close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûnus Sûresi 103. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Śumme nuneccî rusulenâ velleżîne âmenû(c) keżâlike hakkan ‘aleynâ nuncî-lmu/minîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sonra peygamberlerimizi ve inananları böylece kurtarırız biz ve inananları kurtarmak, bir haktır bize.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Sonra Biz, elçilerimizi ve iman edenleri işte böyle kurtarırız; (zira) mü’minleri kurtarmamız (ve zafere ulaştırmamız) Bizim üzerimize bir haktır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Çünkü bu konudaki değişmeyen uygulama şudur: Hakkı inkâr edip, ayetlerimizi yalanlamaya kalkışanların felaketlerini hazırlarız ve buna karşılık elçilerimizi ve iman edenleri kurtarırız, mü'minleri de azap geldiğinde kurtarmak üzerimize bir haktır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Hakkı inkâr edip, ayetlerimizi yalanlamaya kalkışanların felâketlerini hazırlarız. Sonra Rasulümüzü, görevlilerimizi ve iman edenleri kurtarırız. Geçmişte rasullerimizi, elçilerimizi, iman edenleri kurtardığımız gibi, bu bizim kesinlikle gerçekleştireceğimiz bir taahhüttür. Muhammed'e iman eden şuurlu ve kâmil mü'minleri de kurtaracağız.
Ahmet Varol
swap_vert close
Sonuçta peygamberlerimizi ve iman etmiş olanları böyle kurtarırız. Mü'minleri kurtarmak üzerimize bir haktır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sonra biz, elçilerimizi ve iman edenleri böyle kurtarırız; mü'minleri kurtarmamız bizim üzerimize bir haktır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sonra kâfirlere azap inince, Peygamberlerimizi ve Onlara iman edenleri kurtarıyorduk. İşte böylece, müminleri de, üzerimizde bir hak olarak, (müşrikler azab çektiği zaman), kurtaracağız.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
(Biz her topluma elçiler göndeririz.) Sonra onları ve onlarla beraber inananları kurtarırız. Onlar gibi ey müminler! Sizi de üzerimize bir borç olarak kurtarırız.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sonra biz, peygamberlerimizi ve aynı şekilde iman edenleri kurtarırız. İnananları kurtarmamız, üzerimize bir haktır.
Besim Atalay
swap_vert close
Sonra da biz, peygamberlerimizi de, inan edenleri de kurtaracağız, işte böyle, bize haktır inanlıyı kurtarmamız
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Sonra (azap günü geldiğinde) resullerimizi ve inananları kurtarırız. Bu hep böyle olmuştur. İnanıp güvenenleri kurtarmak boynumuzun borcudur.
Cemil Said
swap_vert close
Ândan sonra rasûllerimizi ve îmân idenleri kurtardık, mü’minlere necât virmek hak oldı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sonra Biz, peygamberlerimizi ve inananları böylece kurtarırız, inananları (verdiğimiz söz gereğince) kurtarmamız Bize haktır.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sonra resûllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak, inananları da kurtaracağız.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sonra peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İşte böyle; inananları kurtarmak bize düşer.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Biz, sonra peygamberlerimizi ve aynı şekilde iman edenleri kurtarırız. İnananları üzerimize bir borç olarak kurtaracağız.
Edip Yüksel
swap_vert close
Sonunda elçilerimizi ve inananları kurtarırız. Evet, inananları kurtarmak bizim değişmez bir yasamızdır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sonra biz, peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İşte biz böyleyiz. Müminleri kurtarmak üzerimize düşen bir görevdir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sonra Resullerimizi ve iyman edenleri kurtarırız, biz böyle uhdemizde bir hakk olarak mü'minleri kurtarırız
Emrah Demiryent
swap_vert close
Sonra (o azap günü geldiğinde) peygamberlerimizi ve îmân edenleri kurtarırız. İnananları kurtarmamız (onlara verdiğimiz vaat gereğince) bize haktır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sonra resûllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İman edenleri kurtarmak üzerimize bir haktır.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Nihayet biz resullerimizi ve îman edenleri selâmete erdiririz. (Müşriklere azâb çatdığı zaman) böylece mü'minleri de, üstümüzde bir hak olarak, kurtaracağız.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Sonra peygamberlerimizi ve îmân edenleri kurtarırız. İşte böyle, mü'minleri kurtarmak üzerimize bir haktır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Sonra biz, (mesajlarımızı tebliğ eden) elçilerimizi ve inanmış olanları kurtarırız; İşte böyle, iman edenleri kurtarmamız üzerimize bir haktır. *
(*) Râzî, hakken ‘aleynâ (lafzen, “Üzerimize hak olarak/Üzerimize borç ya da görev olarak”) ifadesini, bu sözün, Allah için bir görevliliği, bir zorunluluğu değil, fakat sadece mantıkî bir gerekliliği, yani Allah’ın gerçekleştirilmesini Kendi üzerine aldığı, gerçekleştirileceğini vaad ve irade ettiği, böyle olunca da gerçekleşmesi artık kaçınılmaz olan şeyi dile getirdiğini söyleyerek açıklamıştır. Çünkü ne mutlak kudret ve irade sahibi olan Allah’ın bir “görev”, bir “zorunluluk” altında olduğunu düşünmek doğru olur, ne de Râzî’nin belirttiği gibi, insanın, yaratıcısı üzerinde herhangi bir “hakkı” ya da “alacağı” olduğunu düşünmek doğru olur.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sonra bizde, elçilerimizi ve onunla beraber iman edenleri kurtardık. İnananları kurtarmak bizim üzerimize bir hak (zorunluluk) dur.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sonra Biz elçilerimizi, inananları kurtarırız. Böylece inananları da kurtarmak boynumuzun borcudur.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sonra [⁴] biz peygamberlerimizi de, mü/min olanları da kurtarırız, böylece [⁵] mü/minleri kurtarmamız bize ait bir haktır.
[4] Azap vaki olunca.[5] Peygamberleri ve ittibaını kurtardığımız gibi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sonunda elçilerimizi ve inananları kurtarırız. İşte böyle, mü’minleri kurtarmamız bizim üzerimize bir haktır /borçtur.
Kadri Çelik
swap_vert close
Sonra biz, peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız ve böylece müminleri kurtarmamız da üzerimize düşen bir haktır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bu bekleyiş esnasında, müminlerle kâfirler arasında büyük bir mücadele yaşanır. Biz de zalimlere biraz mühlet veririz ve nihayet o azap günü geldiğinde zalimleri helâk eder, elçilerimizi veiman edenleri kurtarırız.Uhdemizde bir hak olarak, ilahi adalet gereğince, hak uğrunda sabırla mücadele eden müminleri işte böyle kurtarırız.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sonra bizim rasûllerimizi ve iman etmiş olanları kurtarırız; işte böyle; Müminler’i, üzerimizde bir hak olmak üzere kurtarırız.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Zamanı gelince biz elçilerimizi ve müminleri kurtarırız. Hep yaptığımız gibi inananları kurtarmak bizim işimizdir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sonunda elçilerimizi ve inananları kurtarırız. Böylece inananları kurtaracağız diye verdiğimiz sözü yerine getiririz.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sonra biz elçilerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İşte böylece, üzerimize bir borç olarak inananları kurtaracağız.
Mehmet Türk
swap_vert close
Sonunda (nasıl olsa) Biz Peygamberlerimizi ve îman edenleri kurtarırız. Zâten inananları böylece kurtarmamız bizim üzerimize bir borçtur.
Muhammed Esed
swap_vert close
[Çünkü bu konudaki değişmeyen uygulama şudur: hakkı inkar edip ayetlerimizi yalanlamaya kalkışanların felaketlerini hazırlarız;] ve buna karşılık elçilerimizi ve imana erişenleri kurtarırız. ¹²⁵ İşte bize hak olan, böylece inananları kurtarmamızdır. ¹²⁶
125 Ayetin başında yer alan bizim uzun, açıklayıcı ilavemiz, herkesten çok Zemahşerî’nin ayet hakkındaki açıklamalarına dayanmaktadır. Böyle bir açıklayıcı ilaveye şunun için ihtiyaç duyulmuştur: Ayetin başında yer alan sümme (“bunun üzerine” ya da “bundan sonra”) zarf bağlacı burada sözün akışını önceki ayetten bu ayete dolaysız bir geçişle aktarmamakta, fakat sözü, Kur’an’da sıkça tekrarlanan bir temaya, yani önceki peygamberlerin inatçı, direngen toplumlarla yaşadıkları tecrübeye, inkarcıların uğradığı azap ve bozguna, ve netice olarak peygamberlerin ve onlara uyanların eriştikleri kurtuluşa bağlayarak, yukarıdaki 102. ayetle kurulması beklenen bağlantıyı dolaylı bir şekilde kurmaktadır. Reşid Rıza bu pasajı, haklı olarak, Kur’an’da yer alan vecîz, kısa ve özlü söyleyiş tarzının (îcâz) başta gelen örneklerinden biri olarak nitelendirmektedir (Menâr XI, 487).126 Râzî, hakken ‘aleynâ (lafzen, “Üzerimize hak olarak/Üzerimize borç ya da görev olarak”) ifadesini, bu sözün, Allah için bir görevliliği, bir zorunluluğu değil, fakat sadece mantıkî bir gerekliliği, yani Allah’ın gerçekleştirilmesini Kendi üzerine aldığı, gerçekleştirileceğini vaad ve irade ettiği, böyle olunca da gerçekleşmesi artık kaçınılmaz olan şeyi dile getirdiğini söyleyerek açıklamıştır. Çünkü ne mutlak kudret ve irade sahibi olan Allah’ın bir “görev”, bir “zorunluluk” altında olduğunu düşünmek doğru olur, ne de Râzî’nin belirttiği gibi, insanın, yaratıcısı üzerinde herhangi bir “hakkı” ya da “alacağı” olduğunu düşünmek doğru olur.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sonra biz elçilerimizi ve iman edenleri kurtarmışızdır. Bizim yasamız işte böyledir. Zira bize düşen iman edenleri kurtarmaktır. 30/47, 40/51
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Sonuçta, elçilerimizi (ötekilerin başına gelecek her belâdan) kurtarırız; aynı şekilde iman eden kimseleri de (kurtarırız): İşin gerçeği, mü’minleri kurtarmak Bize düşen bir haktır.[¹⁶⁷⁵]
[1675] Burada Allah’a atfen kullanılan ‘alâ edatının Kur’an’daki genel kullanımıyla ilgili bkz: 15:41, not 32.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Sonunda biz peygamberlerimizi ve iman edenleri selamete erdiririz. (Evet müşriklere azap çöktüğü zaman) Üstümüze hak olarak müminleri elbette kurtaracağız!
Osman Fırat
swap_vert close
Sonra resûllerimizi ve O iman edenleri kurtarırız. Ve böylece üzerimize bir hak olarak mü’minleri de kurtaracağız.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sonra Biz peygamberlerimizi ve imân etmiş olanları kurtarırız. Böylece Bizim üzerimize bir haktır ki, mü'minleri necâta erdiririz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Sonra Biz, resûllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. Böylece müminleri kurtarmak üzerimize düşen bir borçtur.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sonunda elçilerimizi ve inananları kurtarırız. İşte böyle, üzerimize bir borç olarak mü'minleri kurtarırız.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Sonra ('azâb gelince) rasûllerimizi ve îmân idenleri kurtarırız. Çünki mü'minleri kurtarmak bizim üzerimize hakdır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sonra elçilerimizi ve inanıp güvenenleri kurtarırız. Bu hep böyledir. İnanıp güvenenleri kurtarmak boynumuzun borcudur.
Şaban Piriş
swap_vert close
Sonra biz Peygamberlerimizi ve iman edenleri böyle kurtarırız. İman edenleri verdiğimiz söz gereğince kurtarmamız bize haktır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Azap onlara geldiğinde, Biz peygamberleri ve iman edenleri kurtarırız. Mü'minleri böylece kurtarmak üzerimize bir borç olmuştur.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sonunda biz, resullerimizi ve iman edenleri kurtarıyoruz. İşte böyledir. Üzerimize bir borç olarak, inananları kurtarırız.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
andan ķurtaravuz yalavaçlarumuzı daħı anları kim įmān getürdiler ancılayın vācibdur bize ķurtaravuz mü’minleri ya'nį muḥammed ümmetinüñ.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Andan ṣoñra ḳurtarur‐biz bizüm peyġamberlerümüzi, īmān getürenleri daḫı. Anuñ gibi vācibdür bizüm üstümüze mü’minleri ḳurtarmaḳ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sonra peyğəmbərlərimizi və iman gətirənləri xilas edərik. Mö’minləri (verdiyimiz və’də əməl edərək) belə xilas etmək Bizə vacibdir.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Then shall We save Our messengers and the believers, in like manner (as of old). It is incumbent upon Us to save believers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
In the end We deliver Our messengers and those who believe: Thus is it fitting on Our part that We should deliver those who believe!
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
ثُمَّ
son- ra
نُنَجّ۪ي
kurtarırız
رُسُلَنَا
resullerimizi
وَالَّذ۪ينَ
ve o kim-seleri ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
كَذٰلِكَۚ
işte böyle
حَقاًّ
bir haktır
عَلَيْنَا
üzerimize
نُنْجِ
kurta- rırız
الْمُؤْمِن۪ينَ۟
mü'minleri
(O beklediğiniz gün geldikten) Sonra Biz resullerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İşte, mü'minleri böyle kurtarmak bizim üzerimize bir haktır.
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
نَجّٰي
Fiil-II
ن ج و
Kurtardı
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَنْجٰي
Fiil-IV
ن ج و
Kurtardı
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan