close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Vâkıa Sûresi 19. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Lâ yusadde’ûne ‘anhâ velâ yunzifûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
O şaraptan başları da ağrımaz ve sarhoş da olmazlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Bundan ne başlarını bir ağrı tutar, ne de kendilerinden geçip akılları çelinip bulanır. (İçtikçe huzur ve mutlulukları artacaktır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
ki, bu şaraptan baş ağrısı da olmaz, akılları da giderilmez.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İçtikçe lezzetleri eksilmez, toplumları perişan edilmez, başları ağrımaz, sarhoş olmazlar, akıllarına zarar gelmez, içtikleri de tükenmez.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ondan dolayı ne başları ağrıtılır ne de akılları giderilir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ki bundan ne başlarını bir ağrı tutar, ne de kendilerinden geçip akılları çelinir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ondan başları ağrımaz, sarhoş da olmazlar...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ne o içecekten bıkarlar ne de o içecek tükenir.(*)
(*) Nesefi. Veya ne de sarhoş eder.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
17,18,19. Hizmetçileri kadehler, ibrikler ve kaynaktan doldurulmuş bardaklar ile etraflarında devamlı dolaşırlar. Ondan başları ağrımaz ve sarhoş da olmazlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Ne başları ağrır ondan, ne de sersem olurlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İçtiklerinden ne başları ağrır ne de taşkınlık ederler.
Cemil Said
swap_vert close
Bu meşrûbât ne baş ağrısı virecek ve ne de sersem idecekdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
17,18,19,20,21. Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
17,18,19,20,21. Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bundan dolayı ne baş ağrısına tutulurlar ne de sarhoş olurlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bu şaraptan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ne ara verirler ne de yorulurlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ne başları ağrıtılır ondan ne de irer zevâle
Emrah Demiryent
swap_vert close
O (içecek) ne başlarını ağrıtır ne de akıllarını giderir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ondan; başları ağrımaz ve sarhoş olmazlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ki bundan baş ağrısına uğratılmayacakları gibi akılları da giderilmez.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ondan (o şarabdan) ne başları ağrıtılır, ne de sarhoş olurlar!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar (o cennetlere giren erkek ve kadınlar) ondan (o kaynağın lezzetli içeceklerinden hiç) alıkonulmayacaklar ve (onlar içtikçe de) onu tüketemeyecekler (o lezzetli içecekler hiç tükenmeyecektir). *
(*) Not: (صدع)’’sadaâ’’nın birinci anlamı ‘’alıkoymak’’tır. İkinci anlamı ise, baş ağrısıdır. Eğer harfi cer olan (عن)’’ân’’ile gelirse, alıkoymak anlamındadır, yok eğer harfi cer olan (من)’’min’’ harfi ile gelirse, o zaman baş ağrısı anlamında olur. Çünkü (عن)’’ ân’’, üzerinde bulunduğu cümleye ‘’alıkoyma veya uzaklaştırma’’ anlamını katmaktadır. Ama (من)’’min’’ harfi ise, cümleye ‘’sebep’’anlamını katmaktadır. Örneğin: (منها) ‘’minha’’ dedin mi, cümleye ‘’ondan dolayı, ondan ötürü, o sebepten’’ gibi anlamları katmış oluyorsun. Ama (عنها)’’anha’’ ifadesi için böyle bir anlam yoktur. İşte burada (عنها) ’’ânha’ gelmiştir, yani ‘’la yusaddaune ânha’’şeklindedir. Bu yüzden anlamı: ’’ondan alıkonulmazlar’’ şeklinde olur. Yine ayette bulunan (يننزفون) ‘’nezefe – yunzifun, nezfen’’kelimesi’’tüketmek anlamına da gelir. Çünkü (قاموس الكل عربي تركي) adlı Kamusta :أنزف – ينزف - اِنْزَافًا [عامة)‘’enzefe, yunzifu, inzafen’’ sarhoşluk anlamına gelse de, ‘’suyu tüketmek, kurutmak’’gibi anlamlara da gelir. Zaten bir içeceğin sarhoşluk veya uyuşturma özelliği yoksa ona içki veya şarap denilemez. Madem, cennetteki içeceklerin bu olumsuz özellikleri yoktur, o zaman bunlar türlü türlü sebze ve meyvelerden yapılan lezzetli meşrubatlar olup bunların bildiğimiz içki ve şarapla hiçbir ilgisi yoktur. Bu nedenle burada baş ağrı ve sarhoşluktan vs. söz etmek te anlamsızdır. Zaten cennette bildiğimiz içki ve şarap anlamında bir içecek yoktur. Cennette içki ve şarabın var olduğunun geleneksel inanışı ise uydurma rivayetler, yanlış yorum ve hatalı meallerden kaynaklanıyor. Ayrıca ayette geçen (صدع - نزف)‘’sadaâ ve nezefe’’ifadelerinin anlamı için aşağıdaki lügat ve tefsir metinlerine de bakılabilir. (صدَعه عن الشَّيء): صرَفه عنه (تعريف و معنى صدع في معجم المعاني الجامع - معجم عربي) (لا يصدعون عنها ولا ينزفون ) . . فلا هم يفرقون عنها ولا هي تنفد من بين أيديهم .فكل شيء هنا للدوام والأمان (في ظلال القران – لسيد قطب) لا الطعام ينتهي ولا هم يبعدون عنه: (موسوعة النابلسي للعلوم الاسلامية) { لايُصَدَّعون } لا يمنعون عنها ، أو يتفرقون ، أو يأخذهم صداع في رؤوسهم ، { يُنزِفُون } ، يملون (تفسير العز بن عبد السلام) { لاَّ يُصَدَّعُونَ عَنْهَا } فيه ثلاثة أقاويل: احدها : معناه لا يمنعون عنها ، قاله أبو حرزة يعقوب بن مجاهد . الثاني : لا يفرّقون عنها ، حكاه ابن قتيبة ، واستشهد عليه بقول الراجز وفي قوله تعالى : { وَلاَ يُنزِفُونَ } فيه أربعة أوجه ...الثاني : لا يملون ، قاله عكرمة (النكت والعيون) وقال قوم معناه : لا يفرقون عنها ، بمعنى لا تقطع عنهم لذتهم بسبب من الأسباب (تفسير ابن عطية)...وإن كان {لاَّ يُصَدَّعُونَ عَنْهَا ) بمعنى لا ينزفون عنها فالترتيب حسن لأن معناه لا ينزفون عنها بمعنى لا يخرجون عما هم فيه ولا يؤخذ منهم ما أعطوا من الشراب ، ثم إذا أفنوها بالشراب يعطون (مفاتيح الغيب – التفسير الكبير – للرازي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İçtiklerinden dolayı ne başları döndürülür, nede sarhoş olurlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunu içtikleri için ne başları ağrıyacak ne de sersemleşeceklerdir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
O şaraptan başları ağrımayacak, sersem de olmayacaklar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ondan ne başları ağrır ne de sarhoş olurlar.
Kadri Çelik
swap_vert close
Bundan ne başlarını bir ağrı tutar, ne de akılları giderilir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Kana kana içtikleri bu cennet içkisi ne baş ağrısı yapar, ne de sarhoşluk verir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bundan dolayı ne baş ağrısı olur, ne sarhoş olunur!
Mehmet Çakır
swap_vert close
baş ağrısı ve bulantı yapmayan içkiler,
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kadehlerden içtikleri, ne başlarını ağrıtır ne de sarhoş eder.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
O (içtiklerinden) dolayı başları ağrıtılmaz; sarhoş da olmazlar.
Mehmet Türk
swap_vert close
17,18,19. Onların çevrelerinde ölümsüz genç hizmetçiler¹ (ellerinde) onların başlarını ağrıtmayan, sarhoş etmeyen ve tertemiz içeceklerle dolu sürahiler, ibrikler ve kadehlerle dolaşır.
1 Ğılman (Vildan): Cennet ehlinin hizmetiyle görevlendirilen gençler anlamında Kur’an’î bir terimdir. Sözlükte, “çocuk, bıyığı yeni terlemiş genç, hizmetçi” anlamındaki “ğulâm” kelimesinin çoğulu olan “ğılmân”, Kur’an literatüründe “cennet ehlinin emrine verilen ve hiçbir zaman yaşlanmayan gençler” mânasına gelir. “Ğılman”, Kur’an’da (Tûr: 24) “kabuğunda saklanmış inciler gibi taze ve berrak” şeklinde tasvir edilmekte ve hiç kirlenmemiş, el değmemiş, bembeyaz, safi, tertemiz ve pırıl pırıl uşaklar ve Cennet sakileri, genç hizmetçiler olarak başkalarının değil sadece sahiplerinin etrafında onlara hizmet için dönüp duracakları anlatılmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’de iki âyette geçen “vildân”ın da (Vâkıa: 17, İnsân: 19) ğılmanla aynı mânada kullanıldığı anlaşılmaktadır. Velîd (çocuk) kelimesinin çoğulu olan vildan, her iki âyette de “ebedî” anlamındaki “muhalled” sıfatıyla nitelendirilmiş olup bu sıfat gençlerin fizyolojik değişikliğe uğrayıp yaşlanmaktan korunduğunu ifade etmektedir. Ğılman hakkında müfessirlerce üç görüş ileri sürülmüştür. 1. Ğılman, müminlerin kendilerinden önce ölen çocuklarıdır. 2. Kâfirlerin ölen çocukları olup mükellef bulunmadıklarından cehenneme atılmayacak, cennet ehlinin hizmetçileri statüsünde tutulacaktır. 3. Müminler için cennette yaratılan hizmetçilerdir ve çocukken ölenlerle ilgisi yoktur. Aslında hizmetçilik ayrı bir statü olup çocuklar buna dâhil değildir. Hz. Peygamber, küçük veya büyük yaşta ölenler dâhil bütün cennet ehlinin otuz yaş civarında olacağını bildirmiştir. (Müsned, Tirmizî) Ğılman konusundaki üçüncü yorum daha isabetli görünmektedir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de bu gençler, her türlü aşınma ve kirlenmeden korumak amacıyla kabuğunda saklanırken buradan çıkarılıp cennet ehlinin etrafına saçılmış incilere benzetilmek suretiyle özel bir yaratılışa sahip olduklarına işaret edilmiştir. Ayrıca ğılman ve vildan’ın cennette içecek sunma görevinden söz edilerek onların hizmetçi statüsünde bulundukları da bir bakıma ifade edilmiştir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ne kafalarını dumanlayan ne de onları sarhoş eden (bir su)
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İçtiklerinden ne başları ağrıyacak ne de taşkınlık edip saçmalayacaklar. 37/46-47
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ondan dolayı ne başları döner ne de sarhoş olurlar.
Orhan Kuntman
swap_vert close
(O öyle bir şaraptır ki ne kadar sunulsa da onlara) Ne baş ağrısı verir ne de akıllarını giderir! (İlahi bir zevk verir)
Osman Fırat
swap_vert close
Ondan (içtiklerinden) ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlardan baş ağrısına uğramazlar ve akıllarını da gidermiş olmazlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bu içkiden ötürü baş ağrısı çekmezler, sarhoş da olmazlar.
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Bir şarap ki) Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
17,18,19. Dâimâ bir sinnde gençler, hımârı ve serhoşlığı olmayan şarâb ile dolu destiler ve ibriklerle aralarında dolaşırlar.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İçtikleri, ne başlarını ağrıtır ne de sarhoş olurlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Baş ağrısı vermeyen ve sersemleştirmeyen ..
Ümit Şimşek
swap_vert close
O şaraptan ne başları ağrır, ne sarhoş olurlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ne başları döner ondan ne de akılları karışır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
perekende olınmayalar andan ne daħı uśları azınurlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
ol şarābdan maḫmūr olmazlar, esrük olmazlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Dünyadakı şərabdan fərqli olaraq) ondan başları ağrımaz və keflənməzlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Wherefrom they get no aching of the head nor any madness,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
No after-ache will they receive therefrom, nor will they suffer intoxication:(5232)
5232 The Feast of Reason and the Flow of Soul are typified by all that is best in the feasts in this imperfect world, but there will be none of the disadvantages incident to such feasts in this world, such as satiety, aches, excess, a sense of exhaustion, or loss of senses, etc. Cf. 37:47, and n. 4063. A goblet is a bowl without handles; a beaker has a "lip" and a stem; "cup" is a general term.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَا يُصَدَّعُونَ
başları ağrıtılmaz
عَنْهَا
ondan
وَلَا يُنْزِفُونَۙ
ve sarhoş olmazlar
(Onlar) O (şarap)tan (içince) ne başları ağrır ne de sarhoş olurlar!
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
يُصَدَّعُ
Fiil-II
ص د ع
Başları ağrıtılır
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
نَزَفَ
Fiil-IV
ن ز ف
Sarhoş oldu