close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yâsîn Sûresi 69. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemâ ‘allemnâhu-şşi’ra vemâ yenbeġî leh(u)(c) in huve illâ żikrun ve kur-ânun mubîn(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve biz, ona şiir belletmedik ve bu, ona yakışmaz da; bu, ancak bir öğüttür ve her şeyi açıklayan Kur'an.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Aslında) "Biz Ona (Resulüllah’a) şiir (ve uydurma dizeler) öğretmedik. (Boş ve bâtıl sözler zaten) Ona yakışmaz da. O(na vahyedilen) sadece gerçek bir öğüt ve apaçık bir Kur’an-ı Kerim’dir."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bu söylenenleri, kâfirlerin dedikleri gibi şiir sanmayın. Biz, elçimiz Muhammed'e şiir öğretmedik. O'nun buna ihtiyacı da yok. Peygamberlik, şairlik olmadığı gibi, Kur'ân da şiir değildir. O Kur'ân, başka değil, ancak bir zikir, öğüt, vaaz, irşat ve hatırlatıcı bir kitaptır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz Muhammed'e şiir öğretmedik. Bu ona yakışmazdı da... Onun okuduğu kitap, ancak Allah'tan gelmiş okunması ibadet olan bir öğüt, bir ikaz ve Allah-insan-kâinat ilişkilerini ve ilâhî düzeni açıklayan, bütün ilâhî kitaplardaki dinî-ilmî esasları içeren, açık seçik Kur'ân'dır.
Ahmet Varol
swap_vert close
Biz ona şiir öğretmedik. Ona yakışmaz da. Bu yalnızca bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Biz ona (Peygambere) şiir öğretmedik; (bu,) ona yakışmaz da. O (kendisine indirilen Kitap), yalnızca bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz O'na (Peygambere) şiir öğretmedik, O'na yaraşmaz da... O kitab, sade bir öğüddür ve (haramla helâlı) açıklayan bir Kur'an'dır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz ona (Peygamber’e) şiir kabiliyetini vermedik. Şiir ona yakışmaz. (Peygamberlik, hak ve hukuk yoludur. Şiir, his ve hayal aynasıdır.) Bu ayetler, ancak bir zikir(mesaj-öğüt)dir ve açık bir Kur’andır (kitaptır, kanundur, ilimdir, zikirdir.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Biz peygambere şiir öğretmedik. Zaten ona yaraşmazdı da. O kitap, ancak Allah'tan gelmiş bir öğüt ve apaçık bir Kur'ân'dır.
Besim Atalay
swap_vert close
Biz ona, şiir öğretmedik, o da, yaraşmaz ona, bu ancak öğüt olan, açık olan bir Kur'andır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Biz, o (nebiy)e şiir öğretmedik. Bu, ona yakışmaz da. Ona vahyedilen ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.
Cemil Said
swap_vert close
Biz Muhammed ’aleyhisselâma şi’iri ta’lîm itmedik, âna şi’ir yakışmaz, bu kitâb (Kur’ân) vâzıh bir ihtârnâmedir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Biz ona şiir öğretmedik, zaten ona gerekmezdi. Bu bir öğüt ve apaçık Kuran'dır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Biz, o Peygamber’e şiir öğretmedik. Bu, ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Biz ona şiir öğretmedik; zaten ona yaraşmazdı da. Ona vahyedilen, ancak bir öğüt ve apaçık Kur’an’dır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Biz ona (Peygamber'e) şiir öğretmedik. Zaten ona yaraşmazdı da. Onun söyledikleri, ancak Allah'tan gelmiş bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ona şiir öğretmiş değiliz, zaten ona uygun düşmez. Bu, ancak bir mesaj ve apaçık bir Kuran'dır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz ona şiir öğretmedik. Bu ona yaraşmaz da... O sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur'ân'dır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Biz ona şiir öğretmedik, ona yaraşmaz da, o sâde bir zikir ve parlak bir Kur'andır
Emrah Demiryent
swap_vert close
Biz ona (Peygamber’e) şiir öğretmedik, (bu) ona yaraşmaz da. (Tarafımızdan vahyedilen) o (Kitap), yalnızca bir öğüt ve apaçık bir Kur’ân’dır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Biz ona şiir öğretmedik. Ve bu, ona yakışmaz da. O, yalnızca bir Öğüt ve apaçık Kur'an'dır.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz ona şiir öğretmedik. (Bu) ona yakışmaz da. O (nun getirdiği kitab) bir öğütden ve (hükümleri) açıklayan bir Kur'andan başkası değildir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve ona (o Resûlümüze), şiir öğretmedik; (bu) ona yaraşmazdı da.(2) Doğrusu o, ancak bir nasîhattir ve apaçık beyân eden bir Kur'ân'dır.
(2)“Kur’ân-ı Hakîm, nihâyetsiz parlak, yüksek hakīkatleri câmi‘ olduğundan, şiir hayâlâtından müstağnîdir(uzaktır). Evet Kur’ân-ı Mu‘cizü’l-Beyân’ın (ifâdesi dahi mu‘cize olan Kur’ân’ın) (...) manzum (şiir) olmadığının diğer bir sebebi de budur ki: Âyetlerinin her bir necmi (yıldız gibi her bir âyeti), vezin (ölçü) kaydı altına girmeyip, tâ ekser âyetlere bir nevi‘ merkez olsun ve kardeşi olsun ve mâbeynlerinde (aralarında) mevcud münâsebet-i ma‘neviyeye (ma‘nevî alâkalara) râbıta (bağ) olmak için, o dâire-i muhîta (geniş dâire) içindeki âyetlere birer hatt-ı münâsebet (birer irtibat hattı) teşkîl etsin. Güyâ serbest her bir âyetin, ekser âyetlere bakar birer gözü, müteveccih (yönelmiş) birer yüzü var. Kur’ân içinde binler Kur’ân bulunur ki, her bir meşreb(husûsî ahlâk) sâhibine birisini verir. (...) وَماَ يَنْبَغ۪ي لَهُ [(Bu) ona yaraşmazdı da] sırrını da bununla anla ki: Şiirin şe’ni (gereği); küçük ve sönük hakīkatleri, büyük ve parlak hayâllerle süslendirip beğendirmek ister. Hâlbuki Kur’ân’ın hakīkatleri; o kadar büyük, âlî (yüksek), parlak ve revnakdârdır (güzeldir) ki, en büyük ve parlak hayâl, o hakīkatlere nisbet edilse, gāyet küçük ve sönük kalır.” (Sözler, 13. Söz)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
69 , 70. Ve biz, (vahiy göndermekle) ona (Muhammed’e) şiir öğretmedik. Zaten bu, ona yakışmaz da. O (kendisine vahyedilen) ancak bir öğüt ve açıklayıcı bir Kur’an’dır ki, (yeryüzünde) yaşayan kimseleri uyarsın ve böylece söz (hüküm) inkâr edenler hakkında gerçekleşsin diye. *
(*) Dirilik ve hayatta olmak öncelikle maddîdir. Madden hayatta olmayan zaten uyarılmaz. Zira uyarılmaya ihtiyaç duymaz. Ölü olanın imtihanı sona ermiştir. Uyarıları yerine getirmesi akıl ve mantık dışı olduğundan ölen birine Kurân’daki emir ve yasaklar okunmaz. Bu nedenle Hz. Peygamberin mezar başında ölülere Kur’an okuduğuna dair tek bir sahih rivâyet yoktur. Uyarılar yaşayanlar için hayatî önem taşımaktadır. Peki, hayat sahiplerini uyardık bunlardan kime uyarı fayda verir? Zikre tâbi olarak gayb ile Rahman’dan huşu duyanlara uyarı fayda verir. Yani hakikat diye bir derdi tasası olan, sorumluluk sahibi insanlığı ve vicdanı henüz ölmemiş muttakîlere uyarı fayda verir. (Bkz. Yasin:11- Bakara:2) (Kurandan Hayata)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz o elçiye şiir öğretmedik. Zaten Rabbinin elçiye şiir öğretmesi hiç yakışmazdı. O (vahiy) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur’an olup,
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz ona şiir öğretmedik. Şiir ona yaraşmazdı da. İşte Kur’an yalnız öğüt, apaçık Kitap’tır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz ona şiir öğretmedik, ona şiir de yaraşmaz. Ona vahyolunan söz, nasihattan, apaşikâr olan Kur/an/dan başka bir şey değildir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz ona şiir öğretmedik. Zaten ona gerekmez de/yakışmaz da.²¹ Bu (Biz’im öğrettiğimiz) ancak bir öğüt [zikr] ve apaçık bir Kur’an’dan başka bir şey değildir.
21 Krş. Hâkka, 69/41  
Kadri Çelik
swap_vert close
Biz ona şiir öğretmedik; (bu,) ona yakışmaz da. O (kendisine indirilen kitap), yalnızca bir öğüt ve apaçık olan bir Kur'an'dır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Biz ona şiir öğretmiş değiliz, zaten bu ona yakışmaz da! Muhammed’e vahyettiğimiz ayetler, insan ruhunu okşayan, yürekleri sarsıp derinden etkileyen muhteşem güzelliğine rağmen, asla şiir değildir! O ancak,âlemlerin Rabb’i tarafından tüm insanlığa yöneltilen bir uyarıdır; insanın bulunduğu her yerde okunsun, anlaşılsın ve hayata hükmetsin diye gönderilen, gerçekten okunmaya değer ve dâimâ okunması gereken apaçık bir kitaptır!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ona Şiir’i öğretmedik; zaten yaraşmaz da! Bu ancak açıklayıcı bir kur’ân (okuyuş) ve bir öğüttür.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz Muhammed'e şiir sanatını öğretmedik. Zaten buna gerek de yoktur. Çünkü Kuran, gönülleri fetheden nurlu bir kitap olmuştur.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Resulümüze şiir öğretmedik. Zaten şiir uydurmaları yaraşmazdı. Resulün size okudukları apaçık bir öğüttür. Sizler birbirinden güzel ayetlerimizi şiir mi zannettiniz? Elbette Rabbinizin sözleri birbirinden güzeldir. Hiç kimsenin sözü Rabbinin sözüne ulaşamaz.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
69,70. Biz ona (Peygamber’e) şiir öğretmedik. Zaten ona gerekmez de. O(nun söyledikleri), sağ olanları uyarsın ve kâfirlere de (azap) sözü gerçekleşsin diye sadece (gerçeğin) hatırla(t)ması ve apaçık bir Kur’an’dır. [*]
Bu iki ayet, Kur’an’ın ve elbette yâsîn’in dirilere, diri kalmak isteyenlere okunması gerektiğinin apaçık delilidir. Kur’an’ın bir ismi de [ruh] olduğu için, onun gönderiliş amacı ve hedefi, canlılığı hayata dönüştürmesidir. Kur’an hayat kitabı olması nedeniyle hayatta olanlara okunmalıdır. Hayata okunan Kur’an hayata dokunması ve hayatı ilmek ilmek dokuması istenen kitaptır. Hz. Muhammed’in hadislerinde Yasîn’in “ölülere kıraat edilmesi”nden söz edilmesinde de önce okunan metnin [kıraat] edilmesi yani anlaşılarak okunması istenmektedir; ardından “ölüler” ifadesi ile kastedilen de ruhunu inkâr vs. inanç bozukluklarıyla ölüme terk eden kişilerdir. Ruhunu manen ölüme terk edenler bir adı da [rûh] olan Kur’an ile dirileceklerini bilmelidir; onun hayattakileri uyarmasının da bundan başka anlamı olmasa gerektir. Manevi olarak ölü olan ve vahiy ile diriltilen insanla ilgili benzer mesaj: En‘âm 6:122.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz o (Peygambere) şiir öğretmedik. (Zâten) onun buna ihtiyacı da yok. Ona (indirilen,) apaçık (Allah kelâmı olan) bir öğüt ve Kur’an’dan başka bir şey değildir. ¹
1 Biz o Peygambere şiir öğretmedik onun söyledikleri bir şiir değildir. Kur’an’ın lâfzan da manen de şiir olmadığı açıktır. Bir kere Kur’an’ın nazmında şiir nazmının vezin ve kafiyesi yoktur. Mana bakımından ise şiir, hakikat olup-olmadığı aranmaksızın sadece hoşlandırmak, tiksindirmek, coşturmak veya küstürmek gibi hislere hitap eden hayal mahsulü kuruntulara, hissiyat oyunlarına dayanır. Kur’an ise hakkın sırat-ı müstekîmine irşad eden hikmetler, hükümler ile irfan nuru, hidayet rehberi bir yadigâr-ı ilâhîdir. Fakat kâfirlerin birçokları onu bir şiir gibi mülâhaza etmek ve ettirmekte ısrar ettikleri ve bu suretle Peygamberi bir şâir gibi tanıtmak istedikleri sebebiyle Allahu Teâlâ: “Biz o (Peygambere) şiir öğretmedik. (Zâten) onun buna ihtiyacı da yok.” buyuruyor. Ne Peygamberlik makamına şairlik yaraşır, ne de Kur’an-ı Kerim’e şiir demek. O Kur’an sadece bir zikir, tamamen Allah tarafından bir va’z ve irşat ve bir Kur’an-ı Mübîndir. İbadetlerde ve ibadethanelerde okunacak Kelâmullahtır. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
VE [işte böyle:] Biz bu [Peygamber’e] şiir [yeteneği] bahşetmedik, zaten [şiir] bu [mesaj]a uygun düşmezdi: ³⁸ o yalnızca bir uyarı ve öğüttür; ve o özünde apaçık olan ve gerçeği dosdoğru gösteren ³⁹ bir [ilahî] hitabedir,
38 Bu pasaj, surenin ilk ayetlerinde değinilen konuyu, yani Kur’an’ın vahyi konusunu ele almaya devam etmektedir. 26:224’de olduğu gibi, burada da, Muhammed (s)’in düşmanlarının, gerek yaşadığı dönemde gerekse sonraki dönemlerde, o’nun ilahî vahiy olarak sunduğu şeyin gerçekte kendi şiirsel hayal gücünün bir ürünü olduğu şeklindeki iddialarına değinilmektedir. Burada, şiir -özellikle Arap şiiri- ile Kur’an’da somutlaşan ilahî vahiy arasındaki temel farklılığa dikkat çekmek suretiyle bu iddia reddedilmektedir: şiirde anlam, dilin müzikalitesi ve ritmi karşısında genelde ikinci derecede kalırken Kur’an’da tam tersi geçerlidir. Çünkü Kur’an’da, kelimelerin seçimi, sesleri ve cümle içindeki konumları -ve dolayısıyla melodisi ve ritmi- daima kasdedilen anlamın destekleyicisi niteliğindedir. (Karş. ayrıca 26:225 ve ilgili not 100.)39 Mübîn sıfatının bu bileşik karşılığı için bkz. sure 12, not 2. Yukarıdaki ifade, lafzen, “bir uyarı ve öğüt ve ... [ilahî] bir hitabe” şeklinde çevrildiğinde, burada kullanılan ve bağlacı, 15:1’de olduğu gibi, Kur’an’ın ilahî vahiy sürecinin bir unsuru olduğuna işaret eder.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz sana şiir öğretmedik, şairlik senin yapacağın iş değildir. Sana gelen vahiy sadece bir öğüt ve şeref kaynağı ve gerçekleri açıklayan Kuran’dır. 21/5, 37/36, 52/30, 6/97, 22/72
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
BİZ ona şiir öğretmedik; bu onun için[³⁹⁷⁴] gerekli de değil:[³⁹⁷⁵] o (vahiy) sadece bir uyarı ve öğüttür;[³⁹⁷⁶] dahası açık ve açıklayıcı bir hitaptır;
[3974] Zamir Kur’an’ı da gösterebilir. [3975] Nebi’ye yönelik “şair” (21:5) ve Kur’an’a yönelik “şiir” iddialarını red. Bunun gerekçesini anlamak için o günün şairinin kâhinle, şiirinin de kehanetle iç içe geçtiğini bilmek gerekir. Cahiliyye insanı, cinlerin Allah ile nesep bağına sahip olduğunu düşünür, şiiri şairle cin arasındaki alışverişin ürünü olarak görürdü (37:158). Bu yüzden melek-rasul ilişkisini, cin-şair ilişkisiyle özdeş sandılar (Krş: 26:221). [3976] Zımnen: Şiir gibi hisse değil akla hitap eden vahiy, “düşünen bir topluma” ithaf edilmiştir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
69,70. (Onlar Peygambere şair diyorlar) Biz ona şiir öğretmedik. (Kur'an'ın ne söz, ne de ma’na olarak şiir olmadığı açıkça meydandadır.) Hem şairlik ona yaraşmaz da (*) Ona vahyolunan ancak, kalbi diri olanları uyarsın ve kafirler cezayı hak etsin diye (Allah katından indirilen) bir öğüt ve hükümleri açıklayan bir Kur'an'dır.
(Çünkü "Şairlere gelince, onlara da azgınlar uyar." -Şuara/224- beyanları uyarınca peygamberlik makamına şairlik yakışmaz)  
Osman Fırat
swap_vert close
Biz, o Peygamber’e şiir öğretmedik. Onun aradığı o da değildir. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Biz O'na şiiri talîm etmedik ve O'nun için lâyık da olmaz. O, başka değil bir mev'izedir ve pek bedîhi bir Kur'an'dır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz Resûl'e Kur'ân öğrettik, şiir öğretmedik, o zaten ona yaraşmaz. O sırf bir irşâd ve parlak bir Kur'ân'dır.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz ona (Muhammed'e) şiir öğretmedik, (şiir) ona yakışmaz da. O(na vahyedilen) sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
69,70. Biz Muhammed'e şi'iri öğretmedik ve şâ'irlik de ona lâyık değildir. Bu ancak diri olanı inzâr itmek ve kâfirlere 'azâbın hak olmasını te'mîn iylemek içün rabbin tarafından zikr ve mev'ıza ve Kur'ân-ı mübîndir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Muhammed’e şiir öğretmedik; zaten gerekmezdi. Bu, sadece zikirdir ve açıklayıcı Kur’an’dır[*].
[*] Zikir, doğru bilgi demektir. Kur'ân'daki bütün bilgiler doğru olduğu için Allah ona zikir adını vermiştir. Kur'ân kelimesi ise hem son Kitabın ismi hem de o kitaptaki hükümlere ulaşmayı sağlayan ayet kümeleri anlamına gelir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Ona şiir öğretmedik, ona yakışmaz da. Bu, yalnızca bir hatırlatma ve apaçık Kur'an'dır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz Peygambere şiir öğretmedik; bu ona yakışmaz da. O ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur'ân'dır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Biz o peygambere şiir öğretmedik. Şiir ona yaraşmaz/layık olamaz da. Ona vahyedilen, bir öğütten ve apaçık bir Kur'an'dan başka şey değildir;
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ögretmedük aña şi'ri daħı yaramaz aña degül ol illā ögüt daħı ķur’ān bellü.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı biz Muḥammede şi‘r ögretmedük. Özine lāyıḳ da degüldür. Olözine ögretdügümüz degüldür, illā ögütler, daḫı beyān idici Ḳur’ān,
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz ona (Muhəmməd əleyhissəlama) şe’r öyrətmədik və bu ona heç yaraşmaz da (lazım da deyildir). Ona vəhy olunan ancaq öyüd-nəsihət və (haqla batili ayırd edən) açıq-aşkar Qur’andır ki,
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And we have not taught him (Muhammad) poetry, nor is it meet for him. This is naught else than a Reminder and a Lecture making plain,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
We have not instructed the (Prophet) in Poetry,(4015) nor is it meet for him: this is no less than a Message and a Qur´an making things clear:
4015 Cf. 26:224 and n. 3237. Here "Poetry" is used as connoting fairy tales, imaginary descriptions, things futile, false, or obscure, such as decadent Poetry is, whereas the Qur'an is a practical guide, true and clear.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمَا عَلَّمْنَاهُ
ve ona öğretmedik
الشِّعْرَ
şiir
وَمَا يَنْبَغ۪ي
ve yaraşmaz
لَهُۜ
ona
اِنْ هُوَ
o değildir
اِلَّا
an- cak
ذِكْرٌ
bir zikir
وَقُرْاٰنٌ
ve bir Kur'ân
مُب۪ينٌۙ
apaçık
Biz o (resulümüz)e şiir öğretmedik. (Zaten bu) Ona yaraşmazdı da. O(nun getirdiği) ancak (tüm âlemler için) bir zikir (öğüt ve hatırlatma) ve apaçık (hakkı beyan eden) bir Kur'ân'dır.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
عَلَّمَ
Fiil-II
ع ل م
Öğretti, talim etti
شِعْر
İsim
ش ع ر
Şiir
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اِنْبَغَي
Fiil-VII
ب غ ي
Yaraştı, yakıştı
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
ذِكْر
İsim fiil
ذ ك ر
Zikir, anma, söz, hatıra, hatırlama, zikr (Kur'ân)
قُرْءَان
İsim
ق ر ا
Kur'ân, okuma, okunuş
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan