19, 20. Onlara, (kötülüklerden sakınan erkek ve kadınlara dünyadayken) yapmakta olduklarınıza karşılık, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için!”(denir.) Ayrıca biz onları da (o cennete giren erkek ve kadınları da) huri i’yn (iri gözlü, güzel bakışlı hizmetçiler) ile bir araya getirmiş bulanacağız. *
[*] Kur’an’da eşleştirmek fiilinin iki türlü kullanımı vardır. Birincisi evlendirmek anlamına gelen زَوَّجْنَاكَهَا لِكَیْ) ) ‘’zevvecnâ kehâ likey’’ (Bkz: Ahzâb 33/37) ve ikincisi yanına, hizmetine vermek anlamına gelen (وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ )’’ ve zevvecnâhum bi hurin’’ (Bkz: Duhan 44/54 ve bu ayet) kalıbıdır. Yani (زوج ) ‘’zevvece’’ fiil kipi (ب) ‘’b’’ harfiyle müteaddi değilse o zaman evlendirmek anlamına gelir. Ama Kur’an’da hurilerle ilgili bütün ayetlerde ‘’zevvecna’’ ifadesi (ب) ‘’b’’ harfiyle gelmektedir. Bu nedenle ilgili ayetlerle evlilik ifade edilemez. Yani ‘’ zevvecnâhum bi hurin’’ ifadesiyle cinsel amaçla bir birleşme/evlilik asla kast edilemez. Bunun böyle olduğunun delili de Ahzâb-37. ayettir. Çünkü orada evlilik kast edildiği halde ‘’zevvecnakeha’’ fiil kipi (ب) harfiyle gelmemiştir. Eğer hurilerle de cinsel amaçla bir birleşme olsaydı, ilgili ayetlerde de (ب) harfi gelecekti, ama gelmediğine göre demek ki, hurilerle cinsel amaçla bir araya gelmek söz konusu değildir. Ayrıca Kur’an’da bulunan (الْمُتَّقِينَ) ‘’el muttakin’’ hem erkek hem de kadınları kapsamaktadır, yani ‘’muttakin’’sadece erkekleri değil, her iki cinsi de kapsar. Bundan hareketle eğer (وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ ) ve zevvecnahum bi hurin î’ynin’’ anlamı, ’’onları huri îyn’’ile evlendiririz’’ anlamında ise, o zaman dünya kadınları da hurilerle evlendirilirler gibi bir anlam çıkmaktadır. Peki, böyle bir saçmalık olur mu? Olamaz! Öyleyse huriler, cinsel amaçlı olmayıp, cennette hem erkek hem de kadınlara hizmet ederler. Burada dikkat çekilmesi gerekli husus “huri” kelimesinin Arapçada dişi veya erkek bir kelime olmadığıdır. Kuran’da hurilerin insanlarla “eşleştirileceği” (zevvecnahum) ifade edilmektedir (Bakınız: 44-Duhan Suresi-54, 52-Tur Suresi-20); fakat bu eşleştirmede cinsellik olduğu şeklinde bir beyan yoktur. Nitekim Kur’an’da nefislerin eşleştirilmesi için (Bakınız: 81-Tekvir Suresi-7), ahirette insanların gruplar şeklinde birleştirilmesi için (Bakınız: 56-Vakıa Suresi-7) de aynı kelime (zevc) geçmekte, fakat buradaki “eş, grup olma” anlamındaki “zevc” kelimesinden kimse cinsel ilişkili bir eşleştirmeyi anlamamaktadır. Peki, niteliği bilinmeyen bir varlığın insanlarla buluşturulmasından hangi gerekçeyle kesin bir şekilde cinsellik anlamını, hem de sadece erkekler için çıkarmaktayız. Cennet nimetleri, bu dünyada erkek kadın demeden yapılan iyiliklerin ve yüce Allah’ın hem erkeklere hem kadınlara rahmetinin bir sonucu değil midir? Kur’an’da sözü edilen hurilerin, cennete girecek insanların arkadaşları veya hizmetçileri veya rehberleri gibi bir vazifeleri olabileceğini de düşünmek pekala mümkünken, neden onların “cinsel partner” olduğunda ısrar edilmektedir? Zaten Vakia sûresi -17-18 ayetlerinde de (يطوف عليهم ولدان مخلدون بأكواب وأباريق وكأس من معين الخ) ‘’ Çevrelerinde kaynağından (lezzetli içeceklerden) doldurulmuş kâseler, sürahiler ve bardaklarla sonsuza dek hizmet sunacak gençler dolaşır…’’şeklindeki ifadeden hemen sonra ‘’vildan’’ kelimesine (وَحُورٌ ع۪ينٌۙ) ‘’ ve hurun îynün’’ (Vakia-22) cümlesinin de atıf yapılmış olması hurilerinin de görevleri vildan gibi erkek kadın demeden cennet ehline hizmet etmek olduğunun açık bir göstergesidir. Çünkü matufu aleyhinin hükmü ne ise, matufun hükmü de aynıdır. Ayrıca (حور مقصوراة في الخيام) ifadesinden de anlaşıldığı gibi huriler otağlarda ve saraylarda erkek kadın demeden cennet ehline hizmet ve hatta rehberlik de ederler, ama (ولدان)’’ vildan’’ ise diğer normal yerlerde, yani saray ve otağların dışında cennet ehline hizmet ederler. (الله اعلم) Geniş bilgi için Vakia-22.ayetle ilgi meal açıklamasına bakılabilir.
فالحور العين كما بينت الآيات هي للذكور والإناث على حد سواء، والحور ليست نساء خلقهن الله تعالى لمتعة الرجل كما يزعمون، بل إنهن خدم في الجنة خلقهن الله تعالى للمؤمنين ذكورا وإناثا، وكلمة (زوجناهم) في قوله تعالى:﴿وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ عِينٍ﴾ (الطور 20) لا تعني الزواج بمعنى النكاح أو علاقة الرفث، بل تعني التزواج الذي هو الاقتران، فالزوج هو المقترن بالشيء ولا تقال فقط على النكاح أو الزواج. - فالحور خدم لأهل الجنة كالولدان المخلدين يطفن على كل أهل الجنة مثلهم، ولكن الفرق بينهما يكمن في أن الحور العين يطفن على أهل الجنة في القصور والخيام، أما الولدان المخلدون فيطوفون عليهم خارجها : المرجع :(الحور العين تطوف على المؤمنين في الجنة رجالهم ونسائهم - حبل الله) وليس لفظ الزواج يقصد به المناكحة دائما، وإنما الأصل فيه الاقتران والمصاحبة الدائمة، ولا شك أنه يشمل المؤمنين والمؤمنات، فكما يزوج المؤمن بالحور العين تزوج المؤمنة بهما زواج اقتران ومصاحبة لا زواج مناكحة.يقول الأصفهاني وقوله تعالى: {وزوجناهم بحور عين} أي: قرناهم بهن، ولم يجئ في القرآن زوجناهم حورا، كما يقال زوجته امرأة، تنبيها أن ذلك لا يكون على حسب المتعارف فيما بيننا من المناكحة ([1] .(لمفردات، للراغب، كتاب الزاي، باب زوج) لماذا قال الله زوجناهم بحور عين ولم يقل زوجناهم حورا عينا، ما فائدة الباء فى الاية ؟الباء تفيد ملازمة الحور العين لأهل الجنة، والباء مانعة من قصد الزواج أي النكاح كما ذكر الأصفهاني في المفردات.