close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yâsîn Sûresi 67. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velev neşâu lemesaḣnâhum ‘alâ mekânetihim femâ-stetâ’û mudiyyen velâ yerci’ûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve dileseydik onları çarpıp, durdukları yerde bir başka şekle sokardık da kalakalırlardı, ne ileriye gitmeye güçleri yeterdi, ne geriye dönmeye.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Eğer dileseydik oldukları yerde, kılıklarını değiştirip (zamanlarını donduruverirdik;) onları (insanlıktan çıkarıp başkalaşım "metamorfoz" sırrıyla sülüklerin kurbağaya, tırtılın kelebeğe dönüşmesi gibi) farklı bir kalıba sokardık. (Rahat davranamayacakları ve adım atamayacakları bir yaratığa döndürüp bırakırdık.) Böylece ne ileri gitmeye ve ne de geri gitmeye güç yetirebilirlerdi. (Bu vaziyette geçmiş ve gelecek düşünceleri ve hareket yetenekleri köreltilirdi.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İstersek onları, bulundukları yerde konum ve durumlarını değiştirir, daha aşağı bir varlığa dönüştürürüz de o zaman ne ileri, ne de geri gidebilirler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sünnetimizin, düzenimizin yasaları içinde, irademizin tecellisine uygun olsaydı, kendilerinin güçlü, iktidar sahibi olduklarını sandıkları sırada, onların hallerini değiştirir çirkinleştirirdik. Ne ileri gidebilirlerdi. Ne de geri dönebilirlerdi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Dileseydik oldukları yerde onların kılıklarını değiştirirdik de ne ileri gitmeye ne de geri dönmeye güçleri yeterdi.
Ali Bulaç
swap_vert close
Eğer dilemiş olsaydık, oldukları yerde (en görkemli çağlarında) onları bir başka kalıba sokardık; böylece ne ileri gitmeye, ne geri dönmeye güç yetirebilirlerdi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bir de dileseydik, kılıklarını oldukları yerde çirkin bir şekle çevirirdik de ne ileri gidebilirlerdi, ne dönebilirlerdi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İstesek, onları kendi yerlerinde (hayvan veya taşa) dönüştürürüz. O zaman ne ileri ne de geri gidebilirler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Dileseydik, oldukları yerde onların şekillerini değiştirirdik de, ne ileriye gitmeye güçleri yeterdi; ne geri gelmeye!
Besim Atalay
swap_vert close
Eğer biz isteseydik oldukları yerde, çehrelerin bozardık, ne ileri, ne de geri gidebilirlerdi
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Yine eğer (doğru ile yanlış arasında seçim yapma özgürlüğünden yoksun olmalarını) dileseydik, onları kesinlikle farklı bir tabiatta yaratırdık. Ve bulundukları yerde (sabitleştirirdik de) ne bir adım ileri gidebilir (ve herhangi bir arzularını gerçekleştirebilir), ne de önceki hallerine (ve ayrıldıkları yerlere geri) dönebilirlerdi.
Cemil Said
swap_vert close
Eğer isteseydik onları cemâdât gibi halk ider idik. O vakit ne ileri gidebilürler, ne geri gelebilürler idi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Dilesek, onları oldukları yerde dondururduk da, ne ileri gidebilirler ve ne de geri dönebilirlerdi.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Yine eğer dileseydik, oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler, ne geri dönebilirlerdi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Yine dilesek oldukları yerde onların mahiyetlerini değiştirirdik de (taş gibi) artık ne ileri gidebilirler ne de geri dönebilirlerdi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Eğer dilesek oldukları yerde onların şekillerini değiştirirdik de ne ileriye gitmeye güçleri yeterdi ne de geri gelmeye!
Edip Yüksel
swap_vert close
Dilesek onları oldukları yerde dondurur ne ileri gidebilir ne de geri dönebilirlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Yine dileseydik oldukları yerde kılıklarını değiştirirdik de ne ileri gidebilirlerdi, ne de geri dönebilirlerdi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Daha dilesek kendilerini oldukları yerde meshediverdik de ne ileri gidebilirlerdi ne dönebilirlerdi
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ve eğer (yine) dileseydik, oldukları yerde, onların şekillerini değiştirirdik de, ne ileriye gitmeye güçleri yeterdi, ne geri gelmeye!
Erhan Aktaş
swap_vert close
Eğer dileseydik, oldukları yerde sabit bir şekle dönüştürürdük,¹ ileri gitmeye de geri dönmeye de güç yetiremezlerdi.
1- İradesi elinden alınmış, hareket edemez bir nesne yapardık.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Yine dileseydik onları oldukları yerde suratlarını değişdirib bambaşka çirkin bir mâhiyyete getirirdik de ne ileri gitmiye, ne geri dönüb gelmiye güçleri yetmezdi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve dileseydik, (en dirâyetli) oldukları(nı zannettikleri) yerde onların şekillerini(çirkin bir sûrete) elbette değiştirirdik de (bundan kurtulmak için), ne ileri gitmeye güçleri yeter, ne de geri dönebilirlerdi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve eğer isteseydik, (dünyadayken) onları, bulundukları yerde (konum ve durumlarını) değiştirirdik, (daha aşağı bir varlığa dönüştürürdük) de ne ileri gitmeye ne geri dönmeye güç yetirebilirlerdi.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz isteseydik onları oturdukları mekânlardan siler atardık da, kaçıp gitmeye güçleri yetmezdi ve geri de dönemezlerdi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Yine Biz dileseydik onları hemen oracıkta başka bir kalıba sokardık da ne ileri ne geri gitmiye güçleri yetmezdi.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz dileseydik onları bulundukları yerde suratlarını değiştirirdik de ne ileri gitmeye, ne de geri dönmeye güçleri yetmezdi.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Yine) Biz dileseydik onları bulundukları yerde başka bir şekle sokardık ki, o durumda ne ileri gitmeye ne de geri dönmeye güçleri yeterdi.
Kadri Çelik
swap_vert close
Eğer dilemiş olsaydık, oldukları yerde onları bir başka kalıba sokardık da böylece ne ileri gitmeye, ne de geri dönmeye güç yetirebilirlerdi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Yine dileseydik, onları felç edip oldukları yere çivilerdik de, ne bir adım ileri gidebilirlerdi, ne de geri! Öyleyse, kendilerine görme, işitme, hareket etme ve benzeri yetenekleri bahşeden Allah’a kulluk etsinler. Ayrıca, bu nîmetlerin ebedî olmadığını, bir gün mutlaka ellerinden alınacağını unutmasınlar. Nitekim:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Eğer dilesek, elbette onları yerlerinde düzlerdik; ne ileri gitmeye güç yetirirlerdi, ne geri dönerlerdi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İsteseydik onların yapıtaşlarını hemen oracıkta bozabilir, ne ileri, ne geri kımıldatmazdık.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Dileseydik şekillerini değiştirir, ayaklarındaki dermanı keser yürüyemez hale getirirdik. Ağaçlar gibi dikildikleri yerde çakılı kalırlardı. Ne ileriye ne geriye gidebilirlerdi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Dileseydik oldukları yerde şekillerini değiştirirdik de ileri gitmeye güç yetiremezlerdi ve geri de dönemezler(di)! [*]
Bu ayet şöyle de tercüme edilebilir: “Dileseydik, onları bulundukları yere çakardık da ne ileri gidebilirlerdi ne de geri dönebilirlerdi!”  
Mehmet Türk
swap_vert close
Eğer (yine) dileseydik onları oldukları yerde bir başka kalıba sokardık. ¹Böylece ne ileri gidebilir, ne de geri dönebilirlerdi.²
1 Geçmiş ümmetlerde olduğu gibi taşa, domuza, maymuna çevirirdik... 2 Şu anda böyle yapılmıyorsa bu, yapılamayacağından değil, cezâların âhirette verileceğindendir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Eğer [doğru ile yanlış arasında seçim yapma özgürlüğünden yoksun olmalarını] dilemiş olsaydık, onları kesinlikle farklı bir tabiatta yaratırdık ³⁵ ve bulundukları yerde [kökleştirirdik ki] ne ileri gidebilsinler, ne de geri dönebilsinler. ³⁶
35 Lafzen, “onları değiştirirdik” [veya “dönüşüme uğratırdık”].36 Yani, Allah insanların irade veya ahlakî tercih özgürlüğüne sahip olmamalarını dileseydi, onları başından beri manevî ve ahlakî olarak durağan bir tabiatta yaratır, içgüdülerinin pençesinde (“bulundukları yerlerde”) hareket edemez şekilde tutar; kendini geliştirme dürtüsünden yoksun ve olumlu gelişmeler sağlamaktan yahut, yanlış yolları terk etmekten aciz bırakırdı.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Eğer biz dileseydik, onları oldukları durumdan tersyüz eder taşa döndürürdük de ne ileri gitmeye ne de geri dönmeye güçleri yeterdi. 6/110, 45/23
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Eğer (böyle olmalarını) tercih etsek, mutlaka onları kendi konumlarına göre başka bir hale dönüştürürdük:[³⁹⁷²] o takdirde ne savuşturabilirler ne de geri dönebilirlerdi.
[3972] Zımnen: Hayatı hayvan gibi algılayıp yeme, içme, yatma, çiftleşmeden ibâret görenleri sûret olarak da hayvana dönüştürebilirdik, fakat istemedik. Bizim “kendi konumlarına göre” anlamı verdiğimiz ‘ala mekânetihim ibaresindeki mekân fizikî değil, tıpkı 6:135; 11:93 ve 121’de olduğu gibi mânevîdir. Yani insanın hayata ve kendine biçtiği “değer” ve “konum” ile ilgilidir. Zaten kelimenin türetildiği kök olan kevn de “oluş” anlamına gelir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Eğer biz dileseydik, en kuvvetli bulundukları yerde (dinç oldukları bir çağda) onların şekillerini değiştirirdik de (kendilerini aciz, miskin, meflûç bir hale getirirdik de) ne ileri ne de geriye gelmeye güç yetiremezlerdi.
(Hiç bir yöne kımıldayamazlardı. Dondurulmuş gibi olurlardı, belki o zaman bu cezanın uyarı olduğunu anlar hepsi imana gelirdi, fakat bu cebrî -zorlama ile- imana getirme olurdu. Oysa biz onlara hür irade ve selim akıl vermiştik, -ki hayvanlarda da maişet aklı vardır- onların bu yeteneklerini yerinde kullanarak zamanında imana gelmeleri gerekirdi.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Yine eğer dileseydik, onları oldukları yerde tahrib ederek dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler ne geri dönebilirlerdi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve eğer dilese idik onları en kuvvetli bulundukları yerde mahvederdik. Artık ne geçip gitmeğe ve ne de geri dönmeğe muktedir olamazlardı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Eğer dileseydik, oldukları yerde, hemen baş üstü, mâhiyetlerini değiştirir, çirkin mi çirkin, tersyüz ederdik. . . Artık ne ileriye devam edebilir, ne de geriye dönüş yapabilirlerdi.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Dilesek kılıklarını değiştirip onları oldukları yerde dondururduk, ne ileri gidebilir, ne geri dönebilirlerdi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Eğer istesek onları menzillerinde oldukları halde mesh ile hayvân sûretine sokardık. Ne ileri ne geri gitmeğe kâdir olamazlardı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Düzeni farklı kursaydık[*] onları, oldukları yerde başka kalıba sokardık. Sonra ne yola devam edebilir ne de geri dönebilirlerdi.
[*] Önceki dipnota bkz.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Eğer dileseydik, kalıplarını değiştirirdik de ileri gitmeye de geri dönmeye de güçleri yetmezdi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Dileseydik, onları çirkin bir şekle sokardık da oldukları yerde kalırlar, ne ileri, ne de geri gitmeye güçleri yetmezdi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Dilesek, onları oldukları yerde hayvana çeviririz. O zaman ne ileri gitmeye güçleri yeter ne de geri dönebilirler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eger dilese-dük sūratların döndüre-dük yirleri üzere pes güçleri yitmedi durmaġa daħı dönmeyeler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ve eger dilese‐y‐dük ṣūretlerin özge dürlü ḳılurduḳ durduḳları yirde. Hīçyola varmaġa güçleri yitmez ḳalurdı. Ḳayıtmazlardı daḫı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Əgər istəsəydik, onları lap yerlərindəcə elə bir kökə (elə bir şəklə) salardıq ki, nə irəli, nə də geri gedə bilərdilər. (Kafirləri topal edər, meymuna, donuza, daşa döndərərdik. Və ya onları evlərinin içində həlak edərdik, heç tərpənə də bilməzdilər).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And had We willed, We verily could have fixed them in their place, making them powerless to go forward or turn back.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And if it had been Our Will, We could have transformed them (to remain) in their places;(4013) then should they have been unable to move about, nor could they have returned (after error).
4013 If Allah's Plan had been to grant no limited freedom of choice or will to men, He could have created them quite different, or could have transformed them into stationary creatures, either in physical form as in the case of trees, or in moral or spiritual qualities, where there was no possibility either of progress or deterioration. Man would then have been unable to reach the heights of grandeur which are now open to him, or, if he goes wrong, to return through the door of repentance and mercy, and still pursue his path of ascent. But it was Allah's Plan to give man all these privileges, and man must shoulder all the responsibilities that go with them.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَوْ
ve eğer
نَشَٓاءُ
dile- seydik
لَمَسَخْنَاهُمْ
elbette onları dönüştürürdük
عَلٰى مَكَانَتِهِمْ
oldukları yerde
فَمَا اسْتَطَاعُوا
artık güç yetiremezlerdi
مُضِياًّ
ileri gitmeye
وَلَا يَرْجِعُونَ۟
ve geri dönemezlerdi
Yine Biz dileseydik, onları(n durumunu) oldukları yerde (çok kötü bir hâle) dönüştürürdük de (bundan kurtulmak için) ne ileri gitmeye güçleri yeter ne de geri dönebilirlerdi.
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
مَسَخَ
Fiil-I
م س خ
Dönüştürdü
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مَكَانَت
İsim
ك و ن
İmkâna göre, duruma göre, hâl
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اِسْتَطَاعَ
Fiil-X
ط و ع
Gücü yetti, güç yetirdi
مُضِيّ
İsim
م ض ي
İleri gitmek
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
رَجَعَ
Fiil-I
ر ج ع
Döndü