close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tûr Sûresi 21. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velleżîne âmenû vettebe’at-hum żurriyyetuhum bi-îmânin elhaknâ bihim żurriyyetehum vemâ eletnâhum min ‘amelihim min şey-/(in)(c) kullu-mri-in bimâ kesebe rahîn(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve inananlarla soylarından, inanarak onlara uyanları, soylarından gelenlerle birleştirir, buluştururuz ve yaptıklarının mükafatından hiçbir şeyi eksiltmeyiz; herkes, kazancına bağlıdır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İman edenler ve nesillerinden bu iman (ve istikamet) üzere kendilerini izleyenler (var ya); Biz onları da (iman ve itaat ehlinin mü’min zürriyetlerini de, aynı nimet ve faziletlere ulaştıracağız, cennete onları da kavuşturup) kendilerine katacağız. (Ama Biz) Onların amellerinden de hiçbir şey eksiltmiş olmayacağız. Herkes kendi (ahiret) kazancı karşılığı (kurtulmak üzere, ipotekli kefil misali) rehin (alınmış) konumundadır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onlar ki, inandılar, soyları da imanda kendilerine uydu. Onları cennete sokarken soylarını da kendilerine eriştirip, cennete katmışızdır ve kendi amellerinin sevabından da, hiç birşey eksiltmemişizdir. Ama sonunda herkes kendi kazandığına bağlıdır, yani ona göre ceza veya mükafat görecektir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İman edenlerin, nesilleri de iman ile kendilerine tâbi olanların, işte biz onların nesillerinin mükâfatını da, atalarının mükâfatına denk tuttuk. Atalarının devamlı, bilinçli amellerinin mükâfatından da, bir şey eksiltmedik. Sonuçta ehliyeti hâiz herkes işlediği amellerin, hak ettiklerinin karşılığında sorumlu tutuluyor, kendisini rehin ediyor.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 13/23; 74/38-40.  
Ahmet Varol
swap_vert close
İman edip nesilleri de imanda kendilerini izleyenler var ya, onların nesillerini kendilerine katmış ve kendi amellerinden bir şey eksiltmemişizdir. Her kişi kazandığına karşılık bir rehindir. [2]
2.Yani kazandığına göre karşılık görecektir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
İman edenler ve zürriyetleri kendilerini imanda izleyenler; Biz onların zürriyetlerini de olara katıp-ekledik. Amellerinden hiç bir şeyi eksiltmedik. Her kişi kendi kazandığına karşılık bir rehindir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Dünyada) iman edenlere ve zürriyetleri de iman edib kendilerine uyanlara, (ahirette) zürriyetlerine kavuştururuz. (Onları da, baba ve dedeleri gibi cennete koruz ve derecelerini yükseltiriz.) Bununla beraber (baba ve dedelerinin) amellerinden hiç bir şey eksiltmeyiz. Herkes kazancına bağlıdır, (iyi amel işlerse kurtulur, değilse helâk olur.)
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İman edip de zürriyetleri iman ile kendilerine tabi olanlara zürriyetlerini kavuştururuz. Ve yaptıklarından hiçbir şey eksiltmeyiz. Her insan kendi yaptığına bağlıdır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İnananlar ve soyları da imanlı olarak kendilerine uyanları, soyları ile buluştururuz. Onların yaptıklarından hiçbir şeyi eksiltmeyiz. Herkes kazandığına karşılık rehindir.[587]
[587] Cennette insanların kendi zürriyetleriyle buluşması hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVIII, 321-324.  
Besim Atalay
swap_vert close
İnanmış olanlarla, inanlı olarak bunlara uyan nesillerini birleştiririz; işlerinden eksiltmeyiz bir şeyi, herkes kendi yaptığıyla tutulur
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Dünyada) iman eden ve soyları da iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya; işte biz onların soylarını da (ahirette) kendilerine kavuşturacağız. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyeceğiz. Zira herkesin âkıbeti kendi kazancına bağlıdır (ona göre muamele görecektir). 
Bkz. 13/23, 40/8  
Cemil Said
swap_vert close
Îmân idüb de zürriyetleri de kendilerine ittibâ’ idenler çocuklarına kavuşacaklardır. Ânların a’mâl-i hasenesinden hiç bir şey gâib olmayacakdır. Herkes kendi a’mâli ile merhûndur.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İnanan, soyları da inançta kendilerine uyan kimselere soylarını da katarız. Onların işlediklerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazancına bağlıdır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya, biz onların nesillerini kendilerine kattık. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazandığı karşılığında rehindir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İman eden, soylarından gelenlerin de aynı iman ile kendilerini izledikleri kimselerin yanlarına bu zürriyetlerini katacağız; bununla birlikte kendi amellerinden de bir şey eksiltmeyeceğiz. Herkes kendi yapıp ettiğinin hesabından kendisi sorumlu olacaktır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İman eden ve soylarından gelenlerde, imanda kendilerine tâbi olanlar (var ya)! İşte biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Onların amellerinden de bir şey eksiltmedik. Herkes kazandıklarına karşı bir rehindir.  
 Böylece imanlı baba ve onun imanlı zürriyeti, cennete birlikte girer. Bu Allah’ın ona, çocuklarıyla birlikte cennette yaşaması için verdiği bir lütuftur. Ahirette herkes, hayır ve şer ne yapmışsa karşılığını alacaktır. Kişi yaptığına ipotek edildiğine göre, iyi amelle gelen ipoteği çözer. Aksini yaparsa cezaya çarptırılır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Soyları tarafından izlenen inananlara soylarını da katarız ve onların yaptıklarından hiç bir şeyi eksiltmeyiz. Herkes kazanmış olduğu şeylerin bir ipoteğidir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İman edip zürriyetleri de iman ile kendilerine tâbi olanlar (yok mu?); işte biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Kendilerinin amellerinden birşey de eksiltmedik. Herkes kendi kazandığına bağlıdır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve İyman edenleri ki zürriyyetleri de iyman ile arkalarından gelmiş, zürriyyetlerini kendilerine ilhak etmişizdir, bununla beraber kendilerine amellerinden hiç bir şey eksiltmemişizdir, herkes kazancına bağlıdır
Emrah Demiryent
swap_vert close
Mü’min olanlar ve zürriyetleri de îmânda kendilerine tâbi ola (rak, cenneti hak etmiş ola) nlar var ya, işte onların zürriyetlerini, (cennette, kendilerinin hak ettiği dereceye ulaşamamış bile olsalar, lütfumuz ile onların derecelerini yükselterek) bir araya getireceğiz. (Bunu yaparken) onların (cennette üst derecede olanların) amellerinden de hiçbir şey eksiltmeyeceğiz. (Ancak âhirette, cehennemlik olduğu kesin hükme bağlanmış olan bir kimse, ne cennetlik bir akrabası sebebiyle ne de başka bir şekilde cennete alınır!) Herkes kendi amelinin karşılığını alacak.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İman eden, soyları da iman ederek kendilerine tabi olan kimselerin, soylarını da kendilerine kattık¹. Ve onların yaptıklarından bir şey eksiltmedik. Herkes kendi yaptıklarının karşılığını alacak.
1- Cennet'i hak etmiş aile bireylerini, kan bağı mensuplarını Cennet'te bir araya getireceğiz.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İman edib de zürriyyetleri de îman ile kendilerine tâ'bi olanlar (yok mu?) biz onların nesillerini de kendilerine katdık. Kendilerinin amelinden bir şey de eksiltmedik. Herkes kazancı mukaabilinde bir rehindir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve îmân edip zürriyetleri de kendilerine îmân ile tâbi' olanlara gelince, (biz) onların zürriyetlerini (Cennette) kendilerine katmışızdır; bununla berâber onların amellerinden kendilerine hiçbir şey eksiltmemişizdir. Her kişi, kendi kazandığına karşılık (bizzat kendi nefsiyle) bir rehindir!
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Erkek olsun kadın olsun dünyada) iman etmiş olanlar ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uymuş olanlar var ya, işte biz onların nesillerini (ahirette) kendilerine kavuştururuz. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kendi kazancına bağlıdır (ona göre muamele görecektir).
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İman edenleri ve iman ederek onların izinden giden soylarını da onların yanlarına katarız ve biz hiçbir kimsenin yaptıklarını eksiltmeyiz. Her kişi yaptığının karşılığı olarak layık olduğu yerde tutulur.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Hem onlar öyle kimselerdi ki inandılar, kendi, soylarından gelenler de kendilerine uydular, Biz onların soylarından gelenleri de kendilerine katacağız. Onların işlediklerinin değerini hiç eksiltmeyeceğiz. Herkes kendi kazandığına karşılık tutulacaktır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Mü/min olup zürriyetleri de iman hususunda ona tâbi olan kimselerin zürriyetlerini ilhak edeceğiz [⁴]. Onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyeceğiz, herkes kazancına bağlıdır [⁵],
[4] Yani ataların imanı sebebiyle çocuklarını onlara ilhak edeceğiz.[5] Ameli, hayır ise mükâfat, şer ise mücazat görür.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İnanan ve soyları da inanarak kendilerine tabi olan kimselere soylarını da katarız. Biz onların yaptıklarından hiçbir şeyi eksiltmeyiz. Herkes kazandığına karşılık bir rehindir.⁵
5 Krş. Ra’d, 13/23; Mü’min, 40/8  
Kadri Çelik
swap_vert close
İman edenler ve soyları da imanda kendilerine tabi olanlar (var ya), biz onların soylarını da kendilerine katıp ekleriz. Onların amellerinden hiç bir şeyi eksiltmeyiz. Her kişi, kendi kazanmakta olduğuna karşılık bir rehindir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlar ki, ayetlerime yürekten iman ettiler ve kendilerinden sonra gelen nesilleri de inanç konusunda onları izledi. İşte onların nesillerini, —kendilerinin hak ettiği dereceye ulaşamamış bile olsalar— cennette kendileriyle bir araya getireceğiz ve yaptıkları hiçbir güzel davranışı karşılıksız bırakmayacağız. Fakat hiç kimseyi de, “birilerinin hatırına” cehennemden kurtarmayacağız. Çünkü herkes, kazandığı şeyler karşılığında rehin tutulmuştur ve ancak kendi yaptığı iyilikler sayesinde kurtuluşa erebilecektir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İman etmiş ve imanları sebebiyle soyları kendilerine tâbi’ olmuş kimselere gelince; onlara soylarını ilhak ettik / kattık. Onlara amellerinden hiçbir şeyi eksik vermedik. Herbir kişi kazandığı şeylerle ilgili bir rehindir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bir gün biz, tüm inananları, kendilerinden sonra gelen imanlı nesillerle birlikte burada buluşturacağız. Hem de amellerinde bir indirime gitmeden. Çünkü herkes, kendi yaptığının rehinesidir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İman eden, nesilleri Allah yolunda yürüyenler var ya; biz onları nesillerini beraber kıldık. Yaptıklarından hiçbir şey eksiltmedik. Herkes kazandığıyla Rabbinin huzuruna gelir. Rabbin asla haksızlık yapmaz. Herkesin yaptığı güzel şeyler kendi lehinedir. Hiç kimse kişinin yaptığı güzel şeyleri kendi lehine kullanamaz. Kimse kimsenin iyiliğine kötülüğüne sahip çıkamaz. Ancak kötülükte ortaklık yapanlar birlikte cezalandırılırlar. İyilikte ortak olanlar birlikte mükâfatlandırılırlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İman edenlere ve onlara imanla uyan nesiller(in)e gelince; biz onları (cennette) nesilleriyle buluşturacağız. [*]Onların yapıp ettiklerinden hiçbir şey eksiltmeyeceğiz. Her kişi kazandığına karşılık rehindir. [*]
Bu cümle imanla ölenlerin cennette dünyadaki kendi aileleriyle birlikte olacağının delilidir. Benzer mesajlar: Ra‘d 13:23; Mü’min 40:8; İnşikâk 84:9.,Benzer mesaj: Müddessir 74:38.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz soyları îmanda kendilerine uyan Müslümanların soylarını, kendilerine kavuştururuz ve onların sevaplarından da bir şey eksiltmeyiz.¹ -(Ama yine de) herkes(in kurtuluşu) kendi kazandığına bağlıdır.-²
1 Yani çocuklar, baba ve analarının îmanından dolayı onlarla buluşturulacaklardır. Yani cennette onlarla birlikte bulunacaklardır. Ayrıca, çocukları ile buluşturmak için baba ve anaların dereceleri de düşürülmeyecek, aksine onlarla bir arada bulunmaları için çocuklarının dereceleri yükseltilecektir. Bu müjde, ergenlik çağına ulaşıp kendi isteği ile îman eden ve büyüklerine uyan çocuklar hakkındadır. 2 Demek ki çocuklar, kendi kazançları olmaksızın, sadece babalarının kazançlarıyla kendilerini kurtaramazlar. Ancak îman ile çalıştıkları takdirde, atalarının feyzinden istifâde edebilirler.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Kendileri iman eden ve soyları bu imanı sürdürecek olanlara gelince, Biz onları soyları ile bütünleştirecek ve işlerini heder ettirmeyeceğiz: ⁹ [ama, sonuçta] herkes kendi kazandığının hesabını verecek. ¹⁰
9 Çocuklarının dürüst ve erdemli oluşlarının anne-babalarının faziletini artıracağına işaret.10 Yani, anne-babalarının iyiliği, çocuklarını bireysel sorumluluktan kurtarmaz.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İman edenler ile o iman yolunda onları izleyen nesillerini cennette buluşturacağız. Böyle yapmakla atalarının amellerinden bir şey eksiltmiş olmayacağız zira herkesin akıbeti kendi kazancına bağlıdır. 13/20...24, 74/38...48
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Kendileri iman eden ve soyları da bu muhteşem[⁴⁷⁵¹] imanı izleyenlere gelince: Biz onları soylarıyla buluşturacağız ve kendi yaptıklarının (karşılığından) da hiçbir şey eksiltmeyeceğiz;[⁴⁷⁵²] (ne ki) herkesin (akıbeti) kendi kazandıklarına bağlıdır.[⁴⁷⁵³]
[4751] Îmânindeki belirsizliğin azamet vurgusuyla çeviriye yansıması. [4752] Yani, çocuklar ebeveynlerinin (Ferrâ’ya göre ebeveynler de çocuklarının) iman yolunu izlerse, Allah aile fertleri arasındaki derece farkına bakmaksızın aşağı makamda olanları yüksek makamda olanın yanında buluşturacak (Krş: 13:23). 26. âyette ifadesini bulan anne-babaların çocuklarının mânevî istikbali hakkındaki kaygısı kabul olmuş bir dua yerine geçecek (Krş: 66:6). Mü’min atalarla onların yolunu izleyen çocuklar arasındaki ‘imânî sinerjiye’ atıf. [4753] Lafzen: rehin. Zımnen: Allah, insanı kendisine borç vermiştir. İnsan bu borç karşılığı rehindir; ancak kulluk için yaptıklarını vererek kendini kurtaracaktır. İşte bu yüzden, izlenecek bir ışık bırakan atalar ve o ışığı izleyen çocukların ataların yüksek makamında buluşacak olmaları, “kimse kimsenin sorumluluğunu yüklenmez” ilkesine aykırı anlaşılamaz. Gerekçesini 26. âyetin teşkil ettiği bu ‘terfi’ ile, “hesabı öldükten sonra kapanmayacak üç kişi”den söz eden sadaka-i câriye hadisi arasında yakın bir ilişki vardır. “Geride sâlih bir evlat bırakmak”, yaşayan bir amel bırakmaktır. Ebeveynler bunun getirisiyle daha yüksek makamı elde ediyorsa, bu durumun, onlara bu makamı kazandıran iman sahibi çocuklara da mânevî bir getiri sağlaması doğaldır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Soylarından ve kendilerine tabi olanlardan iman edenleri de, kendilerine katarız. Onların amellerinden hiçbir şeyi eksiltmeyiz, herkes kendi kazancına bağlıdır.
(Yani rehin gibi bağlıdır, kazanç, amel sanki bir borç ve insan o borca Allah katında bir rehin gibidir, kurtuluşu ona bağlıdır. Eğer güzel çalışır ve kazanırsa borcunu öder, çünkü Allah iyi işleri kabul eder. Nitekim Fâtır suresinin 10. ayetinde 'Güzel söz O'nun katma çıkar, iyi amel onu yükseltir" buyurulmuştur)  
Osman Fırat
swap_vert close
Ve onlar ki iman etmiş ve zürriyetlerini de imânda kendilerine tabi olmuş olanları kendilerine katmışızdır; kendi amellerinin sevabından da hiçbir şey eksiltmemişizdir. Herkes kendi kazandığına rehindir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve o kimseler ki, imân ettiler ve kendilerine zürriyetleri de imân ile tâbi oldular, onlara zürriyetlerini de kattık ve onlar için amellerinden bir şeyi de eksiltmedik. Her bir şahıs, kendi kazandığı şeye bağlıdır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kendileri iman edip zürriyetleri de iman ile kendilerinin izinden gidenlerin nesillerini de kendilerine kavuştururuz. Onların emeklerinden hiçbir şeyin mükâfatını eksiltmeyiz. Onlardan her biri kazandığı güzel neticeleri ile daimdir. [74, 38-40; 13, 23]
Verdiğimiz mâna Ebu’s-suûd’un tercihidir. Müfessirlerin çoğu ise şöyle derler: “Her nefis, kazançları karşılığında bir rehindir.” Allah’ın insana bahşettiği sıhhat, mal, mülk, kabiliyetler âdeta O’nun kullarına verdiği borç durumundadır. Borçlunun teminatı ise kişinin nefsidir. Kim bu nimetleri meşrû şekilde kullanıp sevap kazanarak borcunu öderse rehin olan nefsini kurtaracak, aksi halde mahpus kalacaktır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kendileri inanmış, zürriyetleri de imanda kendilerine uymuş olan kimselerin zürriyetlerini de kendilerine katmışızdır; kendi ameller(inin sevab)ından da hiçbir şey eksiltmemişizdir. Herkes kendi kazandığına bağlıdır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Dünyâda iken îmân idenlere, îmânda onlara tâbi' olan zürriyetlerini cennetde ilhâk iyleriz. 'Amellerinin mükâfâtından bir şey noksan itmeyiz. Herkes kendi kazandığına irişir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Nesillerinden, inanıp güvenmiş (imanlı) olarak kendilerini takip etmiş olanları da o müminlere katarız. Onların yaptıklarından bir şey de eksiltmeyiz[1]. Çünkü herkesi, kendi kazandığı bağlar[2].
[1] Şefaat yüzünden yanına alan konumunda olan kişinin kazandıklarında bir eksilme olmaz. Gelen, kendi kazandığıyla gelir ve diğerine yük olmaz. [2] Bu âyetler, cehennemde yalnızlaşan ve oranın azabını çeken Müslümanların cennetteki yakınlarının yanına yerleştirileceklerini göstermektedir. İşte şefaat budur.  
Şaban Piriş
swap_vert close
İman edenleri, soylarından da iman ederek onlara tabi olanları bir araya getirdik. Çalışmalarından hiç bir şey eksiltmedik. Her kişi kazancına bağlı bir rehinedir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İman edenleri ve onların nesillerinden iman ederek kendilerine tâbi olanları birbirine kavuşturmuş, kimsenin çalışmasından da birşeyi eksiltmemişizdir. Herkes kendi kazancına bağlıdır.(4)
(4) Borç karşılığı verilen rehin gibi. İman ederek güzel işler yapanlar borcunu öder ve nefsini kurtarır. Kişinin kurtulması, kendi çalışmasına bağlıdır.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İman edip zürriyetleri de imanda kendilerine uyanların, soy-soplarını da kendilerine katmışızdır. Ve kendi amellerinden kendilerinin hiçbir şeyini eksiltmemişizdir. Her kişi, kazandığı karşılığında bir rehindir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı anlar kim įmān getürdiler daħı uydı anlara nesilleri įmān-ıla ulaşdurduķ anlara nesillerini ya'nį uçmaķda. daħı eksmedük anlara 'amellerinden hįç nesene. kesb eyledügine dutudur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ol kişiler ki īmān getürdiler, anlara uydurduḳ ẕürriyetlerini īmānda,anlara ulaşdurduḳ ẕürriyetlerini, daḫı eksiltmedük anlaruñ ‘amellerindenhīç nesne. Her kişi öz ‘ameline dutudur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
İman gətirib övladları imanla arxalarınca gedənlərin nəsillərini də (Cənnətdə) özlərinə qoşacağıq. Onların əməllərindən heç bir şey əskiltməyəcəyik. Hər kəs öz əməlinin girovudur!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And they who believe and whose seed follow them in faith, We cause their seed to join them (there), and We deprive them of naught of their (life's) work. Every man is a pledge for that which he hath earned.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And those who believe and whose families(5054) follow them in Faith,- to them shall We join their families: Nor shall We deprive them (of the fruit) of aught of their works: (Yet) is each individual in pledge for his deeds.(5055)
5054 Dhurriyah: literally, progeny, offspring, family: applied by extension to mean all near and dear ones whether related or not. Love is unselfish, and works not merely, or chiefly, for Self, but for others; provided the others have Faith and respond according to their capacities or degrees, they will be joined on to the Head of the Group, even though on individual merits their rank might be less. This applies specially to a Prophet and his Ummah (or following). 5055 As already explained in the last note, though the love poured out by Prophets, ancestors, decendants, friends, or good men and women, will secure for their loved ones the enjoyment of their society, it is an indispensable condition that the loved ones should also, according to their lights, have shown their faith and their goodness in deeds. Each individual is responsible for his conduct. In the kingdom of heaven there is no boasting of ancestors or friends. But it is part of the satisfaction of the good ones who poured out their love that those who were in any way worthy to receive their love should also be admitted to their society, and this satisfaction shall in no wise be diminished to them.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَالَّذ۪ينَ
ve o kim- seler ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
وَاتَّبَعَتْهُمْ
ve onlara tabi oldular
ذُرِّيَّتُهُمْ
soyları
بِا۪يمَانٍ
iman ile
اَلْحَقْنَا
kattık
بِهِمْ
onlara
ذُرِّيَّتَهُمْ
soylarını
وَمَٓا اَلَتْنَاهُمْ
ve onları eksiltmedik
مِنْ عَمَلِهِمْ
amellerinden
مِنْ شَيْءٍۜ
hiçbir şey
كُلُّ
her
امْرِئٍ
kişi
بِمَا
o şey ile ki
كَسَبَ
kazandı
رَه۪ينٌ
bir re- hindir
Biz, iman eden ve soylarından onlara imanda tabi olanları amellerinden hiçbir şey eksiltmeden, onların soylarını da kendilerine kattık (cennette de onlar beraberdirler). Herkes (dünyada) kazandığının (âhirette) rehinidir.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
ذُرِّيَّة
İsim
ذ ر ر
Soy, nesil, zürriyet, grup
اِيمَان
Fiilimsi-IV
ا م ن
İman
اَلْحَقَ
Fiil-IV
ل ح ق
Kattı, dâhil etti
بِهِمْ
Zamir
بِهِمْ
Onlarla, onlar yüzünden, onlar hakkında
ذُرِّيَّة
İsim
ذ ر ر
Soy, nesil, zürriyet, grup
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَلَتَ
Fiil-I
ا ل ت
Eksiltti, değerini düşürdü
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عَمَل
İsim
ع م ل
Amel, iş
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
اِمْرِئ
İsim
م ر ا
Kişi, her bir kişi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَسَبَ
Fiil-I
ك س ب
Kazandı
رَهِين
İsim
ر ه ن
Rehin alınan, rehin bırakılan