close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yâsîn Sûresi 9. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vece’alnâ min beyni eydîhim sedden vemin ḣalfihim sedden feaġşeynâhum fehum lâ yubsirûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve önlerine bir set çektik, arkalarına bir set ve gözlerini bağladık da bu yüzden onlar, görmezler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Hakka diretmeleri ve hayra hıyanetleri sebebiyle onların) Önlerinden (manevi) bir perde ve arkalarından (manevi) bir perde çektik de, (böylece) onları(n görüş alanını) kapattık (ve gönül ekranlarını kararttık); artık bunlar (imani ve Kur’ani gerçekleri) göremez (ve kavrayamaz durumdalardır.)
[Not: Hz. Peygamber Efendimiz (SAV) Hicret’e çıkarlarken, evlerinin etrafını saran, Mekke’nin süper zalimlerinin kiralık katilleri üzerine bu Ayet-i Kerimeyi okuyup üstlerine toprak serperek, Allah’ın izniyle gözlerini kör, kulaklarını sağır etmiş ve şeytanilerin bütün tuzaklarını boşa çıkarıvermişti. Aynı müjdeler ve manevi destekler sadık ümmeti için de geçerlidir.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Hem önlerine, hem arkalarına birer set çekmişiz ve böylece kendilerini sarıp kuşatmışız da, artık baksalar da göremezler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Önlerinden, sağlarından, sollarından ve arkalarından setler çektik. Onları sardık. Artık, baksalar da göremezler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çektik. Böylece onları örtüverdik. Artık görmezler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Biz önlerinde bir sed, arkalarında bir sed çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz onların önlerine (ahiret işlerine) bir engel, arkalarına (dünya işlerine) bir engel çekip kendilerini sarmışız da artık onlar (hakkı) göndermezler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Önlerine bir sed, arkalarına da bir sed yapmışız (onları kuşatmışız.) Gözlerine perde çekmişiz, artık onlar asla göremezler.
[Kalbi küfür ile kararmış insan, ne geçmişinden ne de geleceğinden bir şey anlamaz. Gözü perdeli olduğu için, içinde bulunduğu anın değerini de bilmez. Taş gibi cansız bir hal alır, his ve duygudan yoksunlaşır.]  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları çepeçevre kuşattık. Artık göremezler.
Besim Atalay
swap_vert close
Onların hem önüne, hem de arkalarına birer duvar çekmişiz, gözlerini kapattık, artık onlar göremezler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Biz, onların (âdeta) önlerine bir set ve arkalarına bir set koyduk, böylece onları her taraftan kuşattık. Artık onlar (gerçekleri) görmezler.
Bu ayet, inkârcıların akıl tutulmasını ortaya koymaktadır. Yani inanmaya niyetleri olmayan inkârcılar ne tamamen geri dönebiliyorlar ne de geleceklerini görebiliyorlar. Tutarsız ve inatçı tavırlarıyla küfür bataklığında boğulup gidiyorlar.  
Cemil Said
swap_vert close
Önlerinde ve ardlarında bire mâni’a vardır gözlerini örtü ile örtdük hiç bir şey görmüyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Önlerine ve arkalarına sed çekmişizdir. Gözlerini perdelediğimizden artık göremezler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onların önlerinden bir set, arkalarından da bir set çektik, böylece gözlerini perdeledik; onlar artık göremezler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık, artık göremezler.  
 İman yolları, kendilerine kapalı olduğu için hakkı göremezler.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çekerek onları perdeledik; artık göremezler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Hem önlerinden bir sed, arkalarından bir sed çekmişiz, kendilerini sarmışızdır. Baksalar da görmezler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hem önlerinden bir sedd ve arkalarından bir sedd çekmişiz, kendilerini sarmışızdır da baksalar da görmezler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmedikleri ve ısrarla hakkı inkâr etmelerinden dolayı) biz, onların önlerine (manevi) bir set ve arkalarına (da manevi) bir set çektik, böylece onları her taraftan kuşattık. Artık onlar (hakikati) gör (e) mezler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Önlerine ve arkalarına birer set çektik¹. Böylece onları perdeledik. Artık gerçeği görmezler.²
1- Zulmeden ve işledikleri günahları kendilerini kuşatanlar, büyüklenip yeryüzünde baskı ve zulüm yapanlar cezalandırılmayı kesin olarak hak ettiklerinden artık isteseler de iman edemezler. Artık gerçeği kavrayamazlar. 2- Bu, 36:7'de yer alan “artık inanmazlar” ifadesinin pekiştirilmesidir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz hem önlerinden bir sed, hem arkalarından bir sed çektik. Böylece onları sarıverdik. Artık görmezler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(İsyanlarındaki ısrarları yüzünden) önlerinden bir sed, arkalarından da bir sed çektik de onları(n gözlerini) perdeledik; artık onlar görmezler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Yine biz (o hesap günü) hem önlerinden bir set hem arkalarından bir set çekmiş (olacağ)ız. Böylelikle kendilerini sarmış oluruz; artık (azaptan kaçmaya çalışsalar da önlerini ve arkalarını) göremezler. (*)
(*) Not: Bu ayetlerle ilgili mevcut mealler hatalıdır. Çünkü yüce Allah hiçbir kimseyi imandan, hidayetten ve hakkı görmekten men etmek için önlerine ve arkalarına sed koymaz. Bu nedenle bu ayetlerde anlatılanlar dünyada değil ahirette olur. Ayrıca burada geçmiş zaman kipi hâlinde fiillerin gelmesinin sebebi gerçekleşmesi kesin olanın gerçekleşmiş gibi kabul edilmesidir. Çünkü (محقق الوقوع كالوقوع) ‘’muhakkaku-l vukuî ke-l vukuî ‘’kuralı burada da işlenmiştir. İşte Kur’an’da genel olarak kıyametle ilgili fiil kipleri hep geçmiş zaman kipinde gelirler. Ayetle ilgili aşağıdaki tefsir metinlerine bkz: ( وَجَعَلْنَا مِن بَيْنِ أَيْدِيهِمْ سَدًّا) من الحميم (تفسير الألوسي) (وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَأَغْشَيْنَاهُمْ) بالدخان ونار البراكين (فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ) الطريق ليخرجوا وينجوا من العذاب (المتشابه من القران) والظاهر أن قوله: {إنا جعلنا في أعناقهم أغلالاً} الآية هو حقيقة لا استعارة. لما أخبر تعالى أنهم لا يؤمنون، أخبر عن شيء من أحوالهم في الآخرة إذا دخلوا النار. قال ابن عطية: وقوله {فأغشيناهم فهم لا يبصرون} يضعف هذا، لأن بصر الكافر يوم القيامة إنما هو حديد يرى قبح حاله. انتهى، ولا يضعف هذا. ألا ترى إلى قوله: { ونحشرهم يوم القيامة على وجوههم عمياً } [الإِسراء: 97]، وقوله: { قال رب لم حشرتني أعمى } [طه: 125] وإما أن يكون قوله: { فبصرك اليوم حديد } [ق: 22]، كناية عن إدراكه ما يؤول إليه، حتى كأنه يبصره (البحر المحيط) ويحتمل أن يكون ذلك لهم في الآخرة إن كان على التحقيق؛ وهو كقوله: { إِذِ ٱلأَغْلاَلُ فِيۤ أَعْنَاقِهِمْ وٱلسَّلاَسِلُ يُسْحَبُونَ * فِي ٱلْحَمِيمِ } [غافر: 71-72]، وقوله: { لَهُمْ مِّن فَوْقِهِمْ ظُلَلٌ مِّنَ ٱلنَّارِ وَمِن تَحْتِهِمْ ظُلَلٌ } [الزمر: 16]، ونحو ذلك مما ذكر؛ فيكون قوله: {جَعَلْنَا}، أي: سنجعل ذلك لهم، وذلك جائز في الكلام... فعلى ذلك جائز أن يكون ما ذكر من قوله: {إِنَّا جَعَلْنَا فِيۤ أَعْناقِهِمْ أَغْلاَلاً}، {وَجَعَلْنَا مِن بَيْنِ أَيْدِيهِمْ سَدّاً...} إلى آخر ما ذكر في الآخرة، أي: سنجعل لهم في الآخرة ذلك (تأويلات أهل السنة – الماتريدي) أي يجعلهم الله يوم القيامة بين سدّين من نار: واحد من أمامهم وآخر من خلفهم لا تجدون متقدّماً عنهما ولا متأخراً ولا يبصرون سماء ولا غيرها لأن السدّين قد أعميا أبصارهم.. وهذا العذاب لا يختص بالمشركين، بل يعم كل مجرم وظالم).متأخراً ولا يبصرون سماء ولا غيرها لأن السدّين قد أعميا أبصارهم.. وهذا العذاب لا في الدنيا - والقول الثالث: أنه على حقيقته، إلاَّ أنَّه وَصْفٌ لِمَا سيُنْزِلُه اللهُ تعالى بهم في النار، حكاه الماوردي. (زاد المسير في علم التفسير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Önlerine bir engel ve arkalarına bir engel koyduk ki onları çepe çevre kuşatalım sonra hiçbir şey göremesinler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz onların önlerine bir duvar, artlarına bir duvar çektik, gözlerini de bağladık. Artık onlar doğru yolu göremezler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onların önlerine, arkalarına setler koyduk, onların gözlerini bağladık, artık onlar doğru yolu göremezler.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çektik, böylece onları perdeledik. Artık göremezler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Biz onların önlerine bir sed, arkalarına da bir sed çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onların önlerine ve arkalarına, kendi ürünleri olan önyargı, haset, bencillik gibi engeller koyduk ve mal hırsı, dünya tutkusu ile onları çepeçevre kuşattık; işte bu yüzden, bağnazlıktan, taassuptan kurtulup da gerçeği göremezler. Geçmiş olaylardan ders alıp da günahlardan vazgeçmez, gelecekte kendilerini bekleyen tehlikelerden sakınmazlar. Dolayısıyla;
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Önlerinden bir set, arkalarından da bir set çektik; böylece onları kuşattık; artık onlar görmezler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Önden ve arkadan set çekip ufuklarını kararttık. üstelik gözlerini de perdeledik, artık bırakın ileriyi, burunlarının ucunu bile göremezler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Önlerine arkalarına tercih ettikleri özellikleri set olarak yerleştirdik. Bu nedenle onlar geçmişiyle yüzleşmezler. Gerçeklere göre hareket etmezler. Uydurdukları yalanlarda kaybolurlar. Hâlbuki alçak gönüllülüğü, sevgiyi, affı, paylaşım duygularını öne çıkarsalardı daha iyi olurdu. İnkâr edenler inatçı bencil oldular. Böylece tercih ettikleri özelliklerin ön yargısıyla gerçeklere karşı kör, sağır, dilsiz oldular. Onlar şımarıkça hareketleriyle kendilerini üstün gören, kendilerinden başkasını dinlemeyenlerdir. Adam yerine koymadıkları insanları dinlemezler. Toplumu sınıflara ayırarak zulmederler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Önlerinden ve arkalarından bir set çektik ve onları çepeçevre kuşattık; gerçeği görmezler.
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz onların önlerinden ve arkalarından birer set çekerek (basiretlerini) örtüverdik de onlar (bu yüzden Hakkı) görmezler.
Muhammed Esed
swap_vert close
önlerine ve arkalarına setler çektik ⁸ ve göremesinler diye üzerlerine perdeler geçirdik:
8 Yani, “böylece ne ileri gidebilirler, ne de geri gelebilirler”: ruhsal durgunluğu, durağanlığı anlatan bir mecaz.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Böylece biz onların adeta önlerine ve arkalarına hakikate ulaşmalarını engelleyen bir set çekmişiz ve gözlerini perdelemişiz de bu yüzden gerçeği göremiyorlar. 6/35, 18/57...59, 45/23
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Yine (adeta) önlerinden ve arkalarından birer set çekmiş ve gözlerini perdelemişizdir de, artık görememektedirler.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Hem önlerinden, hem de arkalarından bir set çektik, böylece onları salıverdik, artık onlar göremezler.
(Kalp gözlerini kör ettik, manevi görme yeteneğinden yoksun kaldılar, ne gelecekte başlarına çökecek azaba, kıyamete, mahşere, hesaba ve cehenneme aldırırlar, ne de önceki ümmetlerin başlarına çökmüş felaketlerin kalıntılarından ibret alırlar.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Önlerinden bir sed ve arkalarından bir sed çektik de onları kapladık ;artık onlar görmezler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Biz onların önlerinde bir sed ve arkalarında bir sed vücuda getirdik, öylece onları sarıverdik. Artık onlar göremezler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hem önlerinden hem arkalarından bir set yaparak, öylesine çepeçevre sardık ki, artık hiç göremezler onlar. . .
Süleyman Ateş
swap_vert close
Önlerinden bir sed ve arkalarından bir sed çektik de onları kapattık; artık görmezler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onların önlerinde bir sed, arkalarında bir sed kıldık ve gözlerini perdeledik. Onlar hakkı ve hakîkati görmezler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sanki önlerine bir engel, arkalarına da bir engel koyup onları kuşatmışız da göremiyorlar[*].
[*] Bu iki ayette, benzetme yapma yerine doğrudan benzetilecek anlam kümesi kullanılarak Mekkelilerin, Kur'an karşısındaki tavırları canlandırılmıştır. Bu tür anlatıma istiare-i temsiliyye denir. Bu tıpkı, "işini saman altından su yürütür gibi yapıyorsun" yerine "saman altından su yürütüyorsun" demek gibidir. İstiarede benzetme gizlenir ve gerçek anlamı kast etme ihtimali olmaz. Bu iki ayette de gerçek anlamı kast etme ihtimali yoktur. Öyle olsa bu insanlar sorumlu tutulamazlar. Çünkü "Allah, kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez" (Bakara 2/286) İstiarede benzetme edatı gizlenir ama bu ayetlerdeki ifadeler mecaz değil, gerçek sanıldığı için onlarda gizlenen "sanki" kelimesini açığa çıkarmamız bir zorunluluk olmuştur.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Önlerine bir set, arkalarına da bir set çekerek onları bürüdük de artık göremezler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Önlerine bir sed, arkalarına bir sed çekip onları öyle bir kuşattık ki, birşey görecek halleri yoktur.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Önlerine bir set, arkalarına da başka bir set çektik. Böylece onları kuşatıp sardık; artık onlar görmezler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķılduķ ileylerinde dįvar ya'nį ġaflet daħı artlarından dįvar pes örttük anları pes anlar görmezler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı anlaruñ ileylerinde sed ḳılduḳ, ardlarından daḫı sed ḳılduḳ. Anlaruñgözler[ini kör] itdük. Pes anlar hīç ḥaḳḳı görmezler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz onların önlərinə və arxalarına sədd çəkib (gözlərini) bağlamışıq. Buna görə də (Allahın qüdrətinə dəlalət edən əlamətləri) görmürlər. (Kafirlərin qəlb gözü kor edilmiş, bütün iman yolları üzlərinə bağlanmışdır. Onlar zahirən görsələr də, mə’nən kordurlar).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And We have set a bar before them and a bar behind them, and (thus) have covered them so that they see not.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And We have put a bar in front of them(3949) and a bar behind them, and further, We have covered them up; so that they cannot see.
3949 Their retreat is cut off and their progress is impossible. Further the Light that should come from above is cut off, so that they become totally devoid of any hope, and the last gleam of any spiritual understanding is extinguished in them.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَجَعَلْنَا
ve kıldık
مِنْ بَيْنِ اَيْد۪يهِمْ
önlerinden
سَداًّ
bir set
وَمِنْ خَلْفِهِمْ
ve arkalarından
سَداًّ
bir set
فَاَغْشَيْنَاهُمْ
ve onları perdeledik
فَهُمْ
artık onlar
لَا يُبْصِرُونَ
göremezler
Biz, (gelecekte hesap vereceklerini unuttuklarından) hem önlerinden bir set hem de (geçmişlerinden ibret almamalarından dolayı) arkalarından bir set çekerek onları perdeledik. Artık onlar (hakkı) göremezler.
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
يَد
İsim
ي د ي
El
سَدّ
İsim
س د د
Set
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
خَلْف
İsim
خ ل ف
Arka, halife, nesil, ard
سَدّ
İsim
س د د
Set
اَغْشَى
Fiil-IV
غ ش و
Örttü, kapladı, bürüdü, perdeledi
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَبْصَرَ
Fiil-IV
ب ص ر
Gördü, görür