close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yâsîn Sûresi 7. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Lekad hakka-lkavlu ‘alâ ekśerihim fehum lâ yu/minûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Andolsun ki onların çoğu hakkında şu söz gerçekleşmiştir: Onlardır inanmayanlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Şurası muhakkak ki (inkârcıların ve münafıkların), onların çoğu üzerine o (İlahi) söz (dünyada gazap, ahirette azap) Hakk olmuştur; (çünkü) artık inanmıyorlar (ve inanmayacaklardır).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bu, Allah peygamber tanımazların pek çoğuna karşı Allah'ın gazap sözü mutlaka gerçekleşecektir. Çünkü onlar iman etmezler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun ki, hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, sana ve Kur'ân'a itibar etmedikleri için Allah'ın hükmü, ceza kararı, o gaflet içinde olanların çoğunun üzerinde, doğruluğu tartışılmayan haklı, gerekçeli, âdil bir hükümdür. Onlar iman etmeyecekler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun ki onların çoğu üzerinde söz hak olmuştur. Onlar artık iman etmezler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun, onların çoğu üzerine o söz hak olmuştur; artık inanmazlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Doğrusu çoğunun üzerine azap gerçekleşmiştir. (Çünkü imanı istemiyecekleri, Allah tarafından biliniyor) artık onlar iman etmezler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Andolsun! Onların çoğunun kader mürekkebi kurumuştur. Onlar asla iman etmezler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Andolsun ki, onların çoğu gafletlerinin cezasını hak etmişlerdir. Çünkü onlar iman etmiyorlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Söz hak oldu onların pek çoklarına; imdi onlar inanmazlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Andolsun ki, onların çoğu üzerine (inkârda diretmeleri ve isyana devam etmeleri yüzünden) o söz (azap emri) hak olmuştur. Artık onlar (uyarsan da uyarmasan da) iman etmezler.
Cemil Said
swap_vert close
İçlerinden ekserîsi içün hükmümüz virilmişdir ânlar îmân itmeyeceklerdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
And olsun ki, hüküm çoğunun aleyhine gerçekleşmiştir, bunun için artık inanmazlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Andolsun ki onların çoğu hakkında o söz (azap) gerçekleşecektir; çünkü onlar iman etmeyecekler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Andolsun ki onların çoğu cezayı hak etmişlerdir. Çünkü onlar iman etmiyorlar.
Edip Yüksel
swap_vert close
Çoklarının inanmıyacağına dair söz gerçekleşmiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Andolsun ki onların çoğunun üzerine azab sözü hak olmuştur. Onlar imana gelmezler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Celâlim hakkı için daha çoklarına karşı söz hakkolmuştur da onlar iymana gelmezler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kasem olsun ki, onların (cinlerin ve insanların) çoğuna, o (azap) söz (ümüz) hak oldu, artık onlar îmân etmezler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun ki, onların çoğu üzerine söz¹ hakk oldu. Artık onlar inanmazlar.
1- Karar, ilke. Azap. Gerçeği yalanlayarak nankörlük edenlerin, büyüklenerek yeryüzünde haksızlık yapanların, ortak koşanların, yapılan bütün uyarılara aldırmamaları ve bu tutumlarını baskı ve zulme dönüştürmeleri durumunda, yani zulmetmeleri onların cezalandırılmalarını zorunlu kıldığından, Allah, onlara hiçbir zaman iman nasip etmeyecektir. Ki zulümleri karşılıksız kalmasın. Bu zalimlerin Cehennem'e gideceklerine dair alınan bir karardır, gerçekleşecek bir sözdür. Allah, zalimlere, yaptıklarının karşılığını görmeleri, hak ettikleri cezayı bulmaları için onlara hidayet nasip etmeyecektir. Bu husus yüzlerce ayette açıkça ifade edilmektedir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun ki bunların çoğunun üzerine o söz hak olmuşdur. Artık bunlar îman etmezler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Celâlim hakkı için, onların çoğunun üzerine (azab husûsundaki) söz hak olmuştur; artık onlar (küfürlerindeki inadları sebebiyle) îmân etmezler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Gerçekten onların çoğuna o söz (cinlerden ve insanlardan inkâra şartlanmış olup sapkınlığı tercih edenlerle cehennemi dolduracağım, azap sözü) hak olmuştur; artık onlar (inkâra şartlanmış olup sapkınlığı tercih edenler) inanmazlar. *
(*) Not: İman etmemek sebep, azap vermek ise sonuçtur. Peki, sonuç sebepten önce mi gelir, yoksa sonra? Hâlbuki bu yanlış tefsirlere göre sonuç önce gelmiş, sebep ise sonra! Çünkü neredeyse aşağı yukarı bütün mealler hemen hemen şu şekildedir. ‘’And olsun ki, hüküm çoğunun aleyhine gerçekleşmiştir, bunun için artık inanmazlar.’’ Ki bu ayette yemin de yoktur. Sadece tekid edatı olan (لقد)’’lekad’’ vardır. Demek ki, haşa ezelden beri onların aleyhine bu söz gerçekleştiği için onlar iman etmezler’’ Yani buna göre haşa yüce Allah onların iman etmesini istememiştir! Eğer öyle olsaydı, o zaman yüce Allah ne diye ilahi kitaplar ve son olarak Kur’an’ı kerimi ve bunlardaki mesajları tebliğ eden elçileri gönderiyor ve insanlara da haydi iman edin diyor? Peki, eğer ezelden beri onların aleyhine böyle bir hüküm verilmişse, (Ki, hatalı meallerden böyle anlaşılıyor) o zaman onların günahı ne? Neden onlara azap verilsin? İşte maalesef İsrailiyat ve uydurma hadislere göre Kur’an’a yapılan tefsirlerin nass gibi kabul edilip hiç araştırılmadan bunların esas alınması ve bunlara göre meallerin yanlış yapılması sebebiyle haşa yüce Allah’ın sonsuz adaleti ve onun evrensel mesajı sorunlu hâle getirilmektedir. İşte ayetle ilgili doğru tefsir. {لَقَدْ حَقَّ ٱلْقَوْلُ عَلَىٰ أَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لاَ يُؤمِنُونَ } يعني قوله: { لأَمْلاَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ ٱلْجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ } [السجدة:13] (مدارك التنزيل وحقائق التأويل – النسفي - إرشاد العقل السليم إلى مزايا الكتاب الكريم) وقيل: أراد أن القول بالدعوة بلغ أكثرهم ولكنهم لا يؤمنون جحوداً وعناداً(غرائب القرآن و رغائب الفرقان) ،وقيل: حق القول الذي قاله الله على لسان الرسل من التوحيد وغيره وبان برهانه؛ فأكثرهم لا يؤمنون بعذ ذلك. والظاهر أن قوله: {إنا جعلنا في أعناقهم أغلالاً} الآية هو حقيقة لا استعارة. لما أخبر تعالى أنهم لا يؤمنون، أخبر عن شيء من أحوالهم في الآخرة إذا دخلوا النار.( البحر المحيط – ابو حيان) الثالث: المراد لقد حق القول الذي قاله الله على لسان الرسل من التوحيد وغيره وبانَ بُرْهَانُهُ، فإنهم لَمَّا لم يؤمنوا عندما ما حق القول واستمروا، فإن كانوا يريدون شيئاً أوضح من البرهان فهو العِنَاد وعند العناد لا يُفيد الإيمان. وقوله: "عَلَىٰ أَكْثَرِهِمْ" على هذا الوجه معناه أن من لم تَبْلُغْه الدعوة والبُرْهَانُ قليلُون فحق القَول على أكثرهم وهو من لم يوجد منه الإيمان ...(اللباب في علوم الكتاب)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Elbette ki onlardan pek çoğunun üzerine (vaat edilen hesap günü) gerçekleşecek. Zaten onlar bu uyarılara kesinlikle inanmayacaklar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Doğrusu, onların bir çoğu azabı hak etmişlerdir. Çünkü onlar inanmamışlardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Onların pek çoğuna azap sözü sabit olmuştur. Artık onlar inanmazlar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun onların üzerine (verilen) söz hak olmuştur. Zira onların pek çoğu inanmamaktadır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur; artık onlar inanmazlar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Gerçek şu ki, zalimlere vaad edilen ilâhî azap, onların çoğu için artık kaçınılmaz olmuştur; çünkü onlar, hakikati pekâlâ bildikleri hâlde, imana gelmezler. Şöyle ki:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun Söz onların çoğunun aleyhine gerçekleşti; artık inanmazlar!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Onların çoğu hakkında kesin yargı kararı vardır. Bu yüzden inanmayacaklardır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Andolsun! Onların çoğu ayetlerimize karşı geldikleri için cezayı hak ettiler. Çünkü onlar iman etmiyorlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şüphesiz ki onların çoğuna (gafletlerine karşılık) azap vaadi gerçekleşmiştir. [*](Onlar) iman etmezler.
Benzer mesajlar: Yûnus 10:33, 96; Mü’min 40:6.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Yemin olsun onların çoğu hakkındaki “artık onlar inanmayacaklar”¹ sözü doğru çıkmıştır.²
1 Bk. (Bakara: 6)2 Bu âyet : “Yemin olsun onların pek çoğunun üzerine azap sözü hak olmuştur. (Yani azabı hak etmişlerdir.) Çünkü onlar îman etmeyecekler.” diye de tercüme edilebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Onların çoğuna karşı [Allah’ın gazap] sözü mutlaka gerçekleşecektir: ⁵ çünkü onlar iman etmezler.
5 Lafzen, “doğru çıkmıştır”. Geçmiş zaman kipi, onun “doğru çıkması”nın, yani gerçekleşmesinin kaçınılmazlığını gösterir. (Bu kaçınılmazlığı Türkçe’de gelecek zaman kipi ile daha iyi verebildiğimiz için ayetin orijinal Arapça metindeki geçmiş zaman ve İngilizce mealdeki geniş zaman kipine karşılık Türkçe tercümesinde gelecek zaman tercih edilmiştir -T.ç.n.)  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
And olsun ki onların çoğu hakkında iman etmemelerinden dolayı verilmiş olan azap sözü gerçekleşmiştir. 12/103, 13/1, 28/56
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Doğrusu, onlardan birçoğu hakkındaki söz tahakkuk etmiştir: artık iman etmezler.[³⁹³⁰]
[3930] Çoğunluğun akletmeyeceği, iman etmeyeceği ve şükretmeyeceğine dair ilâhî bilgi (Msl: 7:187; 25:50; 40:61).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Andolsun ki, (senin hak davetini kabul etmeyip, şirk ve küfürde direndikleri için) onların birçoğunun üzerine o söz hak olmuştur. (*) Artık onlar iman etmezler. (**)
(*) Azap emri, onların cehenneme atılacaklarına dair ilahi hüküm kesinleşmiştir. Nitekim, Secde suresinin 13. ayetinde "Andolsun ki cehennemi, bütün cinlerden ve insanların bir çoğuyla dolduracağım" buyurulmuştur. (**) Çünkü biz, ayetlerimizi yalan sayıp, Peygamber ile alay ettikleri için onların kalpleri üzerine mühür bastık, işledikleri günahlardan kalp aynaları kapkara olmuştu, tevbe edip imana gelme imkânı ortadan kalkmıştı, şeytan onları gururlandırmış peşine takmıştı, büyüklük taslayarak, şirk ve küfürde direniyorlardı, bu yüzden,  
Osman Fırat
swap_vert close
Onların çoğuna karşı (Allah’ın gazap) sözü hak oldu; çünkü onlar iman etmediler/etmezler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Andolsun ki, onların birçokları üzerine o söz (o azap emri) hak olmuştur. Artık onlar imân etmezler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onların çoğunun hakkında ilahî hüküm hak olarak kesinleşti. Artık imân etmezler onlar. . .
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun onların çoğuna o söz (cinlerden ve insanlardan bir kısmını cehenneme dolduracağım, sözü) hak oldu; artık onlar inanmazlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onların ekserîsi üzerine hükm-ü 'azâb hak oldı. Onlar îmân itmezler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlardan çoğu, bunun gerçek anlamda Allah’ın sözü olduğunu anladıkları halde inanmıyorlar[*].
[*] Tıpkı şu ayette olan durum meydana gelmişti: النمل (27) وَجَحَدُوا بِهَا وَاسْتَيْقَنَتْهَا أَنفُسُهُمْ ظُلْمًا وَعُلُوًّا فَانظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِدِينَ 14} Burada fa, önceki cümleyi, sonraki cümlenin hali yapar. Bkz. Muhamme İsbir, Bilal Cüneydî, eş-Şamil, Mucem fî ulum'il-luğa'l-arabiyye ve mustalahatiha, Ahkâm'ul-fâ, Beyrut 1985, ikinci baskı. Daha geniş bilgi kitabın sonundadır. (Kn.ile ilg. Bkz. Ennahvü-l vâfi c. 3 s. 575) Kur'ân'ın Allah'ın sözü olduğunu anlayınca ona önce inanırlar ama hayat tarzlarını değiştirmek istemezlerse görmezlikten gelmeye başlar kâfir olurlar. Zaten inanmadan kâfir olunmaz.. Allah Teâlâ şöyle buyurur: O gün nice yüzler ak çıkar, nice yüzler de kararır. Yüzleri kararanlara şöyle denir: "Siz inandıktan sonra kâfir oldunuz, değil mi? Kâfir olmanıza karşılık, tadın şu azabı!"(Al-i İmran 3/106)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Çoğu için buyruk gerçekleşmiştir, onlar iman etmezler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onların çoğu için Allah'ın sözü bir hak olmuştur; artık iman etmezler.(2)
(2) Allah’ın azap vaadini, inkârda diretmeleri yüzünden hak etmişlerdir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun ki, onların çoğuna söz hak olmuştur, artık onlar iman etmezler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ vācib oldı söz ya'nį 'aźāb hükmi eyregine anlaruñ pes anlar įmān getürmezler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ve vācib oldı ‘aẕāb gelmesi anlaruñ çoġına. Pes anlar īmān getürmezler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
And olsun ki, onların əksəriyyəti barəsində o söz (əzəldən buyurduğumuz əzab hökmü) gerçək olmuşdur, çünki onlar (Allaha və Peyğəmbərinə) iman gətirməzlər. (Biz onların iman gətirməyəcəklərini Öz əzəli elmimizlə bilib lövhi-məhfuzda təsbit etmişik).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Already hath the word proved true of most of them, for they believe not.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The Word is proved true(3947) against the greater part of them: for they do not believe.
3947 Cf. 7:30 , and n. 1012; also 17:16, and n. 2193. If people deliberately and obstinately refuse "to believe", i.e., to receive guidance and admonition, the result must be that Allah's grace and mercy are withdrawn from them. Their own perversity inevitably blocks up all channels for their correction.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَقَدْ
andolsun gerçekten
حَقَّ
hak ol- muştur
الْقَوْلُ
söz
عَلٰٓى
üzerine
اَكْثَرِهِمْ
onların çoğunun
فَهُمْ
çünkü onlar
لَا يُؤْمِنُونَ
iman etmiyorlar
Andolsun ki onların çoğu üzerine o (azap) söz(ü) hak olmuştur; çünkü onlar iman etmiyorlar.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
حَقَّ
Fiil-I
ح ق ق
Hak oldu, hakikat oldu, hakkını verdi
قَوْل
İsim fiil
ق و ل
Söz, laf, hitâp
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَكْثَر
İsim
ك ث ر
Çoğu, daha çok, daha fazlası
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı