close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Vâkıa Sûresi 46. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve kânû yusirrûne ‘alâ-lhinśi-l’azîm(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve büyük günahları yapmada ısrar ederlerdi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onlar, en büyük günah (inkâr ve münafıklık) üzerinde ısrarlı davrananlardı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Büyük günahları işlemede ısrar ederlerdi
Ahmet Tekin
swap_vert close
Büyük günahlar işlemekte ısrar ediyorlardı.
Ahmet Varol
swap_vert close
O büyük günâhta da ısrar ediyorlardı.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ve en büyük günah (Allah'a ortak koşmak) üzerinde ısrar ediyorlardı...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve onlar, büyük günahı yapmada ısrar ediyorlardı. (Küfürde devam ediyorlardı.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
42,43,44,45,46. İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde serin ve hoş olmayan kapkara dumandan bir gölge altındadırlar. Çünkü onlar bundan önce, varlık içinde sefahete dalmışlardı. Büyük günahı işlemekte ısrar edip dururlardı.
Besim Atalay
swap_vert close
Büyük günah üzere, ayakların dirediler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Onlar) büyük günahları işlemekte ısrar ederlerdi.
Bkz. 4/31Allah’a şirk koşmak, haksız yere adam öldürmek, faiz yemek, zina etmek, sarhoşluk verici içki içmek, kumar oynamak, yalan söylemek, hırsızlık yapmak, israf etmek, sihir yapmak, iftira atmak, gıybet etmek, verdiği sözü bozmak, yalan yere yemin etmek, hak yemek gibi Allah’ın yasakladığı fiilleri işlemekte ısrar edenlerin akıbetlerinin felâket olacağı vurgulanıyor.  
Cemil Said
swap_vert close
45,46. Ânlar evvelleri müreffehen yaşayorlardı. ’Azîm bir kîn ve nefret izhârında devâm idiyorlar idi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
45,46. Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Büyük günahı işlemekte direnir dururlardı.
Edip Yüksel
swap_vert close
Büyük günahı işlemekte direniyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Büyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve büyük cinayete ısrar ediyorlardı
Emrah Demiryent
swap_vert close
45-46. Çünkü onlar bundan önce (dünyada), varlık içinde sefahate dalarak, (hakkı tamamen inkâr etmek ya da şirk koşmak gibi) büyük günah işlemekte ısrar ediyorlardı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Büyük ihanette ısrar ediyorlardı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O büyük günâh üzerinde ısrar ederlerdi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve o büyük günâh üzerine (şirki işlemekte) ısrâr ediyorlardı.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (bununla birlikte) büyük günahı (suçu) işlemekte ısrar ederlerdi.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Büyük günahları yapmakta pervasızca ısrar ediyorlardı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
o büyük günahı işlemekte ayak direyip dururlardı da,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Pek büyük günahta ayak diriyorlardı.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Büyük günahlar işlemekte ısrar ediyorlardı.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve Allah’a ortak koşma, adam öldürme, hırsızlık, yalana şâhitlik, ana babaya isyan, dolandırıcılık, zina, fuhuş, içki, kumar ve benzeri büyük günah işlemekte inat ederlerdi.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Çok Büyük Günah’da ısrar ediyorlardı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Büyük suçlarda ısrar ederlerdi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Dünyadayken ayetlerimizi inkâr etmişler. Yasalarımıza karşı çıkmışlar. İnsanların yasalarına uyarak yaşamışlar. Günah olarak ne varsa işlemişlerdi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Büyük günahı (şirki) işlemekte ısrar ediyorlar.
Mehmet Türk
swap_vert close
Onlar, büyük günâhlarda¹ ısrar ederlerdi.
1 Hıns: Esasen günah manasınadır. Yemininde durmayıp bozmaya da “hıns” denilir. Müfessirlerin çoğu burada “hıns-i azîm”i, büyük günah diye tefsir etmişlerdir. Çünkü “muhakkak ki şirk en büyük zulümdür” (Lokman: 13) buyurulduğu üzere şirk, en büyük zulüm ve en büyük günahtır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
çirkin günahlar işlemekte inat ediyorlardı,
Mustafa Çavdar
swap_vert close
O büyük günah üzerinde ısrar etmiştiler. 17/49...52
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ve büyük ihanette ısrar etmiştiler;[⁴⁹⁰⁵]
[4905] Zımnen: Allah’la yaptıkları fıtrat sözleşmesine (Krş: 20:115 ve 7:172).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Günah üstüne günah işliyor -şirk ve küfürde- direniyorlardı.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve büyük günah üzerine ısrar eder olmuşlardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O en büyük günahta, şirkte ısrar ederlerdi.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Büyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Büyük günâh olan şirkde ısrâr itdiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Israrla büyük günahları[*] işler dururlardı,
[*] Kelimeler elif lamlı olduğu için diğer ayetlerde en büyük olduğu belirtilen şirk günahı diye tercüme ettik.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
O büyük günahta(4) ısrar ediyorlardı.
(4) Allah’a ortak koşmakta.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O büyük günah üzerinde ısrar edip dururlardı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı oldılar becid ŧurıcılar yalan üzere ulu.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı anlar dāyim dururlardı ulu günāhlar üstine.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Özləri də böyük günah içində (Allaha şərik qoşmaqla) israr edib dururdular.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And used to persist in the awful sin.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And persisted obstinately in wickedness supreme!(5244-A)
5244-A Wickedness supreme: i.e., their associating others with Allah in His divinity. [Eds.].  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَكَانُوا
ve idiler
يُصِرُّونَ
ısrar ediyorlar
عَلَى الْحِنْثِ
yemini bozmak üzerinde
الْعَظ۪يمِۚ
büyük
Büyük yemin (olan Allah'a âbd olup kulluk etme sözlerini inkâr) üzerinde de ısrar ediyorlardı.
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَصَرَّ
Fiil-IV
ص ر ر
Israr etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
حِنْث
İsim
ح ن ث
Yemini bozmak
عَظِيم
İsim
ع ظ م
Azîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar azamete ve büyüklüğe sahip olan demektir), çok büyük, azametli, kocaman, muazzam