close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûnus Sûresi 11. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velev yu’accilu(A)llâhu linnâsi-şşerra-sti’câlehum bilḣayri lekudiye ileyhim eceluhum(s) feneżeru-lleżîne lâ yercûne likâenâ fî tuġyânihim ya’mehûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Allah, insanların, hayrın çarçabuk oluvermesini istedikleri gibi şerri çarçabuk veriverseydi ecellerinin gelip çatmasına çoktan hükmedilmiş olurdu. Fakat biz, bize kavuşmayı ummayanları, azgınlıklarında sersem bir halde bırakırız.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Şayet insanların hayrı istemelerinde acele ettikleri gibi, Allah da onlara, şerri (ve cezalarını) vermekte acele etseydi, (alınan) karar gereği ecel süreleri hemen bitirilmiş (ve sonları getirilmiş) olurdu. Ama Biz huzurumuza çıkacağına (ve ettiklerine kavuşacağına) inanmayanları (bir zaman kendi hallerine) bırakırız, böylece azgınlık ve şaşkınlık içinde bocalayıp duracaklardır (ve sonunda hak ettiklerini bulacaklardır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Eğer Allah, insanlara, hayrı hemen acele istedikleri gibi, günahları yüzünden hakettikleri şerri çabucak verseydi, onların sonu çarçabuk gelmiş olurdu. Ne var ki, bize kavuşmayı arzu etmeyenleri, azgınlıkları içinde, bocalar bir halde bırakıveririz.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Eğer Allah, insanların hayırla ilgili taleplerinin çabucak yerine getirilmesini istedikleri gibi, şerri de alelacele insanlara vermiş olsa idi, elbette onlara, ecellerinin, ömürlerinin erken sona erdirileceği bildirilmiş olurdu. Fakat bizim huzurumuzda hesaba çekilmeyi, mükâfatı ummayanları, cezalandırılma endişesi duymayanları biz azgınlıkları içinde kendi başlarına bocalar bir halde bırakırız.
bk. Kur’an-ı Kerim, 17/11.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah eğer, insanların iyiliği acele istemeleri gibi onlara kötülüğü de acele verseydi süreleri hemen bitmiş olurdu. Ancak böyle, bize kavuşmayı ummayanları taşkınlıkları içinde böyle bocalar bir halde bırakırız.
Ali Bulaç
swap_vert close
Eğer Allah, onların hayra ulaşmak için çarçabuk davrandıkları gibi, insanlara şerri de çabuklaştırsaydı, mutlaka ecellerine hüküm verilirdi. İşte bize kavuşmayı ummayanları biz böylece taşkınlıkları içinde şaşkınca dolaşır bir durumda bırakırız.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Eğer Allah, insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi, fenalığı da hemen acele olarak verseydi, muhakkak ecelleri son bulur biterdi. Fakat karşımıza çıkıp hesap vermeyi ummayanları, azgınlıklarında bırakırız, körü körüne giderler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İnsanların mala olan acele istekleri gibi, Allah aceleden onlara musibet verseydi, ecelleri hemen yerine getirilmiş olacaktı. Fakat Biz, bizimle karşılaşmayı ummayanları azgınlıkları içinde şaşkın bırakırız.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Eğer Allah insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecelleri bitirilmiş olurdu. Fakat bize kavuşmayı beklemeyenleri biz, azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.
Besim Atalay
swap_vert close
Onların iyiyi ivdiği gibi, Allah da insanlara kötülüğü ivseydi, ecelleri tükenirdi, bize kavuşmayı ummayanları, azgınlıkları içre şaşırmış bırakırız
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah, insanlara şerri, onların hayrı acele istedikleri gibi çabucak verseydi, ecellerinin onlara ulaşmasına çoktan hükmedilmiş olurdu. Fakat Bize kavuşacaklarını ummayanları, Biz kendi azgınlıkları içerisinde şaşkın bir halde bırakırız.
Bkz. 2/15, 8/32Böylece, akıllarını başlarına devşirerek tevbe edip imana gelmeleri için onlara bir fırsat daha vermiş oluruz.  
Cemil Said
swap_vert close
Eğer Allâh iyiliği ta’cîl itdiği gibi fenâlığı da ta’cîl ide idi, insânların eceli çabuk gelirdi. Fakat öldükden sonra bize rücû’ itmemeği ümîd iyleyenleri körlüklerine terk idiyoruz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İyiliği acele isteyen kimselere Allah fenalığı da çarçabuk verseydi, süreleri hemen bitmiş olurdu. Bizimle karşılaşmayı ummayanları, azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken bırakırız.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Eğer Allah, insanlara onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İşte biz, bize kavuşmayı ummayanları, kendi azgınlıkları içinde bocalar hâlde bırakırız.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Eğer insanlar iyi olanı çarçabuk istedikleri gibi kötü olanı da Allah onlar için hemen gerçekleştirseydi derhal sonları gelirdi. Bize kavuşacaklarına inanmayanları, azgınlıkları içinde bocalayıp durmak üzere kendi hallerine bırakırız.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Eğer Allah insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi şerri de acele verseydi, elbette onların ecelleri bitirilmiş olurdu. Fakat bize kavuşmayı beklemeyenleri biz, azgınlıkları içinde bocalar bir halde (kendi başlarına) bırakırız.
 Rivayete göre, Nadr b. Hâris gibi bir takım müşrikler, Resûlullah’ın peygamberliğini in-kâr etmişler ve «Yâ Allah, eğer Muhammed’in peygamberliği doğru ise, hemen gökten üzerimize taş yağdır veya bize acıklı bir azap getir!» demişlerdi. Bunun üzerine bu âyet indi. Demek ki, Allah Teâlâ dilerse kullarını işledikleri günahlar yüzünden hemen cezalandırmaz; belki tevbe eder, pişman olur ve hakka dönerler diye cezalarını erteler. Tevbe etmeyenlere de kendileri için takdir edilen belli bir süreye kadar mühlet verir, bu süre sonunda onların cezasını ya dünyada iken verir veya ahirete bırakır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
İnsanların iyiliği acele istemeleri gibi, ALLAH da onlara azabı acele verse idi, süreleri bitirilmiş olurdu. Bizimle karşılaşmayı ummayanları, azgınlıkları içinde şaşkın durumda bırakırız.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Eğer Allah, insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de alelacele verseydi, onların hemen ecellerini getiriverirdi. Fakat bize kavuşmayı ummayanları kendi hallerine bırakırız da azgınlıkları içinde bocalayıp giderler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Eğer Allah, insanlara şerri onların hayır ivercesine ivdikleri gibi iyvecek olsa idi ecellerini kendilerine yetiriverir idi fakat likamızı arzu etmiyenleri bırakırız tuğyanlarında körkörüne giderler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Eğer Allah, insanlara, (dualarında) hayrı çarçabuk istedikleri gibi *(istedikleri) şerri de çarçabuk verseydi, hemen ecellerine hükmedilirdi (de helâk edilirlerdi). Bize (manevi huzurumuza) kavuşmayı ummayanları biz azgınlıkları içinde bocalar bir hâlde bırakırız.
* “(istedikleri) şerri de çarçabuk verseydi”; Yani beddua ettiklerinde hemen icabet etseydi veya günah işlediklerinde müstahak oldukları azabı hemen verseydi manasındadır.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
İnsanların, hayrı acele istedikleri gibi, Allah da şerri onlara acele verseydi, muhakkak süreleri bitirilirdi. Ama Biz, Bizimle karşılaşmayı ummayanları, kendi hallerine bırakırız. Azgınlıkları içinde bocalar dururlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Eğer Allah, insanlara hayrı çarçabuk istedikleri gibi şerri de alel'acele verseydi elbette onlara ecelleri hükmedilir, (hepsi helak olub gider) di. İşte biz, bize kavuşmayı ummayanları böyle azgınlıkları içinde serserî serserî dolaşmalarına meydan veriyoruz.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Eğer Allah, insanlara hayrı acele istemeleri (sebebiyle verdiği) gibi şerri de hemen verseydi, elbette onların ecellerine (çabucak) hükmedilirdi. Artık bize kavuşmayıummayanları, azgınlıkları içinde bırakırız da bocalayıp dururlar.(1)
(1)Bu âyet-i kerîme, Mekke müşriklerinden Nadr b. Hâris’in: “Ey Allah’ım! Eğer senin katından gelen hak (Kur’ân) bu ise, üzerimize gökten taş yağdır” demesi üzerine nâzil olmuştur. (Celâleyn Şerhi, c. 3, 339)“Nasıl ki küçük kabâhatleri işleyenlerin nâhiyelerde (küçük yerlerde) cezâları verilir. Büyük kabâhatliler de büyük mahkemelere gönderilir. Öyle de, ehl-i îmânın ve has dostların hükmen küçük hatâları, onları çabuk temizlemek için, cezâları kısmen dünyada ve hem sür‘atle verilir. Ehl-i dalâletin (kâfirlerin)cinâyetleri o kadar büyüktür ki, cezâları kısacık hayât-ı dünyeviyeye (dünya hayâtına) sığışmadığından, muktezâ-yı adâlet (adâletin gereği) olarak, âlem-i bekādaki mahkeme-i kübrâya (ebedî âlemdeki büyük mahkemeye) havâle edildiği için, ekseriyetle burada cezâya çarpılmıyorlar.” (Lem‘alar, 10. Lem‘a, 50)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve eğer Allah, insanlara, hayrı hemen acele istedikleri gibi, (suç ve günahları yüzünden hakettikleri) şerri çabucak verseydi, kendileri için belirlenmiş süre[nin sonu] gerçekleştirilmiş olurdu:” Fakat bize (ahirete) kavuşmayı ummayanları, (imtihan ve adaletimiz gereği dünyada) belli bir süre kendi hâllerine bırakırız da, (tövbe edip ahirete inanacaklarına kendi iradeleriyle) taşkınlıkları içinde gayesiz ve başıboş sürüklenmeye devam ederler.*
(*) Lafzen, “kendileri için belirlenmiş süre[nin sonu] gerçekleştirilmiş olurdu:” ilk planda, insanın zayıf yaratılışlı (karş. 4: 28) ve dolayısıyla günaha yatkın olduğunu; ikinci olarak, Allah’ın Kendisi için rahmet ve merhameti ilke olarak seçtiğini (bkz. 6: 12 ve ilgili not) ve sonuç olarak da, günahkâr kimseleri çevre ve ortamı hesaba katmadan cezalandırmayacağını ve onlara tövbe edip doğru yola girmeleri için zaman verdiğini îma eden bir ifade. (M. Esed Meali Yunus-11. Ayet Açıklaması) Yani Yüce Allah onlara hemen azap vermek istemez, tövbe edip imana gelmeleri için onlara daima fırsat verir. Fakat pek çokları, bu fırsatı doğru değerlendirmez.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah, insanlara hayrı acilen verdiği gibi, acilen istedikleri şerri vermiş olsaydı, onlara verilen yaşam sürelerinin bitmesine hükmederdi. Fakat bizimle karşılaşmayı ummayanları, içinde bulundukları azgınlık içerisinde bırakırız ki, oyalansınlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onların iyiliğin çarçabuk gelmesini istemeleri gibi Allah da kötülüğü çarçabuk gönderseydi onları sonlarına eriştirmiş olurdu. Ancak Biz, Bize kavuşmayı ummıyanları kendi taşkınlıkları içinde bocalar bırakırız.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah, nâs/a hayrı çabuk istedikleri gibi şerri tâcil etseydi [⁴] ecelleri tükenirdi [⁵]. Fakat biz bize kavuşmayı ummayanları azgınlıklarında şaşkın şaşkın bırakırız.
[4] Hayır dualarının çabuk kabul olunduklarını istedikleri gibi bedduaları da meselâ kendisine, ailesine kızınca «Allah belâmı versin, belânızı versin, sizi elimden alsın» gibi duaları çabuk kabul etseydi.[5] Ölüp giderlerdi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İnsanların hayrı acele istemeleri gibi, Allah da onlara (hak ettikleri) şerri/cezayı⁶ acele verseydi, onların süreleri [eceluhum] hemen bitirilmiş olurdu⁷. Ama Biz, Biz’e kavuşmayı ummayanları, kendi azgınlıkları içinde bocalar hâlde bırakırız.
6 Şer kavramı Kur’an’da Allah’a izafe edilemez bir kavramdır. Burada kulun yaptığının bir karşılığı olarak ceza anlamındadır. Bir başka ifadeyle Allah şerre veya kötülüğe izin verebilir. Bu kulu sınamak için de olabilir. Allah sadece hayır verir. Ama kul bunu bazı değerlendirmeleriyle şer olarak algılayabilir veya sınav için veyahut da yaptıklarından dolayı ona şer olarak tecelli eder. 7 Krş. Bakara, 2/15; Enfâl, 8/22  
Kadri Çelik
swap_vert close
Eğer Allah, insanlara hayrı çarçabuk istedikleri gibi (beddua ettiklerinde veya günah işlediklerinde) şerri de (beddua veya azabı da) çarçabuk verseydi, hemen ecellerine hükmedilirdi (helak edilirlerdi). Bizimle buluşmayı ümit etmeyenleri azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İnsanların iyiliği sabırsızlıkla ve aceleyle istedikleri gibi, Allah da onları suç işler işlemez derhâl cezalandırmış olsaydı, çoktan işleri bitirilmiş olurdu. Fakatonları cezalandırmakta acele etmeyiz. Hesap vermek üzere huzurumuza çıkacaklarını ummayan o inkârcıları, bir süre daha azgınlıkları içinde bocalar bir hâlde bırakırız. Böylece, tövbe edip imana gelmeleri için onlara bir fırsat daha veririz. Fakat pek çokları, bu fırsatı doğru değerlendiremez:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İnsanlar’ın Hayr’ı çabukca istediği gibi, Allah da Şerr’i çabukca verseydi, onların eceli kendilerine erişirdi. Bizimle karşılaşmayı ummayanları, bocalayacakları azgınlıkları içinde bırakırız.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Eğer Allah, insanları kendi çıkarlarına eviştirdiği gibi, kötülüklere de eviştirseydi, işleri çoktan biterdi. Onun için bize hesap verme derdi olmayanları biraz daha azmaya bırakırız itiş kakış.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnsanların iyilikleri acele istedikleri gibi; Allah da onlara istedikleri felaketleri acele verseydi yaşamları hemen bitirilmiş olurdu. Ama biz, bize kavuşmayı ummayanları bırakırız. Belki düşünüp öğüt alır, doğruya gelirler diye bekleriz. Ancak onlar verdiğimiz süreyi aleyhlerine değerlendirerek azgınlıklarıyla bocalamaya devam ederler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah (inkârcı) insanlara, hayrı acele istedikleri gibi şerri de acele verseydi, elbette onların süreleri bitirilmiş olurdu. Bizimle karşılaşacaklarını ummayanları (ahirete inanmayanları) azgınlıkları içerisinde bocalar hâlde bırakırız. [*]
Benzer mesajlar: Bakara 2:15, En‘âm 6:110; A‘râf 7:186; Hicr 15:72; Mü’minûn 23:75; Neml 27:4.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Eğer, insanların hayra¹ ulaşmakta acele ettikleri gibi, Allah da onlara şerri² vermekte acele etseydi elbette onların ecelleri bitirilmiş olurdu. Bu yüzden Bize kavuşacaklarını ummayanları, kendi azgınlıkları içerisinde şaşkın bir halde bırakırız.³
1 Hayır: Aslı “hayr” olup; herkesin beğendiği, rağbet ettiği şeyler, şeref, faydalı ve sevabı gerektiren amel, iyilik, ibâdet ve mal gibi anlamlara gelir. Zıddı ise şer’dir. Hayır, iki türlüdür. Birincisi “mutlak hayır” olup, herkes tarafından beğenilen ve herkese göre iyi olandır. Adâlet, cömertlik ve doğruluk gibi. İkinci tür hayır ise, “Mukayyed hayır”dır. Yani kişiden kişiye değişen birine göre hayır, bir başkasına göre şer ve kötülük sayılabilen şeylerdir. Kötü yolda harcanan çok mal gibi… Arapça’da “hayr” kelimesi, sadece iyiliği ifade etmez, mal ve servet için de kullanılır. Âyetlerde kullanılan “hayr”, her zaman hayır değildir. Ancak Allah rızası gözetilerek yapılırsa hayır sayılır. Mal ve servet ne kadar çok olursa olsun, Allah’ın rızası olmayan yerlere harcanırsa hayır yerine şer olur. İslâm ıstılahında “Maruf”; her tür hayrı, “Münker” de kötülüğü ifade eder. 2 Şer: Kötülük, fesat, bozukluk, zulüm, günah ve ceza gerektiren uygunsuz iş demektir. Kötülükleri arzu etmek, musibet, belâ ve sıkıntı anlamlarına da gelir, hayrın ve iyiliğin zıddıdır. Hayrı da şerri de yaratan Allah’tır. Çünkü her şeyi yaratan Allah’tır. O’ndan başka yaratıcı yoktur. Allah’ın zat, sıfat ve fiillerinde şer yoktur. Şer insanlarda, insanların işlerindedir. Allah şerri de hikmet ve ilahî adaletin bir gereği olarak yaratmıştır. Allah, insanı bu dünyaya akıl ve irade vererek imtihan etmek için göndermiştir. Bu imtihan âleminde şerrin bulunmaması, dünyanın ve içindeki insanın yaratılış hikmetine aykırı düşer. Allah, böyle yapsaydı, insanın herhangi bir hayvandan farkı kalmazdı. İyilik ve hayrın kıymeti zorlayarak değil, şuur ve serbest bir irade ile yapılmasındadır. Şuursuz ve serbest bir ihtiyar ile yapılmayan iyiliğin kıymeti yoktur. Şerri yaratmak şer değildir. Fakat şerri kazanıp şer ile vasıflanmak şerdir. İnsan aklını kullanarak iradesini şerre yöneltip kudretini buna sarf ederse, Allah da bunu yaratır. Ancak Allah’ın şerre yardımı ve rızası yoktur. 3 Azgınlara azgınlıkları içerisinde bocalamak bir azaptır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[İMDİ], eğer, onların iyilik [olarak gördükleri şeyin kendilerine] ulaşmasını aceleyle istedikleri gibi, Allah da insanlara [günahları yüzünden hak ettikleri] şerri tezelden verseydi, onların sonu çarçabuk gelmiş olurdu! ¹⁷ Ama Biz, Bizimle ergeç karşılaşacaklarına inanmayanları ¹⁸ o kurumlu azgınlıkları içinde körcesine bocalayıp dururlarken kendi hallerine bırakırız.
17 Lafzen, “kendileri için belirlenmiş süre[nin sonu] gerçekleştirilmiş olurdu:” ilk planda, insanın zayıf yaratılışlı (karş. 4:28) ve dolayısıyla günaha yatkın olduğunu; ikinci olarak, Allah’ın Kendisi için rahmet ve merhameti ilke olarak seçtiğini (bkz. 6:12 ve ilgili not) ve sonuç olarak da, günahkar kimseleri çevre ve ortamı hesaba katmadan cezalandırmayacağını ve onlara tevbe edip doğru yola girmeleri için zaman verdiğini îma eden bir ifade.18 Bkz. bu ayetin ilgili olduğu 7. ayet.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Eğer Allah, insanların dünya nimetlerini elde etmede acele ettikleri gibi hak ettikleri cezayı vermede de acele etseydi işleri bitirilirdi. Onun için biz, bizimle buluşmayı hesaba katmayanları taşkınlıkları içinde bocalamaya terk ederiz. 16/61, 18/58- 59, 35/45
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
EĞER onların nimeti istemede acele ettikleri gibi Allah da insanlar için (hak ettikleri) cezayı[¹⁵⁸¹] vermede acele etseydi, onların sonunu getirecek hüküm hemen infaz edilirdi.[¹⁵⁸²] Şu hâlde, Bizim (rahmetimiz)le buluşmaya yüzü olmayanları küstahça taşkınlıkları içerisinde debelenmeye terkederiz.
[1581] Lafzen: “Şerri”. Burada bahsedilen ceza, kendisinden sonra ibret alınıp tevbe edilemeyecek bir ceza olduğu için “şer” olarak gelmiştir. Kur’an’ın hiçbir yerinde şer Allah’a izafe ve isnat edilmez. Fakat şer Nâs sûresi 4. âyette el-vesvâsi’l-hannâs olan şeytana izafe edilir. Enbiya sûresi 35. âyette Allah’ın insanı hayır ve şer ile imtihan etmesi, şerrin Allah’a izafe ve isnadı değildir. Şerre Allah tarafından izin verilmesinin gerekçesidir. Bu âyet kötülük ilâhı vaz eden her tür düalizm şirkini red içindir (Bkz: 21:35, not 46). Burada ca‘l fiili ile yapılan isnat ise, reddetmek için yapılır (Ca‘l ve halk farkı için bkz: 78:8-9, ilgili notlar). Yani “Eğer.. etseydi, fakat etmedi” mânasındadır. Ve böylece şerrin Allah’a isnat ve izafe edilemezliği kuralı bozulmamış, aksine pekişmiş olur (Bunu teyit için bkz: 3:26; 21:35 ve 72:10, ilgili notlar). [1582] Zımnen: Allah ihmal etmez imhal eder, yani süre tanır. Zira “O rahmeti kendisine ilke edinmiştir” (6:12).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Eğer Allah, insanlara -istedikleri hayrı- çarçabuk verdiği gibi, (istedikleri) şerri de derhal vermiş olaydı, elbette onlara ecelleri hükmedilirdi. (Hepsi helak olup giderdi) İşte biz, bize kavuşmayı ummayanlara, böyle azgınlıkları içinde serseri şekilde dolaşsınlar diye mühlet tanırız.
Osman Fırat
swap_vert close
Eğer Allah, insanlara onların hayra aceleden kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İşte biz, bize kavuşmayı ummayanları, kendi azgınlıkları içinde bocalar hâlde bırakırız.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Eğer Allah Teâlâ, nâsa, hayrı çarçabuk istedikleri gibi şerri de alelacele verecek olsa idi elbette onlara ecellerini yitirivermiş olurdu. Artık Bize kavuşmalarını ummayanları, kendi azgınlıkları içinde şaşkın bir halde bırakırız.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Eğer Allah insanların faydalarına olan şeyleri çabucak elde etmek istemelerinde verdiği gibi, müstehak oldukları şerri de çarçabuk verseydi derhal sonları gelir, helâk edilirlerdi. Fakat Biz, huzurumuza çıkmayı arzu edip ummayanları, kendi hallerine bırakırız, azgınlıkları içinde bocalar, dururlar. [17, 11]
Süleyman Ateş
swap_vert close
İnsanların, hayrı acele istemeleri gibi, Allah da onlara şerri acele verseydi, süreleri hemen bitirilmiş olurdu. Ama biz, bizimle buluşmayı ummayanları bırakırız, azgınlıkları içinde bocalar, dururlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Eğer Allâh, insânlara hayrı ve ihsândaki 'acelesi kadar şerri ve 'azâbı virmekde isti'câl itse idi, onlar hakkında hükm-ü helâk cârî olurdı. Haşri inkârla likâmızı ümîd itmeyenleri tuğyânlarında hayrân ve sergerdân terk ideriz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Eğer Allah, insanlara hayrı verdiği çabuklukta şerri de verseydi onların sonları gelirdi. Bize kavuşmayı ummayanları kendi azgınlıkları içinde bırakırız, bocalar dururlar[*]
Şaban Piriş
swap_vert close
Eğer Allah, insanlara hayrı çarçabuk istedikleri gibi şerri de çarçabuk verseydi, hemen ecellerine hükmedilirdi (helak edilirlerdi.) Bizimle buluşmayı ümit etmeyenleri azgınlıkları için bocalar bir halde bırakırız.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İnsanların iyiliği hemen istemeleri gibi Allah onlar için kötülüğü de çabuklaştırsaydı, ecelleri başlarına geliverirdi. Oysa Bize kavuşmayı ummayanları Biz azgınlıkları içinde bırakırız da öylece bocalar dururlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah, insanlara şerri, onların hayrı acele istedikleri gibi çabucak verseydi, ecellerinin onlara ulaşmasına çoktan hükmedilmiş olurdu. Ama biz, bize kavuşmayı ummayanları kendi azgınlıkları içinde körü körüne bocalamaya bırakırız.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ivdürse-di Tañrı ādemįler içün yavuzlıķ ivdürmek diledükleri gibi ħayrı anlara anlaruñ eceli ya'nį öleler. pes ķoyavuz anları kim ümid dutmazlar görmekliklerine bizi azġunlıķları içinde dañ ķalurlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eger tizletse‐y‐di Tañrı Ta‘ālā ḫalḳa şerri, ḫayrı tizletdükleri gibi, ḥükmolurdı anlar ortasında ecelleri helāk olmaḳ‐ıla. Pes ḳaytar‐biz, ol kişi‐ler ki ḳorḳmazlar bizüm ḥażretümüze durmaḳdan, azġunluḳları içinde ḥayrānolurlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Əgər Allah insanlara, xeyri tezliklə istədikləri kimi, şəri də o teliklə versəydi, şübhəsiz ki, əcəlləri çoxdan tamam olmuşdu. (Allah insanların yaxşı dualarını tez qəbul etdiyi kimi, qəzəbli halda etdikləri bəd duaları da dərhal qəbul buyursaydı, onlar çoxdan məhv olub gedərdilər. Allah bəndələrinə əzab verməkdə tələsməz, özlərini islah edib pis əməllərdən çəkinmək üçün möhlət verər). Bizimlə qarşılaşacaqlarına ümid etməyənləri öz azğınlıqları içərisində şaşqın bir vəziyyətdə qoyarıq!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
If Allah were to hasten on for men the ill (that they have earned ) as they would hasten on the good, their respite would already have expired. But We suffer those who look not for the meeting with Us to wander blindly on in their contumacy.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
If Allah were to hasten for men the ill (they have earned) as they would fain hasten on the good,- then would their respite be settled at once.(1398) But We leave those who rest not their hope on their meeting with Us, in their trespasses, wandering in distraction to and fro.
1398 Those who have no spiritual hope for the Future grasp at any temporary advantage, and in their blindness even mockingly ask for immediate punishment for their sins (8:32), thus vainly challenging Allah, in Whom they do not believe. If the beneficent Allah were to take them at their word, they would have no chance at all. Their doom would be sealed. But even the respite they get they use badly. They merely wander about distractedly like men, to and fro. Cf. 2:15 .  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَوْ
ve eğer
يُعَجِّلُ
aceleyle verseydi
اللّٰهُ
Allah
لِلنَّاسِ
insanlara
الشَّرَّ
şerri
اسْتِعْجَالَهُمْ
acele istemeleri gibi
بِالْخَيْرِ
hayrı
لَقُضِيَ
elbette karar verilirdi
اِلَيْهِمْ
onlara
اَجَلُهُمْۜ
ecelleri
فَنَذَرُ
fakat bı- rakırız
الَّذ۪ينَ
o kimse-leri ki
لَا يَرْجُونَ
ummuyorlar
لِقَٓاءَنَا
bize ka- vuşmayı
ف۪ي طُغْيَانِهِمْ
azgınlıkları içinde
يَعْمَهُونَ
bocalayıp dururlar
Eğer Allah, insanlara hayrı (kendileri için) aceleyle istedikleri gibi (yaptıkları günahlarla hak ettiklerinden dolayı) şerri de aceleyle verseydi, elbette onların ecellerine karar verilirdi; fakat Bize kavuşmayı ummayanları Biz, azgınlıkları içinde bırakırız da (dünyada) bocalayıp dururlar.
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
عَجَّلَ
Fiil-II
ع ج ل
Aceleyle verdi, çarçabuk verdi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
شَرّ
İsim
ش ر ر
Şer, şerli, en kötü
اِسْتِعْجَال
Fiilimsi-X
ع ج ل
Acele istemek
خَيْر
İsim
خ ي ر
Hayr (Allah'ın esması, ismidir. Hayr olan demektir), hayırlı
قَضَى
Fiil-I
ق ض ي
Hükmetti, bitirdi, hüküm verdi, takdir etti, tamamladı, yerine getirdi, karar verdi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اَجَل
İsim
ا ج ل
Ecel, bekleme müddeti, belirli bir süre, bir vakit, vade, müddet (bir şey için belirlenmiş, tayin edilmiş bir vakit)
وَذَرَ
Fiil-I
و ذ ر
Geride bıraktı, terk etti
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
رَجَا
Fiil-I
ر ج و
Umdu, ümit etti, arzu etti, umut bağladı
لِقَٓاء
Fiilimsi-III
ل ق ي
Kavuşma, karşılaşma
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
طُغْيَان
İsim fiil
ط غ ي
Azgınlık
عَمَهَ – عَمِهَ
Fiil-I
ع م ه
Bocalayıp durur, bocalar