close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûnus Sûresi 12. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iżâ messe-l-insâne-ddurru de’ânâ licenbihi ev kâ’iden ev kâ-imen felemmâ keşefnâ ‘anhu durrahu merra keen lem yed’unâ ilâ durrin messeh(u)(c) keżâlike zuyyine lilmusrifîne mâ kânû ya’melûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İnsana bir zarar gelince yanüstü yatarak, yahut oturduğu halde, yahut da ayakta dua eder bize; o zararı ondan giderdik mi sanki o zarara uğramamış da o yüzden bize dua etmemiştir, öylece dönergider. İşte aşkın hareketlerde bulunanlara, yaptıkları işler, böylece hoş görünmededir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İnsana bir zarar dokunduğunda; yan yatarken, otururken ya da ayaktayken (sürekli ve samimiyetle) Bize (yalvarıp) dua eder; ama sıkıntı ve zararını üstünden kaldırdığımız zaman ise, kendisine dokunan zarardan (hastalık, geçim darlığı, düşman saldırısı ve diğer bela ve sarsıntılardan dolayı) sanki Bizi hiç çağırmamış ve yalvarmamış gibi (Hakk’tan ve hayırdan) dönüp-gider. İşte, ölçüyü taşıranlara yapmakta oldukları (kötülükler, şeytan tarafından) böyle süslenmiş durumdadır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İnsana bir dert ve sıkıntı dokunduğu zaman, yanı üzere yatarken, otururken yahut ayakta bize yalvarır, dua eder; ama biz kendisinden dert ve sıkıntıyı kaldırdığımızda ise, kendisine dokunan dert ve sıkıntıdan kurtulmak için bize hiç dua etmemiş gibi hareket eder. Kendi güçlerini boşa harcayan budalalara, yapıp ettikleri işte böyle güzel görünür.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İnsanın başına bir felâket, bir sıkıntı geldiği, ekonomik dar boğaza düştüğü zaman, yanı üzere yatarken veya otururken, yahut ayakta iken bize ibadet ve dua eder. Biz onun sıkıntısını giderdiğimiz zaman da, sanki kendisine dokunan bir sıkıntıdan dolayı bizden hiç yardım istememiş gibi, kendisini sıkıntıya sokacak tutum ve davranışlarına devam eder. Rahat zamanlarında bizden yüz çevirmek güzel gösterildiği gibi, cahilce davranışlar sergileyen isyankârlara, meşruiyet sınırlarını aşanlara, ağır-adaletsiz hükümler içeren kurallar koyup uygulayanlara işlemekte oldukları ameller süslenip güzel gösterilir.
bk. Kur’an-ı Kerim, 11/10-11; 41/51.  
Ahmet Varol
swap_vert close
İnsana bir darlık dokunduğunda yan yatarken veya otururken yahut ayakta bize dua eder. Ancak darlığını giderdiğimiz zaman adeta kendisine dokunmuş olan darlıktan dolayı bize dua etmemiş gibi hareket etmeye başlar. İşte aşırıya gidenlere yaptıkları böyle süslü gösterilmiştir.
Ali Bulaç
swap_vert close
İnsana bir zarar dokunduğunda, yan yatarken, otururken ya da ayaktayken bize dua eder; zararını üstünden kaldırdığımız zaman ise, sanki kendisine dokunan zarara bizi hiç çağırmamış gibi döner-gider. İşte, ölçüyü taşıranlara yapmakta oldukları böyle süslenmiştir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İnsana (hastalık gibi) bir sıkıntı dokunduğu zaman, gerek yan yatarken, gerek otururken, gerek ayakta iken, bize dua eder durur. Fakat ondan sıkıntısını giderdiğimiz zaman, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize dua etmemiş gibi geçer gider. (eski sapıklığına devam eder). İşte o haddi aşan müşriklere, yaptıkları ameller, böyle süslü gösterilmektedir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İnsana bir zarar dokunduğu zaman, yatarak, oturarak ve ayakta (her halükarda) Bize yalvarır. O zararı ondan giderdiğimizde sanki kendisine dokunan o zarar için Bize hiç dua etmemiş gibi, eski nankör haline geçer. Aşırı tüketicilerin yaptıkları (çirkin) işler, böylece onlara güzel görünür.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İnsana bir zarar dokunduğunda yan yatarak, oturarak veya ayakta durarak bize dua eder; fakat biz ondan sıkıntısını kaldırınca, sanki kendisine dokunan bir zarardan ötürü bize dua etmemiş gibi geçip gider. İşte, böylece haddi aşanlara yapmakta oldukları şeyler süslü gösterildi.[191]
[191] Nankör insan hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VIII, 448-451.  
Besim Atalay
swap_vert close
İnsana bir zarar geldiği zaman —dikilirken, otururken, yatarken— bizi çağırır, ondan o zararı kaldırırsak, sanki zarar dokunduğu sırada, bizi çağırmamış gibi savuşup gider, israf eden kimselere işte böyle yaptıkları hoş gelir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İnsana bir sıkıntı dokunduğunda gerek yan yatarken gerek otururken ve gerekse ayaktayken (sıkıntıdan kurtulmak için her halinde) bize dua eder. Ama sıkıntıyı üstünden kaldırdığımız zaman, sanki kendisine dokunan sıkıntının kaldırılması için bize hiç yalvarmamış gibi (nankörce davranmaya) devam eder (ve Bizi unutur). İşte tutarsız ve istikrarsız yaşayanlara yapmakta oldukları şey böylesine alımlı görünür.
Bkz. 3/191, 4/103, 17/67, 39/8İnsanın bu yaptığına hem nankörlük hem de vefasızlık denir. İnsana verilen nimetleri ve kendine yapılan iyilikleri unutması, yok sayması ya da görmezlikten gelmesi yani bencil davranması çok büyük vefasızlık ve terbiyesizliktir. Ayetin son cümlesinde, vefasızlığı gösterenlerin yaptığı bu saygısızlığın onlara alımlı göründüğünü, cazip geldiğini anlatıyor ki bu daha büyük bir vahamettir.  
Cemil Said
swap_vert close
İnsanın başına bir felâket geldiği vakit yatmış, oturmuş ve ayakda bulunmuş hemân bize du’â ider halbuki felâketden kurtardığımız gibi sanki felâket zamânı istimdâd itmemiş gibi küfür yoluna gider. İşte müsriflerin [1] a’mâli böyledir.
[1] Müsrif burada haddi tecâvüz iden ma’nâsınadır.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İnsana bir darlık gelince, yan yatarken, oturur veya ayakta iken bize yalvarıp yakarır; biz darlığını giderince, başına gelen darlıktan ötürü bize hiç yalvarmamışa döner. İşlerinde tutumsuz olanlara, yaptıkları böylece güzel görünür.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her hâlinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İnsanın başına zararlı bir şey geldiğinde yan üstü yatarken veya otururken ya da ayakta iken hemen bize dua etmeye koyulur; onu zararlı durumundan kurtardığımızda ise -sanki başına gelen zararı gidermeye bizi çağırıp yalvarmamış gibi- inkârcılığa dönüp yoluna devam eder; haddi aşanlara işte bu şekilde yaptıkları güzel görünmektedir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İnsana bir zarar geldiği zaman, yan yatarak, oturarak veya ayakta durarak (o zararın giderilmesi için) bize dua eder; fakat biz ondan sıkıntısını kaldırınca, sanki kendisine dokunan bir sıkıntıdan ötürü bize dua etmemiş gibi geçip gider. İşte böylece haddi aşanlara yapmakta oldukları şeyler güzel gösterildi.
 Allah Teâlâ bu âyette, insanın belâ ve musibetler karşısındaki ve bunların kaldırılmasından sonraki tutum ve davranışlarını göz önüne sermektedir. İyi insana yaraşan, gerek sıkıntılı hallerde, gerekse refah anlarında daima Allah’ı anmak ve ona dua etmektir. Sadece musibet anında Allah’ı anıp refah anında unutmak, inancı ve iradesi zayıf olan, nefsanî ve âdi isteklerin karşısında ezilen ve yenilen âcizlerin tutumudur.  
Edip Yüksel
swap_vert close
İnsana bir zarar dokundu mu, yanı üzerine yatarken veya ayaktayken veya oturmuşken bizi çağırır. Ona zarar veren şeyi kendisinden giderdik mi, sanki kendisine dokunan o zarardan dolayı bizi hiç çağırmamış gibi davranır. Sınırı aşanlara, yaptıkları işler işte böyle süslü gösterilir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman, gerek yan yatarken, gerek otururken, gerek dikilirken bize dua eder. Kendisinden sıkıntısını gideriverdik mi sanki kendisine dokunan o sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi aldırmadan geçer gider. İşte o aşırı gidenlere yaptıkları şeyler böyle güzel gelir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
İnsana bir sıkıntı da dokundumu gerek yan yatarken gerek otururken gerek dikilirken bize duâ eder durur derken kendisinden sıkıntısını açıverdikmi sanki kendine dokunan bir sıkıntı için bize yalvarmamış gibi geçer gider, işte o müsriflere yaptıkları ameller böyle tezyin edilmektedir
Emrah Demiryent
swap_vert close
İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman yanı üzere yatarken veya otururken yahut ayakta iken (o zararın giderilmesi için) bize yalvarır. Fakat kendisinden sıkıntısını giderince, sanki kendisine dokunan o sıkıntı için bize dua etmemiş gibi (şükür ve itaati bırakıp) gider (yine günahlara dalar). İşte haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, (şeytan ve kendi nefisleri tarafından) böyle güzel gösterilmiştir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İnsana bir sıkıntı dokununca, yatarken, otururken veya ayaktayken bize dua eder; fakat Biz onun sıkıntısını giderince de karşılaştığı sıkıntıdan ötürü sanki Bize hiç dua etmemiş gibi davranmaya devam eder. İşte Müsriflere¹, yaptıkları şey böyle cazip gösterilmiştir.
1- Haddi aşanlara.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İnsana sıkıntı dokunduğu zaman yanı üstü, yahud otururken veya ayakda iken (her haalinde, o sıkıntının giderilmesi için) bize düâ eder. Fakat biz onun sıkıntısını açıp giderdik mi, sanki kendisine dokunan bir sıkıntıya bizi çağırmamış gibi (yine eski yoluna döner) gider. İşte haddi aşanların yapar oldukları ameller böyle süslenmiş (kendilerine hoş gösterilmiş) dir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve insana (ağır bir) zarar dokunduğu zaman, yanı üzerine (yatar) iken veya otururken yâhut ayakta iken bize yalvarır. Fakat biz ondan zararını giderince, sanki kendisine dokunan bir zarardan dolayı bize duâ etmemiş gibi (eski hâline) devâm eder. İşte isrâf edenlere, yapmakta oldukları şeyler böyle süslü gösterildi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve insana bir sıkıntı dokunduğunda, gerek yan yatarken, gerek otururken ve gerekse ayaktayken (sıkıntıdan kurtulmak için her hâlinde) bize yalvarıp yakarır; ama sıkıntıyı üstünden kaldırdığımız zaman, sanki kendisine dokunan sıkıntının kaldırılması için bize hiç yalvarmamış gibi (nankörce davranmaya) devam eder. İşte müsriflere (istikrarsız yaşayanlara) yapmakta oldukları (kötü) şeyler (nefisleri tarafından kendilerine) böyle süslü gösterilmiştir. *
(*) Bu 11 ve 12. ayetler bize insanı tanıtmakta; onun tabiatı, eğilim ve zaafları konusunda önemli bilgiler vermekte, fıtratında din duygusu da bulunduğu hâlde bunu körelten ve yaratıcıyı inkâr yoluna sapanlara Allah’ın nasıl muamele ettiğini açıklamaktadır. Bütün peygamberlere ve müminlere karşı inkârcıların tipik bir tepkisi, “Dedikleriniz doğruysa Allah bizi hemen cezalandırsın” cümlesiyle ifade edilebilir. Hâlbuki Allah’ın irade ve kararı, bu dünyada kendisine inansın inanmasın bütün insanlara maddî nimetlerini belirli bir davranışa bağlı olarak değil, kendi dilediği biçimde hemen vermek, inkâr ve isyan edenlerin cezasını ise âhirete ertelemektir. Böyle yapmasa da inkârcılara bu dünyada nimetlerini verdiği gibi hak ettikleri ve hemen uygulanmasını istedikleri cezalarını da ertelemeden hemen verseydi ilk günahlarından itibaren hem onların hem de imtihan dünyasının sonu gelirdi. İnkârcıların bir başka davranışı da sıkıştıklarında Allah’ı hatırlamaları, O’na sığınmaları, üstesinden gelemedikleri ağır yük ve musibetleri kaldırması için şuurlarının derinliklerinden veya açıkça Allah’a yakarmaları, sıkıntı geçer geçmez tekrar inkârcılıklarına dönmeleridir. Ama marifet, makbul olan iman ve kulluk, iyi ve kötü, zararlı ve faydalı, geniş ve dar, acı ve tatlı her durumda Allah’ı anmak, ibadet, dua, tövbe, hamd, şükür gibi davranışlarla O’na yönelmektir. (Kur’an Yolu Tefsiri) Bu üçlü mecazî ifade, insanın kendini içinde bulduğu mümkün değişik durum ya da konumları dile getirmek üzere Kur’an’da sık sık kullanılmaktadır. Felaket onların çaresizlik duygusu içinde “Allah’a yalvarıp yakarmak” ifadesi, kendini “bilinemezci” (agnostic) sayan ve pozitif düşünce saplantısı içinde Allah inancını kendilerine yakıştıramayan pek çok insanın bu gibi durumlardaki içgüdüsel tepkisini dile getiriyor. وهذه الحالة التي ذكرها الله سبحانه للداعي لا تختص بأهل الكفر، بل تتفق لكثير من المسلمين، تلين ألسنهم بالدعاء وقلبهم بالخشوع والتذلل عند نزول ما يكرهون بهم. فإذا كشفه الله عنهم غفلوا عن الدعاء والتضرّع، وذهلوا عما يجب عليهم من شكر هذه النعمة من إجابة دعائهم ورفع ما نزل بهم من الضرّهذا مما يدلّ على أن الآية تعمّ المسلم والكافر(،فتح القدير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İnsana ne zaman bir zarar dokunsa, yattığı yerden yahut otururken veyahut ayakta iken bize yalvarır. Biz de ondan zararı kaldırdığımızda, sanki daha önce bize hiç yalvarmamış gibi, çeker gider. Böylece kendi kendilerine zarar verenlerin yaptıkları, kendilerine süslü gösterildi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İnsan, başı sıkışınca yan üstü yatarken, otururken, ayaktayken Bize yalvarır. Ancak Biz onun sıkıntısını giderince de sanki başı hiç sıkılmamış, yakarmamış gibi geçip gider! İşte sınırları aşanlara işledikleri böyle güzel gösterildi.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İnsana bir sıkıntı erişti mi yan üstü yatarken veya otururken veya ayakta dururken [⁶] bize dua eder. Onun sıkıntısını kaldırdık mı, sanki başına gelen sıkıntının defi için bize dua etmemiş gibi geçer, gider [⁷]. Bunun gibi haddi aşan müşriklere işledikleri hoş görünür.
[6] Yani her halde.[7] Hemen bulunduğu küfüre döner veya dua yerinden kalkar gider.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İnsana bir sıkıntı [durru] dokunduğunda/başı dara girdiğinde gerek yan üstü yatarken gerek oturarak ve gerekse ayakta Biz’e yalvarır durur. Biz ondan o sıkıntıyı kaldırdığımızda, sanki kendisine dokunan bir sıkıntıdan ötürü hiç yalvarmamış gibi çeker gider. İşte (ömürlerini) israf edenlerin yaptıkları kendilerine güzel/süslü gösterilmiştir.
Kadri Çelik
swap_vert close
İnsana bir zarar dokunduğu zaman; yan yatarken, otururken veya ayakta iken bize yalvarıp yakarır. Biz darlığını giderince, sanki kendisine dokunan zarar için bize hiç yalvarıp yakarmamış gibi geçip gider. İşte, haddi aşanlara yapmakta oldukları süslü gösterilmiştir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İnsanın başına bir belâ veya sıkıntı geldiğinde, gerek uzanırken, gerek otururken, gerek ayakta iken, kısaca her an ve her durumda Bize yalvarıp durur fakat onu sıkıntısından kurtardığımız zaman, verdiği sözleri hemen unutur ve başına gelen bu belâdan dolayı sanki Bize hiç yalvarmamış gibi kendisini yeniden hayatın akışına kaptırarak, yoluna kaldığı yerden devam eder. İşte,kendilerine bahşedilmiş olan akıl, güç, sağlık, servet gibi nîmetleri kötü yolda kullanarak ömürlerini boş yere harcayan bu müsriflere, yaptıkları kötü işler böyle güzel ve çekici görünmektedir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İnsan’a Zorluk dokunduğu zaman, yatarken, otururken veya ayakta iken bizi çağırdı / yalvardı. Onun zor durumunu giderdiğimizde, kendisine dokunan zorluğa sanki bizi çağırmamış gibi geçip gitti. İşliyor oldukları şeyler Aşırı Gidenler’e böyle süslü gösterildi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İnsanoğlu başına bir iş geldi mi, yatakta, işte kayıtta hemen bize yalvarır. Sıkıntısını giderdiğimizde ise, uğradığı sıkıntıdan dolayı sanki bize hiç el açmamış gibi çekip gider. İşte böylesi aşırılar hep kendi yaptığını beğenir...
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnsana bir sıkıntı geldiği zaman yatarken, otururken yahut ayakta bize yalvarır. Ama insanı felaketlerden kurtardığımızda sanki hiç yalvarmamış gibi hareket eder. Allah’a saygısızlıkta aşırı gidenlere yaptıkları iş hep doğru görülür. Düşünseler; sıkıntıda iken yalvardıkları yaratıcı, onları sıkıntıdan kurtardığı anda da yalvarılmaya layıktır. Onlar dünyalarına, dünyadaki çıkarlarına öyle sarılmışlardır ki; başları sıkıştığında Allah’ı hatırlar, beladan kurtulunca da unuturlar. Elbette yaptıkları kendilerine mutlaka sorulacaktır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(İnkârcı) insana bir sıkıntı dokunduğu zaman, yan yatarak, oturarak veya ayakta durarak bize dua eder. Fakat ondan sıkıntısını kaldırınca, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı yüzünden bize yalvarmamış gibi geçip gider. [*] İşte böylece yapmakta oldukları şeyler haddi aşanlara güzel gösterilmiştir.
Kur’an’da pek çok ayette ele alındığı üzere nankör insana yönelik bir tahlile yer verilmekte, daha çok menfaatperestlik boyutuna vurgu yapılmaktadır. Benzer mesajlar: Nahl 16:54; İsrâ 17:67; ‘Ankebût 29:65; Rûm 30:33; Lokmân 31:32; Zümer 39:8, 49; Şûrâ 42:48.  
Mehmet Türk
swap_vert close
İnsana bir sıkıntı dokununca yatarken veya otururken yahut da ayakta iken¹ Bize yalvarır durur. Fakat Biz ondan o sıkıntıyı kaldırınca, sanki başına gelen bir sıkıntıdan dolayı Bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte haddi aşanlara yaptıkları şeyler (kendi nefisleri tarafından) böyle süslü gösterilir.
1 Yani her halinde, her zaman veya işi gücü duâ etmek olur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Zaten, insanın başına bir sıkıntı gelince yan yatarken de, oturup kalkarken de ¹⁹ Bize yalvarıp yakarır; ama ne zaman ki sıkıntısını gideririz, başına gelen sıkıntıdan kendisini kurtaralım diye sanki Bize hiç yalvarıp yakarmamış gibi ²⁰ [nankörce] davranmaya devam eder! Kendi güçlerini boşa harcayan (budala)lara, ²¹ yapıp-ettikleri işte böyle güzel görünür.
19 Bu üçlü mecazî ifade, insanın kendini içinde bulduğu mümkün değişik durum ya da konumları dile getirmek üzere Kur’an’da sık sık kullanılmaktadır. Felaket anlarının çaresizlik duygusu içinde “Allah’a yalvarıp yakarmak” ifadesi, kendini “bilinemezci” (agnostic) sayan ve pozitif düşünce saplantısı içinde Allah inancını kendilerine yakıştıramayan pek çok insanın bu gibi durumlardaki içgüdüsel tepkisini dile getiriyor. (Bkz. yine aşağıda 22-23. ayetler ve keza 6:40-41.)20 Lafzen, “Başına gelen sıkıntıdan ötürü sanki Bize (ilâ) hiç yalvarmamış gibi”.21 Çoğu yerde (örn. 5:32 ya da 7:81) “aşırılığa düşmüş; aşırılığa meyleden; aşırı davranan; savurgan; tutumsuz” ya da (6:141’de olduğu üzere) “boşa harcayan” kişi anlamına gelen müsrif terimi, yukarıdaki anlam akışı içinde, “kendi kendini heder eden, harcayan” (Râzî), yani sadece bedensel dürtülerine bağlı kalıp, ahlakî yükümlülüklerden, ahlakî endişelerden uzak kalan ve böylece ruhsal yetilerini boşa harcayan kişi anlamında kullanılmıştır. (Karş. Kur’an’da sık sık kullanılan ve bizim “kendi kişiliklerini boşa harcayanlar” olarak tercüme ettiğimiz ellezîne hasirû enfusehum ifadesi.) Burada kullanılan anlamıyla isrâf (lafzen “savurganlık” ya da “ölçü, itidal eksikliği”) terimi hemen hemen, önceki ayette geçen tuğyân (kibirli/kurumlu azgınlık, taşkınlık) teriminin eş anlamlısıdır (Menâr XI, 314) ve aynı tip insana yakışan davranış tarzına işaret eder. “Yapıp-ettikleri kendilerine güzel görünür” ifadesi, hayat boyunca “kendilerini, kendilerine verilen güç ve yetileri boşa harcayanlar”ın düşüncesiz rahatlıklarını, budalaca kendilerinden hoşnutluklarını dile getirmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Her ne zaman insana bir sıkıntı dokunsa gerek yan üstü yatarken gerek otururken gerekse ayakta iken bize yalvarıp yakarmaya başlar. Biz onun başındaki sıkıntıyı giderdiğimizde başına gelen o sıkıntı sebebiyle sanki bize hiç yalvarmamış gibi geçip gider. İşte, böyle imkânları boşa harcayanlara yapmakta oldukları şeyler güzel görünür. 3/191, 16/53- 54, 39/7- 8- 49, 89/15- 16
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Hem ne zaman insanoğlunun başına bir ziyan gelse, gerek yatarken, gerek otururken ya da ayaktayken (başlar) Biz’e yalvarıp yakarmaya. Biz onu başına gelen ziyandan kurtardığımız zaman ise, sanki kendisine dokunan ziyandan kurtarmamız için Biz’e hiç yalvarmamış gibi (nankörleşir).[¹⁵⁸³] Hayatlarını boşa harcayanlara, yapageldikleri her şey (işte) böylesine cazip görünür.[¹⁵⁸⁴]
[1583] Emaneti mülkiyet sanmanın doğal sonucu budur. Sahibine ihanet eden akıl kötüyü iyi gösterir. [1584] İsrâfın büyüklüğü, kaybedilen imkândan çok imkânı doğru harcamadığı için kaybettiği nimetin büyüklüğüyle ölçülür. Burada kaybedilen Allah rızası ve onun karşılığı olan cennettir. İlâhî rızayı ve cenneti kaybedenin kaybını gösterecek bir rakam da yoktur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Kafir) İnsana bir sıkıntı, bir dert dokunduğu zaman (onun giderilmesi için niyaza başlar ve) yanüstü yatarken, otururken veya ayakta iken bize dua eder. Fakat biz ondan o sıkıntıyı kaldırdığımız zaman, (şükretmeyi hatırına getirmez) sanki daha evvel bize yalvaran kendisi değilmiş gibi eski (küfür) yoluna devam eder, çünkü böyle haddi aşanlara amelleri süslü gösterilmiştir.
(Günah işlerler fakat bunu iyi bir iş yapıyorlarmış gibi yaparlar. Rablerinin nimetlerine nankörlük etmenin suç olduğunu ve ahirette hesabını vereceklerine inanmazlar)  
Osman Fırat
swap_vert close
İnsana bir zarar dokunduğu zaman, yanı üzere yatarken, yahut otururken ya da ayakta bize yalvarır; ama biz onun darlığını kaldırınca sanki kendisine dokunan bir darlıktan ötürü bize hiç yalvarmamış gibi hareket eder. İşte müsriflere yaptıkları işi böylesine süslü gösterilmiştir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve insana bir sıkıntı dokununca da, yanı üzerine yatarken veya otururken veya ayakta iken Bize dua eder. Vaktâ ki, ondan o sıkıntıyı açıvermiş oluruz, sanki kendisine dokunmuş olan bir sıkıntıdan dolayı Bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte müsrifler için yapar oldukları şeyler böyle süslenmiştir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İnsan bir sıkıntıya mâruz kalınca gerek yan yatarken, gerek otururken veya ayakta iken, Bize yalvarıp yakarır. Fakat biz sıkıntısını giderdik mi, sanki uğradığı dertten dolayı Biz'e yalvaran kendisi değilmiş gibi eski haline döner. İşte (hayat sermayelerini boşuna harcayıp) haddini aşanlara, yaptıkları işler, kendilerine böyle süslenmiş, hoşlarına gitmiştir. [41, 51; 11, 10, 11]
Süleyman Ateş
swap_vert close
İnsana bir darlık dokunduğu zaman, yanı üzere yatarken, yahut otururken ya da ayakta bize yalvarır; ama biz onun darlığını aç(ıp kaldır)ınca sanki kendisine dokunan bir darlıktan ötürü bize hiç yalvarmamış gibi hareket eder. İşte aşırı gidenlere, yaptıkları iş böylesine süslü gösterilmiştir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
İnsâna bir zarar ve keder târî olsa yatarken, otururken, ayakda gezerken bize du'â ider. Vaktâ ki ondan o zarar ve kederi açarız, keennehû başına gelen belâdan dolayı bize du'â itmemiş gibi geçer gider. Böylece işledikleri şeyler müsriflere tezyîn kılındı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İnsanın başı sıkıştı mı, yanları üzerine basarken, otururken veya ayaktayken bize yalvarır durur. Ama ne zaman ki sıkıntısını gideririz, sanki başı sıkışıp da bize hiç yalvarmamış gibi davranır. Dengesizlerin yaptıkları şey işte böyle kendilerine güzel görünür.
Şaban Piriş
swap_vert close
İnsana bir darlık dokunduğu zaman, yatarken otururken veya ayakta iken bize yalvarır. Biz onun darlığını giderdiğimizde sanki başına gelen darlık sebebiyle bize hiç yalvarmamış gibi geçip gider. İşte, böyle müsriflere yapmakta oldukları şey güzel görünür.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İnsan bir sıkıntıya uğrayınca, yatarken, otururken, ayaktayken Bize dua eder. Sıkıntısını giderdiğimizde ise, sanki uğradığı sıkıntı yüzünden Bize dua eden o değilmiş gibi geçer, gider. Ömürlerini ve yeteneklerini boşa tüketen o müsriflere, yapmakta oldukları şey böylece hoş görünmüştür.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İnsanlara zorluk dokunduğu zaman; yan yatarken, otururken, ayaktayken bize yalvarır. Ama sıkıntısını çözdüğümüzde, kendisine dokunan bir zorluk yüzünden bize hiç yalvarmamış gibi çekip gider. Haksızlığa/aşırılığa sapanlara, yapmakta oldukları, işte böyle süslü gösterilmiştir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķaçan yoķandı ādemiye ziyān oķıdı bizi yanı üzere iken yā oturıcı iken yā durıcı iken pes ol vaķt kim açduk giderdük andan ziyānını geçdi ya'nį du'āsın ķadri [105a] oķımadı gibi bizi ziyān yaña kim yoķandı aña. ancılayın bezenildi ḥaddan geçicilere ol kim oldılar işlerler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ḳaçan yitişse ādem oġlına ziyān du‘ā ider bize yanı üstine, yatup yā otu‐rup yā durup. Pes ol vaḳt ki giderür‐biz ziyānı anuñ üstinden, geçer giderṣanasın ki bize hīç du‘ā eylemedi, özine yitişen ziyān‐ıçun. Anuñ gibi bezendiyaman kişilere işledükleri yaman işler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
İnsana bir sıxıntı (xəstəlik, yoxsulluq, bəla) üz verən zaman uzananda da, oturanda da, ayaq üstə duranda da Bizə dua edər. Lakin onu sıxıntıdan qurtardıqda ondan ötrü (əvvəlcə) Bizə heç dua etməmiş kimi çıxıb gedər. (Allaha şükür etməyi də unudub yaramaz işlərində davam edər). Həddi aşanlara etdikləri əməllər beləcə yaxşı göstərildi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And if misfortune touch a man he crieth unto Us, (while reclining) on his side, or sitting or standing, but when We have relieved him of the misfortune he goeth his way as though he had not cried unto Us because of a misfortune that afflicted him. Thus is what they do made (seeming) fair unto the prodigal.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
When trouble toucheth a man, He crieth unto Us (in all postures)- lying down(1399) on his side, or sitting, or standing. But when We have solved his trouble, he passeth on his way as if he had never cried to Us for a trouble that touched him! thus do the deeds of transgressors seem fair in their eyes!(1400)
1399 Not only do men fail to use their respite: even those who have a superficial belief in Allah call on Him in their trouble but forget Him when He has relieved their trouble. Their Faith is not strong enough to make them realise that all good proceeds from Allah. But in moments of trouble they use every position, literally and figuratively, to appeal to Him, (Cf. 39:8). 1400 Those without Faith are selfish, and are so wrapped up in themselves that they think every good that comes to them is due to their own merits or cleverness. That is itself a cause of their undoing. They do not see their own faults, (Cf. 30:33 and 16:53 -54).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذَا
o za-man ki
مَسَّ
dokun- du
الْاِنْسَانَ
insana
الضُّرُّ
bir zarar
دَعَانَا
Bize dua etti
لِجَنْبِه۪ٓ
yan yatarken
اَوْ
ve- ya
قَاعِداً
otururken
اَوْ
ve- ya
قَٓائِماًۚ
ayakta iken
فَلَمَّا
fakat ne zaman ki
كَشَفْنَا
açtık
عَنْهُ
ondan
ضُرَّهُ
sıkın- tısını
مَرَّ
devam etti
كَاَنْ
sanki
لَمْ يَدْعُنَٓا
Bize dua etmemişti
اِلٰى ضُرٍّ
bir sıkıntı için ki
مَسَّهُۜ
kendisine dokundu
كَذٰلِكَ
işte böyle
زُيِّنَ
süslen- di
لِلْمُسْرِف۪ينَ
müsrifler için
مَا
o şey-ler ki
كَانُوا
idiler
يَعْمَلُونَ
yapıyorlar
İnsana bir zarar (bir sıkıntı) dokunduğu zaman; yan yatarken, otururken veya ayakta iken (o sıkıntının giderilmesi için) Bize dua eder; fakat Biz ondan o sıkıntıyı giderince sanki kendisine dokunan bir sıkıntıdan dolayı (hiç) Bize dua etmemiş gibi (eski hâline) devam eder. İşte, müsrifler (dünya menfaati uğruna hayatını israf edenler) için yapmakta oldukları şeyler (onlara böyle) süslü gösterilmiştir.
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
مَسَّ
Fiil-I
م س س
Dokundu, gelip çattı
اِنْسَان
İsim
ا ن س
İnsanlar, insanlardan olan, kabile
ضُرّ
İsim
ض ر ر
Zarar, sıkıntı
دَعَا
Fiil-I
د ع و
Çağırdı, dua etti, davet etti, yalvardı, isnad etti
جَنْبٌ
İsim
ج ن ب
Yan, yanındaki, yakınlık, cihet
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
قَاعِد
Etken fiil
ق ع د
Oturan
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
قَٓائِم
Etken fiil
ق و م
Kâim (Allah'ın ismi, esmasıdır. Kıyamda tutan demektir), kaim, ayakta olan, kıyamda duran, dosdoğru yapan
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
كَشَفَ
Fiil-I
ك ش ف
Keşfetti, açtı
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
ضُرّ
İsim
ض ر ر
Zarar, sıkıntı
مَرَّ
Fiil-I
م ر ر
Uğradı, dolaştı, devam etti, geçti, karşılaştı, geçip gitti
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
دَعَا
Fiil-I
د ع و
Çağırdı, dua etti, davet etti, yalvardı, isnad etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
ضُرّ
İsim
ض ر ر
Zarar, sıkıntı
مَسَّ
Fiil-I
م س س
Dokundu, gelip çattı
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
زَيَّنَ
Fiil-II
ز ي ن
Süsledi
مُسْرِف
Etken fiil-IV
س ر ف
Müsrif, israf eden, haddi aşan
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَمِلَ
Fiil-I
ع م ل
İşledi, yaptı, amel etti, çalıştı, iş yaptı