close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 81. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Feriha-lmuḣallefûne bimak’adihim ḣilâfe rasûli(A)llâhi vekerihû en yucâhidû bi-emvâlihim veenfusihim fî sebîli(A)llâhi ve kâlû lâ tenfirû fî-lharr(i)(k) kul nâru cehenneme eşeddu harrâ(an)(c) lev kânû yefkahûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Allah'ın Peygamberine muhalefet edenler, savaşa çıkmayıp oldukları yerde oturup kalmalarına sevindiler ve mallarıyla, canlarıyla, Allah yolunda savaşmak, onlara zor ve kötü geldi de bu sıcakta savaşa çıkmayın dediler. De ki: Cehennem ateşi, daha da sıcak; bir anlasalar şunu.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Allah’ın Elçisine muhalif olarak (cihaddan) geri kalanlar, (evlerinde) oturup-kalmalarına ferahlanıp sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cehdetmeyi (çaba harcamayı) çirkin ve tehlikeli görerek (çevrelerine): "Bu sıcakta (sefere) çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir." Keşke bir kavrayıp-anlasalardı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Geride kadın ve çocuklarla bırakılan bu münafık kimseler, Allah elçisinin sefer için ayrılmasının ardından, kendilerinin savaştan uzak kalmalarına sevindiler. Çünkü Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşmak düşüncesi, bunların hoşuna gitmiyor ve hatta birbirlerine “Bu sıcakta savaşa çıkmayın” diyorlardı. De ki: “Cehennem ateşi, çok daha sıcaktır.” Tabii bu gerçeği kavrayabilirlerse.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Savaşa giden orduya katılmayan münâfıklar, Allah'ın Rasulüne muhalefet edip, cephe gerisinde evlerinde oturup kalmaları sebebiyle sevindiler. Allah yolunda, İslâm uğrunda mallarını, servetlerini, canlarını ortaya koyarak cihad etmeyi, savaşmayı hoş karşılamadılar. “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. “Cehennem ateşi daha sıcaktır” de. Keşke anlamış olsalardı.
bk. Kur’an-ı Kerim, 4/56; 70/15-16, 19-22; en-Nüket ve’l-uyûn, 2/386-387.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Geride kalanlar Allah'ın Peygamberine muhalefet ederek oturup kalmalarına sevindiler, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad etmekten hoşlanmadılar ve: "Sıcakta savaşa çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennemin ateşi daha sıcaktır." Keşke anlayabilselerdi.
81.İbnu Cerir`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan riayet ettiğine göre Resulullah (a.s.) Müslümanlardan kendisiyle birlikte Tebük savaşına çıkmalarını istediğinde mevsim yaz ve hava sıcaktı. Bir adam: "Ey Resulullah (a.s.)! Sıcak çok şiddetli. Bu sıcakta sefere çıkamayız. Sende bu sıcakta sefere çıkma!" dediler. Bunun üzerine Yüce Allah bu ayeti kerimeyi indirdiYine İbnu Cerir`in Muhammed bin Ka`b el-Kurezi`den rivayet ettiğine göre Resulullah (a.s.) sıcak havada Tebük seferine çıkınca Seleme oğullarından bir adam: "Bu sıcakta sefere çıkmayın" dedi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Beyhaki`nin Delâil`inde naklettiği bir rivayette de münâfıklardan bir adamın: "Sıcakta sefere çıkmayın" demesi üzerine bu ayeti kerime indirilmiştir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah'ın elçisine muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup-kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: 'Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın' dediler. De ki: 'Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir.' Bir kavrayıp-anlasalardı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Tebük savaşına iştirak etmeyip geri kalan münafıklar, Rasûlüllah'a muhalefet ederek oturup kalmalarıyla sevindiler. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla mücadele etmeyi çirkin gördüler ve; “- Bu sıcakta harbe çıkmayın” dediler. De ki: “- Cehennemin ateşi daha sıcaktır. Fakat gidecekleri yeri bilseler!...”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Savaştan geride bırakılanlar, Resulullah’a muhalefet ederek geride oturmakla sevindiler. Malları ve canları ile Allah yolunda cihad etmek istediler. “Sıcakta akın etmeyin” dediler. De ki: “Cehennem ateşi daha çok sıcaktır.” Keşke idrak edebilseler!
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah'ın Peygamberine muhalefet etmek için savaştan geri kalanlar, yerlerinde oturmaları ile sevindiler; mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmeyi çirkin gördüler ve “Bu sıcakta savaşa gitmeyiniz” dediler. De ki: “Cehennem ateşi daha sıcaktır.” Keşke anlasalardı!
Besim Atalay
swap_vert close
Evlerinde kalanlar, Allahın peygamberinin ardından sevindiler, mallariyle, canlariyle Allah yolunda savaşmaktan çekindiler: «Sıcaklarda savaşa çıkmayınız» dediler, de ki: «Bilmiş olsalardı, cehennem ateşi daha katı sıcaktır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah'ın Resulüne muhalefet ederek (Tebük seferine çıkmayıp) geri kalanlar, (Medine'de) oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve: “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. (Onlara) de ki: “Cehennemin ateşi sıcaklık bakımından (bundan) daha şiddetlidir.” Keşke (gerçeği) anlasalardı.
Tebük Seferi’ne, meşru mazeretleri olmadan bir takım temelsiz bahanelerle katılmayıp Hz. Muhammed’i ve arkadaşlarını yalnız bırakan o günün sözde Müslümanları, bu ve bundan sonraki ayetlerle şiddetle kınanmaktadır. Çünkü zalimin zulmüne rıza göstermek de zulümdür, karşı koymak ise bütün insanlar üzerinde bir zorunluluktur. Bunun için Müslüman olmaya da gerek yoktur. Dini, mezhebi, meşrebi, ırkı, düşüncesi ne olursa olsun kimsenin kimseye haksızlık etme lüksü yoktur. Yapılan haksızlıklara karşı çıkmak, hak ve özgürlüklerin korunması için dik durmak, mücadele etmek herkesin vazifesidir.  
Cemil Said
swap_vert close
Hâne-nişîn olanlar rasûlün arkasından gelmemekden memnûn oluyorlardı. Emvâl ve nefisleri ile fîsebîli(A)llah muhârebe itmek istemiyorlardı "Bu sıcakda muhârebeye gitmeyiniz" diyorlardı, ânlara di ki: "Cehennemin ateşi daha şedîddir." Fakat anlayabilseler!
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah'ın Peygamberinin hilafına geri kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallariyle ve canlariyle cihat hoşlarına gitmedi. "Sıcakta savaşa çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." Keşke bilseydiler!
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah’ın Resûlüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. De ki: “Cehennemin ateşi daha sıcaktır.” Keşke anlasalardı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah’ın Resulünün çağrısına uymayarak seferden geri kalanlar yerlerinden ayrılmamış olmaktan dolayı sevinç duydular; canlarıyla mallarıyla Allah yolunda savaşmak istemediler, üstelik “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. De ki: “Cehennem ateşi çok daha sıcaktır” anlayabilselerdi!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah'ın Resûlüne muhalefet etmek için geri kalanlar (sefere çıkmayıp) oturmaları ile sevindiler; mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmeyi çirkin gördüler; «bu sıcakta sefere çıkmayın» dediler. De ki: «Cehennem ateşi daha sıcaktır!» Keşke anlasalardı!
Edip Yüksel
swap_vert close
Geride kalanlar, ALLAH elçisinin ardındaki yerlerini beğendiler, ALLAH yolunda paralarıyla, canlarıyla çaba göstermekten hoşlanmadılar ve: "Bu sıcakta harekete geçmeyin," dediler. "Cehennem ateşi daha sıcaktır," de. Bir anlasalardı!
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Savaştan geri kalan münafıklar, Resulullah'ın hilafına, onun savaşa gitmesine karşılık, oturup kalmalarıyla ferahladılar ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmekten hoşlanmadılar, üstelik "Bu sıcakta savaşa gitmeyin." dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." Keşke anlayabilselerdi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Arkada kalanlar Resulullah hılâfına olarak oturub kalmalariyle ferahlandılar, Allah yolunda mallariyle, canlariyle mücahid olmayı hoşlanmadılar, bu sıcakta seferber olmayın dediler, de ki Cehennem ateşi daha sıcak, fakat duysalardı
Emrah Demiryent
swap_vert close
Allah Resûlü’ (nün emri) ne muhalefet ederek (Tebûk seferine gitmeyip, cihattan) geri kalan (munâfık) lar, (Medine’de kalıp) oturmalarıyla sevindiler. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşmayı kerih gördüler de, “Sıcakta sefere çıkmayın!” dediler. (Onlara) de ki: “Cehennemin ateşi daha sıcaktır!” (Bu gerçeği) bir anlasalardı!
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah'ın Resûlüne muhalefet ederek geride kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Mallarıyla, canlarıyla cihad etmekten hoşlanmadılar. Bir de, “Bu sıcakta savaşa çıkmayın.” dediler. De ki: “Cehennem ateşi daha sıcaktır.” keşke anlasalardı!
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Allahın peygamberine muhaalefet için (savaşdan) geri kalan (münafık) lar (memleketlerinden çıkmayıb) oturmalarıyle sevindi (ler), Allah yolunda mallariyle, canlariyle cihâd etmeyi çirkin gördüler ve: «Bu sıcakda harbe çıkmayın» dediler. De ki: «Cehennemin ateşi daha sıcak». İyice bilmiş olsalardı...
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Tebük Seferinden) geride bırakılan (münâfık)lar, Allah Resûlüne muhâlefet ederek(sefere çıkmayıp) oturmalarıyla sevindi(ler); mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihâd etmekten hoşlanmadılar ve: “Bu sıcakta sefere çıkmayın!” dediler. De ki: “Cehennem ateşi sıcaklık cihetiyle daha çetindir!” Eğer anlasalardı!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Allah’ın Resulü’ne muhalefet ederek geri kalanlar, (Medine’de) oturup kalmalarına sevindiler. Ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla gayret etmekten hoşlanmadılar ve (birbirlerine) “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. (Resulüm, onlara) de ki: “Cehennemin ateşi sıcaklık bakımından daha şiddetlidir.’’ Eğer anlasalardı. *
(*) Tebük Seferi’ne, meşru mazeretleri olmadan bir takım temelsiz bahanelerle katılmayıp Hz. Muhammed’i ve arkadaşlarını yalnız bırakan o günün sözde Müslümanları, bu ve bundan sonraki ayetlerle şiddetle kınanmaktadır. Çünkü zalimin zulmüne rıza göstermek de zulümdür, karşı koymak ise bütün insanlar üzerinde bir zorunluluktur. Bunun için Müslüman olmaya da gerek yoktur. Dini, mezhebi, meşrebi, ırkı, düşüncesi ne olursa olsun kimsenin kimseye haksızlık etme lüksü yoktur. Yapılan haksızlıklara karşı çıkmak, hak ve özgürlüklerin korunması için dik durmak, mücadele etmek herkesin vazifesidir. (Cemal Külünkoğlu Meali Tevbe-81. Ayet Açıklaması) Not: Tebük seferi, Bizans ordusunun Medine’ye saldırı hazırlığında bulunduğu için yapılmıştır, yani tamamen savunma amaçlıdır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
(Savaşa) Muhalefet edenler, savaşa giden Allah’ın elçisinin arkasından (savaşa gitmeyip) oturduklarına sevindiler. Onlar malları ve canları ile Allah yolunda mücadele etmekten hoşlanmadılar. Sonra insanlara “Bu sıcakta savaş için çıkmayın” dediler. Eğer anlayabilirlerse! Onlara deki “Cehennem sıcağı bundan daha şiddetlidir.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah’ın elçisine karşı gelmek için geride kalıp oturanlar sevindiler. Allah uğrunda mallarıyla, canlarıyla savaşmaktan tiksindiler. "Bu sıcakta çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem’in ateşi daha sıcaktır." Bunu bir kavrasalardı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Resûlullahın hilâfında olarak [²] Medine/de oturup kakmak ile Tebük/ten geri kalanlar sevindiler, Tanrı yolunda mallarıyle, canlarıyle duruşmayı istemediler. Birbirlerine «— Sıcakta gazaya çıkmayınız» dediler. Onlara de ki Cehennem ateşi daha sıcaktır, bilselerdi geri kalmazlardı.
[2] Veya Resûlullahtan sonra.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah’ın elçisinin hilafına geri kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihat etmek hoşlarına gitmedi, “Sıcakta sefere çıkmayınız” dediler. De ki: “Cehennem ateşi daha sıcaktır.” Keşke bu gerçeği kavrayabilselerdi!
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah resulüne karşı olarak geride kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat hoşlarına gitmedi. “Sıcakta savaşa çıkmayın” dediler. De ki: “Cehennem ateşi daha sıcaktır.” Keşke anlayabilseler!
Mahmut Kısa
swap_vert close
Sudan bahanelerle Tebük seferinden geri kalan bu münâfıklar, Allah Elçisinin açık emrine rağmen cihâddan kaytarıp evlerinde oturdukları için, epey sevindiler. Zaten mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihâd etmekten hiç hoşlanmıyor, birbirlerine, “Bu sıcakta sefere çıkmayın!” diyorlardı. Onlara de ki: “Evet ama, cehennem ateşi çok daha sıcaktır!” Keşke bunu kavrayabilselerdi!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah’ın rasûlünün hilafına (aksine) Geride Kalıp Oturanlar sevindiler. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla (çalışıp) cihad etmeyi sevmediler: “Sıcak’ta sefere (savaşa) katılmayın!” dediler. De ki: “Cehennem’in ateşi sıcaklık olarak en şiddetlidir”. Keşke ince düşünüp anlıyor olsalardı!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bakıyorum da Allah resulünün çabalarına inat oturma eylemini sürdüren gericiler pek neşeli. Bu adamlar, sefer için, mallarıyla canlarıyla mücadeleye yanaşmadıkları gibi: " Bu sıcakta sakın sefere çıkmayın " diyorlar. Sen de: " Cehennem ateşi daha sıcak " deyiver, akılları alıyorsa tabi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah’ın Resulüne karşı gelerek sefere çıkmayıp geri kalanlar, geride oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla mücadele etmek hoşlarına gitmedi. Kendileri savaştan geri durmaları yetmiyormuş gibi; Müminlere "Bu sıcakta sefere çıkmayın!" dediler. Onlara de ki: "Cehennemin ateşi daha sıcaktır." Keşke bunu anlasalardı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah’ın Elçisine muhalefet etmek için geri kalanlar (sefere çıkmayıp) oturmaları ile sevinmişler, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda [cihad] (fedakârlık) etmeyi çirkin görmüşler ve “Bu sıcakta sefere çıkmayın.” demişlerdi. De ki: “Cehennem ateşi daha sıcaktır! Keşke anlasalardı!”
Mehmet Türk
swap_vert close
81,82. Sırf Allah’ın Elçisine muhalefet etmek için sefere çıkmayarak oturmaları ile sevinip, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmeyenler (bir de); “Bu sıcakta savaşa gitmeyin.” dediler. (Sen) onlara: “Cehennem ateşi, çok daha sıcaktır!” de. Ah (o münâfıklar dünyada) az güleceklerini, kazandıkları günahın cezâsını (âhirette) çekerken çok ağla yacaklarını bir anlayabilseler!¹
1 Bu 82. âyetteki (ل)’lar emir için değil, tehdit içindir. Asıl harekeleri ise kesra’dır. (Kurtubî) Yukarıdaki tercüme, bu duruma göre yapılmıştır. Ancak emir için de düşünülebilir. O zaman âyetin tercümesi; “(O münâfıklar) kazandıkları günâhın cezâsı olarak, (bundan sonra) az gülsünler ve (hallerine) çok ağlasınlar.” şeklinde olur. Her iki tercümede de hitâp, Müslümanlara değil, münâfıklaradır. Birçokları bu âyeti neredeyse tamamen Müslümanlar için indirilmiş gibi anlatıp kendi mistik meşreplerinin aracı olarak kullanmışlar, ağlayarak, nutuklar atarak, Müslümanları bu sapkınlıklarına alet etmişlerdir. Her ne kadar Müslüman, vara-yoğa gülen, hayatı kahkahalardan ibaret olan, hafif meşrep kimseler değilse de Peygamberinin ve ashâbının güldükleri kadar gülmeye, sevindikleri kadar da sevinmeye hakkı olan kimsedir. Bu âyete göre Müslüman dünyadaki kazançlarına, meşru bir şekilde sevinip gülecek veya sevinip gülemeyeceği kazançları yapmaktan kaçınacak, âhirette ise çok fazla gülüp-sevinecektir. Yoksa dünyasını çilehaneye dönüştürüp, Hint mistikleri gibi somurtmayacaktır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
GERİDE bırakılan bu [münafık] kimseler, Allah Elçisi’nin [sefer için ayrılmasının] ardından kendilerinin savaştan uzak kalmalarına sevindiler; ¹¹² çünkü, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşmak düşüncesi bunların hoşuna gitmiyor ve [hatta birbirlerine] “Bu sıcakta savaşa çıkmayın!” diyorlardı. De ki: “Cehennem ateşi çok daha sıcaktır!” Tabii, eğer bu gerçeği kavrayabilirlerse!
112 Lafzen, “kendilerinin [evde] kalmasına sevindiler” -şu ya da bu bahaneyi ileri sürerek Tebük seferine katılmaktan kaçınan kimselere ilişkin bir atıf (bkz. yukarıda 59 ve 66. notlar). Bir sonraki ifadeden -ve pek çok sahih rivayetten- anlaşılacağı gibi, ileri sürülen bahanelerden biri de aşırı mevsim sıcaklıklarıydı.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah’ın mesajlarını tebliğ eden Elçisinin çağrısına katılmayıp geride kalarak oturanlar bu durumdan hoşnut oldular da, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda savaşmaktan hiç hoşlanmadılar. Bir de başkalarını ‘Bu sıcakta savaşa katılmayın’ diye caydırdılar, de ki: – Cehennem ateşi daha sıcaktır, keşke bunu kavrayabilselerdi. 3/167, 9/42- 86- 93, 33/9...20
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ARKADA bırakılan (bu) kimseler, Rasulullah’a muhalefet ederek oturup kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten hoşlanmadılar;[¹⁴⁹⁷] bir de kalkıp “Şu sıcakta savaşa çıkmayın!” diye propaganda yaptılar. Onlara “Cehennem ateşi daha sıcaktır!” de; eğer ki bunu anlayabilirlerse![¹⁴⁹⁸]
[1497] Cevherî el-muhallefuna el-metruk (terkedilmiş) anlamı veriyor (Kurtubî). Âyetteki hılafe (muhalefet etmek) kelimesi, halfe (arkada kalmak) şeklinde de okunmuştur. Bu durumda anlam “Rasulullah’tan arkada kalarak…” olur. Âyette bahsedilen iklimden, sözü edilen seferin Tebük Seferi olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Çünkü bu sefer sıcakların en şiddetli olduğu bir döneme denk gelmişti. Fakat, Hatib’in hitabı elbette bu olayla sınırlandırılamaz. Tüm zamanlar ve mekânlardaki ‘mazeretçi aklı’ kapsamaktadır. [1498] Özellikle ilk cümle, ikiyüzlünün hamakat belgesi mahiyetinde. Zımnen: Münafık kurnaz geçinen bir ahmaktır; elenmiştir fakat atlattığını sanır. Bu yüzden, ‘elendiğine’ yanmak yerine ‘atlattığına’ sevinir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Allah’ın Resulüne (emrine) karşı çıkmak için (sefere çıkmayıp da) geride kalan o münafıklar, (evlerinde) oturmaları ile çok sevindiler, mallarıyla ve canlarıyla (Allah yolunda) cihad etmeyi ise çirkin (gereksiz) gördüler de, (sefere çıkanları) "Bu sıcakta sefere çıkmayın" dediler, (onları da Allah yolunda cihattan alıkoymağa yeltendiler) (Ey Muhammed, onlara) De ki: "Cehennemin ateşi, (çekindiğiniz ve başkalarını da alıkoymaya çalıştığınız yaz günü sıcağından) çok şiddetlidir. Keşke onlar bu gerçeği bilmiş olsalardı! (Küfür ve nifakta direnmeye hiç cesaret edemezlerdi)
Osman Fırat
swap_vert close
Allâh’ın Elçisinin arkasından O (savaşa gitmeyen geri kalanlar) oturup kalmakla sevindiler, Mallarıyle ve canlarıyle cihâdetmekten hoşlanmadılar: Ve "Sıcakta sefere çıkmayın. " dediler. De ki: "Cehennemin ateşi daha sıcaktır!" Keşke anlasalardı!
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Resûlullah'a muhalefet için geri kalmış olanlar, oturmalarıyla sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla mücâhedede bulunmalarını kerih gördüler ve, «Şu sıcakta cihada çıkmayın,» dediler. De ki: «Cehennemin ateşi sıcaklıkça daha şiddetlidir.» Eğer iyice anlar kimseler olsalar idi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Savaşa çıkmayıp Resûlullah'tan ayrılarak geride kalanlar, oturmalarından memnun olup sevince garkoldular. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten hoşlanmayıp “Bu sıcakta sefere çıkmayın! ” dediler. De ki: “Cehennem ateşi, bundan da sıcak! Ona nasıl dayanacaksınız? Bunu bir bilip anlasalardı! [70, 15-16, 22, 19, 22; 4, 56]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah'ın Elçisinin arkasından oturmakla sevindiler, mallarıyle ve canlarıyle cihadetmekten hoşlanmadılar: "Sıcakta sefere çıkmayın." dediler. De ki: "Cehennemin ateşi daha sıcaktır!" Keşke anlasalardı!
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Geride kalub cihâda gitmeyenler Rasûlullah'a muhâlif olarak oturmalarından memnûn oldılar, mallarıyla ve nefisleriyle cihâddan istikrâh itdiler. Ve (birbirlerine veyâhud mü'minlere) "Bu sıcakda harbe gitmeyiniz" didiler. Di ki: "Eğer fehm ider iseniz cehennem ateşi daha sıcakdır."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Muhalefete geçenler, bulundukları yerden Allah’ın elçisine karşı gelmelerine sevindiler ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda sefere çıkmaktan (savaşmaktan) hoşlanmadılar. “Bu sıcakta orduyu çıkarmayın” dediler. De ki “Cehennem’in ateşi daha sıcaktır.” Bunu bir anlasalardı.
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah'ın Elçisinin aksine geri kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat hoşlarına gitmedi de 'sıcakta savaşa çıkmayın!' dediler. De ki: -Cehennem ateşi daha sıcaktır.' Keşke anlayabilselerdi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Seferden geri kalanlar, Allah'ın Resulüne muhalefet ederek evlerinde oturmaktan pek keyiflendiler. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi hoş karşılamadılar ve “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. De ki: Cehennem ateşi bundan sıcaktır. Keşke anlayabilselerdi!
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah'ın resulüne ters düşmek için arkada kalanlar, çöküp oturdukları için sevindiler; Allah yolunda, mallarıyla canlarıyla cihadı tiksindirici bulup şöyle dediler: "Bu sıcakta seferber olmayın!" De ki: "Hararet bakımından cehennem daha zorludur." Bir anlayabilselerdi!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
girü ķalınmışlar ya'nį tebük ġazaśına varmayanlar oturmaķları-y-ıla Tañrı resūlını ardınca. daħı duşħar gördiler kim çalışalar mallarıyıla daħı nefsleri-y-ile Tañrı yolında daħı eyittiler! “çıķmañ isside.” eyit “ŧamu odı ķatıraķdur issidin yaña.” eger oldılar-ise anlarlar!
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Sevindi ol münāfıḳlar ki oturdılar ġazālıḳdan nebīden ṣoñra. Daḫı güç gör‐diler ġazālıḳ eylemegi mālları‐y‐ıla daḫı nefsleri‐y‐ile Allāh yolında. Daḫıeyitdiler: Sefer eylemeñüz isside. Eyit yā Muḥammed: Cehennem odı an‐dan daḫı ḳatı issidür eger bilseler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Təbuk döyüşündə iştirak etməyib) arxada qalanlar (münafiqlər) Allahın Rəsuluna qarşı çıxaraq (evdə) oturub qalmalarına sevindilər, Allah yolunda malları və canları ilə cihad etmək istəmədilər və (mö’minlərə): “Bu istidə döyüşə çıxmayın!” – dedilər. (Ya Peyğəmbərim!) De: “Cəhənnəm odu daha istidir!” Kaş biləydilər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Those who were left behind rejoiced at sitting still behind the messenger of Allah, and were averse to striving with their wealth and their lives in Allah's way. And they said: Go not forth in the heat! Say: The heat of hell is more intense of heat, if they but understood.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those who were left behind (in the Tabuk expedition) rejoiced in their inaction behind the back of the Messenger of Allah. they hated to strive and fight, with their goods and their persons, in the cause of Allah. they said, "Go not forth in the heat.(1335)" Say, "The fire of Hell is fiercer in heat." If only they could understand!
1335 The Tabuk expedition had to be undertaken hurriedly in the heat of summer, because of a threat or fear of Byzantine invasion. They marched from Madinah about the month of September or October in the solar calendar.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَرِحَ
sevindi
الْمُخَلَّفُونَ
geride bırakılanlar
بِمَقْعَدِهِمْ
oturmalarıyla
خِلَافَ
muhalefet ederek
رَسُولِ
resulüne
اللّٰهِ
Allah'ın
وَكَرِهُٓوا
ve hoşlan- madılar
اَنْ يُجَاهِدُوا
cihad etmelerinden
بِاَمْوَالِهِمْ
mallarıyla
وَاَنْفُسِهِمْ
ve canlarıyla
ف۪ي سَب۪يلِ
yolunda
اللّٰهِ
Allah
وَقَالُوا
ve dediler
لَا تَنْفِرُوا
sefere çıkmayın
فِي الْحَرِّۜ
sıcakta
قُلْ
de ki
نَارُ
ateşi
جَهَنَّمَ
cehennem
اَشَدُّ
daha şiddetdir
حَراًّۜ
sıcaklık olarak
لَوْ
ne olurdu
كَانُوا
olsa-
lardı
يَفْقَهُونَ
fıkhediyorlar
(Tebük Seferi'nden) Geride bırakılan (münâfık)lar, Allah'ın resulüne muhalefet ederek (sefere çıkmayıp) oturmalarıyla sevindi(ler). Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten hoşlanmadılar ve (mü'minlere), "bu sıcakta sefere çıkmayın!" dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır!" Ne olurdu (bunu) fıkhed(erek düşünüp idrak etmeye çalış)salardı.
فَرِحَ
Fiil-I
ف ر ح
Sevindi, ferahladı, neşelendi, şımardı, böbürlendi
مُخَلَّفُون
Edilgen fiil-II
خ ل ف
Geride bırakılanlar, geride kalanlar
مَقْعَد
İsim
ق ع د
Mevzi, oturma yeri, makam
خِلَافٌ
İsim
خ ل ف
Çaprazlama, muhalefet ederek, ardından
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
كَرِهَ
Fiil-I
ك ر ه
Hoşlanmadı, kerih gördü, tiksindi
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
جَاهَدَ
Fiil-III
ج ه د
Cihad etti, mücadele etti, zorladı
مَال
İsim
م و ل
Mal, sermaye
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَبِيل
İsim
س ب ل
Yol
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
نَفَرَ
Fiil-I
ن ف ر
Savaşa çıktı, sefere çıktı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
حَرّ
İsim
ح ر ر
Sıcak, sıcaklık
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
نَار
İsim
ن و ر
Ateş
جَهَنَّم
Özel isim
جَهَنَّم
Cehennem
اَشَدّ
İsim
ش د د
En şiddetli, daha güçlü, daha zor
حَرّ
İsim
ح ر ر
Sıcak, sıcaklık
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
فَقِهَ
Fiil-I
ف ق ه
Anladı, fıkhetti, kavradı