VE [işte böyle:] Biz bu [Peygamber’e] şiir [yeteneği] bahşetmedik, zaten [şiir] bu [mesaj]a uygun düşmezdi: ³⁸ o yalnızca bir uyarı ve öğüttür; ve o özünde apaçık olan ve gerçeği dosdoğru gösteren ³⁹ bir [ilahî] hitabedir,
38 Bu pasaj, surenin ilk ayetlerinde değinilen konuyu, yani Kur’an’ın vahyi konusunu ele almaya devam etmektedir. 26:224’de olduğu gibi, burada da, Muhammed (s)’in düşmanlarının, gerek yaşadığı dönemde gerekse sonraki dönemlerde, o’nun ilahî vahiy olarak sunduğu şeyin gerçekte kendi şiirsel hayal gücünün bir ürünü olduğu şeklindeki iddialarına değinilmektedir. Burada, şiir -özellikle Arap şiiri- ile Kur’an’da somutlaşan ilahî vahiy arasındaki temel farklılığa dikkat çekmek suretiyle bu iddia reddedilmektedir: şiirde anlam, dilin müzikalitesi ve ritmi karşısında genelde ikinci derecede kalırken Kur’an’da tam tersi geçerlidir. Çünkü Kur’an’da, kelimelerin seçimi, sesleri ve cümle içindeki konumları -ve dolayısıyla melodisi ve ritmi- daima kasdedilen anlamın destekleyicisi niteliğindedir. (Karş. ayrıca 26:225 ve ilgili not 100.)39 Mübîn sıfatının bu bileşik karşılığı için bkz. sure 12, not 2. Yukarıdaki ifade, lafzen, “bir uyarı ve öğüt ve ... [ilahî] bir hitabe” şeklinde çevrildiğinde, burada kullanılan ve bağlacı, 15:1’de olduğu gibi, Kur’an’ın ilahî vahiy sürecinin bir unsuru olduğuna işaret eder.