Onu [Bizi] hatırlamanı[zı]n bir vasıtası ²⁴ ve [hayatlarının] yabaniliği içinde kaybolmuş ve acıkıp susamış bütün insanlar için ²⁵ bir rahatlama vasıtası yaptık.
24 “Ateş” (kelimenin en geniş anlamında) insanın bildiği bütün ışık türlerinin kaynağı olduğundan, insana “Allah’ın göklerin ve yerin nûru olduğu”nun hatırlatılması yerindedir (bkz. 24:35 ve ilgili notlar).25 Mukvîn isim-fiili kaviye fiilinden türetilmiş olup “terk edilmiş oldu”, “terk edildi” veya “perişan oldu” anlamlarına gelir. Aynı kökten türetilen kavâ ismi (yahut kıvâ) “çöl”, “yabanilik”, “harabe” yahut “açlık” veya “kıtlık” ifade eder. Bu nedenle, mukv kelimesi, “aç olan kimse”yi veya “terk edilmiş bir yerde kaybolan [yahut “dolaşan”] kimse”yi gösterir. Yukarıdaki ayette bu ifade açık şekilde mecazî olarak kullanılmıştır. Çünkü, bazı müfessirlerin ileri sürdükleri gibi, bunun “çöldeki savaşçılar”ı kasdettiğini düşünmek zordur. Benim mukvîn’i bileşik bir karşılıkla “yabanilik içinde kaybolmuş ve acıkıp susamış bütün insanlar” şeklinde çevirmem ise, aynı zamanda hem lafzî hem de mecazîdir: çünkü yalnız, talihsiz ve şaşkın insanlar ile insan sıcaklığına ve manevî aydınlığa susayanları ifade etmektedir.