close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 90. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vecâe-lmu’ażżirûne mine-l-a’râbi liyu/żene lehum veka’ade-lleżîne keżebû(A)llâhe verasûleh(u)(c) seyusîbu-lleżîne keferû minhum ‘ażâbun elîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bedevilerin bir kısmı özür dilemek ve izin almak için geldi, Allah'a ve Peygamberine yalan söyleyenler de oturup kaldı. İçlerinden kafir olanlar, elemli bir azaba uğrayacak.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Çölde ve köylerde yaşayan göçebe) Bedevilerden (cihada katılmamak için) özür uyduranlar, kendilerine izin verilmesi için gelip (asılsız bahaneler sıralamışlardı). Allah’a ve Elçisine yalan söyleyenler ise (rahatları ve menfaatleri hatırına yerlerinde) oturup kalmışlardı. Onlardan (itiraz, isyan ve) inkâr edenlere pek acı bir azap dokunacaktır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve bu arada, savaştan bağışlanmalarını istemeleri yönünde, arzedilecek birtakım özürleri olan bedevîler, izin almak için peygambere geldiler. Allah'ı ve O'nun elçisini yalanlamaya kalkışanlarsa, sadece evde kalmakla yetindiler. Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlere, pek çetin bir azap gelip çatacaktır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bedevî Araplar'dan mazeret beyan edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Rasûlüne ikiyüzlü davranarak yalan söyleyen münafıklar da evlerinde oturup kaldılar. Onlardan kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlere, küfre saplananlara can yakıp inleten müthiş bir azap isabet edecektir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Bedevilerden özür beyan edenler kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Peygamberine karşı yalan söyleyenlerse yerlerinde oturdular. Onlardan inkar edenlere acıklı bir azap erişecektir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Bedevilerden özür belirtenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve elçisine yalan söyleyenler de oturup kaldı. Onlardan inkâr edenlere pek acı bir azab isabet edecektir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bedevilerden özür ileri sürenler, Tebük savaşından geri kalmak için kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Rasûlüne yalan söyliyenler de (Yerlerinden kıpırdamayıp) oturdular. Şüphe yok ki, bunlardan kâfir olanlara çok acıklı bir azab isabet edecek.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bedevilerden özür uyduranlar, gelip kendilerine izin verilmesini istediler. Allah ve Resulünü yalanlayanlar ise, yerlerinde oturup (izin dahi istemediler.) Allah, onlardan kâfir olanların başlarına elem verici bir azap gönderecektir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bedevîlerden kendilerine izin verilmesi için özür beyan edenler geldi. Allah'a ve Peygamberine yalan söyleyenler ise, özür bile beyan etmeden geri kalıp oturdular. Onlardan inkâr edenlere, can yakıcı azap gelecektir.
Besim Atalay
swap_vert close
İzin verilmesiyçin, göçebe Araplardan bir takımları, özür göstererek izin almaya geldiler sana, Allah ile, peygamberin yalanlayan kimseler oturmuşlardır, onlardan kâfir olanlara, ağrıtıcı azap var
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Medine çevresindeki çöllerde yaşayan) bedevilerden mazeret öne sürenler, hiç değilse gelip kendilerine (savaşa katılmama) izni verilmesini talep ettiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyen (kabile)ler ise (evlerinde) oturmayı tercih ettiler. Onlardan nankörlükte ısrar edenlere, er geç elim bir azap isabet edecektir.
Cemil Said
swap_vert close
’Arablardan bir kısmı geldiler ’özür beyân itdiler harbden mu’âfiyet taleb iylediler. Allâh’ı ve rasûlini tekzîb idenler hânelerinde kaldı, bunlardan küfür idenlere ’azâb-ı elîm mukarrerdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bedevilerden, izin almak üzere, özür beyan eden kimseler geldiler. Allah'a ve Peygamberine yalan söyleyenler ise, özür bile beyan etmeksizin geri kaldılar. Onlardan kafir olanlar can yakıcı azaba uğrayacaktır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bedevîlerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Resûlüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bedevîlerden mazeret ileri sürenler kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah ve resulüne inanmayanlar da (münafıklar) oturup kaldılar. Onlardan inkârcı olanlara elem veren bir azap gelecektir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bedevîlerden, (mazeretleri olduğunu) iddia edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah ve Resûlüne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara elem verici bir azap erişecektir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Araplardan özür uyduranlar, izin almak için sana geldiler. ALLAH ve elçisini yalanlayanlar böylece oturdular. İnkarcılarına acı bir azap dokunacaktır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bedevilerden özür bahane edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler de oturdular kaldılar. Bunlardan kâfir olanlara acıklı bir azap isabet edecektir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bedevîlerden özürbahane edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler, Allaha ve Resulüne yalân söyleyenler de oturdular, muhakkak bunların kâfir olanlarına elîm bir azab isabet edecek
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Medine çevresindeki çöllerde yaşayan) bedevîlerden mazeret öne sürenler, (hiç değilse) gelip kendilerine (cihada katılmama) izni verilmesini talep ettiler. (Medîne’ye gelmelerinin mümkün olmadığını ileri sürerek) Allah’a ve Resûlü’ne yalan söyleyenler ise (evlerinde) oturup kaldılar (izin dahi istemediler). Onlardan kâfir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Özür beyan eden Bedevi Araplar, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Resul'üne yalan söyleyenler ise oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara yakında can yakıcı bir azap dokunacaktır.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bedevilerden özür dermiyan edenler kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allaha ve Resulüne yalan söyleyenler de oturub kaldılar). İçlerinden kâfir olanları pek acıklı bir azâb çarpacakdır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve bedevîlerden özür bahâne edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler; Allah'a ve Resûlüne yalan söyleyenler ise oturdu. Onlardan inkâr edenlere yakında (pek) elemli bir azab isâbet edecektir!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve Bedevilerden (sefere katılmamak için) özür belirtenler, (hiç değilse) kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah ve Resulüne karşı yalan söylemiş olanlar ise (evlerinde) oturup kaldılar. (Ne özür beyan ettiler ne de izin istediler.) Onlardan (hakikatleri) inkâr etmiş olanlara, acıklı bir azap dokunacaktır.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’ı ve elçisini yalanlayıp oturanlar olduğu gibi, bedevi araplardan savaşa gitmemek için sana özür beyan edip, izin istemeye gelenler var. Gerçekten onların içinden inkâr edenlere acıklı bir azap isabet edecek.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Çöl araplarından bir nicesi engeller ileri sürerek kendilerinin bırakılması için geldiler. Allah’ı, elçisini yalancı sayanlar da geride kaldılar. Allah’ı, elçisini yalancı sayanlar da geride kaldılar. Bunlardan Allah’ı tanımıyanlar acıklı bir azaba uğrıyacaklardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bedevilerden özür dileyenler kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah ve peygamberine yalan söyleyenler de oturup kaldılar, onlardan kâfir olanlara acıklı azap isabet edecektir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Özür/mazeret bahane eden bir kısım Bedevîler [A’râb], kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah’a ve elçisine yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. Onlardan inkâr edenlere can yakıcı bir azap isabet edecektir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Bedevîlerden savaşa katılmamak için özür belirtenler, (hiç değilse) kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve resulüne yalan söyleyenler ise oturup kaldılar (ne geldiler, ne de özür dilediler). Onlardan küfre sapanlara, elem verici bir azab erişecektir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Medîne çevresindeki çöllerde göçebe bir hayat süren bedeviler arasından, savaşa katılmalarını engelleyecek geçerli mâzeretleri bulunanlar, kendilerine izin verilmesi için Peygamberin huzuruna kadar geldiler. Öte yandan, Medîne’ye gelmelerinin mümkün olmadığını ileri sürerek Allah’a ve Elçisine karşı yalan söyleyen kabîleler ise, gelip özür beyân etme zahmetine bile katlanmadan, evlerinde oturmayı tercih ettiler. Ama şunu iyi bilin ki, bunların arasından böyle yalan söyleyerek nankörlük edenlere, yakında can yakıcı bir azap erişecektir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bedevî Arablar’dan Ma’zeretliler / Özür Beyan Edenler kendilerine izin verilmesi için geldi. Allah’a ve O’nun rasûlüne yalan söylemiş olanlar oturdu. Onlardan inkâr etmiş kimselere acıveren bir azap isabet edecektir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Mazereti Araplar gelip senden izin rica ederken, Allah'a ve resulüne yalancı diyenler ise çakılıp kaldılar. Bu Araplar içinde bulunan inkarcılar ilerde kıvrandıran acılara maruz kalacaklar...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Medine’de yaşamayan, çöldeki vahalarda yaşayanlardan bazıları, Allah yolunda savaşa gitmemek için mazeret belirterek izin istediler. Yalan söyleyenler ise mazeret bile belirtmeden sizinle savaşa çıkmadılar. Evlerinde oturup kaldılar. Savaşa gitmeyenlerden kâfir olanlara elem dolu bir azap vardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Göçebelerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye gelmişlerdi. Allah’a ve Elçisine yalan söyleyenler ise (evlerinde) oturmuşlardı. Onlardan kâfir olanlara yakında elem verici bir azap gelecektir.
Mehmet Türk
swap_vert close
Bedevî Araplar bile kendilerine izin verilmesi için özürlerini bildirmeye geldiler de Allah’a ve Rasûlüne yalan söyleyen (bu münâfıklar) oturdular kaldılar. Bunların kâfir olanlarına, mutlaka acıklı bir azap, gelip çatacaktır.
Muhammed Esed
swap_vert close
VE BU ARADA savaştan bağışık tutulmaları ¹²² yönünde arzedilecek birtakım özürleri olan bedevîler [Elçi’ye] geldiler; Allah’ı ve O’nun Elçisi’ni yalanlamaya kalkışanlarsa [sadece] evde kalmakla yetindiler. ¹²³ Hakkı inkara yeltenen böylelerine pek çetin bir azap gelip çatacak.
122 Yani, Tebük seferine katılmaktan bağışık tutulmaları yönünde. El-mu‘azzirûn terimi, hem gerçek ve geçerli bir özrü olanları, hem de “asılsız özürler ileri sürenleri” akla getiriyor; bu itibarla, “arzedilecek birtakım özürleri olanlar” ifadesi bize en uygun karşılık olarak gözüktü. Bu ve sonraki bölümlerde a‘râb’dan (“bedevîlerden”) özel bir vurguyla söz edilmesi, muhtemelen onların, İslam tarihinin bu erken dönemlerinde, olumlu ya da olumsuz, İslam’a karşı tavırları bakımından son derece büyük bir önem taşımalarından ileri gelmektedir; o kadar ki, Yarımadadaki nüfusun çoğunluğunu oluşturan bu göçebe ya da yarı-göçebe savaşçı boyların birinci elden ittifakını sağlamaksızın İslam tebligatının Arabistan’da gerçek ve kalıcı bir dayanak elde etmesi, süratle yayılıp yerleşmesi mümkün olamazdı. Hz. Peygamber Tebük seferine hazırlandığı sırada, ihtidâ etmiş kabilelerden birçoğu o’nun kumandası altında savaşa gitmeye istekli görünürken (ki, sefere katılarak bunu fiilen isbat etmişlerdir); bir kısmı da, yokluklarında savunmasız kalan obalarının, henüz ihtidâ etmemiş düşman kabilelerin saldırısına uğramasından, soyulup yağmalanmasından korkuyorlardı (Râzî); diğer bir grup da vardı ki, bunlar uzak diyarlara yapılan ve ilk bakışta kendileri için pek bir çıkar sağlayacak gibi gözükmeyen bir sefere katılmanın zorluk ve sıkıntılarını göze alamıyorlardı.123 Yani, Medine’ye gelip özür belirtmek zahmetine bile katlanmaksızın.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Özür beyan eden çöl Arapları, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve elçisine yalan söyleyenler ise oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara acı bir azap dokunacaktır. 3/167, 9/49- 93
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
BEDEVÎLERDEN mazeret ileri sürenler, hiç değilse gelip kendilerine (savaşa katılmama) izni verilmesini talep ettiler;[¹⁵¹⁰] Allah ve Rasûlü’nü yalanlayanlar ise oturup kaldılar. Onlardan nankörlükte ısrar edenlere, er geç acıklı bir azap dokunacak.
[1510] Ubeyy ve Mücâhid’in alternatif okuyuşları dikkate alındığında, bu âyet şöyle de çevrilebilir: “Kendilerinin savaştan muaf tutulmaları için geçerli mazereti olan bedevîler geldiler; Allah ve Rasulü’ne yalan söyleyenler ise oturup kaldılar. Nankörlüğünde ısrar eden böylelerine er geç acıklı bir azap dokunacak” (Taberî ve Râzî). Dilcilere göre mu‘azzir, mu‘tezir (mazeret gösteren) anlamındadır. Beyan edilen özür doğru-yanlış-yalan olabilir. Şeddesiz olan mu‘zir ise, bir görüşe göre “makbul özür”, diğerine göre “merdut özür” anlamına gelir (Râzî). Tercih ettiğimiz anlam, 43-45. âyetlerde münafıkların izin talebinin sefere “katılmama” değil, nifakı gizleme amacına hizmet eden bir “sureta katılma izni” olduğunu gösterir. Bu âyet, bölgede yeni teslim olmuş göçebe kabilelerin Tebük Seferi’ne karşı tavırlarını ele alan yeni bir pasajın ilk âyetidir. Bunlardan kimisi sefere katılması durumunda, hasım komşu kabilelerce obasının basılıp yağmalanmasından korkuyor; kimisi ise henüz teslim olmamış kabilelerin düşmanlığını üzerine çekmekten çekiniyordu. Elbet bir kısmı da ikili oynadığı için yalan özürler beyan ediyordu. İlginçtir ki, özür dilemek “göçebe” tavrından çok daha rafine bir “şehirli” tavrı olmasına rağmen, burada tam tersi bir durumla karşılaşılmasını vahiy, şehirli ikiyüzlülerin içlerinde sakladıkları inkârın dışa vurumu olarak tesbit ediyor.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Bedevilerden (iki kabile) özürlerinin gerçek olduğunu kanıtlayarak, -savaşa katılmamak için- senden izin istemeye geldiler (ve izin aldılar) Allah’a ve Resulüne yalan söyleyenler (Münafıklar) ise (ne özür dilediler, ne izin aldılar, cihada katılmadılar, evlerinde) oturup kaldılar. Onlardan kafir olanlara (tevbe edip imana gelmeyen ve küfr üzere ölenlere) elbette ki çok çetin bir azap isabet edecektir.
Osman Fırat
swap_vert close
Bedevilerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Resûlüne yalan söyleyenler ise (nedensiz) oturup kaldılar. Ve onlardan kâfir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve bedevilerden mazeret dermeyan edenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah Teâlâ'ya ve Resûlüne yalanları söyleyenler de oturdular. Onlardan kâfir olanlara elbette ki pek acıklı bir azap isabet edecektir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bedevîlerden savaşa katılmamak için özürler uyduranlar, hiç değilse kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne bağlılık iddiasında yalancı olanlar ise oturdular. Ne geldiler, ne de özür dilediler. O bedevîlerden kâfir olanlar, gayet acı bir azaba mâruz kalacaklardır.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Özür bahane eden bedevi Araplar, kendilerin(in savaşa katılmamasın)a izin verilmesi için geldiler; Allah'a ve Elçisine yalan söyleyenler oturdular. Onlardan inkar edenlere, acı bir azab erişecektir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
A'râbdan ba'zılar ma'zeret dermeyânıyla izin istemeğe (cihâda gitmemek içün) geldiler. [¹] Allâh ve Rasûl'ünü tekzîb idenler de geri kaldılar. Onlardan kâfir olanlara karîben elemli 'azâb isâbet idecekdir.
[1] Tebük gazâsına iştirâk içün da'vet olunan a'râbdan "Esed" "Gatafan" kâbileleri ekâbiri arz-ı mazeeretle izin istemeğe gelmişlerdi.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Mazeret uyduran çöl Arapları, kendilerine izin verilsin diye sana geldiler. Allah’a ve elçisine yalan söyleyenler de oturup beklediler. İçlerinden kâfir olanlar yakında acıklı bir azaba çarpılacaklardır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Bedevilerden özür beyan eden kimseler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulü'ne yalan söyleyenler öte oturup kaldılar. Onlardan kafir olanlara acı bir azap dokunacaktır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bedevîlerden özür beyan edenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler de evlerinde oturdular.(22) Onlardan kâfir olanların başına acı bir azap gelecektir.
(22) Ne özür beyan ettiler, ne de izin istediler.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Göçebe Arapların özür bahane edenleri kendilerine izin verilmesi için geldiler; Allah'a ve resulüne yalan söyleyenler oturdular. Onların küfre sapanlarına korkunç bir azap erişecektir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı geldi 'uzr dileyiciler arablardan tā destūr virinile anlara. daħı oturdı anlar kim yalan duttılar Tañrı’yı daħı resūlını anlara kim kāfir oldılar anlardan 'aźāb aġrıdıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı geldi ‘öẕrleri olan A‘rābīlerden, ḥattā sen anlara destūr viresin. Daḫıoturdı ol kişiler ki yalanladılar Tañrı Ta‘ālā, daḫı resūlini. Yitişse gerek olkişiler ki kāfir oldı anlardan ulu ‘aẕāb.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Bədəvilərdən (Təbuk döyüşünə getməmək üçün) izin almağa üzrxahlar gəldi. Allaha və Onun Peyğəmbərinə yalan söyləyənlər isə (üzr belə istəməyib evlərində) oturdular. Onlardan kafir olanlara şiddətli bir əzab üz verəcəkdir.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And those among the wandering Arabs who had an excuse came in order that permission might be granted them. And those who lied to Allah and His messenger sat at home. A painful doom will fall on those of them who disbelieve.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And there were, among the desert Arabs (also), men who made excuses and came to claim exemption; and those who were false to Allah and His Messenger (merely) sat inactive(1342). Soon will a grievous penalty seize the Unbelievers among them.
1342 Not only had the Hypocrites a nest in Madman, but their tactics affected some of the village or desert Bedouins, who loved war and would have followed a standard of war even if no question of Faith or a sacred Cause was involved. But some of them, though professing Islam, were frightened by the hardships of the Tabuk expedition and the prospect of meeting the trained armies of the great Roman (Byzantine) Empire. They made all sorts of lying excuses, but really their want of faith made them ineligible for being enlisted in a sacred Cause, in the terms of 9:46 -47 and 9:53 -54. Some came to make excuses; others did not even come, but sat at home, ignoring the summons.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَجَٓاءَ
ve geldi
الْمُعَذِّرُونَ
mazeret ileri sürenler
مِنَ الْاَعْرَابِ
bedevi araplardan
لِيُؤْذَنَ
izin veril- mesi için
لَهُمْ
kendile- rine
وَقَعَدَ
ve oturdu
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
كَذَبُوا
yalan söylediler
اللّٰهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۜ
ve resulüne
سَيُص۪يبُ
yakında isabet edecektir
الَّذ۪ينَ
o kimse- lere ki
كَفَرُوا
kâfir oldular
مِنْهُمْ
onlardan
عَذَابٌ
bir azap
اَل۪يمٌ
elem verici
Bedevi Araplardan (sefere katılmamak için) mazeret ileri sürenler, kendilerine izin vermen için (sana) geldiler. Allah ve resulüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile beyan etmeden yerlerinde) oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara yakında elem verici (iç yakan) bir azap isabet edecektir.
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
مُعَذِّرُون
Etken fiil-II
ع ذ ر
Mazeret ileri sürenler
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَعْرَاب
İsim
ع ر ب
Bedevi araplar
اَذِنَ
Fiil-I
ا ذ ن
İzin verdi, dinledi, kulak verdi
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
قَعَدَ
Fiil-I
ق ع د
Oturdu, oturup bekledi, kalakaldı
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَذَبَ
Fiil-I
ك ذ ب
Yalan söyledi, yalancı çıktı, yalan uydurdu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اَصَابَ
Fiil-IV
ص و ب
İsabet etti, başlarına geldi, erişti, dokundu
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
اَلِيم
Sıfat
ا ل م
Elem verici