Şüphesiz onlar bundan önce (dünyada iken) varlık içinde (sorumsuzca) şımarmışlardı. *
(*) Mütref, dilediğini yapan ve nimetleri sorumsuz ve bencilce israf eden, rahatı ve şımarıklığı için her türlü azgınlığı sergileyen demektir. Olumsuz manada dünya kaynaklarını bencilce tüketerek semiren, ahlâkî bir endişe taşımadan zevke dayalı bir yaşam süren herkes ve her toplum mütreftir. İfrat ve tefrit de bu köktendir; aşırı gitmek, ölçüyü kaçırmak, eksiltmek, azaltmak demektir. Sosyolojik açıdan bir toplum harcayamayacağından, ihtiyacından fazlasını emeksiz elde ederse toplum çürümeye başlar. Tıpkı aşırı su verilen bir bitkinin köklerden başlayarak çürümesi gibi. Zevkler bireyi ve insan ilişkilerini çözerken, dert ve sıkıntılar onları bir arada tutarak olgunlaştırır. Birlikte yaşamak için bencilliği bir kenara bırakıp paylaşmak olgunlaşmanın aslî şartıdır. Paylaşmadığımız her nimet zahmete dönüşerek bedenimizi ve insanlığımızı çürütecektir. Mütref yaşam, ihtiyaçlara değil zevklere dayalı yaşamdır. Hz. Muhammed’e ilk karşı çıkanlar mütref bir hayat yaşayanlardı. Azgınlaştıran zenginlikten ve bezdiren fakîrlikten kurtulmanın yolu sade bir yaşam tarzını benimsemektir. Dünya kaynakları açısından da bu en ideal olanıdır. Mütref yaşam, bir tür bağımlılıktır. Bu bağımlılığın yolu haksız kazançla hakka girmekten geçer. İnsan büyük günahlar işleyebilir, hatalar yapabilir. Asıl sıkıntı bunda ısrardır. (Kurandan Hayata)