Ve kimin ömrünü uzatırsak, (yaşlandıkça) yaratılışta onu ters yüz ederiz (gençliğinde ona vermiş olduğumuz güç, kuvvet, akıl, zekâ, hafıza, sağlık ve yeteneklerinde bir azalma meydana getiririz): Hâlâ akıllarını kullanmayacaklar mı? *
(*) Birinci akletmeme 62. âyette bahsedilen manevî dalâlet, sıratı mustakîmden uzaklaşıp şeytana ve nefse kul olmak iken buradaki maddî dalâletin sonuçlarını düşünmekle alâkalıdır. Maddî imkânlardan istifade edip yaşamak için verilen organlar ve gençlik nimeti üzerinden bunların geçiciliği hatırlatılmaktadır. Ömrün Allah’ın kanunlarına uygunluk oranında uzayıp kısalacağına dair Kur’ân’î delilimiz bu âyettir. Sağlığına dikkat eden, dengeli ve yeterli beslenip stresten uzak olan toplumlarda şu an ortalama yaşamın 80’nin üzerinde olduğu bilimsel çalışmalarda ortaya konmaktadır. Kur’an Nûh sûresi 4. âyette Hz. Nuh’un dilinden Allah’ın kavmin helâk olup ecellerinin öne alınmasını istemediğini “Allah sizin ecelinizi tehir etsin” sözünden anlaşılmaktadır. Ayrıca ecelin öne veya ileriye çekilmesinin kitabî yasalara bağlı olduğu şöyle ifade edilir: “Kendisine ömür verilenin de ömrün uzatılması da, ömründen kısaltılması da mutlaka kayıtlı bir yasaya bağlıdır.” (Fatır:11) Tabiî ki asıl amaç çok uzun bir ömür sürmek değil, imkânlar varken onların doğru değerlendirilmesidir. Zirâ yaşlılık imkânların tersine dönmesidir. (Kurandan Hayata) Yani insan, ahlakî tercihinin gereğini yapmayı asla ertelememelidir. Çünkü eğer insanlar doğruyu yanlıştan ayırd etme yeteneğine ve geniş bir irade serbestisine sahip olmalarından dolayı üstün yaratıklar ise, o zaman, “insanın zayıf yaratıldığını (4: 28), yaşlılığında daha da çökeceğini ve hükmedeceği ömrün kısalmış olacağını da unutmasınlar. (M. Esed Meal Açıklaması)