close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 91. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Leyse ‘alâ-ddu’afâ-i velâ ‘alâ-lmerdâ velâ ‘alâ-lleżîne lâ yecidûne mâ yunfikûne haracun iżâ nesahû li(A)llâhi verasûlih(i)(c) mâ ‘alâ-lmuhsinîne min sebîl(in)(c) va(A)llâhu ġafûrun rahîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Allah'a ve Peygamberine bağlı kaldıkça zayıflara, hastalara ve sefer levazımını tedarike kudreti yetmeyenlere bir suç yok. Fakat iyilik eden iyi kişilere savaştan geri kalmak için bir vesile yoktur ve Allah, suçları örter, rahimdir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Cihada ve Milli Savunmaya katılamayanlardan) Allah ve Elçisi için nasihatte bulundukları (Dine ve davaya sadık kalıp insanları Kur’an’a ve Sünnete bağlı kalmaya çağırdıkları) sürece; güçsüz-zayıflara, hastalara ve infak etmek için bir şey bulamayanlara bir günah yoktur, (böyleleri) sorumlu tutulmayacaklardır. Muhsinlerin (iyilik sahibi, ibadet ve hizmetlerinde dikkatli ve samimi kimselerin) aleyhinde de bir yol yoktur. Allah Bağışlayandır, Esirgeyip Koruyandır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Zayıflar, hastalar ve kendilerine savaş için donanım sağlama imkanına sahip olmayanlar, Allah'a ve O'nun elçisine karşı bağlı kalıp, hayırlı davrandıkları takdirde, sorumlu tutulmayacaklardır. İyilik yapanları, sorumlu tutmak için bir sebep yoktur. Çünkü Allah çok acıyıp, esirgeyen ve gerçek bağışlayandır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah'a samimiyetle iman edip, kulluk ve ibadetlerinde, niyetlerinde hâlis oldukları, rasûlünün peygamberliğini tasdik edip emirlerine ve yasaklarına boyun eğdikleri sürece zayıflara-güçsüzlere, hastalara, verecek bir şey bulamayan yoksullara, savaşa gidememekten dolayı bir günah yoktur. İyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan, müslüman idarecileri, askerî erkânı, müslümanları ayıplamaya sebep de, ruhsat da yoktur. Allah çok bağışlayıcı, engin merhamet sahibidir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Zayıflar, hastalar ve harcayacak bir şey bulamayanlara, Allah ve Peygamberine bağlı kaldıkları takdirde herhangi bir günah yoktur. İyilik edenlerin aleyhine bir yol yoktur. Allah bağışlayandır, rahmet edendir.
91.İbnu Ebi Hatim`in Zeyd bin Sâbit`ten rivayet ettiğine göre savaş emri geldikten sonra kör bir adam Resulullah (a.s.)`a gelerek: "Ben kör biriyim, benim durumum ne olacaktır ey Resulullah (a.s.)?" diye sordu. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah'a ve elçisine karşı 'içten bağlı kalıp hayra çağıranlar' oldukları sürece, güçsüz-zayıflara, hastalara ve infak etmek için bir şey bulamayanlara bir sorumluluk (günah) yoktur. İyilik edenlerin aleyhinde de bir yol yoktur. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah'a ve Rasûlüne sadık kalmak (hiç bir fenalığa meyletmemek) şartiyle, ne zayıflara (ihtiyar, çocuk ve sakatlara) ne hastalara, ne de sarfedeceklerini bulamıyan fakirlere, savaştan geri kalmakta bir günah yoktur. İyilik edenleri ayıplamaya bir yol yoktur. Allah da Gafûr'dur, Rahîm'dir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Zayıflar, hastalar, harcayacak bir şey bulamayanlar üzerine, (savaşa gelmemelerinde) bir vebal yoktur. Allah ve Resulüne sadık kaldıkları müddetçe… İman güzelliğiyle iyilik yapanlara karşı bir yol bulunmaz. (Onlar kınanmazlar.) Çünkü Allah, bağışlayan ve acıyandır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah ve Peygamberi için insanlara öğüt verdikleri takdirde, zayıflara, hastalara ve harcayacak bir şey bulamayanlara günah yoktur. Zira iyilik edenlerin aleyhine bir yol yoktur. Allah çok bağışlayandır; çok esirgeyendir.
Besim Atalay
swap_vert close
Arıklara, hastalara, geçincesiz olanlara, Allah ile peygamberine bağlı kaldıkça, iyilere güçlük yok, iyileri yermeye yol yoktur, Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Zayıflar, hastalar ve (kendilerine savaş için donanım sağlama) imkânına sahip olmayanlar, Allah'a ve Resulüne karşı bağlı kaldıkları takdirde sorumlu tutulmayacaklardır. İyilikte bulunan kimselerin (kınanması için) bir sebep yoktur. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Cemil Said
swap_vert close
Zu’afâ ve marîzler ve muhârebeye gitmeğe kudreti olmayanlar Allâh’a ve rasûline sâdık iseler muhârebeye gitmeğe mecbûr değildirler. Mü’min erbâb-ı hayra dokunmamalıdır, Allâh gafûr ve rahîmdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Güçsüzlere, hastalara ve sarfedecek bir şeyi bulunmayanlara, Allah ve Peygamberine bağlı kaldıkları müddetçe sorumluluk yoktur. İyi davrananlara sorumluluk olmaz. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah’a ve Resûlüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde, güçsüzlere, hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere katılmadıkları için) bir günah yoktur. İyilikte bulunan kimselerin (kınanması) için de bir sebep yoktur. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Güçsüzler, hastalar ve harcama yapma imkânı olmayanlar için -Allah ve peygamberine sadık kaldıkları sürece- sorumluluk yoktur. İyi niyet sahiplerini sorumlu tutmak olmaz. Allah bağışlayıcıdır, esirgeyicidir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah ve Resûlü için (insanlara) öğüt verdikleri takdirde, zayıflara, hastalara ve (savaşta) harcayacak bir şey bulamayanlara günah yoktur. Zira iyilik edenlerin aleyhine bir yol (sorumluluk) yoktur. Allah çok bağışlayan ve çok esirgeyendir.  
 Hasta, zayıf ve fakirler memleketlerinde kaldıklarında fitneye meydan vermez, yalan haberler yaymaz, savaşa katılan mücahitlerin ailelerine yardımcı olur ve güzel amel işlerlerse, savaşa katılmadıklarından ötürü onlara bir günah yoktur. Ancak bunların savaşa katılmalarının yasak olduğuna dair herhangi bir emir de yoktur. Bu sınıflardan biri, geri hizmetlerde çalışmak üzere ve orduya yük olmamak şartıyla savaşa katılabilirler.  
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH'a ve elçisine içten bağlı oldukları taktirde, zayıflara, hastalara ve yardım için verecek bir şeyi bulunmayanlara bir ayıplama yoktur. İyi davrananlar kınanamaz. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah ve Resulü adına nasihat ettikleri takdirde ne zayıflara, ne hastalara, ne de verecek birşey bulamayan yoksullara savaştan kalmaktan dolayı bir günah yoktur. İyilik edenleri ayıplamaya bir yol yoktur. Allah gafurdur, rahîmdir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Allah ve Resulü için nasıhat ettikleri takdirde ne zuafaya, ne hastalara, ne de sarfedeceklerini bulamıyanlara harec yoktur, muhsinleri müahazeye yol olmadığı gibi Allah da gafur, rahîmdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Allah’a ve Resûlü’ne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde, (cihada katılamayacak derecede bedenen) güçsüz (kimse) lere, hastalara ve (kendilerine cihat için gerekli teçhizatı temin etmek üzere) harcayacakları bir şey bulamayan (yoksul) lara, (cihada katılamadıkları için) bir günah yoktur. İyilikte bulunan kimseler (in kınanması) için de bir sebep yoktur. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Zayıflara, hastalara ve harcayacakları bir şeyi olmayanlara, Allah ve Resul'üne bağlı kaldıkları sürece bir sorumluluk yoktur. İyilik edenlerin aleyhine de bir yol yoktur. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Allaha ve Resulüne hayrhah olmak şartiyle ne zaiflere, ne hastalara, ne de (fakirliklerinden dolayı seferde) harcayacaklarını bulamayanlara (geri kalmakda) bir günâh (ve mes'ûliyyet) yokdur. (Onlar geri kalmakla beraber memleketde iyilik ediyorlar), iyilik edenlere karşı (da muâhazeye) bir yol yokdur. Allah çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Allah'a ve Resûlüne sâdık kaldıkları takdirde, zayıflara da hastalara da sarf edecek bir şey bulamayanlara da (cihaddan geri kalmalarından dolayı) bir günah yoktur. (Böyle sâdık kalarak) iyilik edenlerin aleyhine (onları suçlamak için) bir yol yoktur. Çünki Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Allah’a ve Resulüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde, güçsüzlere, hastalara ve harcayacakları bir şey bulamayanlara (Bizanslıların saldırılarını önlemek için Tebük seferine katılmadıklarından dolayı) bir sorumluluk (vebal) yoktur. (Zira) iyi davrananların aleyhine bir yol (sorumluluk) olmaz. Ve Allah (her zaman) bağışlayandır, merhamet edendir.*
(*) İşte burada Yüce Allah yalan mazeret ve bahane üreterek izin isteyenleri veya hiç izin istemeye tenezzül bile etmeyenlerin durumunu ifade ettikten sonra, bu defa Tebük seferine katılamayacak durumda olan gerçek ve geçerli mazeret sahiplerini dile getirmektedir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Savaşa gidemeyecek kadar zayıf olanlar, hasta olanlar ve sarf edecek hiçbir şey bulamayanlar, samimi davrandıkları müddetçe onlar için sorumluluk yok. Allah ve O’nun elçisine samimi oldukları müddetçe, iyilik yapmak isteyenler için yollar tükenmez. Allah bağışlayan ve acıyandır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bitkinler, hastalar, geçineceği olmıyanlar, Allah’a, Onun elçisine uydukça günah yoktur. Allah uğrunda iyilik edenler için de öyle. Allah, yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Âcizlere, hastalara ve sefer uğrunda harcedecek birşey bulamayanlara Allah ve peygamberi uğrunda hayırhahlık göstermek üzere [²] harbe gitmemekte bir beis yoktur. İyilik edenlere [³] hiçbir itap yolu yoktur. Allah gafurdur, rahimdir.
[2] Gizli ve aşikâr iman ve ita'at ettikleri surette.[3] Hayırhahlık gösterenlere.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Güçsüzlere, hastalara ve sarf edecek bir şeyleri bulunmayanlara Allah ve elçisine bağlı kaldıkları sürece sorumluluk yoktur. İyilik sahiplerinin [muhsinîn] üzerine de bir yol/sorumluluk yoktur. Çünkü Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Güçsüzlere, hastalara ve infak edecek bir şeyi bulunmayanlara, Allah ve elçisi için iyilik diledikleri müddetçe sorumluluk yoktur. (Bu) İhsan sahiplerinin aleyhinde bir yol yoktur. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Yaşlılık, sakatlık gibi sebeplerle bünyesi zayıf olanlara, savaşa gidemeyecek derecedeki hastalara ve kendilerine savaş araç-gereçleri temin etmek üzere harcayacak para bulamayan yoksullara, savaşa katılmadıkları için herhangi bir sorumluluk yoktur; yeter ki, diğer görev ve sorumluluklarını aksatmasınlar, Allah ve Elçisine karşı dürüst ve samîmî olsunlar. Bunlar, hile ve aldatmadan uzak durur, güçleri yettiğince üzerlerine düşeni yaparlarsa, kesinlikle günaha girmiş olmazlar. Zaten güzel davrananlar, asla kınanmazlar. Çünkü Allah, çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah’a ve O’nun rasûlüne karşı iyi niyetli / samimi oldukları sürece, Zayıflar’a da, Hastalar’a da, harcayacak bir şey bulamayanlara da bir sıkıntı yoktur. Muhsinler / İyilik-Güzellik Edenler aleyhine de hiçbir yol yoktur. Allah rahîm gafûrdur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Güçsüzler, hastalar, sarfedecek malı olmayanlar savaşa katılmayıp beklemede kalabilirler. Allah ve resulü için çalıştıkları sürece, temiz kalplilere, zaten kimsenin laf edecek bir sebebi olamaz. Allah, engin hoşgörülü bir sevgi selidir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah’a, Resulüne sadık oldukları halde; güçsüz, hasta ve Allah yolundaki savaşa harcayacakları bir şey bulamadıkları için savaşa katılamayanlara günah yoktur. Mazeretleri olup savaşa gidemeyen ama savaş için maddi yardımda bulunanlar da kınanmaz. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah ve Elçisi için samimi olduklarında, zayıflara, hastalara ve (savaşta) infak edecek (verecek) bir şey bulamayanlara herhangi bir günah yoktur. [*] (Zira) güzel davrananların aleyhine hiçbir yol yoktur. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Yüce Allah yalan mazeret üreterek izin isteyenleri veya hiç izin istemeye tenezzül bile etmeyenlerin durumunu ifade ettikten sonra, bu defa Tebük Gazvesi’ne katılamayacak durumda olan gerçek ve geçerli mazeret sahiplerini dile getirmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah’a ve Peygamberine itaat ettikleri sürece zayıflara, hastalara ve verecek bir şey bulamayan yoksullara (savaşa katılmamalarından) dolayı bir günâh yoktur. İyilik yapanlar, asla kınanamazlar. Çünkü Allah gerçekten çok bağışlayıp, çok esirgeyendir.¹
1 Zeyd b. Sâbit’ten: Ben, Peygamberimizin vahiy kâtibi idim. Bir gün “Berae Sûresini” yazıyordum. Savaş emri olan âyete gelince kalemimi kulağıma koydum. Peygamberimiz de kendisine inen âyetleri bekliyordu. Bu esnada kör bir zat geldi ve: “Ey Allah’ın Elçisi ben kör bir adam olarak savaşa nasıl katılırım?” dedi ve bu âyet indirildi. (Esbâb-ı Nüzûl-Suyûtî)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Zayıflar, ¹²⁴ hastalar ve [kendilerine savaş için donanım sağlama] imkanına sahip olmayanlar, ¹²⁵ Allah’a ve O’nun Elçisi’ne karşı içtenlik sahibi oldukları sürece, sorumlu tutulmayacaklardır; iyilik yapanları sorumlu tutmak için bir sebep yoktur; çünkü Allah çok acıyıp esirgeyen gerçek ba-ğışlayıcıdır.
124 Yani, yaşlı ve sakatlar.125 Lafzen, “sarf edecek bir şey bulamayan”, yani kendine silah, binek ve teçhizat sağlamak üzre. Sözkonusu dönemde henüz beytu’l-mâl (cemaat hazinesi) yoktu ve bu sebeble, sefer durumunda herkesin kendi silah ve teçhizatını, kendi bineğini kendinin sağlaması gerekiyordu.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah’a ve elçisine içten bağlılık gösterdikleri sürece güçsüzler, hastalar ve savaş için harcayacak bir şeyi bulunmayanlar sorumlu tutulmayacaklardır. İman davasında samimi olanları kınamak için bir neden yoktur, Zira Allah eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz merhamet sahibidir. 9/20- 21, 48/17
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Zayıflar, hastalar, infak edecek bir şey bulamayan yoksul kimseler için, Allah’a ve Rasûlü’ne karşı samimi oldukları sürece bir sorumluluk yoktur;[¹⁵¹¹] iyilik yapanları sorumlu tutacak bir gerekçe de yoktur. Zira Allah tarifsiz bağışlayan, eşsiz merhametiyle kuşatandır.
[1511] Lafzen: “Allah’a ve Rasulü’ne nasihat ettikleri sürece”. Nasihatın öncelikli anlamının “samimiyet” olduğu açık (Lisân). “Din nasihattir/samimiyettir” diyen Rasulullah, özünde bu hakikati tefsir ediyordu. Bu yüzden Kur’an’da görüldüğü her yerde, bu terimi “samimiyet” ile karşıladık.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Zayıflar (ihtiyarlar) Hastalar (kötürüm ve topallar) ve harcayacak bir şey bulamadıkları için geride kalanlar üzerine günah yoktur, ancak bu izin, onların Allah ve Resulü için (halka öğüt vermek, yardımda bulunmak gibi) hayırlı ameller yaptıkları takdirde geçerlidir. Böyle iyiliklerde bulunanların aleyhine ise hiçbir yol yoktur, (onları, kimsenin hor ve hakir görmesi doğru değildir. Onlar da ümmetin yararlı bireyleridir) Allah çok bağışlayandır ve çok merhametli olandır!
Osman Fırat
swap_vert close
Zayıflara, hastalara, (sefer için) harcayacak bir şey bulamayanlar Allâh ve resulu için nasihatte bulunan muhsinlerin aleyhine bir yol aranmaz (onlar kınanmazlar). Allâh, bağışlayandır, esirgeyendir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ne zayıflar üzerine, ne de hastalar üzerine ve ne de harcayacakları bir şey bulamayanlar üzerine bir günah yoktur, Allah Teâlâ için ve Peygamberi için hayırhâh bulundukları takdirde. İhsanda bulunanların aleyhine hiçbir yol yoktur. Ve Allah Teâlâ gafûrdur, rahîmdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah ve Resulüne sadık kalmak, onlar hakkında iyi düşünceler taşımak şartıyla zayıflara, hastalara ve savaşta harcama imkânı bulamadığından dolayı savaşa katılamayanlara sorumluluk yoktur. Zira onlar, geri kalmakla beraber, memleketlerinde iyilik ediyorlar. İyilik edenlere diyecek bir şey yoktur. Gerçekten Allah gafurdur, rahîmdir (affı ve merhameti boldur).
Süleyman Ateş
swap_vert close
Zayıflara, hastalara, harcayacak bir şey bulamayanlara, Allah ve Elçisi için öğüt verdikleri takdirde (sefere katılmamalarından ötürü) bir günah yoktur. İyilik edenlerin aleyhine bir yol yoktur (onlar kınanmazlar). Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Za'îflara (çocuklar malüller ve ihtiyârlar) ve hastalara ve Allâh ve Rasûl'i içün va'az ve nasîhat itmeleri şartıyla harc idecek ve tedârik görecek bir şey bulamayan efkâr fukarâya (geri kalmalarında) günâh olmaz. Muhsinlerin mu'âtebelerine yol yokdur. Allâh gafûr ve rahîmdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah’a ve Elçisine karşı samimi oldukları sürece güçsüzlerin, hastaların, harcayacak bir şey bulamayanların kendilerini sıkıntıya sokmaları gerekmez. Güzel davranan kimselerin aleyhine yapılacak bir şey yoktur. Allah bağışlar, ikramda bulunur.
Şaban Piriş
swap_vert close
Güçsüzlere, hastalara ve sarfedecek bir şeyi bulunmayanlara, Allah ve Resulü'ne bağlı kaldıkları müddetçe sorumluluk yoktur. İyilik edenlere karşı bir yol yoktur. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Gücü yetmeyenlere, hastalara ve savaşta harcayacak birşey bulamayanlara, içtenlikle Allah'a ve Resulüne iman ve itaat ettikleri takdirde, bir sorumluluk yoktur. İyilik yapan ve iyi kulluk edenleri kınamak için bir neden de yoktur. Allah ise çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Güçsüzlere, hastalara, infak edecek bir şey bulamayanlara, Allah ve resulü için öğüt verdikleri takdirde bir günah yoktur. Güzel davrananlar aleyhine bir yol yok. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
yoķdur ża'iflar üzere daħı anlaruñ üzere kim bulmazlar anı kim ħarc eyleyeler yazuķ ķaçan eyü dilediler Tañrı’ya daħı resūlını yoķdur eyü işleyiciler üzere hįç yol daħı Tañrı yarlıġayıcıdur raḥmet ķılıcıdur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yoḳdur ża‘īfler üstine, daḫı ḫastalar üstine, daḫı o kişiler üstine ki bulmaz‐lar nafaḳa eyleyecek nesne. Yazuḳ yoḳdur te’ḫīr olmaḳda, eger iḫlāṣ bileīmān getürseler Allāh daḫı resūline. Muḥsinler üstine yol yoḳdur. Daḫı Tañrı Ta‘ālā yazuḳlar baġışlayıcıdur, raḥmet idicidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allaha və Onun Peyğəmbərinə sadiq qalmaq (heç bir pisliyə meyl etməmək) şərtilə, acizlərə (qocalara və anadan gəlmə zəiflərə), xəstələtə və (cihad yolunda) sərf etməyə bir şey tapa bilməyənlərə (cihadda öz xərcini tə’min etməyə qadir olmayanlara döyüşə getməməkdə) heç bir günah yoxdur. Yaxşı işlər görənləri də (üzrlü səbəbə görə evdə qaldıqda) məzəmmət etməyə heç bir əsas (lüzum) yoxdur. Allah bağışlayandır, rəhm edəndir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Not unto the weak nor unto the sick nor unto those who can find naught to spend is any fault (to be imputed though they stay at home) if they are true to Allah and His messenger. Not unto the good is there any road (of blame). Allah is Forgiving, Merciful.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
There is no blame(1343) on those who are infirm, or ill, or who find no resources to spend (on the cause), if they are sincere (in duty) to Allah and His Messenger. no ground (of complaint) can there be against such as do right: and Allah is Oft-forgiving, Most Merciful.
1343 Though active service in person or by contributing resources is expected in emergencies of every person who believes in the Cause, there are some who must necessarily be exempted without the least blame attached to them. Such would be those who are weak in body on account of age, sex, infirmity, or illness. Personal service in their case is out of the question, but they could contribute towards expenses if they are able. But if they are too poor to afford even such assistance, they are excused. But in all cases the motive must be sincere, and there should be a desire to serve and do such duty as they can. With such motives people are doing good or right in whatever form they express their service: sometimes, in Milton 's words, "they also serve who only stand and wait." In any case their purity of motive would get Allah's grace and forgiveness, and we must not criticise even if we thought they might have done more.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَيْسَ
yoktur
عَلَى الضُّعَفَٓاءِ
zayıflara
وَلَا
ve ne
عَلَى الْمَرْضٰى
hastalara
وَلَا
ve ne
عَلَى الَّذ۪ينَ
o kimselere ki
لَا يَجِدُونَ
bulamıyorlar
مَا
o şe- yi ki
يُنْفِقُونَ
harcayacaklar
حَرَجٌ
bir
güçlük
اِذَا
o takdir- de ki
نَصَحُوا
samimi oldular
لِلّٰهِ
Allah'a
وَرَسُولِه۪ۜ
ve resulün
مَا
yoktur
عَلَى
aleyhine
الْمُحْسِن۪ينَ
muhsinlerin
مِنْ سَب۪يلٍۜ
bir yol
وَاللّٰهُ
çünkü Allah
غَفُورٌ
Ğafûr'dur
رَح۪يمٌۙ
Rahîm'dir
Allah ve resulüne karşı (sadık ve) samimi oldukları takdirde; zayıflara, hastalara ve (seferde) harcayacak bir şey bulamayanlara (seferden geri kalmalarından dolayı) bir güçlük (ve günah) yoktur. Zira (Allah ve resulüne karşı sadık ve samimi olan) muhsinlerin (güzellik yapıp güzel olanların) aleyhine (onları suçlamak için) bir yol yoktur. Çünkü Allah Ğafûr'dur, Rahîm'dir (her türlü günahı mağfiret eden, isimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli edendir).
لَيْسَ
Fiil-I
ل ي س
Değildir, yoktur
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
ضَعِيف
İsim
ض ع ف
Zayıf
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مَرِيض
İsim
م ر ض
Hasta
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَنْفَقَ
Fiil-IV
ن ف ق
İnfak etti, harcadı, nafaka verdi
حَرَج
İsim
ح ر ج
Sıkıntı, güçlük, zorluk
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
نَصَحَ
Fiil-I
ن ص ح
Nasihat etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مُحْسِن
Etken fiil-IV
ح س ن
Muhsin, güzel yapan, güzellik yapan kimse
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
سَبِيل
İsim
س ب ل
Yol
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
غَفُور
İsim
غ ف ر
Ğafûr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Her türlü günahı mağfiret eden demektir)
رَحِيم
İsim
ر ح م
Rahîm (Allah'ın esması, ismidir. İsimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli eden demektir), merhametli