Ve (Resulüm!) Sen onları (inkâr ve sapkınlığı tercih edip inanmak istemeyenleri) ha uyarmışsın ha uyarmamışsın, onlar için birdir; (onlar) inanmazlar.*
(*) Bu ayette uyarmanın uyaran açısından değil hakikate kendini kapatanlar açısından bir ve aynı olduğu ifade edilmektedir. Çünkü ’’Senin için değil onlar için birdir.’’ denilmiştir. Resul ve inananlar, insanların iman edip etmeyeceğini bilmediği için uyarmak zorundadır. Bu konuda şunlar iman edecek, şunlar uyarılacak, uyarıyı kabul edecek ama bunlar etmeyecek diye kimsenin elinde bir liste yoktur. Onun için herkesi uyarmak Allah’ın resul ve kullarından istediği bir vazifedir. Uyarılara müspet cevap vermek isteyenlerin özellikleri 11. ayette ifade edilmektedir. (Kurandan Hayata) Yani onlar iman etmeseler bile, elçi hiç yılmadan yine tebliğ görevine devam etmelidir. Ayrıca Burada bunların, kendi özgür iradeleriyle inkâr ve sapkınlığı tercih edip iman etmek istemediklerinden dolayı, kendilerine yapılan tebliğin de fayda vermeyeceği hususu belirtilmektedir. Çünkü ayette (لا يؤمنون)’’ onlar inanmazlar’’ deniliyor. Demek ki iman edip etmemek insanın iradesine bağlıdır.