close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yâsîn Sûresi 13. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vadrib lehum meśelen ashâbe-lkaryeti iż câehâ-lmurselûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Örnek getir onlara o şehir halkını; hani oraya peygamberler gelmişti.
Antakya'ya giden ve Hıristiyanlığı yaymaya başlayan Havarilerden Şem'un, Yuhanna ve Yunus (Mecma, 2, 325).  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Sen onlara resullerin (davetçi ve tebliğcilerin) geldiği şu kent halkını misal olarak anlat ki;
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey peygamber! Sen bu Kur'ân muhataplarına, şu şehir halkını örnek olarak anlat: Nitekim o kente görevli elçiler, peygamberler gelmişti.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sen onlara, şehirlerine özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere peygamberler geldiği sıradaki şu memleketin halkını örnek ver.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlara elçilerin geldiği o kasabanın halkını örnek ver.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sen onlara, o şehir halkının örneğini ver; hani oraya elçiler gelmişti.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm), Mekke halkına, o şehir halkının (Antakya'lıların) halini misal göster. Hani oraya (İsa'nın gönderdiği) elçiler gelmişti.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlara (o gafil topluma) kendilerine elçiler gelen şehir ahalisinin misalini ver.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlara o ülke halkını örnek ver. Hani, oraya peygamberler gelmişti.[463]
[463] Şirk inancı üzere olup peygamberleri yalanlayan bir halkın kıssası hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVI, 32-47.  
Besim Atalay
swap_vert close
Hani, kendilerine peygamberler gelmiş olan kent halkını onlara anlat
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Onlara, elçilerin geldiği o şehir halkını örnek ver.
Cemil Said
swap_vert close
Rasûllerin ziyâret itdikleri bir karye vak’asını misâl olarak ânlara zikr it.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İnsanlara, halkına elçiler gelen şehri mesel olarak anlat:
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlara mâlûm şehir halkını örnek göster. Oraya elçiler gelmişti.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlara, şu şehir halkını misal getir: Hani onlara elçiler gelmişti.  
 Bu şehrin Antakya olduğu söylenmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlara, bir kent halkının kendilerine gelen elçilere gösterdiği tavrın örneğini ver.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sen onlara, o şehir halkını örnek ver. Hani oraya peygamberler gelmişti.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve onlara, o karye sahiblerini temsil getir, o dem ki ona o gönderilen Resuller varmıştı
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm) Onlara (müşriklere), şu şehir halkını misal getir, Hani onlara elçiler gelmişti.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlara, o kentin halkını örnek ver. Hani, onlara resûller gelmişti.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlara o şehir yaranını misâl getir. Hani oraya elçiler gelmişdi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onlara şu şehir (Antakya) halkını misâl getir! Hani oraya (Îsâ'nın gönderdiği) elçiler gelmişti.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) Onlara o memleket halkının hâlini bir misal olarak anlat: Hani o halka da (mesajlarımızın tebliği için) elçiler gelmişti. *
(*) Kur’an bu kıssada, şehrin neresi olduğunu, halkın kim olduğunu, gönderilen elçilerin ve onlara iman eden zatın kim olduğundan söz etmemektedir. Bunun sebebi, ilk muhatabın tanımadığı uzak bir topluluk ve dünyanın farklı bir coğrafyası olması ihtimalinin yüksekliğidir… Âyette bu resullerin ve şehrin adının zikredilmemesi, bunların ilk muhatap olan Arap coğrafyasının bilmediği uzak doğu veya batıya gönderilen elçilerin işareti olduğu kanaati oluşturmaktadır. Bu ’karye ve şehrin’ Sümer, Çin veya antik Yunan medeniyetine ait olma ihtimali kabule daha yakın bir ihtimaldir. Zira Kur’an’da Arapların bildiği kabile ve resullerin adları zikredilir. İlk muhatapların hiç duymadığı resul veya beldelerin adları zikredilseydi garip karşılanabilirdi. Bu sebeple birçok müfessirin bu yerle ilgili öne sürdükleri Antakya şehrini, ilk muhatapların bildiği bir şehir olması sebebiyle uzak bir ihtimal olarak görmekteyiz. Kaynak: (Kurandan Hayata) Tefsirlerde bu ayette belirtilen beldenin Antakya olduğu görüşü hâkimdir. Günümüzde bazıları da bu yerin St. Paulus’un bir ara ikamet ettiği “Pisidia Antiokhei” yani Isparta/Yalvaç’taki harabeler olduğu yorumunu yapıyorlar. Gelen bu elçilerin ilk ikisinin Hz. İsa’nın havarilerinden olan Pavlus ile Barnaba, üçüncünün ise Şimon/Saul olduğunu iddia ederler. Hatta bu anlatım aynı zamanda İnciller’de de geçer. Bkz. Resullerin İşleri, (Bab 13/1-9; Bab 15/34-35). Tefsirlerde geçen bu yorum, Kur’an semantiğine uymaz. Çünkü böyle bir yorum Havarileri Allah’ın elçileri yapmak demektir. Diğer peygamberlerle bir tutmak demektir. Hıristiyanlık tevhit inancından uzaklaşınca Hz. İsa’yı “Allah’ın oğlu” kabul ettiler ve onu göğe çıkarıp Allah’ın sağ yanına oturttular. Boş kalan Resulluk/peygamberlik makamını da havarileri elçiler yaparak doldurdular. Dikkat edilirse eldeki dört İncil Havarilere gelen vahiy gibidir. “Pavlus İncili”, “Matta İncili”, “Luka İncili” “Yuhannas İncili” gibi. Hatta “Barnaba İncili”. Yani bunların hepsi sanki “Allah’ın elçileri” gibi kabul edilir. Nitekim İncillerde bunu böyle anlatmaları kendileri açısından normaldir. Ama Kur’an yorumcularının çok dikkat etmesi gerekir. Müfessirlerin bu ve müteakip ayetlerde geçen “elçileri” Hz. İsa’nın havarileri olarak yorumlamak veya öyle anlaşılmasına yol açmak, Kur’an’a ve İslam inancına uymaz. Onun için bu elçileri, Allah’ın ismini vermediği elçiler/ peygamberler olarak değerlendirmek gerekir. Zaten Kur’an o beldenin/şehrin neresi olduğunu da söylemiyor. (İ. Yakıt Meali Yasin- 13. Ayet Açıklaması) Ayrıca bu olayın nerede, ne zaman yaşandığı ve kahramanlarının hangi isimleri taşıdığı hiç önemli değil. Önemli olan, içinde barındırdığı ve tüm insanlığa ışık tutacak ibret dolu mesajlardır. Aşağıdaki tefsir metinlerine de bkz: وفي ذلك (أي في ذكر أن هذه القرية هي انطاكية) نظر من وجوه - (أحدها) أن ظاهر القصة يدل على أن هؤلاء كانوا رسل الله عز وجل، لا من جهة المسيح عليه السلام؛ كما قال تعالى: {إِذْ أَرْسَلْنَآ إِلَيْهِمُ ٱثْنَيْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزْنَا بِثَالِثٍ فَقَالُوۤاْ إِنَّآ إِلَيْكُمْ مُّرْسَلُونَ} ــــ إلى أن قالوا ــــ {رَبُّنَا يَعْلَمُ إِنَّآ إِلَيْكُمْ لَمُرْسَلُونَ وَمَا عَلَيْنَآ إِلاَّ ٱلْبَلاَغُ ٱلْمُبِينُ} ولو كان هؤلاء من الحواريين، لقالوا عبارة تناسب أنهم من عند المسيح عليه السلام. والله تعالى أعلم، ثم لو كانوا رسل المسيح، لما قالوا لهم: { إِنْ أَنتُمْ إِلاَّ بَشَرٌ مِّثْلُنَا (الثاني) أن أهل أنطاكية آمنوا برسل المسيح إليهم، وكانوا أول مدينة آمنت بالمسيح، ولهذا كانت عندالنصارى إحدى المدائن الأربعة اللاتي فيهن بتاركة، وهن: القدس؛ لأنها بلد المسيح، وأنطاكية؛ لأنها أول بلدة آمنت بالمسيح عن آخر أهلها،... الخ فعلى هذا يتعين أن هذه القرية المذكورة في القرآن قرية أخرى غير أنطاكية، كما أطلق ذلك غير واحد من السلف أيضا (تفسير – ابن كثير - الوسيط في تفسير القرآن الكريم ) وهذا التأويل للقرية وللرسل، لا يقوم له شاهد من القرآن الكريم، ولا تدل عليه إشارة من إشاراته القريبة أو البعيدة.. وإنما هو من واردات أهل الكتاب، وأخبارهم. والخبر هنا وارد من المسيحية، وينسب إلى وهب ابن منبّه، الذي تلقاه من المسيحية، مما يعرف عند المسيحيين بأعمال الرسل، الملحقة بالأناجيل وندع القرية واسمها، والرسل والصفة التي لهم- ندع هذا الآن، ونعرض المثل على أن القرية واحدة من القرى المبثوثة فى هذه الدنيا، وأن الرسل، هم بعض رسل الله إلى عباده..( التفسير القرآني للقرآن)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
(Daha önce) Bir kasabaya elçiler geldiğinde, muhatablarına o şehir halkının misalini anlat.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O kent kişilerinin, kendilerine gönderilen elçiler yanlarına varınca, neler ettiklerini onlara örnek olarak anlat.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
O kasabalıları onlara misal getir [¹]. Hani o kasabaya tarafımızdan gönderilmiş birtakım peygamberler, elçiler gelmişlerdi.
[1] Onlara bu kasabalıların hikâyesini beyan et.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Onlara o belde halkını misal olarak ver. Hani oraya elçiler gelmişti.⁷
7 Tefsirlerde bu ayette belirtilen beldenin Antakya olduğu görüşü hâkimdir. Günümüzde bazıları da bu yerin St. Paulus’un bir ara ikamet ettiği “Pisidia Antiokhei” yani Isparta/Yalvaç’taki harabeler olduğu yorumunu yapıyorlar. Gelen bu elçilerin ilk ikisinin Hz. İsa’nın havarilerinden olan Pavlus ile Barnaba, üçüncünün ise Şimon/Saul olduğunu iddia ederler. Hatta bu anlatım aynı zamanda İnciller’de de geçer. Bkz. Resullerin İşleri, (Bab 13/1-9; Bab 15/34-35). Tefsirlerde geçen bu yorum, Kur’an semantiğine uymaz. Çünkü böyle bir yorum Havarileri Allah’ın elçileri yapmak demektir. Diğer peygamberlerle bir tutmak demektir. Hıristiyanlık tevhit inancından uzaklaşınca Hz. İsa’yı “Allah’ın oğlu” kabul ettiler ve onu göğe çıkarıp Allah’ın sağ yanına oturttular. Boş kalan Resulluk/peygamberlik makamını da havarileri elçiler yaparak doldurdular. Dikkat edilirse eldeki dört İncil Havarilere gelen vahiy gibidir. “Pavlus İncili”, “Matta İncili”, “Luka İncili” “Yuhannas İncili” gibi. Hatta “Barnaba İncili”. Yani bunların hepsi sanki “Allah’ın elçileri” gibi kabul edilir. Nitekim İncillerde bunu böyle anlatmaları kendileri açısından normaldir. Ama Kur’an yorumcularının çok dikkat etmesi gerekir. Müfessirlerin bu ve müteakip ayetlerde geçen “elçileri” Hz. İsa’nın havarileri olarak yorumlamak veya öyle anlaşılmasına yol açmak, Kur’an’a ve İslam inancına uymaz. Onun için bu elçileri, Allah’ın ismini vermediği elçiler/peygamberler olarak değerlendirmek gerekir. Zaten Kur’an o beldenin/şehrin neresi olduğunu da söylemiyor.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Sen onlara, o şehir halkının örneğini ver; hani oraya elçiler gelmişti.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Peygamber ve ey Müslüman! Onlara, bir zamanlar Elçilerimizi gönderdiğimiz bir şehir halkını ibret verici örnek olarak anlat.Bu olayın nerede, ne zaman yaşandığı ve kahramanlarının hangi isimleri taşıdığı hiç önemli değil. Önemli olan, içinde barındırdığı ve tüm insanlığa ışık tutacak ibret dolu mesajlardır. Bu örnek toplumda üç sınıf insan var: a-Elçiler, b-Onlara karşı gelenler, c-Elçilere destek olmak için bütün varlıklarını ortaya koyan fedâkâr insanlar. Bu kıssa size şunu anlatıyor: “Eğer içinde yaşadığınız toplumda sizden önce Allah’ın mesajı duyulmadı ise, hemen işe başlayın, artık Peygamberin göreviyle görevli bir elçisiniz. Birileri size engel olmaya çalışacak fakat korkmayın, Allah mutlaka yardımını gönderecektir. Yok eğer toplumda sizden önce Peygamberin görevini kendilerine görev bilenler vazifeyi omuzlamışlarsa, size düşen onların yardımına koşmak, dâvânın başarıya ulaşması için onlara cansiperâne destek olmaktır. Dikkat edin, eğer karşı safta yer alır veya hak ile bâtılın mücâdelesinde tarafsız kalırsanız, o zaman sonunuz kesinlikle hüsran ve helâk olacaktır!” İnsanlık tarihinin her devrinde tekrar tekrar yaşanacak olan kıssa şöyle başlıyor:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlara bir misal olarak Şehir’in sahiplerini / arkadaşlarını da anlat! Hani, oraya Gönderilmiş (Rasûl)ler / Elçiler geldi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! onlara, köylüler olayını anlat. Hani, şu Havarîlerin geldiği Antakya olayını.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlara çevresinden geçip gittikleri şehir halkından örnek ver. Hani onlara elçiler gelmişti.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlara (müşriklere) şu şehir halkını örnek ver: Hani onlara elçiler gelmişti. [*]
Buradaki şehrin Antakya, elçilerin de Hz. İsa’nın havarileri olduğu iddia edilmektedir. Oysa burada anlatılan olay bir kıssa değil [darb-ı mesel]dir, elçiler de herhangi birer elçi değil peygamberlerdir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Sen o (kâfirlere) kendilerine elçiler gelen şehir halkının örneğini ver.¹
1 Bu kıssadaki Peygamberlerin kimlikleri ve kıssanın geçtiği yer ile ilgili rivâyetlere, Yahûdî kaynaklı olma ihtimâli sebebiyle olayın anlatıldığı sadeliği bozmamak için yer verilmemiştir. Esasen bu kıssanın bizi ilgilendiren tarafı, olayın muhtevasıdır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ONLARA, elçilerimizi gönderdiğimiz o şehir halkı[nın hikayesin]i örnek olarak anlat.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Kendilerine elçiler gönderdiğimiz şu şehir halkının durumunu ibret verici bir misal olarak anlat onlara. 6/34, 18/54, 39/27
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ONLARA, kendilerine elçiler[³⁹³⁴] gönderdiğimiz şehir[³⁹³⁵] halkını temsili bir örnek kabilinden naklet.[³⁹³⁶]
[3934] Ya da: “(elçinin) elçileri” anlamına “davetçiler”. Muaz b. Cebel’i Yemen’e gönderen Rasulullah’ın onu “Allah’ın Elçisi’nin elçisi” diye nitelemesine benzemektedir. Dolayısıyla murselûn “Allah’ın elçileri” değil “elçinin elçileri” anlamına da gelir. Kur’an’a göre aynı anda ve aynı topluma Musa ve Harun örneğinde olduğu gibi birbirini destekleyen iki elçi gönderildiği istisnaî durumlar olmuşsa da, üç elçiden ismen hiç söz edilmez (Krş: 14. âyet). Yok eğer tercih ettiğimiz gibi bu kelime “elçiler” olarak anlaşılırsa, bu durumda olayın Antakya’ya nisbeti kabul edilemez. Kitab-ı Mukaddes’te elçilerin Antakya’ya gönderilişine ayrıntı verilmeden değinilir (R. İşleri, 11). İbn Kesir Antakya olmasına şiddetle itiraz eder. Buna ilave bir itiraz da Antakya’nın ilk Hıristiyan olan şehir kimliğidir. Fakat bu, Antakya’da ilk anda böyle bir karşı koyuşun gerçekleşmediğine mesnet teşkil edemez. En doğrusunu Allah bilir. [3935] Katâde ve İkrime bu şehri Antakya olarak yorumlar. İbn Kesir bu tür yorumlara itiraz eder. Fakat pasajın devamı (20-32) Antakya merkezli okumayı destekler gibidir. Bu âyeti bir sonraki 14. âyetin ışığında okuyarak bu şehri dünya, elçileri de Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed olarak anlamak da mümkündür. [3936] Mesel, muhatapların ibret ve örnek almalarını amaçlayan bir anlatım tekniğidir. Tarihsel açıdan yaşanmışlık ifade etmesi zorunlu değildir. Mesel anlatımının darabe (vurdu) kökünden bir kelimeyle karşılanmış olması, anlatılan şeyin muhatabı üzerinde yumruk ve tokat etkisi yapama beklentisini îmâ eder. Dolayısıyla, kafaya vura vura hakikati anlatmayı çağrıştırır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed; "Geride, iyi-kötü iz bırakmak nedir? Anlasınlar diye) Onlara şu kasaba halkının kıssasını anlat ki o beldeye elçiler gelmişti.
Osman Fırat
swap_vert close
Onlara elçilerin geldiği şu belde halkını misâl olarak vurgula:
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onlara (o münkirlere) o şehir ahalisini bir mesel olarak irâd et. O vakit ki, onlara o gönderilmiş olan elçiler gelmişti.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Sen şimdi onlara bir misâl getir: Mâlum şehir halkını, hani onlara da elçiler gelmişti.
Âyette herhangi bir işaret olmamakla beraber, tefsirlerin çoğuna göre, buradaki elçiler, Hz. Îsâ’nın havarîleri, muhataplar Roma İmparatorluğunun hâkimiyeti altında yaşayanlar, şehir ise Antakya veya o civarda bir başka şehirdir. Hz. Îsâ’nın dâveti karşısında müşrik Romalılar nasıl söndüyse, Kur’ân’ın dâveti ile de şirkin hakimiyetinin yıkılacağına îma edilir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlara elçilerin geldiği şu kent halkını misal olarak anlat:
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlara rasûller geldiği vakit ehl-i karyenin hâlini mesel olarak darb it. (Darb-ı mesel olarak bu vak'ayı zikr it).
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Şu şehir halkının, elçiler geldiğinde yaptıklarını bunlara örnek ver.
Şaban Piriş
swap_vert close
Kendilerine elçiler gelmiş olan belde halkının misalini anlat onlara.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlara o şehir halkını misal ver ki, kendilerine elçiler gelmişti.(6)
(6) Kur’ân bu şehri belirtmemiş, sahih rivayetlerde de buna dair bir bilgi gelmemiştir. Bunun anlamı ise, kıssadan alınması gereken dersin böyle ayrıntılarla bir ilgisi olmadığından ibarettir. Anlatılan şehir, sözü edilen elçiler ve şehir halkı neresi ve kimler olursa olsun, her çağda ve her yerde bunların örnekleri yaşanmıştır ve yaşanmaktadır. Önemli olan, Kur’ân’ın anlattığı bu yaşayan örnekleri, ondan ders alan mü’minin kendi yaşadığı hayata uygulayabilmesi, ondan gerekli olan dersleri çıkarabilmesidir. Gereksiz ayrıntılar, zihnin böyle hayatî noktalar üzerinde yoğunlaşmasına ciddî bir engel teşkil ederler; bu bakımdan, Kur’ân’ın ve Hadisin gerekli görmediği şeyler üzerinde meraklarımızı odaklaştırmanın yararından değil, ancak zararından söz edilebilir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onlara o kent halkını örnek ver. Hani, elçiler gelmişti oraya.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı beyān eyle anlara meŝel köy islerini ol vaķt kim geldi anlara yalavaçlar
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yā Muḥammed, meẟel eyit anlara, ol şehr ḳavmini ki Anṭāḳiyyedür, geldü‐gi vaḳt anlara peyġamber.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbər!) Sən onlara o şəhər əhlini (antakiyalıları) misal çək! O zaman ki, onlara elçilər gəlmişdi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Coin for them a similitude: The people of the city when those sent (from Allah) came unto them;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Set forth to them, by way of a parable, the (story of) the Companions(3957) of the City. Behold!, there came messengers to it.
3957 Many of the classical Commentators have supposed that the City referred to was Antioch . Now Antioch was one of the most important cities in North Syria in the first century of the Christian era. It was a Greek city founded by Selecus Nicator, one of the successors of Alexander, about 300 B.C. in memory of his father Antiochus. It was close to the sea, and had its seaport at Seleucia . Soon after Christ his disciples successfully preached there, and they "were called Christians first in Antioch ", Acts, 11:26 . It afterwards became the seat of a most important Bishopric of the Christian Church. In the story told here "by way of a parable", the City rejected the Message, and the City was destroyed: 36:29. Following Ibn Kathir, I reject the identification with Antioch decisively. No name, or period, or place is mentioned in the text. The significance of the story is in the lessons to be derived from it as a parable, for which see the next note. That is independent of name, time, or place.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاضْرِبْ
ve misal ver
لَهُمْ
onlara
مَثَلاً
bir misal olarak
اَصْحَابَ
halkını
الْقَرْيَةِۢ
o şehir
اِذْ
o vak- ti ki
جَٓاءَهَا
oraya gelmişti
الْمُرْسَلُونَۚ
resuller
(Resulüm! Sen) Onlara şu şehir halkının misalini ver! Hani oraya resuller gelmişti.
ضَرَبَ
Fiil-I
ض ر ب
Misal getirdi, vurdu, sefere çıktı, dövdü, vazgeçti, dolaştı
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
مَثَل
İsim
م ث ل
Misal, örnek, benzetme, benzer
اَصْحٰب
İsim
ص ح ب
Ehil, halk, arkadaşlar, Ashâb, sahipler
قَرْيَة
İsim
ق ر ي
Her türlü yerleşim yeri (memleket, kasaba, şehir, ülke, köy, belde)
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
مُرْسَل
Edilgen fiil-IV
ر س ل
Resuller, gönderilenler, elçiler