Hâlbuki Allah onların (Kendisine) ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir.
1 O zâlimler; a- Allah’a putlarla beraber inanırlar, b- Putların veya putlaştırılan varlıkların Allah’ın katında imtiyazları var zannederler, c- Putlardan veya putlaştırılanlardan boşu boşuna şefâat umarlar. Bk. (Yûnus: 3)  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve [ne de] Allah’la beraber, kendilerine ne bir yarar ne de zarar verebilecek durumda olmayan şeylere veya varlıklara kulluk edip [kendi kendilerine], “Bunlar bizim Allah katındaki kayırıcılarımızdır” ²⁶ diyen [kimse]ler!.. De ki: “Göklerde ve yerde Allah’ın bilmediği bir şeyi mi O’na haber verebileceğinizi sanıyorsunuz? ²⁷ (Yoo,) kudret ve egemenliğinde sınırsız olan O’dur, ve insanların O’na, ilahlığında ortak yakıştırdıkları her şeyden sonsuzcasına yücedir.
26 Bu ifadeyle söylem yeniden bu surenin 3. ayetinde temas edilen “şefaat” meselesine dönüyor. Cümlenin baş kısmının lafzî çevirisi şöyledir: “Ve kendilerine ne zarar veren ne de yarar sağlayan şeye kulluk ederler” -Bu, hem somut putları, mücessem sembolleri, hem de kavramsal ve soyut imajları îma eden bir ifadedir. Belirtilmelidir ki burada örtülü (elliptic) olarak geçen “onlar” zamiri, daha önce kendilerinden “Bizim huzurumuza çıkacaklarına inanası gelmeyen kimseler”e (bir başka ifadeyle, ölümden sonra kalkışı ve Yargı Günü’nü inkar edenlere) işaret etmemektedir; çünkü yukarıdaki ayette sözü edilen kimselerin, çarpık ve sapık bir biçimde de olsa, ölümden sonrasına ve insanın Allah huzurunda hesaba çekileceğine açıkça inandıkları anlaşılıyor; bu kusur, onların taptıkları şeyleri “kendilerinin Allah katındaki şefaatçileri” olarak görmelerinden de bellidir.27 Bu ayetle, herhangi bir kimsenin Allah katında izinsiz ve koşulsuz olarak şefaat edebileceğine, Allah’la kul arasında aracı bir rol üstlenebileceğine inanmanın, kullarını günahları ve erdemleriyle her an ve bütün şartlar altında bilen ve gözeten Allah’ın mutlak ve sınırsız ilmini inkar anlamına geldiği daha iyi anlaşılıyor. (Allah’ın, peygamberlerine sembolik olarak vermesi sözkonusu olabilecek “şefaat” iznine gelince, bu konuda bkz. yukarıda 7. not).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar kendilerine fayda da zarar da veremeyenlere: -Bunlar “Allah katında bizim şefaatçilerimizdir”, diyerek Allah ile aralarına koyduklarına kulluk ederler. De ki: -Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Allah, koştukları şirklerden münezzeh ve yücedir. 2/48- 123, 7/28, 13/33
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bir de Allah’ın peşi sıra kendilerine yararı da zararı da dokunmayan varlıklara[¹⁵⁹⁰] kulluk edip de, üstelik “İşte şunlar Allah katında bizim kayırıcılarımızdır” diyenler (iflah olmaz).[¹⁵⁹¹] De ki: “Yoksa siz Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?” O, sınırsız yüceliği ve aşkın varlığıyla, onların putlaştırdığı her şeyden beridir.
[1590] Ebu Ubeyde, buradaki mâ (şey) ilgi zamirinin ellezi (kimse) yerine kullanıldığını söyler (Mecaz). Tercihimiz olan “varlıklar” bu ikisini de içermektedir. [1591] Bu âyet şefaat (kayırıcılık, torpil) inancının müşriklerin şirkinin hem sebebi hem sonucu olduğunu gösterir. Buradaki “kayırıcılık” ile müşriklerin dünyada sahip oldukları refah da, âhiretteki torpil beklentisi de kastedilmiş olabilir. Bu durumda 7 ve 15. âyette “bizim huzurumuza çıkarılacaklarını asla ummayanlar” ifadelerini, Mekke kodamanlarından olan ve kökeni karanlık ve karışık bir inkâr ideolojisine mensup çok özel bir gruba hasretmek gerekir. Mekke’de eline aldığı kemiği ufalayıp savurarak; “Ne yani, şimdi ölüp de toprak olduktan sonra yeniden mi diriltileceğiz?” (56:47-48; ayrıca bkz: 36:78) diyen ve ilkel bir materyalizm olan “dehriliğin” peşinden giden (45:24) sınırlı sayıda bir gurup da vardı. Ebu Cehil, Ümeyye b. Halef, kardeşi Ubeyy b. Halef gibi isimler bu gruba mensuptu. Bunlar, nihilizme çıkan ilkel bir materyalizm olan “dehri” ideolojiye mensuplardı. Bunlarla iç içe seçkin bir başka gurup daha vardı ki, onlar da Hire’den beslenen “düalist batıniliğe” (gnostisizm) mensup bir guruptu. Abdu’d-Dâr’ın reisi Nadr b. Haris (Genellikle hekim olan Taif’li Nadr b. Haris ile karıştırılır), Ukbe b. Ebi Muayt, Munebbih b. Hacac ve kardeşi Nubeyh, Ebu Süfyan ve oğulları Muaviye ve Yezid gibi isimler de bu gruba mensuptu. İbn Kelbî el-Mesâlib’inde bu isimleri “Mekke’deki zındıklar” arasında sayar. ‘Zındık’ terimi genelde Mani, Mazdek, Zerdüşt dini gibi inançlara mensup düalist batınileri ifade eden bir ıstılahtır. Bu çok küçük bir elit dışında müşrik kitle âhireti mutlak anlamda inkâr etmiyorlardı. Ama Allah inançları nasıl yozlaşmışsa, âhiret inançları da öylesine yozlaşmıştı. Onların Allah inancındaki çarpıklık “şirk” biçiminde, âhiret inançlarındaki çarpıklık da “şefaat” biçiminde tezahür etmiştir. “Ki onlar o (haber) hakkında ihtilaf ediyorlar” diyen Nebe’ 3, müşriklerin âhiret konusunda farklı düşünceler taşıdıklarına delâlet eder (Ayrıntı için bkz: 45:32; 70:38; 78:3, ilg. notlar).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlar (müşrikler) Allah'ı bırakırlar da, -kendilerine ne zarar ne de yarar sağlayamayacak- nesnelere taparlar ve "Bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır" derler. (Ey Muhammed) De ki, (bu bilgiyi nereden edindiniz?) yoksa siz Allah'a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi haber vermeye kalkışıyorsunuz? Haşa O, onların ortak koştuğu nesnelerden münezzehtir. (Yücelerin Yücesidir)
Osman Fırat
swap_vert close
Ve Allah’ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verecek şeylere tapıyorlar ve "İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılaımızdır" diyorlar. De ki: "Siz, Allah’a göklerde ve yerde O’nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir, yücedir. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onlar, Allah Teâlâ'nın gayrı, kendilerine ne mazarrat ve ne de menfaat veremiyecek olanlara ibadet ederler ve derler ki: «Bunlar Allah Teâlâ'nın yanında bizim şefaatçilerimizdir.» De ki: «Allah Teâlâ'ya ne göklerde ve ne de yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? O (Hâlik-ı Azîm) onların şirk koştukları şeylerden münezzehtir, müteâlidir.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlar, Allah'tan başka kendilerine ne zarar ne de fayda veremeyen birtakım nesnelere ibadet ediyor ve “Onlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir. ” diyorlar. De ki: Böyle bir şey olacak da Allah bilmeyecek ha! Ne o, yoksa siz Allah'a göklerde ve yerde olup da bilmediği şeylerin varlığını mı haber vereceğinizi iddia ediyorsunuz? Hâşâ! O, onların iddia ettikleri her türlü ortaktan münezzehtir, yücedir. [13, 33]
Gerek bu âyette, gerekse başka bir çok âyette yer alan min dûnillah ibaresi bazı meallerde “Allah’ı bırakıp...” diye tercüme edilmiş. Ebu’s-suûd burada der ki: “Onlar Allah’ın dışında birtakım nesnelere de ibadet ederler.” demektir. Yoksa onlar Allah’a ibadeti büsbütün terk etmiş değildiler. Bilakis maksat, o ibadetle yetinmediklerini ifade etmek ve nazm-ı kerimin siyakının ortaya koyduğu üzere, o ibadeti putlara ibadete makrun kılmak, yani o ibadeti putlara ibadetle birlikte yaptıklarını bildirmektir.”  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah'ı bırakıp kendilerine ne zarar, ne de yarar veremeyen şeylere tapıyorlar ve: "Bunlar Allah katında bizim şefa'atçilerimizdir!" diyorlar. De ki: "Allah'ın, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi Allah'a haber veriyorsunuz?" O, onların koştukları ortaklardan uzak ve yücedir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlar, Allâh'dan başka olarak kendilerine ne zararı ve ne de fâidesi olan şeylere 'ibâdet iderler ve "Bunlar, Allâh 'indinde bizim şefâ'atçilerimizdir" dirler. Di ki: Allâh Te'âlâ'ya göklerde ve yerde O'nun bilmediği şeyi mi haber viriyorsunuz? Allâh Te'âlâ, sizin O'na şerîk iylediğiniz şeylerden münezzeh ve 'âlîdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kendilerine zarar vermeyecek, fayda da sağlamayacak olan şeyi Allah ile aralarına koyup kul olurlar. Bir de derler ki “Bunlar Allah’ın yanında bizi yanına alacak (şefaat edecek) olanlardır.” De ki “Siz Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?” O, onların ortak saydıklarından uzak ve yücedir.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Kendilerine fayda da zarar da veremeyen şeylere:-Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir, diyerek Allah'tan başkalarına kulluk ederler. De ki:-Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Allah, koştukları şirklerden münezzeh ve yücedir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar, Allah'ın yanı sıra, kendilerine yararı veya zararı dokunmayan şeylere kulluk ediyor ve “Bunlar bizim Allah katındaki şefaatçilerimiz” diyorlar. De ki: Göklerde veya yerde bilmediği birşeyi mi Allah'a haber veriyorsunuz? Allah, onların ortak koştukları şeylerden münezzeh ve yücedir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah'ın yanında bir de kendilerine zarar veremeyen, yarar sağlayamayan şeylere kulluk ediyorlar ve şöyle diyorlar: "Bunlar bizim Allah katındaki şefaatçılarımızdır." De onlara: "Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği şeyleri mi haber veriyorsunuz?" Şanı yücedir O'nun, ortak koştuklarından arınmıştır O.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ŧaparlar Tañrı’dan ayruġa aña kim ziyān degürmez anlara ne daħı aśśı eylemez anlara daħı eydürler “uşbunlar şafā'at eyleyicilerümüzdür Tañrı ķatında” eyit “ħaber virürsiz allāh Tañrı’ya [105b] anı kim bilmez göklerde daħı yirde?” arulıġı anuñ daħı yüceldi andan kim ortaķ eylerler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ṭaparlar Tañrıdan özge bāṭıl ma‘būdlara, hīç ziyān idemez üzerlerine,aṣṣı daḫı eylemez. Daḫı eydürler: Bunlar bizüm şefā‘atcilerümüzdür TañrıTa‘ālā ḳatında. Eyit yā Muḥammed: Ḫaber mi virürsiz Tañrı Ta‘ālāya özi bil‐medügi nesneleri göklerde daḫı yirlerde.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar Allahı qoyub özlərinə nə bir xeyir, nə də bir zərər verə bilən bütlərə ibadət edir və: “Bunlar Allah yanında bizdən ötrü şəfaət edənlərdir!” – deyirlər. De: “Allaha göylərdə və yerdə (Özünə şərik) bilmədiyi bir şeyimi xəbər verirsiniz? Allah Özünə şərik qoşulan bütlərdən uzaqdır və ucadır!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
They worship beside Allah that which neither hurteth them nor profiteth them, and they say: These are our intercessors with Allah. Say: Would ye inform Allah of (something) that He knoweth not in the heavens or in the earth? Praised be He and high exalted above all that ye associate (with Him)!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They serve, besides Allah, things that hurt them not nor profit them, and they say: "These are our intercessors with Allah." Say: "Do ye indeed inform Allah of something He knows not, in the heavens(1405) or on earth?- Glory to Him! and far is He above the partners they ascribe (to Him)!"
1405 When we shut our eyes to Allah's glory and goodness, and go after false gods, we give some plausible excuse to ourselves, such as that they will intercede for us. But how can sticks and stones intercede for us? And how can men intercede for us, when they themselves have need of Allah's Mercy? Even the best and noblest cannot intercede as of right, but only with His permission (10:3). To pretend that there are other powers than Allah is to invent lies and to teach Allah. There is nothing in heaven or earth that He does not know, and there is no other like unto Him.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَيَعْبُدُونَ
ve âbd oluyorlar
مِنْ دُونِ
başka
اللّٰهِ
Allah'
tan
مَا
o şey-lere ki
لَا يَضُرُّهُمْ
kendilerine zarar vermez
وَلَا يَنْفَعُهُمْ
ve kendilerine fayda vermez
وَيَقُولُونَ
ve diyorlar
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
bunlar
شُفَعَٓاؤُ۬نَا
şefaatçilerimizdir
عِنْدَ
katında
اللّٰهِۜ
Allah
قُلْ
de ki
اَتُنَبِّؤُ۫نَ
haber mi veriyorsunuz
اللّٰهَ
Allah'a
بِمَا
o şe-yi ki
لَا يَعْلَمُ
bilmiyor
فِي السَّمٰوَاتِ
göklerde
وَلَا
ve ne
فِي الْاَرْضِۜ
yerde
سُبْحَانَهُ
O Subhân'dır
وَتَعَالٰى
ve yücedir
عَمَّا
o şey-lerden ki
يُشْرِكُونَ
şirk koşuyorlar
Onlar Allah'tan başka, kendilerine zararı da faydası da olmayanlara âbd ol(up kulluk ed)iyorlar ve diyorlar ki: "Bunlar, Allah katında bizim şefâatçilerimizdir." De ki: "Siz Allah'a göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?" (Hâşâ!) O Subhân'dır (her türlü noksanlıktan münezzehtir) ve onların şirk koştuklarından yücedir.
عَبَدَ
Fiil-I
ع ب د
Âbd oldu, taptı, kulluk etti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دُون
İsim
د و ن
Başka, başkası, arka, hariç, önce, dışında
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
ضَرَّ
Fiil-I
ض ر ر
Zarar verdi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
نَفَعَ
Fiil-I
ن ف ع
Fayda verdi, fayda sağladı, faydası dokundu
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
شَفِيع
İsim
ش ف ع
Şefâatçi, şefâat eden
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
نَبَّاَ
Fiil-II
ن ب ا
Haber verdi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
سُبْحَان
İsim
س ب ح
Subhân (her türlü noksanlıktan münezzeh olan)
عَلَا
Fiil-I
ع ل و
Çok yüce oldu, yükseldi, üstün geldi, büyüklük tasladı
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
اَشْرَكَ
Fiil-IV
ش ر ك
Şirk koştu, ortak koştu