close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Vâkıa Sûresi 18. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Bi-ekvâbin ve ebârîka veke/sin min ma’în(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Kaynağından doldurulmuş şaraplarla dolu taslarla ve ibriklerle ve kadehlerle.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Kendilerine) Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler (uzatılır).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Tertemiz kaynakların şaraplarından doldurulmuş büyük kaplarla, sürahiler ve kadehlerle
Ahmet Tekin
swap_vert close
Maîn çeşmesinden, meşrubat pınarlarından, ırmaklarından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle dolaşırlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
(Şarap) kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle.
Ali Bulaç
swap_vert close
Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler,
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Cennet şarabından dolu sürahiler, ibrikler ve kadehlerle...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehleri onlara sunarlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
17,18,19. Hizmetçileri kadehler, ibrikler ve kaynaktan doldurulmuş bardaklar ile etraflarında devamlı dolaşırlar. Ondan başları ağrımaz ve sarhoş da olmazlar.
Besim Atalay
swap_vert close
17,18. Akan pınarlardan doldurulmuş kâselerle, ibriklerle, bardaklarla, kocalmayan yavrular dolaşırlar yanlarında!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
17-18. Sürekli genç kalan hizmetçiler, cennet şarabı doldurulmuş testiler, sürahiler ve kâselerle onların etrafında (servis için) dolanırlar.
Cemil Said
swap_vert close
15,16,17,18. Altun ve kıymetli taşlardan müzeyyen serîrlere ittikâ idecekler ve biri birilerinin karşusında oturacaklar, ve etrâflarında hepsi bir yaşda çocuklar dolaşacaklar ve destiler ibrikler ve kâseler ile saf meşrûbatdan vireceklerdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
17,18,19,20,21. Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
17,18,19,20,21. Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
17-18. Çevrelerinde kaynaktan doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle sonsuza dek hizmet sunacak gençler dolaşır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Maîn çeşmesinden doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle.
Edip Yüksel
swap_vert close
Kaynaktan doldurulmuş bardaklar, sürahiler ve kadehlerle.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kaynağından doldurulmuş, testiler, ibrikler ve kadehlerle.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Kübler ve ibrıklerle me'ıynden bir piyâle
Emrah Demiryent
swap_vert close
17-18. Onların çevrelerinde, ellerinde, cennet pınarlarından doldurulmuş testiler, sürahiler ve kâseler bulunan, ölümsüz, genç hizmetçiler dolaşır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve billur kadehler ile.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Maîn» (kaynağın) dan (dolu) büyük kablarla, ibriklerle ve kadehlerle.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
17,18. (Aynı yaşları üzere) ölümsüz kılınmış çocuklar (ve genç hizmetçiler),(1)pınardan (akan Cennet şerbetleriyle doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehlerle onların (o sâbikunun) etrâfında dolaşır!
(1)“Mü’minlerin kable’l-bülûğ (bülûğdan önce) vefât eden evlâdları, Cennette, Cennete lâyık bir sûrette, ebedî, sevimli dâimî çocuk kalacaklarını ve Cennete giden peder ve vâlidelerinin kucaklarında ebedî medâr-ı sürurları (sürur vesîleleri) olacaklarını ve çocuk sevmek ve evlâd okşamak gibi en latif bir zevki, ebeveynlerine (ana-babalarına) te’mîne medâr olacaklarını ve herbir lezzetli şeyin Cennette bulunduğunu, (...) hem dünyada on senelik kısa bir zamanda teellümâtla (elemlerle) karışık evlâd sevmesine ve okşamasına bedel sâfî elemsiz milyonlar sene ebedî evlâd sevmesini ve okşamasını kazanmak, ehl-i îmânın en büyük bir medâr-ı saâdeti olduğunu şu âyet-i kerîme وِلْدَانٌ مُخَلِّدُونَ [Ölümsüz kılınmış çocuklar (ve genç hizmetçiler)] cümlesiyle işâret ediyor ve müjde veriyor.” (Lem‘alar, 25. Lem‘a, 229)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Kaynağından (lezzetli içeceklerden) doldurulmuş kâseler, sürahiler ve bardaklarla.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ellerinde pınarlardan doldurulmuş kâseler, sürahiler ve bardaklar ile dolaşıp dururlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Maîn şarabından doldurulmuş testiler, ibrikler, bardaklarla.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
17, 18. Etraflarında devamlı taze kalan çocuklar bir kaynaktan akan halis şarapla dolu sürahiler, ibrikler, bardaklar dolaştıracaklar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Tertemiz bir kaynaktan doldurulmuş testiler, sürahiler ve kâselerle.
Kadri Çelik
swap_vert close
Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ellerinde, cennet pınarlarından doldurulmuş testiler, sürahiler ve kadehlerle.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Kaynaktan doldurulmuş kaplar, sürahiler ve bardaklarla!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ellerinde öz kaynağından doldurulmuş bardaklar, sürahîler ve kadehler,
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hizmetçilerin ellerinde kaynağından yeni doldurulmuş testiler ve ibriklerle hazır beklerler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
17,18. Çevrelerinde, kaynağından çıkan (suyla dolu) testiler, ibrikler ve kadehler bulunan uzun ömürlü gençler dolaşır.
Mehmet Türk
swap_vert close
17,18,19. Onların çevrelerinde ölümsüz genç hizmetçiler¹ (ellerinde) onların başlarını ağrıtmayan, sarhoş etmeyen ve tertemiz içeceklerle dolu sürahiler, ibrikler ve kadehlerle dolaşır.
1 Ğılman (Vildan): Cennet ehlinin hizmetiyle görevlendirilen gençler anlamında Kur’an’î bir terimdir. Sözlükte, “çocuk, bıyığı yeni terlemiş genç, hizmetçi” anlamındaki “ğulâm” kelimesinin çoğulu olan “ğılmân”, Kur’an literatüründe “cennet ehlinin emrine verilen ve hiçbir zaman yaşlanmayan gençler” mânasına gelir. “Ğılman”, Kur’an’da (Tûr: 24) “kabuğunda saklanmış inciler gibi taze ve berrak” şeklinde tasvir edilmekte ve hiç kirlenmemiş, el değmemiş, bembeyaz, safi, tertemiz ve pırıl pırıl uşaklar ve Cennet sakileri, genç hizmetçiler olarak başkalarının değil sadece sahiplerinin etrafında onlara hizmet için dönüp duracakları anlatılmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’de iki âyette geçen “vildân”ın da (Vâkıa: 17, İnsân: 19) ğılmanla aynı mânada kullanıldığı anlaşılmaktadır. Velîd (çocuk) kelimesinin çoğulu olan vildan, her iki âyette de “ebedî” anlamındaki “muhalled” sıfatıyla nitelendirilmiş olup bu sıfat gençlerin fizyolojik değişikliğe uğrayıp yaşlanmaktan korunduğunu ifade etmektedir. Ğılman hakkında müfessirlerce üç görüş ileri sürülmüştür. 1. Ğılman, müminlerin kendilerinden önce ölen çocuklarıdır. 2. Kâfirlerin ölen çocukları olup mükellef bulunmadıklarından cehenneme atılmayacak, cennet ehlinin hizmetçileri statüsünde tutulacaktır. 3. Müminler için cennette yaratılan hizmetçilerdir ve çocukken ölenlerle ilgisi yoktur. Aslında hizmetçilik ayrı bir statü olup çocuklar buna dâhil değildir. Hz. Peygamber, küçük veya büyük yaşta ölenler dâhil bütün cennet ehlinin otuz yaş civarında olacağını bildirmiştir. (Müsned, Tirmizî) Ğılman konusundaki üçüncü yorum daha isabetli görünmektedir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de bu gençler, her türlü aşınma ve kirlenmeden korumak amacıyla kabuğunda saklanırken buradan çıkarılıp cennet ehlinin etrafına saçılmış incilere benzetilmek suretiyle özel bir yaratılışa sahip olduklarına işaret edilmiştir. Ayrıca ğılman ve vildan’ın cennette içecek sunma görevinden söz edilerek onların hizmetçi statüsünde bulundukları da bir bakıma ifade edilmiştir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
tertemiz kaynakların suyundan doldurulmuş kâseler, ibrikler ve fincanlarla, ⁶
6 Bu, “cennet” olarak adlandırılan yerdeki yaşayışın bozulmazlığına -yani ebedî gençliğe- sembolik bir işarettir. (Ayrıca bkz. müteakip iki not.)  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
17-18. Doldurulmuş sürahiler ve kâseler ile ölümsüz gençler onların etrafında pervane olacaklar. 52/24, 76/6...23
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
tarifsiz güzellikte bir kaynaktan doldurulmuş bir o kadar tarifsiz ibrikler ve kadehlerle sunulan (içecekler);
Orhan Kuntman
swap_vert close
17,18. Ölümsüz -hiç yaşlanmayan- civanlar, çeşmelerden akan şaraptan doldurulmuş, testiler ibrikler ve kadehlerle çevrelerinde dolanırlar. (Onlara şarap sunarlar)
Osman Fırat
swap_vert close
Kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Çeşmelerden akan şuruplar ile (dolu) destiler ile ve ibrikler ile ve bardaklar ile.
Suat Yıldırım
swap_vert close
17, 18. Etraflarında, cennet şarabından dolu testiler, sürahiler, kadehlerle, ebedîliğe ermiş çocuklar dolaşıp hizmet ederler.
Bu gençlerin yaşları değişmez. Bunlar, dünyada ne günahları, ne de sevapları olmayan çocuklardır. Müşriklerin büluğdan önce vefat eden çocukları, cennetliklere hizmet edecekler. Böylece onlar da büyük bir lütfa mazhar olacaklardır. Zira cennete girmelerine vesile olacak yükümlülükleri yerine getirmedikleri halde cennetlik olacaklardır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Akıp giden şarap kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
17,18,19. Dâimâ bir sinnde gençler, hımârı ve serhoşlığı olmayan şarâb ile dolu destiler ve ibriklerle aralarında dolaşırlar.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle gelir giderler.
Şaban Piriş
swap_vert close
Tertemiz kaynağından doldurulmuş ibrikler, testiler ve fincanlarla...
Ümit Şimşek
swap_vert close
Pınarlardan doldurulmuş testiler, ibrikler, kadehlerle.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sürahiler, ibrikler ve öz kaynağından içkilerle doldurulmuş kadehler eşliğinde.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
[284b] ķulpsuz bardaķlar-ile daħı ıbrıķlarıla daħı sücilü ķadeḥıla gözlü bıñardan.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
şarāb ṭolu barṭaḳlar‐ıla ve ıbrıḳlar‐ıla, daḫı ḳadeḥler ile bıñar ṣularından
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Cənnət bulağından axan) məin (şərab) dolu piyalələr, kuzələr və qədəhlərlə.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
With bowls and ewers and a cup from a pure spring
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
With goblets, (shining) beakers, and cups (filled) out of clear-flowing fountains:
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
بِاَكْوَابٍ
testilerle
وَاَبَار۪يقَ
ve ibriklerle
وَكَاْسٍ
ve kadehle
مِنْ مَع۪ينٍۙ
bir kaynaktan
Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehlerle.
اَكْوَاب
İsim
ك و ب
Testiler, kadehler
اَبَار۪يق
İsim
اَبَار۪يق
İbrikler
كَاْس
İsim
ك ا س
Kadeh, kâse
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَعِين
İsim
ع ي ن
Akarsu, kaynak