close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tûr Sûresi 20. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Mutteki-îne ‘alâ sururin masfûfe(tin)(s) ve zevvecnâhum bihûrin ‘în(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Safsaf dizilmiş tahtlara dayanarak ve onları, iri gözlü hurilerle evlendiririz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onlar özenle dizilmiş (konforlu) koltuklar üzerinde (oturup) yaslanmışlardır. Ve (ayrıca) Biz onları iri (ceylan) gözlü hurilerle evlendirmiş (olacağız).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
sıra sıra dizilmiş mutluluk divanlarına uzanmış oldukları halde...” Onları saf, temiz, iri gözlü hurilerle evlendireceğiz.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak yeyin için. Biz onları, iri, güzel gözlü, ceylan gözlü hurilerle everdik.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 37/44.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Sıra sıra dizilmiş tahtlara yaslanarak. Ayrıca onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Özenle dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmışlardır. Ve Biz onları iri-ceylan gözlü hurilerle evlendirmişiz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak...Biz, onlara, güzel iri gözlü hûrileri eş etmişiz.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Dizilmiş koltuklara yaslanırlar. Biz onları ceylan gözlü huriler ile evlendiririz.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
19,20. Onlara şöyle denecektir: “Dizili koltuklara yaslanarak, yaptıklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyiniz, içiniz!” Onlara çok güzel eşler de veririz.
Besim Atalay
swap_vert close
Sıra sıra dizilmiş minderlere otururlar; iri gözlü hurileri onlara eş kılarız!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Biz, onları keskin bakışlı eşlerle/arkadaşlarla bir araya getiririz.
Bkz. 44/54 ve dipnotu,55/72, 56/22  
Cemil Said
swap_vert close
Ânlar saf saf serîrlerde oturacaklar ve iri siyah gözli hûriler ile tezvîc olunacaklardır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
19,20. Onlara şöyle denir: "İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için." Onlara, ceylan gözlü eşler veririz.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
19,20. Onlara, “Dünya’da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için” denir. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
19-20. (Onlara denecek ki:) “Yaptıklarınızın karşılığı olarak, sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak âfiyetle yiyin için.” Ayrıca onları güzel gözlü eşlerle evlendireceğiz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
19, 20. Onlara: Yaptıklarınıza karşılık sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak âfiyetle yeyin, için (denilir). Ayrıca biz onları, ceylan gözlü hûrilerle evlendirmişizdir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Dizilmiş koltuklara yaslanmışlardır ve onları güzel eşlerle eşlendirmişizdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanırlar. Ayrıca biz onları ceylan gözlü hûrilerle evlendirdik.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Dayanarak, sıra sıra dizilmiş a'lâ koltuklara, eş etmişizdir de kendilerine güzel iri gözlü hurîleri
Emrah Demiryent
swap_vert close
Sıra sıra dizilmiş (cennet) koltuklar (ın) a yaslanırlar. Ayrıca onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Biz, onları temiz, “güzel bakışlı” hûrilerle¹ eşleştirmişizdir.
1- Bu eşleştirme, erkek için de kadın için de geçerli bir eşleştirmedir. Hur, gözdeki siyahın içinde küçük beyazlığın iyice gözükmesidir. Bu gözün güzelliğinin en mükemmel şeklidir. “Güzel bakışlı, bembeyaz parlak gözlü anlamına gelmektedir. “Hur”; Türkçeleşmiş şekliyle “huri” sözcüğünün, kökü “H-V-R” olup, “beyazlık, parlaklık” anlamına gelmektedir. Bu beyazlık, masumiyeti, saflığı, tertemiz olmayı, sevgiyi ifade etmektedir. “Hur” sözcüğünün tekil formu, erkek için “أَحْوَرٌ ” Ehver dişi için “حَوْرَاءٌ” Havra'dır. Yani, “hur” eril ve dişil formun çoğuludur. “Hur” sözcüğü, cinsiyet olarak, erkek ve kadın her iki cinsi de içine alan ortak bir anlama sahiptir. Dolayısı ile bu eşleştirme kadın için de erkek için de geçerli olan bir eşleştirmedir. Bu sözcüğün, tefsir ve çevirilerde Cennet'te erkeklere ikram edilecek eşler şeklinde anlam verilmesi bir zihniyet sorunudur. Ödüllendirmede ve cezalandırmada cinsiyet ayırımcılığı yapmak, Kur'an'a iftira etmektir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Sıra sıra dizilmiş tahtlara yaslananlar olarak». Biz onlara şahin gözlü huurîleri eş yapdık.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Sıra sıra dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmış kimseler olarak! Hem onları iri (güzel)gözlü hûrilerle evlendirmişizdir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
19, 20. Onlara, (kötülüklerden sakınan erkek ve kadınlara dünyadayken) yapmakta olduklarınıza karşılık, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için!”(denir.) Ayrıca biz onları da (o cennete giren erkek ve kadınları da) huri i’yn (iri gözlü, güzel bakışlı hizmetçiler) ile bir araya getirmiş bulanacağız. *
[*] Kur’an’da eşleştirmek fiilinin iki türlü kullanımı vardır. Birincisi evlendirmek anlamına gelen زَوَّجْنَاكَهَا لِكَیْ) ) ‘’zevvecnâ kehâ likey’’ (Bkz: Ahzâb 33/37) ve ikincisi yanına, hizmetine vermek anlamına gelen (وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ )’’ ve zevvecnâhum bi hurin’’ (Bkz: Duhan 44/54 ve bu ayet) kalıbıdır. Yani (زوج ) ‘’zevvece’’ fiil kipi (ب) ‘’b’’ harfiyle müteaddi değilse o zaman evlendirmek anlamına gelir. Ama Kur’an’da hurilerle ilgili bütün ayetlerde ‘’zevvecna’’ ifadesi (ب) ‘’b’’ harfiyle gelmektedir. Bu nedenle ilgili ayetlerle evlilik ifade edilemez. Yani ‘’ zevvecnâhum bi hurin’’ ifadesiyle cinsel amaçla bir birleşme/evlilik asla kast edilemez. Bunun böyle olduğunun delili de Ahzâb-37. ayettir. Çünkü orada evlilik kast edildiği halde ‘’zevvecnakeha’’ fiil kipi (ب) harfiyle gelmemiştir. Eğer hurilerle de cinsel amaçla bir birleşme olsaydı, ilgili ayetlerde de (ب) harfi gelecekti, ama gelmediğine göre demek ki, hurilerle cinsel amaçla bir araya gelmek söz konusu değildir. Ayrıca Kur’an’da bulunan (الْمُتَّقِينَ) ‘’el muttakin’’ hem erkek hem de kadınları kapsamaktadır, yani ‘’muttakin’’sadece erkekleri değil, her iki cinsi de kapsar. Bundan hareketle eğer (وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ ) ve zevvecnahum bi hurin î’ynin’’ anlamı, ’’onları huri îyn’’ile evlendiririz’’ anlamında ise, o zaman dünya kadınları da hurilerle evlendirilirler gibi bir anlam çıkmaktadır. Peki, böyle bir saçmalık olur mu? Olamaz! Öyleyse huriler, cinsel amaçlı olmayıp, cennette hem erkek hem de kadınlara hizmet ederler. Burada dikkat çekilmesi gerekli husus “huri” kelimesinin Arapçada dişi veya erkek bir kelime olmadığıdır. Kuran’da hurilerin insanlarla “eşleştirileceği” (zevvecnahum) ifade edilmektedir (Bakınız: 44-Duhan Suresi-54, 52-Tur Suresi-20); fakat bu eşleştirmede cinsellik olduğu şeklinde bir beyan yoktur. Nitekim Kur’an’da nefislerin eşleştirilmesi için (Bakınız: 81-Tekvir Suresi-7), ahirette insanların gruplar şeklinde birleştirilmesi için (Bakınız: 56-Vakıa Suresi-7) de aynı kelime (zevc) geçmekte, fakat buradaki “eş, grup olma” anlamındaki “zevc” kelimesinden kimse cinsel ilişkili bir eşleştirmeyi anlamamaktadır. Peki, niteliği bilinmeyen bir varlığın insanlarla buluşturulmasından hangi gerekçeyle kesin bir şekilde cinsellik anlamını, hem de sadece erkekler için çıkarmaktayız. Cennet nimetleri, bu dünyada erkek kadın demeden yapılan iyiliklerin ve yüce Allah’ın hem erkeklere hem kadınlara rahmetinin bir sonucu değil midir? Kur’an’da sözü edilen hurilerin, cennete girecek insanların arkadaşları veya hizmetçileri veya rehberleri gibi bir vazifeleri olabileceğini de düşünmek pekala mümkünken, neden onların “cinsel partner” olduğunda ısrar edilmektedir? Zaten Vakia sûresi -17-18 ayetlerinde de (يطوف عليهم ولدان مخلدون بأكواب وأباريق وكأس من معين الخ) ‘’ Çevrelerinde kaynağından (lezzetli içeceklerden) doldurulmuş kâseler, sürahiler ve bardaklarla sonsuza dek hizmet sunacak gençler dolaşır…’’şeklindeki ifadeden hemen sonra ‘’vildan’’ kelimesine (وَحُورٌ ع۪ينٌۙ) ‘’ ve hurun îynün’’ (Vakia-22) cümlesinin de atıf yapılmış olması hurilerinin de görevleri vildan gibi erkek kadın demeden cennet ehline hizmet etmek olduğunun açık bir göstergesidir. Çünkü matufu aleyhinin hükmü ne ise, matufun hükmü de aynıdır. Ayrıca (حور مقصوراة في الخيام) ifadesinden de anlaşıldığı gibi huriler otağlarda ve saraylarda erkek kadın demeden cennet ehline hizmet ve hatta rehberlik de ederler, ama (ولدان)’’ vildan’’ ise diğer normal yerlerde, yani saray ve otağların dışında cennet ehline hizmet ederler. (الله اعلم) Geniş bilgi için Vakia-22.ayetle ilgi meal açıklamasına bakılabilir. فالحور العين كما بينت الآيات هي للذكور والإناث على حد سواء، والحور ليست نساء خلقهن الله تعالى لمتعة الرجل كما يزعمون، بل إنهن خدم في الجنة خلقهن الله تعالى للمؤمنين ذكورا وإناثا، وكلمة (زوجناهم) في قوله تعالى:﴿وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ عِينٍ﴾ (الطور 20) لا تعني الزواج بمعنى النكاح أو علاقة الرفث، بل تعني التزواج الذي هو الاقتران، فالزوج هو المقترن بالشيء ولا تقال فقط على النكاح أو الزواج. - فالحور خدم لأهل الجنة كالولدان المخلدين يطفن على كل أهل الجنة مثلهم، ولكن الفرق بينهما يكمن في أن الحور العين يطفن على أهل الجنة في القصور والخيام، أما الولدان المخلدون فيطوفون عليهم خارجها : المرجع :(الحور العين تطوف على المؤمنين في الجنة رجالهم ونسائهم - حبل الله) وليس لفظ الزواج يقصد به المناكحة دائما، وإنما الأصل فيه الاقتران والمصاحبة الدائمة، ولا شك أنه يشمل المؤمنين والمؤمنات، فكما يزوج المؤمن بالحور العين تزوج المؤمنة بهما زواج اقتران ومصاحبة لا زواج مناكحة.يقول الأصفهاني وقوله تعالى: {وزوجناهم بحور عين} أي: قرناهم بهن، ولم يجئ في القرآن زوجناهم حورا، كما يقال زوجته امرأة، تنبيها أن ذلك لا يكون على حسب المتعارف فيما بيننا من المناكحة ([1] .(لمفردات، للراغب، كتاب الزاي، باب زوج) لماذا قال الله زوجناهم بحور عين ولم يقل زوجناهم حورا عينا، ما فائدة الباء فى الاية ؟الباء تفيد ملازمة الحور العين لأهل الجنة، والباء مانعة من قصد الزواج أي النكاح كما ذكر الأصفهاني في المفردات.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sıra sıra koltukların üzerine uzanmış halde, onlara arkadaşlık (eşlik) yapan, etraflarında dolaşan güzel görünümlü hizmetçiler veririz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
sıra sıra dizilmiş kerevetlere yaslanmış olarak." Biz onları ceylan gözlülere arkadaş yaptık.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
19, 20. Onlara denecek: Yaptığınıza mükâfat olmak üzere, saf saf dizilmiş tahtlara yaslanarak yeyin, için, âfiyet olsun [³]. Biz onlara büyük ve güzel gözlü hûrileri arkadaş yapacağız.
[3] Yahut yeyin, için, mükâfat, hakkınızda uğurlu, bereketli olsun.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sıra sıra dizili koltuklara/sedirlere yaslanmış olarak.⁴ Biz onları güzel gözlü/bakışlı saf ve temiz eşlerle [hurin ıyn] eşleştiririz.
4 Cennetliklerin bu durumu, onların iç huzuru ve mutluluklarının bir temsili anlatımıdır. Sedir olarak tercüme ettiğimiz “serir” kelimesi ile mutluluk anlamında olan “sürûr” kelimesi de aynı kökten gelir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Özenle dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanıp dayanmışlardır ve biz onları iri gözlü beyaz tenlilerle evlendiririz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanıp keyiflerine bakacaklar. Ayrıca onları, tatlı dilli, güler yüzlü, güzel gözlü hanımlarla evlendireceğiz.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Özenle dizilmiş tahtlar üzerine kurulmuşlardır. Onları iri gözlü hûrilere eş yaptık.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Şöyle sıra sıra koltuklara yaslanaraktan, yanlarına verdiğimiz kömür gözlü hûrîlerle.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sıralar halinde dizilmiş koltuklara yaslanarak otururlar. Onları iri gözlü hurilerle evlendiririz.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
19,20. (Onlara) “Yaptıklarınıza karşılık sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak afiyetle yiyip için!” (denecektir). Onları, güzel gözlü hurilerle eşleştirmiş (olacağ)ız. [*]
Benzer mesajlar: Sâffât 37:48; Sâd 38:52; Duhân 44:54; Rahmân 55:56, 72; Vâkı‘a 56:22. Çeşitli ayetlerde geçen [hûr] kelimesi, [ahver] veya [havrâ] kelimelerinin çoğuludur ve cennet eşleri için kullanılmaktadır. Gözünün akı çok beyaz, siyahı da çok siyah olanlar veya kalpleri, nefisleri ve gözleri güzel olanlara denilir. İlgili ayetlerde geçen bu kelimenin cinsiyet ve cinsellik içermesi söz konusu değildir. Çünkü kadın-erkek bütün cennetliklere cennet arkadaşı olarak ikram edilecektir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
19,20. (Onlara cennette: “Dünyada) yaptıklarınızın karşılığı olarak sıra sıra dizilmiş tahtlar üzerinde kurulup oturarak afiyetle yiyin, için.” (denilir. Ayrıca) Biz, onları güzel gözlü, beyaz tenli ve kusursuz eşlerle de evlendireceğiz.¹
1 Konuyla ilgili olarak Bk. (Saffat: 48-49, Vakıa: 35-37 Duhân: 54 ve dipnotu.).  
Muhammed Esed
swap_vert close
sıra sıra dizilmiş [mutluluk] sedirlerine uzanarak!” ⁷ [denilecek.] Ve [cennette] saf ve temiz, güzel gözlü eşler ile onları evlendireceğiz. ⁸
7 Râzî’nin yukarıdaki ayet ve 18:31 ve 55:54 ile ilgili yorumlarında açıkladığı gibi, cennette “sedirler” yahut “halılar üzerinde uzanmak”, iç huzurunun ve zihin dinginliğinin bir sembolüdür ve Râzî’ye göre, serra (“o mutlu idi” [veya “oldu”]) fiil-kökünün hem surûr (“mutluluk”) hem de serîr (“sedir”) isimlerinin kökü olması da, bunu teyid etmektedir.8 Hûrin ‘înin ifadesi ile ilgili bir açıklama için bkz. sure 56, not 8.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar sıra sıra dizilmiş tahtlara kurulacaklar. Biz onları değerli olanlarla eşleştireceğiz. 52/24
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak...” Bir de cennette onları kusursuz bakışlı temiz eşlerle denkleştirip eşleştireceğiz.[⁴⁷⁵⁰]
[4750] Hûr hakkında ayrıntılı bir açıklama için kelimenin ilk geçtiği Rahmân sûresinin 72. âyetinin notuna bakınız. Kelime göze nisbet edildiğinde “kusursuzluk, güzellik ve çekicilik” ifade eder. Eril ve dişil iki köke de nisbeti mümkün olan hûr, ödül ve cezada cinsiyet ayrımı yapılmayacağını ifade eden âyetler (3:19, 25, 161; 4:110-112; 10:30; 14:51; 16:111) ışığında anlaşılmalıdır. “Temiz eşler” ifadesi, 21, 24 ve 26. âyetlerdeki soylar ve aile ile irtibatlı olarak okunmalıdır. Ayrıca insanın ruhunu yansıtan bir ayna olduğu için ‘îyn, “ruhu temiz” anlamına da alınabilir (Krş: Râzî).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
19,20. Onlara, "Yaptığınız güzel amellerin karşılığında, sıra sıra dizilmiş sedirlere yaslanarak afiyetle yeyin için" diye nida olunur. Ayrıca biz -ceylan gözlü hurileri- onlara eş yaparız.
Osman Fırat
swap_vert close
Sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanmış ve onları, iri gözlü hûrilerle evlendirmişizdir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sıra sıra dizilmiş tahtlara yaslanarak (oturunuz) ve onları güzel gözlü huriler ile evlendirdik.
Suat Yıldırım
swap_vert close
19, 20. Ve onlara denilir ki: “Dünyada yaptığınız güzel davranışlardan ötürü: “Yiyin, için, afiyetler olsun! ” Onlar sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanırlar. Kendilerine temiz ve güzel hurileri de eş yaparız. [37, 44]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Onları, iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Saf saf dizilmiş tahtlar üzerinde dayanmış otururlar. Onları güzel gözli hûrilerle tezvîc iyleriz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sıra sıra dizilmiş sedirlere yaslanırlar. Onlara, iri siyah gözlü kadınları (hurileri) hizmetçi olarak[1] veririz.
[*] Kur'an'da eşleştirmek fiilinin iki türlü kullanımı vardır. Birincisi evlendirmek anlamına gelen ( زَوَّجْنَاكَهَا لِكَیْ ) zevvecnâ kehâ like(Bkz: Ahzab 33/37) ve ikincisi yanına, hizmetine vermek anlamına gelen (وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ ) zevvecnâhum bi (Bkz:Duhan 44/54 ve bu ayet) kalıbıdır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Özenle dizilmiş tahtlarda arkalarına yaslanmışlar ve onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sıra sıra dizilmiş koltuklara kurulmuşlardır. Onları güzel gözlü eşlerle birleştirmişizdir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Art arda dizilmiş koltuklar üzerinde yaslanmış olarak." Ve biz onları parlak, iri gözlü hurilerle eşleştirmişizdir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
19-20. “yiñ daħı içüñ sinici andan ötürü kim işlerdüñüz tekye urıcılarken taħtlar üzere dizilmiş” daħı çiftlendürdük anlara ḥūrileri ķarası gey ķara aġı gey aķ gözlü ulu gözlüler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ṭayanurlar taḫtlar üstinde ṣıralaşup. Daḫı anlara evlendürdük ḥūrī ḳızları‐nı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Səf-səf düzülmüş taxtlara söykəndiyiniz halda!” Biz onları iri (ahu) gözlü hurilərlə evləndirəcəyik.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Reclining on ranged couches. And We wed them unto fair ones with wide, lovely eyes.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They will recline (with ease) on Thrones (of dignity) arranged in ranks;(5052) and We shall join them to Companions, with beautiful big and lustrous eyes.(5053)
5052 Every one will have a Throne of dignity, but it does not follow that the dignity will be the same. Every one's Personality will be purified but it will not be merged into one general sameness. 5053 Cf. 44:54, and notes 4728 and 4729, where the meaning of Hur is fully explained. This is the special sharing of individual Bliss one with another. The next verse refers to the general social satisfaction shared with all whom we lived in this earthly life.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
مُتَّكِـ۪ٔينَ
yaslanan- lar olarak
عَلٰى سُرُرٍ
tahtlar üzerinde
مَصْفُوفَةٍۚ
sıra sıra dizilmiş
وَزَوَّجْنَاهُمْ
ayrıca onları evlendirmişizdir
بِحُورٍ
hûrilerle
ع۪ينٍ
iri gözlü
(Bir de orada) Sıra sıra dizilmiş tahtlara (oturup) yaslanırlar. Ayrıca Biz onları, iri gözlü (güzel bakışlı) hûrilerle evlendirmişizdir.
مُتَّكِـِٔين
Etken fiil-VIII
و ك ا
Yaslananlar
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
سُرُر
İsim
س ر ر
Tahtlar, koltuklar
مَصْفُوفَة
Edilgen fiil
ص ف ف
Sıra sıra dizilmiş
زَوَّجَ
Fiil-II
ز و ج
Nikâhladı, evlendirdi, birleştirildi
حُور
İsim
ح و ر
Hûriler
عِين
İsim
ع ي ن
İri gözlü