close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûnus Sûresi 109. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vettebi’ mâ yûhâ ileyke vasbir hattâ yahkuma(A)llâh(u)(c) vehuve ḣayru-lhâkimîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sana ne vahyedilirse ona uy ve Allah hükmedinceye dek sabret ve odur hükmedenlerin en hayırlısı.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Sana vahyolunana uy (her konuda Kur’an’ı ölçü tut) ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hükmedenlerin ve hâkimlerin en hayırlısıdır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Sana gelince, ey Muhammed! Sen de, yalnızca sana vahyedilene uy ve Allah hükmünü verinceye kadar her türlü sıkıntı ve zorluklara göğüs ger; çünkü hükmedenlerin en iyisi O'dur.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sana vahyolunana, Kur'ân'a tâbi ol. Allah, onlar hakkındaki hükmünü verinceye kadar sabırla mücadeleye devam et. O hüküm verenlerin, icraat yapanların en hayırlısıdır.
Ahmet Varol
swap_vert close
Sana vahyedilene uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret! O hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sana ne vahyolunuyorsa, ona uy ve Allah zafer hükmünü verinceye kadar sabret. O, hâkimlerin en hayırlısıdır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sen ey Muhammed! Sana gelen vahye uy. Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Sen, sana vahyolunana uy ve Allah hükmedinceye kadar sabret! O hâkimlerin en üstünüdür.”[204]
[204] Yûnus sûresinden çıkarılacak genel ilkeler hakkında bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, IX, 107-108.  
Besim Atalay
swap_vert close
Sana vahiy olunan şeye uyasın, Allahın hükmü gelene değin, sabreyleyesin, O'dur hayırlısı yargıcıların
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Sana ne vahyolunduysa ona uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret! Çünkü hüküm verenlerin en hayırlısı O'dur.
Bu ayet göstermektedir ki; Hz. Peygamber kendisine ne vahyolunmuşsa ona uymuş ve onu tebliğ etmiştir. Hakkında vahiy olmayan konularda vahyin gelmesini beklemiş ama asla kafasına göre hüküm vermemiştir. Bu konuda bu ayetle birlikte daha pek çok ayet bu gerçeği destekler niteliktedir: “Hüküm yalnız Allah’ındır.” (12:40) “O, hükmüne hiç kimseyi ortak etmez.” (18:26), “De ki “Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.” (Enbiya 21/45) “Ey Elçi! Rabbinden sana ne indirildiyse onu tebliğ et.” (Maide 5/37) Görüldüğü gibi, Hz. Peygamberin vazifesi kendisine vahiy olarak gelen Kuran’ı insanlara tebliğ etmektir. Nitekim, Hz. Peygamber, Allah’ın, insan hayatı üzerindeki hükmünün ancak Allah’ın Kitabı olan Kuran’daki öğüt ve emirlerle sağlanacağını Kur’an’da yer alan bu ifadeleri ile onaylamıştır: “Allah size Kitabı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah’ın dışında bir hüküm koyucu mu arayayım?” (6:114) Bu ayetlere rağmen Allah Resulünün din adına hüküm koyma yetkisinin olduğunu iddia edenler ve bu iddialarını bazı ayetlere dayandıranlar vardır. Örneğin “Allah’a ve Resulüne itaat edin!” (Ali İmran 3/32) Burada itaat vahyi getiren Allah’ın elçisinedir. Ona itaatsizlik vahye itaatsizlik demektir. Çünkü itaati zorunlu kılan vahiydir. “Anlaşmazlığa düştüğünüz konuları Allah'a ve Peygamber'e götürün!” (Nisa 4/59) Yani Peygamber vahiy ile aranızı bulsun ve anlaşmazlıklarınızı Kur’an’daki ilahi hükümlerle çözsün. Yoksa Kur’an’ın ya da peygamberin kendi başına kimseye aracılık etmesi düşünülemez. “Rabbine Andolsun ki onlar, aralarında anlaşmazlığa düştükleri her konuda seni hakem yapmadıkça ve sonra da senin kararına kalplerinde hiçbir burukluk duymaksızın tam bir teslimiyetle tabi olmadıkça, gerçekten iman etmiş olmazlar.” (Nisa 4/65) Mü’minler elbette ki anlaşmazlığa düştükleri konularda Hz. Peygamberi hakem tayın edeceklerdi. Ve tayin ettikten sonra karara tabii ki uyacaklardı. Çünkü Necm suresi 53/4-3’de “O (Peygamber) keyfine göre konuşmaz. O ancak kendisine vahyolunanı söyler (söylediği her şey vahye dayanır).” Demek ki Hz. Peygamberin, dini emir ve yasaklarda hüküm bildiren her sözü vahiyledir.  
Cemil Said
swap_vert close
Yâ Muhammed! Sana vahy oldığı vechile hareket it ve Allâh’ın ’adâletini sabır ile bekle. Allâh hâkimlerin en hayırlısıdır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sana vahyedilene uy; Allah hükmünü verene kadar sabret. O, hüküm verenlerin en iyisidir.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sana ne vahyedilirse ona uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Resûlüm!) Sen, sana vahyolunana uy ve Allah hükmedinceye kadar sabret. O hakimlerin en hayırlısıdır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Sana vahyedileni izle; ALLAH hüküm verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en iyisidir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sana vahyolunana uy! Ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. Çünkü O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve sana ne vahy olunuyorsa ona tâbi' ol ve sabret ta ki Allah, hukmünü versin, hâkimlerin en hayırlısı odur
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim! Sen,) sana vahyolunana uy (maya devam et) ve Allah hükmünü verinceye kadar (şimdilik onların ezalarına) sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve sana vahyolunana uy. Allah, hükmünü verene kadar sabret. Ve O, Hüküm Verenlerin En Hayırlısıdır.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Habîbim) sana her ne vahy ediliyorsa ona tâbi ol. Allah (ın) hükm (ü zuhur) edinceye kadar sabr (u sebat) et. O, haakimlerin en hayırlısıdır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Habîbim, yâ Muhammed!) Sana vahyolunana tâbi' ol ve Allah hüküm verinceye kadar sabret! Çünki O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve sana gelince, (ey Resulüm!) Sen de yalnızca sana vahyedilene uy (her konuda Kur’an’a uy ve yalnız onu ölçü tut) ve Allah hükmünü verinceye kadar her türlü sıkıntı ve zorluklara göğüs ger. Ve (bil ki) o, hükmedenlerin en iyisidir. *
(*) Bu ayet göstermektedir ki; Hz. Peygamber kendisine ne vahyolunmuşsa ona uymuş ve onu tebliğ etmiştir. Hakkında vahiy olmayan konularda vahyin gelmesini beklemiş ama asla kafasına göre hüküm vermemiştir. Bu konuda bu ayetle birlikte daha pek çok ayet bu gerçeği destekler niteliktedir: “Hüküm yalnız Allah’ındır.” (12: 40) “O, hükmüne hiç kimseyi ortak etmez.” (18: 26), “De ki “Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.” (Enbiya 21/45) “Ey Elçi! Rabbinden sana ne indirildiyse onu tebliğ et.” (Maide 5/37) Görüldüğü gibi, Hz. Peygamberin vazifesi kendisine vahiy olarak gelen Kur’an’ı insanlara tebliğ etmektir. Nitekim Hz. Peygamber, Allah’ın, insan hayatı üzerindeki hükmünün ancak Allah’ın Kitabı olan Kuran’daki öğüt ve emirlerle sağlanacağını Kur’an’da yer alan bu ifadeleri ile onaylamıştır: “Allah size Kitabı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah’ın dışında bir hüküm koyucu mu arayayım?” (6: 114) …(C. Külünkoğlu Meali 109. Ayet Açıklaması) Fakat buna rağmen Hz. Peygamberin din adına hüküm koyma yetkisinin olduğunu iddia edenler ve bu iddialarını bazı ayetlere dayandıranlar vardır. Örneğin: “De ki: Allah’a ve Resulüne itaat edin!” (Ali İmran 3/32) Yani bunu iddialarına delil gösterirler: Hâlbuki bu ayetin açıklamalı doğru meali işu şekildedir: ‘’De ki: Allah’a ve (tebliğ etmiş olduğu şekliyle Kur’an’daki hükümleri uygulama hususunda) elçisi’ne itaat edin." Yani elçiye itaat, elçinin yüce Allah’tan vahiy yolu ile alıp tebliğ ettiği Kur’an’daki hükümlere inanmak ve onları uygulamaktır… Yine kendilerine dayanak gösterdikleri 2. ayet ise şudur: “Anlaşmazlığa düştüğünüz konuları da Allah’a ve elçisine götürün!” (Nisa 4/59) İşte bu ayetin verdiği mesaj da şöyledir: ‘’Elçi vahiy ile aranızı bulsun ve anlaşmazlıklarınızı Kur’an’daki ilahi hükümlerle çözsün…’’ şeklindedir. Yoksa Kur’an’ın ya da elçinin kendi başına kimseye aracılık etmesi düşünülemez. İşte buradaki ayetten de net ve kesin olarak anlaşılmaktadır ki ‘’Hüküm veren ve hüküm koyan’’ yalnız yüce Allah’tır. Peygamber de diğer kullar gibi hüküm koyucu değildir, o sadece ilahi hükümleri tebliğ etmek, ona uymak ve uygulamakla mükelleftir. Ayrıca Allah Resulünün din adına hüküm koyma yetkisinin olduğunu iddia edenler, haşa elçiyi yüce Allah’la aynı konuma getirmektedirler. Ki bu da şirktir. Çünkü bu durumda elçiye tanrısal nitelikler yakıştırmaktadırlar. Oysa bu ayetlerin hiçbiri, onların iddia ettikleri gibi değildir. Bu vb. ayetlerde Allah’a ve Resüllüne itaat edin denildiği zaman, Allah’a Allah olarak, elçiy’ye de elçi olarak itaat edin deniliyor. Bu ne demek? Her konuda hüküm veren, kanun koyan, helal yapan, haram yapan, emir veren, yasak koyan ve her yönüyle insanın sosyal hayatını tanzim eden yegâne güç yüce Allah’tır. Elçi’nin görevi ise, onun bu hüküm ve emeirlerini en ufak bir deşikliğe uğratmaksızın olduğu gibi aynen tebliğ etmek, açıklamak ve uygulamaktır. İşte o bu görevleri icra ederken, ona itaat edilir. Dikkat edilirse, hiçbir ayette Muhammed’e itaat edin denilmiyor, bu konuyla ilgili her ayette Allah’ın elçisine itaat edin deniliyor, yani elçi vasfına vurgu yapılıyor, onun şahsına (Muhammed’e) değil. Onu hakem kılmak ise, onu hüküm koyucu yapmak değildir. Nasıl ki bir devletin hukuk hâkimleri, kendi kafalarına göre hüküm veremiyorlarsa, devletin hukukunu tatbik ediyorlarsa, işte eliçi de bunlar gibidir, kendi görüş ve içtihadını değil, sadece Allah’ın hükümlerini uygulamaktadır. Yani onun hakemliği budur, hakemlik, hüküm ve kanun koyuculuk değildir. Benzer bir açıklama için (Ali İmran-3/32.) bkz:  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sana vahy olana tabi ol ve Allah bir hüküm verinceye kadar sabırlı ol. Allah hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah senin gönlüne ne bildirirse ona uy. Allah yargılayıncaya kadar katlanmayı da bil. Çünkü Allah yargılayıcıların yey olanıdır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sana ne vahiy olunursa ona tâbi ol. Allah hükmedinceye kadar katlan. O, hâkimlerin en iyisidir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber) Sana vahyolunana tabi ol ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret/göğüs ger. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Sana vahyedilene uy ve Allah hükmedinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey hakîkat yolunun yolcusu! Sen, başkalarına değil, ancak ve ancak sana gönderilen bu hikmetli ayetlere uy ve hedefe ulaşma konusunda sakın aceleci davranma; Allah hakkınızda hükmünü verinceye kadar, bu yolda uğrayabileceğin zorluklara, sıkıntılara sabret! Unutma; O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sana vahyedilene uy! Allah hüküm verinceye kadar sabret! O Hüküm Verenler’in en hayırlısıdır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Sen sadece sana vahyedilene uy, Allah, son kararını verene kadar sabret. Çünkü en büyük hakim odur.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sana vahyedilene uy. Onların yaptıklarına karşı Allah hükmünü verinceye kadar sabret! Allah hüküm verenlerin en iyisidir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sana vahyolunana uy [*] ve Allah (aranızda) hükmedinceye kadar sabret! O, hüküm verenlerin en iyisidir.
Vahye uymayla ilgili ayetler için bkz. Âl-i İmrân 3:103, dipnot 1.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Sen sadece sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. Zîrâ O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.
Muhammed Esed
swap_vert close
[Sana gelince, Ey Muhammed, sen de] yalnızca sana vahyedilene uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret: çünkü hükmedenlerin en iyisi O’dur.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sana vahyedilen Kuran’a uy, Allah hükmünü verinceye kadar da sabret! Zira O, hüküm verenlerin en iyisidir. 6/155, 33/2, 45/18
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İmdi (ey Nebî): Sana indirileni izle ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret! Zira hüküm verenlerin en hayırlısı O’dur.
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Sen ancak sana vahyolunana tabi ol. Allah (seninle onlar arasındaki) hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır! (En adilidir)
Osman Fırat
swap_vert close
Sana vahyolunana uy ve Allâh hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en iyisidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve sana vahyolunana tâbi ol, ve Allah Teâlâ hükmedinceye kadar sabret. Ve o, hükmedenlerin en hayırlısıdır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Sana Rabbinden ne vahyolunursa ona tâbi ol ve “Allah hükmünü izhar edinceye kadar sabret. Çünkü hakimlerin en hayırlısı, en güzel hüküm vereni ancak O'dur.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en iyisidir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Sana vahy olunan şeye tâbi' ol. Allâh Te'âlâ hükm idinceye kadar sabır it. Allâh hüküm idenlerin hayırısıdır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sana gelen vahiy ne ise sen ona uy. Allah, hükmünü verinceye kadar da sabret (sıkıntılara göğüs ger). O, en iyi karar verendir. O, kararları en doğru olandır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Sana vahyedilene uy, Allah hükmünü verene kadar sabret! O, hüküm verenlerin en iyisidir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sana vahyedilene uy; Allah hükmünü verinceye kadar sabret. Zira O hükmedenlerin en hayırlısıdır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sana vahyedilene uy ve Allah hüküm verinceye kadar sabret. O, hâkimlerin en hayırlısıdır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı uy aña kim vaḥy olınur sendin yaña. śabr eyle tā hükm eyleye Tañrı daħı ol yigregidür hükm eyleyicilerüñ.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı uy saña vaḥy olan nesneye. Daḫı ṣabr eyle [ḥükm] eyleyince TañrıTa‘ālā. Daḫı ol yigregidür ḥükm idicilerüñ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sənə nə vəhy gəlirsə, ona tabe ol. Allah hökm (zəfər hökmünü) verənə qədər səbr et. O, hökm verənlərin ən yaxşısıdır! .11.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And (O Muhammad) follow that which is inspired in thee, and forbear until Allah give judgment. And He is the Best of Judges.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Follow thou the inspiration sent unto thee, and be patient and constant, till Allah do decide: for He is the best to decide.(1491)
1491 When, in spite of all the efforts of the Prophets of Allah, people do not accept Truth, and evil seems to flourish for time, we must wait and be patient, but at the same time we must not give up hope or persevering effort. For thus only can we carry out our part in the Plan of Allah.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاتَّبِعْ
ve
tabi ol
مَا
o şeye ki
يُوحٰٓى
vahyolu- nuyor
اِلَيْكَ
sana
وَاصْبِرْ
ve sabret
حَتّٰى يَحْكُمَ
hüküm verinceye kadar
اللّٰهُۚ
Allah
وَهُوَ
ve O
خَيْرُ
hayırlı- sıdır
الْحَاكِم۪ينَ
hüküm verenlerin
(Resulüm!) Sen, sana vahyolunana tabi ol ve Allah (onlarla senin aranda) hüküm verinceye kadar sabret! O, hüküm verenlerin hayırlısıdır."
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَوْحٰى
Fiil-IV
و ح ي
Vahyetti, işaret etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
صَبَرَ
Fiil-I
ص ب ر
Sabretti, sebât etti
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
حَكَمَ
Fiil-I
ح ك م
Hüküm verdi, hükmetti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
خَيْر
İsim
خ ي ر
Hayr (Allah'ın esması, ismidir. Hayr olan demektir), hayırlı
حَاكِم۪ينَ
Etken fiil
ح ك م
Hüküm verenler, hâkimler