EĞER [insanların doğru ile yanlışı ayırd edememelerini] dilemiş olsaydık, onları görüp anlama melekesinden yoksun bırakırdık ³³ da [doğru] yoldan hep şaşarlardı: ama [öyle olsaydı] onlar [doğruyu] nasıl görebilirlerdi? ³⁴
33 Lafzen, “onların gözlerini kör ederdik”: “onları manevî olarak kör yapardık” ve dolayısıyla, onları her türlü ahlakî sorumluluk duygusundan yoksun bırakırdık ve bu da insan hayatındaki bütün manevî değerlerin inkarına yol açardı anlamına gelen mecazî bir ifade. (Karş. 2:20 -“Şayet Allah dileseydi onların işitme ve görme yeteneklerini ellerinden alabilirdi”.)34 Bu örnekte -20:96’da olduğu gibi- besura fiili (lafzen, “o görür oldu” veya “gördü”), “[bir şeyi] zihnî olarak/aklen kavramak” anlamında kullanılmıştır. Taberî’nin rivayetine göre, İbni ‘Abbâs, ennâ yubsirûn ifadesinin “onlar gerçeği nasıl kavrayabilirler” anlamına geldiğini söylemiştir.