(Bunun üzerine o ülke halkı) dedi ki: “Siz, bizim gibi bir beşerden başka biri değilsiniz (elçi olsaydınız meleklerden olurdunuz). Rahman (olan Allah) da herhangi bir şey (vahiy) indirmiş değildir. Siz, yalnızca yalan söylüyorsunuz. *
(*) Hakka tâbi olmak istemeyen, hayata zahiren bakan beşerler Allah’ın elçi olarak seçtiği kişileri kabul etmeleri için somut delil isterler. Ancak somut delilin olduğu yerde imandan söz edilemez. Bu şehadetin konusudur. Buradaki beşerler Allah’ın ilahlığını kabul ederken hayata müdahil olmasını istemiyorlardı. (Kurandan Hayata) Onlar her şeyi yoktan var eden, sahip olduğumuz bütün nimetleri bize bahşeden yüce bir yaratıcının/Rahmanın varlığını kabul ederiz fakat o kitap ve elçi gönderip de hayatımıza kurallar koymaz, bizim yeme içmemizle, basit hayatımızla uğraşmaz. O bizleri tamamen serbest bırakmıştır, dilediğimizi yapar, dilediğimiz gibi yaşarız diye elçilerin davetlerini reddettiler.