close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 80. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İstaġfir lehum ev lâ testaġfir lehum in testaġfir lehum seb’îne merraten felen yaġfira(A)llâhu lehum(c) żâlike bi-ennehum keferû bi(A)llâhi verasûlih(i)(k) va(A)llâhu lâ yehdî-lkavme-lfâsikîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İstersen onların yarlıganmalarını dile, istersen dileme. Suçlarının örtülmesi için yetmiş kere niyaz etsen gene de Allah, kesin olarak yarlıgamaz onları. Bu da, Allah'ı ve Peygamberini inkar etmeleri, kafir olmaları dolayısıyladır ve Allah buyruktan çıkan kötü topluluğu doğru yola sevketmez.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Nebim!) Sen, artık onlar için ister bağışlanma dile, yahut onlar için istiğfar dileme!.. (Değişen bir şey olmayacaktır.) Eğer onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen de, Allah onları kesinlikle bağışlamayacaktır. Bu, onların Allah’ı ve Elçisini gerçekten inkâr ve nankörlük etmeleri dolayısıyladır. Allah fasıklar topluluğunu hidayete ulaştırmayacaktır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Şimdi o münafıkların bağışlanmaları için, Allah'a ister dua et, ister etme, hiç birşey değişmeyecektir. Onlar için istersen, yetmiş kez af dile, Allah'ı ve O'nun elçisini inkâra yeltenmelerinden dolayı Allah onları bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, böylesine kötülüğe batmış bir toplumu, doğru yola çıkarmaz.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar için bağışlanma dile, yahut bağışlanma dileme; onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen de Allah onları aslâ affetmeyecek, aslâ koruma kalkanına almayacak. Bu, onların, Allah'ı ve Rasulünü inkârda ısrar etmeleri, küfre saplanmaları sebebiyledir. Allah hak dinin, doğru ve mantıklı düşünmenin dışına çıkan fâsık, âsi, bozguncu bir kavmi doğru yola sevketme lütfunda bulunmayacak, hidayet, başarı, nasip etmeyecek.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar için ister bağışlanma dile ister dileme. Sen onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen de Allah onları bağışlamayacaktır. Bu, onların Allah'ı ve Peygamberini inkar etmelerinden dolayıdır. Allah fasıklar topluluğunu doğru yola eriştirmez.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sen, onlar için ister bağışlanma dile, istersen dileme. Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen de, Allah onları kesinlikle bağışlamaz. Bu, gerçekten onların Allah'a ve elçisine (karşı) nankörlük etmeleri dolayısıyladır. Allah fasıklar topluluğuna hidayet vermez.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey Rasûlüm, o münafıklar için, ister mağfiret dile veya mağfiret dileme. Onlar için yetmiş defa mağfiret istesen de, yine Allah, onları asla bağışlayacak değil... Bu mağfiretten mahrum edilişleri şundandır: Çünkü onlar, Allah'ı ve Rasûlünü tanımadılar, inkâr ettiler. Allah ise, öyle fasıklar topluluğuna hidayet etmez.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar için, ister istiğfar et ister etme, onlara yetmiş kere (çok demek) de istiğfar dilesen, Allah onları bağışlamayacaktır. Çünkü onlar, Allah’ı ve Resulünü yalanladılar. Ve Allah, bile bile yoldan çıkanları hidayete erdirmez.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlar için ister af dile, ister dileme; onlar için yetmiş defa af dilesen de Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Peygamberini inkâr etmelerinden dolayıdır. Allah, fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez.
Besim Atalay
swap_vert close
Sen onlarçin, bağışlanmayı ister umun, ister umunma, yetmiş kez, onlarçin bağışlanmak umunsan da hiç de bağışlamaz Allah onları, bu onların hem Allaha, hem de peygamberine karşı kâfir olduklarından; buyrumdan dış ulusa Allah doğru yolu göstermez
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Resul!) Onlar için ister af dile ister af dileme. Onlar için yetmiş defa da af dilesen Allah onları bağışlamayacaktır. Bu, Allah'ı ve resulünü inkâr etmelerindendir. Çünkü Allah, böylesine kötülüğe batmış bir topluluğu doğru yola çıkarmaz. 
Bkz. 9/113Münafıkların başı durumunda olan Abdullah b. Ubeyy yatağında ölümle pençeleşirken oğlu Abdullah, Hz. Peygambere gelerek babasının bağışlanması için af dilemesini istemişti. İyi bir Müslüman olan Abdullah’ın hatırı için Peygamberimiz Abdullah b. Ubeyy için dua etmişti. Bunun üzerine Hz. Allah bu ayeti göndererek Müslümanların en yakınındaki anne-babası dahi olsa inanmayanların ve inanmamakta direnenlerin affedilmeyeceği konusunda kesin hükmünü vermiştir. Ayette geçen “yetmiş” sayısı, çokluktan kinayedir. Mesajın etkisini güçlendirmek için mübalağa sanatıyla pek çok anlamında kullanılmış bir ifadedir. Zira Arapçada “yetmiş” sayısı genellikle “çok, pek çok” anlamında da kullanılır.“Sen onlar için ne kadar çok af dilersen dile” demektir. “Akraba bile olsalar, cehennemlik oldukları belli olduktan sonra müşrikler için Allah'tan af dilemek, peygambere de müminlere de yakışmaz.” (Tevbe 9/13) Hz. Peygamberin kendi akrabaları için bile şefaat etmesi söz konusu değilken, Müslümanlar peygamber şefaatine sığınarak hangi cüretle günah işleyebiliyor? Bu şefaat beklentilerini hangi ayete dayandırıyorlar? Hz. İbrahim babasına şefaat edemedi (Mümtehine 60/4), Hz. Nuh oğlunu kurtaramadı (Hud 11/45-46). Çünkü “o gün kimseden şefaat kabul edilmeyecek, kimseden fidye alınmayacak ve kimseye yardım edilmeyecektir. (Bakara 2/48)  
Cemil Said
swap_vert close
Münâfıklar içün ister mağfiret taleb it, ister itme, Allâh ânları ’afv itmiyecekdir. Çünki: Allâh’a ve rasûlüne inanmıyorlar, Allâh fâsık kavmi tarîk-i hidâyete sevk itmez.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onların ister bağışlanmasını dile, ister dileme, birdir. Onlara yetmiş defa bağışlanma dilesen Allah onları bağışlamayacaktır. Bu, Allah'ı ve Peygamberini inkar etmelerinden ötürüdür. Allah fasık topluluğu doğru yola eriştirmez.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Allah, fasık topluluğu doğru yola iletmez.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onların bağışlanması için Allah’a ister dua et ister etme; onların affedilmesi için yetmiş kere de dua etsen Allah onları bağışlamayacaktır. Çünkü onlar Allah ve resulünü inkâr etmişlerdir. Allah günaha batmış kimseleri doğru yola iletmez.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Onlar için ister af dile, ister dileme; onlar için yetmiş kez af dilesen de Allah onları asla affetmeyecek. Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmelerinden ötürüdür. Allah fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez.
 Münafıkların reisi Abdullah b. Übeyy, ölüm hastalığına yakalandığı zaman oğlu Abdullah, Resûlullah (s.a.)’a gelerek babası için istiğfâr etmesini istedi. Abdullah hâlis bir müslüman olduğu için Resûlullah onun hatırını kırmadı ve babasının affı için Allah’a dua etti. Bunun üzerine 80. âyet nâzil oldu.  
Edip Yüksel
swap_vert close
İster onlar için bağışlanma dile, ister bağışlanma dileme. Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen bile ALLAH onları bağışlamıyacaktır. Çünkü onlar ALLAH ve elçisini yalanladılar. ALLAH yoldan iyice çıkmış toplumları doğruya iletmez.
Muhammed, kendi amcaları ve yakın akrabaları için bile şefaatte bulunamazken, hiç tanımadığı insanlara nasıl şefaat edebilir? İbrahim, babasına şefaat edemedi (60:4), Nuh ise, oğlunu kurtaramadı (11:46). 2:48 ayetine bakınız.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlar için Allah'dan ister mağfiret dile, ister dileme. Onlar için yetmiş kere mağfiret dilesen de yine Allah onları affetmeyecektir. Bu, onların Allah'ı ve Resulünü inkâr etmelerinden dolayı böyledir. Allah, böylesine baştan çıkmış fasıklar güruhuna hidayet etmez.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Onlar için dile istigfar et dile etme, onlar için yetmiş kerre istigfar da etsen Allah onlara hiç de mağfiret edecek değil, böyle, çünkü onlar Allahı ve Resulünü tanımadılar, Allah ise öyle baştan çıkmış fasıklar güruhuna hidayet etmez
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Onlar (ın bağışlanması) için ister af dile, ister dileme (hiç fark etmez!) Onlar için (bir değil,) yetmiş kere af dileyip yalvarsan da Allah ve Resûlü’nü inkâr etmelerinden ötürü, Allah onları asla affetmeyecektir! Allah, fâsıklar (kâfirler) topluluğunu (hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmedikleri müddetçe), doğru yola iletmez.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme. Onlar için yetmiş defa¹ bağışlanma dilesen de yine Allah onları bağışlamayacaktır. Bu, onların Allah'ı ve Resul'ünü küfretmelerindendir.² Allah, fasık³ olan halkı doğru yola iletmez.
1- Onlar için istediğin kadar af dile. 2- Bile bile gerçeğin üzerin örtmektedirler; gerçeği görmezden gelmektedirler. 3- Günaha sapan. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Habîbim) onlar için (diler) İstiğfaar et (Allahdan mağfiret iste, diler) istiğfaar etme. Eğer onlar için yetmiş defa, istiğfaar dahi etsen yine Allah kendilerini kat'iyyen yarlığayacak değildir. Bu, böyledir. Çünkü Allâhı ve resulünü inkâr ile kâfir olmuşlardır. Allah ise (öyle îmandan ve itaatden çıkmış) faasıklar güruhuna hidâyet etmez.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Habîbim, yâ Muhammed!) Onlar için ister mağfiret dile, ister onlar için mağfiret dileme (hiç fark etmez)! Eğer onlar için yetmiş def'a da istiğfâr etsen, Allah onları aslâ bağışlamayacaktır! Bu, şübhesiz ki onların, Allah'ı ve Resûlünü inkâr etmeleri sebebiyledir. Allah ise, (inkârlarındaki ısrarları yüzünden) fâsıklar topluluğunu hidâyete erdirmez.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar için ister mağfiret dile (şefaat et, bağaşlanma talebinde bulun), ister onlar için mağfiret dileme (hiç fark etmez)! Eğer onlar için yetmiş defa istiğfâr (şefaat) etsen de (onlar tövbe edip ikiyüzlülükten vazgeçmedikçe) Allah onları bağışlamayacaktır! Bu, şüphesiz onların, Allah’ı ve Resulünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Oysa Allah, (inkârlarındaki ısrarları yüzünden doğru yoldan çıkan) fasıklar topluluğunu hidayete iletmez.*
(*) Hz. Peygamber münafıkların bağışlanması için yetmiş defa yalvarsa da Allah’ın onları bağışlamayacağının bildirilmesi değişik biçimlerde yorumlanmıştır. Hâkim kanaate göre belirtilen sayı çokluktan kinaye olup bununla, Resûlullah ne kadar dua ederse etsin, artık âyette işaret edilen münafıklar için bağışlanma ümidi taşımaması istenmektedir (Zemahşerî, II, 164-165; Şevkânî, II,441). Münafıklardan Hz. Peygambere gelip özür dileyenler için onun Allah’a yalvarması, onların samimi olabilecekleri ihtimaline dayanıyordu. Âyet ise onların dürüst ve samimi davranmadıklarını haber vermiş olmaktadır. Not: Hz. Peygamberin dua ve istiğfarı/onlar için dünyada şefaatidir. Yani istiğfar/ şefaat yeri dünya hayatıdır, ahiret değil. Ama dünyadaki bu şefaat izni de muvahhid kimseler içindir, muvahhid olmayanlara, burada olduğu gibi yüce Allah, Resulüne bile istiğfar/şefaat/ izni vermemiştir. Ayrıca Hz. Peygamberin kendi akrabaları için bile şefaat etmesi söz konusu değilken, müminler peygamber şefaatine sığınarak hangi cüretle günah işleyebiliyorlar? Bu şefaat beklentilerini hangi ayete dayandırıyorlar? Hz. İbrahim kendi babasına şefaat edemedi (Mümtehine 60/4), Hz. Nuh kendi oğlunu kurtaramadı (Hud 11/45-46). Çünkü “o gün kimseden şefaat kabul edilmeyecek, kimseden fidye alınmayacak ve kimseye yardım edilmeyecektir. (Bakara 2/48). İşte bu ayetten de net ve kesin olarak anlaşılıyor ki ahirette (melekler ve peygamberler dâhil) hiçbir kimseden şefaat kabul edilmez. Yani o gün birilerinin şefaati yoktur. Bu nedenle ahiretteki şefaat inancı bu vb. ayetlere aykırıdır. Ayrıca bu örneklerden anlaşılıyor ki, geleneksel inanışın akisne bir şefaat/dua ve istiğfar yapılacaksa, o da ahirette değil, dünyadadır. Çünkü ahirette bir kimsenin ne duası ne de istiğfarı kabul edilir. Yani yüce Allah’ın izne bağladığı şefaat, dünyada yapılan dua ve istiğfardan ibarettir. Örneğin: Hz. İbrahim kendi babası için istiğfarda/şefaatte bulunmuş, ama yüce Allah reddetmiştir, Hz. Nuh kendi oğlunun kurtuluşu için şefaatte bulunmuş, ama yüce Allah reddetmiştir. Hz. Peygamber bazı münafıklara istiğfarda/şefaatte bulunmak istemiş ama yüce Allah reddetmiştir. Çünkü bunlar muvahhid kimseler değildi. Bu nedenle dünyada iken ancak muvahhid kimseler için dua ve istiğfarda/şefaatte/ bulunulabilir. Yani şefaat, dünyade iken gerek peygamberlerin ve gerekse müminlerin birbirlerine yaptıkları dua ve istiğfarlarından ibarettir. İşte izne bağlanan şefaat budur, yani dünyada yapılan dua ve istiğfarlardır, ahirette ise böyle bir imkân da yoktur. Çünkü o gün hesap günüdür, iman, ibadet, dua ve istiğfar etme günü değildir. O gün ne iman etmenin ne ameli salihte bulunmanın ne de dua ve istiğfarda/şefaatte bulunmanın bir faydası vardır! İşte bunun şiari şöyledir. ( (الشفاعة في الدنيا وحصادها في الاخرة ‘’Şefaat dünyadadır, hasadı/elde edilecek ürünü/ ise ahirettedir. (الله اعلم)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlar için istersen bağışlanma dile, istersen bağışlanma dileme, hatta yetmiş defa da onların bağışlanmalarını dilesen, asla Allah onları bağışlamayacak. Çünkü onlar Allah ve elçisini inkâr ettiler. Allah, yoldan çıkmış bir topluluğu asla doğru yola iletmez.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar için ister yarlıgama dile, ister yarlıgama dileme. Onlar için yetmiş kere de yarlıgama dilesen yine de Allah onları hiç yarlıgamıyacaktır. Bu böyledir. Çünkü, gerçekten onlar Allah’ı, peygamberini tanımazlık ettiler. Allah iki yüzlüler takımına doğru yolu göstermez.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar için ister istiğfar et, ister istiğfar etme, hepsi birdir. Onlar için yetmiş kere istiğfar etsen bile yine Allah onları yarlıgamayacaktır. Bu keyfiyet onların Allah/ı ve peygamberini tanımadıklarından dolayıdır. Allah fasık kavmi [¹] hidayete erdirmez.
[1] Küfürde mütemerrit olan kavmi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme (fark etmez!). Onlar için yetmiş defa²¹ af dilesen bile Allah onları yine bağışlamaz. Bu onların Allah’ı ve elçisini inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Zira Allah yoldan çıkmış topluluğu [kavm] doğru yola iletmez.
21 Buradaki yetmiş sözü “kesretten kinaye”dir. Yani çokluk ifade eder. Edebî bir sanattır. Ne kadar çok bağışlanma dilersen dile anlamındadır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar için bağışlanma dile veya dileme, birdir. Onlar için yetmiş defa bağışlanma dilesen, yine de Allah onları bağışlamayacaktır. Bu, Allah'ı ve peygamberini inkâr etmelerinden ötürüdür. Allah yoldan çıkan topluluğu hidayete eriştirmez.
Mahmut Kısa
swap_vert close
EyMuhammed! Onların bağışlanması için ister af dile, ister dileme,hiç fark etmez! Çünkü onlar için bir değil, yetmiş kere af dileyip yalvarsan bile, yine de Allah onları affetmeyecektir! Çünkü onlar, Allah’ı ve Elçisini tanımayıp emirlerine başkaldırarak inkâr ettiler. Allah ise, kötülükte inatla direten ve ısrarla yoldan çıkmak isteyen böyle fâsık bir topluluğu doğru yola iletmez.Hâl böyleyken:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlar için bağışlanma dile veya bağışlanma dileme! Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen de, Allah onları asla bağışlamayacaktır. Bu, Allah’ı ve O’nun rasûlünü inkâr ettikleri sebebiyledir. Allah, Yoldan Çıkıp Sapmış (Fâsık) Kavm’i hidayete eriştirmez.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! onlar için Allah'a ne kadar yalvarırsan yalvar farketmez: Onlar adına istersen yetmiş kere özür dile, Allah onları yine de affetmeyecektir. Neden mi? Çünkü Allah ve resulünü inkar ettiler. Çünkü Allah, asî ruhlu toplumlara yol vermez.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme fark etmez. Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu onların Allah ve Resulünü inkâr etmiş olmalarındandır. Allah bozguncu bir topluluğu doğru yola iletmez.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlar için ister af dile, ister dileme; onlar için yetmiş kez af dilesen de Allah onları asla affetmeyecektir. [*] Bu, onların Allah’ı ve Elçisini inkâr etmelerinden ötürüdür. Allah yoldan çıkanlar topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.
Burada geçen 70 sayısı “rakamsal bir değer” ifade etmenin ötesinde “çokluk” anlamına alınmalıdır. Çünkü kastedilen 70 kere af dileme sonuç vermese de 71. kez affın gerçekleşebileceği değildir. Çünkü devam eden cümlede geçen [len yağfirallâhu lehum] cümlesi bu türden bir çabanın hiçbir şekilde sonuç vermeyeceğini, yani “Yüce Allah’ın bu münafıkların günahlarını asla ve asla affetmeyeceğini” açıkça ortaya koymaktadır. Çünkü ifadede yer alan [len] edatı bir şeyin gelecekte asla ve asla olmayacağını manaya katmaktadır. Benzer mesaj: Münâfikûn 63:6.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Onlar için (Allah’tan) ister af dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar için yetmiş kere¹ af dilesen de Allah, onları Allah’ı ve Elçisini inkâr etmelerinden dolayı, asla affetmeyecektir. Ve (şunu iyi bilin ki) Allah böyle fasık bir toplumu, asla dosdoğru yola ulaştırmaz.
1 Bu yetmiş rakamı, çokluktan kinâyedir. Ve “sen onlar için ne kadar çok istiğfar edersen, et” demektir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
(İmdi,) onların bağışlanmaları için [Allah’a] ister dua et, ister etme, [hiçbir şey fark etmeyecektir; çünkü] onlar için istersen yetmiş kez ¹¹⁰ af dile, Allah’ı ve O’nun Elçisi’ni inkara yeltenmelerinden ötürü Allah onları bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, böylesine kötülüğe batmış bir topluluğu doğru yola çıkarmaz. ¹¹¹
110 Yani, pek çok kere. Arapça’da “yetmiş” sayısı genellikle “çok, pek çok” anlamında kullanılır, tıpkı “yedi” sayısının da “muhtelif” sözcüğünün eşanlamlısı olarak kullanılması gibi (bkz. Lisânu’l-‘Arab ve Tâcu’l-‘Arûs). Başka derlemeler yanında Buhârî ve Müslim’de kaydedilen pek çok güvenilir rivayet, Hz. Peygamber’in, düşmanlarını affetmesi için sık sık Allah’a dua ettiğini ortaya koymaktadır.111 Yani, “haksız ve günahkarca davranışlarında olumsuz derecede ileri giden, kötülükte inat ve ısrar gösteren (temerrüd) kimseleri... (ki) böyleleri tevbe etmek ve imana erişmek konusundaki yatkınlıklarını bütün bütün kaybetmişlerdir” (Menâr X, 657).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onların affedilmesi için ister istiğfar/bağışlanma dile ister dileme fark etmez. Onlar için yetmiş defa bile bağışlanma dilesen Allah onları yine de bağışlamayacaktır. Bu onların Allah’a ve Elçisine nankörlük etmelerinden dolayıdır. Zira Allah yoldan çıkmış fasık toplumu amacına ulaştırmaz. 9/113- 114, 63/6, 65/8, 9/24, 32/18...20
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onların bağışlanmaları için Allah’tan ister af dile, ister dileme:[¹⁴⁹⁴] Onlar için Allah’tan yetmiş kez af dilemiş olsan dahi, artık Allah onları asla affetmeyecektir.[¹⁴⁹⁵] Bunun nedeni, onların Allah’a ve O’nun Elçisi’ne ısrarla nankörlük etmeleridir; zira Allah (fıtrat) yolundan sapmış kimseleri doğru yola yöneltmez.[¹⁴⁹⁶]
[1494] 80-113. âyetlerin Abdullah b. Ubeyy hakkında indiği kesin değildir. Taberî, tarihinde İbn Ubeyy’in Munâfıkun sûresinden sonra çok yaşamayıp öldüğünü söyler (II, 261-262). Munâfıkun sûresi İbn Kesir’e göre hicrî 6. yılda Mustalıkoğulları seferi sırasında inmiştir. Bu konuda Buhârî’nin naklettiği hadis ciddi bir çelişki içermektedir. Hadiste Hz. Ömer’in Rasulullah’a “Allah seni onun namazını kılmaktan men etmedi mi?” dediği nakledilirken, hadisin sonunda, “bu olay üzerine onların namazını kılmaması için âyet indi” denilmektedir (Cenaiz, 23). Bu açık bir çelişkidir. Rasulullah’ın, Abdullah b. Ubeyy b. Selul’un onca ihanet, iftira, hakaret ve tahriklerine rağmen ona istiğfarda direnmesi pek makul görünmüyor. Bunu izah etmekte zorlananlar bu konuda üretilmiş bir rivayete sarılırlar: “Rasulullah buyurdu ki: Benim gömleğim ve üzerine namaz kılmam ona bir yarar sağlamaz. Fakat ben onun kavminden bin kişinin müslüman olmasını umuyorum. O gün onun kavminden bin kişi müslüman oldu”. Bu çok ilginçtir. Medine’nin nüfusu on bin kişidir. Beri yandan böylesine büyük bir katılımı belgeleyen ne bir âyet, ne de başka bir rivayet vardır. [1495] Buhârî ve Müslim’in rivayet ettikleri bir habere göre, münafıkların lideri Abdullah b. Ubeyy öldüğünde oğlu gelerek Rasulullah’tan babasının cenaze namazını kıldırmasını istemiş, o da bunu kabul etmiştir. Cenaze namazına duracağı zaman Hz. Ömer de yakasından tutarak “Ya Rasulallah, Allah sizi bundan men ettiği hâlde nasıl namazını kılarsınız” demiştir. Habere göre Allah Rasûlü şu cevabı verir: “Allah beni muhayyer bırakmış ve onlar için ister af dile ister dileme demiştir. Ayrıca ‘onlar için 70 defa da af dilesen Allah onları asla affetmeyecektir’ buyurmuştur. Ben de 70’ten fazla af dileyeceğim.” (Buhârî, Tefsir 160; Muslim, S. Munafıkin 3). Bu haber, başta âyetin sonuna aykırıdır. Gazzalî de bu haberi sahih bulmaz. Zira âyette geçen 70 rakamı sayı değil çokluk ifade eder. Bu âyette anlatılmak istenen onların kesinlikle bağışlanmayacağıdır. Gazzalî şöyle der: “Rasulullah’ın Allah’ın bu muradını anlamadığını varsaymak nasıl mümkün olabilir? Bu haberin sahih olmadığı açıktır. Zira Allah Rasûlü kelâmın mânalarını en iyi bilendi.” (el-Mustasfa I, 162; hadis hakkındaki tartışmalar için bkz: Âlûsî). [1496] Bu son ibareye “zira Allah, yoldan sapmış kimseleri (kötü) maksatlarına ulaştırmaz” anlamı verilebilir mi? Allahu a‘lem hayır. Çünkü hidâyet, dilde dalâlet karşılığı konulmuştur ve kullanıldığı her yerde “lutuf” anlamına gelir. Bu nedenle “hediyye” bu kökten türetilmiştir (Râğıb). Kur’an’da olumsuz anlamda iki âyette kullanılmıştır: 37:23’teki fehdûhum (ve hepsini gözleri faltaşı gibi açacak bir ateşe yönlendirin), 22:4’teki yehdîhi (ve onu yakıp kavurucu bir azaba yönlendirir). Râğıb, bu iki kullanımda da “hidayet/yöneltme” sözcüğünün, tıpkı “yürek yakan bir mahrumiyetle müjdele” (3:21) ibaresindeki “tebşir/müjde” gibi ironik bir tehdit anlamında kullanıldığını söyler. Bu bir yana, bu iki kullanımda da özne Allah değildir ve Kur’an’da Allah’a atfedilen hiç bir “hidayet” olumsuz anlamda kullanılmaz. Burada ve bir çok yerde fiil formuyla (yehdi) kullanılan hidayet’in, Kur’an’ın insan tasavvurunda, insanın özgür tercihini sıfırlayan ve yok sayan nedensiz ve yasasız bir tasarruf olmadığı açık. Aksine insanın seçimiyle bire bir irtibatı olan bu ilâhî tasarrufun, söz konusu boyutunu da çeviriye yansıtabilmek için, “Allah’ın hidayeti”ni bir çok yerde “yöneltme” ya da “yönlendirme” şeklinde karşıladık. Bir yöne yöneltilen kimse, bu yönlendirmenin tam karşılığını yöneltildiği yön istikametinde çaba sarf ederek elde edebilir. Fakat şu da var ki, doğru yöne yöneltilmemiş bir çaba bütünüyle boşa gidecektir. İşte bu nedenle “hidayet”, çabayı anlamlandıran bir ‘iksir’ mesabesindedir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed, Rabbinden) Onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de fark etmez (bil ki) onlar için yetmiş defa bağışlanma dilesen de, Allah onları asla bağışlayacak değildir. Çünkü onlar Allah'ı (Ayetlerini) ve Resulünü inkar ettiler. Allah ise (imandan ve itaatten çıkan böyle) bozguncu bir topluluğu elbette doğru yola iletmez.
Osman Fırat
swap_vert close
Onlar için ister af dile, ister dileme (fark etmez. ) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Allah, fasık topluluğu doğru yola iletmez.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlar için istiğfarda bulun veya onlar için istigfarda bulunma. Eğer onlar için yetmiş defa mağfiret taleb edecek olsan, elbette Allah Teâlâ onlara mağfiret etmeyecektir. Çünkü onlar Allah Teâlâ'yı ve Resûlünü inkar ettiler. Allah Teâlâ ise fâsıklar olan bir kavme hidâyet etmez.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlar için sen ister Allah'tan af dile, ister dileme. Yetmiş kere bile istiğfar etsen, Allah onları asla affetmeyecektir. Evet, böyle! Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü tanımayıp karşı geldiler. Allah da böylesi fâsıklar güruhunu hidâyet etmez, emellerine kavuşturmaz. {KM, Matta 18, 22}
Fısk, her türlü hususta diretmek ve hududun dışına çıkmak demektir. “Lâ yehdî’l-kavme’l-fâsikîn” demek, Allah onları emellerine ulaştırmaz demektir. Zira bu tekvin ve teşri çarkının üzerinde döndüğü hikmete aykırıdır. Hidâyeti, “matlub olan hidâyete ulaştıran yolu gösterme” mânasına alırsak, bellidir ki, bu hidâyet gerçekleşmiştir. Fakat fâsıklar, kendi kötü tercihleri ile bu hidâyeti kabul etmeyip düştükleri çukura düşmüşlerdi. Bu son kısım, ön tarafındaki hükmü te’kid eden bir tezyildir. Zira kâfirin affedilmesi, her şeyden önce küfründen vazgeçmesi ve hakka yönelmesine bağlıdır. Ama küfre dadanan, küfre dalan, kendisini küfürle damgalayan, bu aftan uzaktır. Keza burada, Hz. Peygamber’in onlar için af dilemesindeki özrüne de dikkat çekilmektedir. O da, onların imana gelmelerinden me’yus olmamasıdır. Çünkü onların, sonuna kadar küfürde kalacaklarını bilmiyordu. Zira, ancak akıbetlerini kesin bilmeden sonra onlar hakkında istiğfar yasak olurdu (Ebu’s-suûd).  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlar için ister af dile, ister dileme, onlar için yetmiş defa af dilesen, yine Allah onları affetmez. Böyledir, çünkü onlar Allah'ı ve Elçisini tanımadılar; Allah, yoldan çıkan kavmi yola iletmez.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlar (münâfıklar) içün istiğfâr itsen ve istiğfâr itmesen müsâvîdir. Eğer onlar içün yetmiş kere istiğfâr itsen Allâh ve Rasûl'üne küfür iyledikleri cihetle Allâh onları mağfiret itmez. Allâh fâsık olan kavmi hidâyet iylemez. [²]
[2] Reîsu'l münâfîkîn Abdullah bin Ebî Hâl ihtizârda iken muhlislerden olan oğlı nezd-i risâlete gelerek babasıyçün istiğfâr buyurmasını ricâ itmekle bu âyet nâzil oldı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bağışlanmaları için ister talepte bulun, ister bulunma. Bağışlanmaları için yetmiş kere de yalvarsan Allah onları asla bağışlamayacaktır. Bu böyledir. Çünkü onlar Allah’ı ve elçisini görmezlikten gelmişlerdir. Allah, yoldan çıkan fasıklar topluluğunu yola getirmez.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar için ister bağışlanma dile ister dileme, Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen bile Allah onları bağışlamayacaktır. Bu onların Allah'a ve Resulü'ne nankörlük etmelerinden dolayıdır. Allah fasık topluluğa yol göstermez.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar için ister af dile, ister dileme. Yetmiş kere de af dilesen Allah onları bağışlayacak değildir. Çünkü onlar Allah'a ve Resulüne nankörlük etmişlerdir. Allah ise fasıklar güruhuna yol göstermez.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İster af dile onlar için, ister dileme. Yetmiş kez af dilesen de onlar için, Allah onları affetmeyecektir. Çünkü onlar Allah'ı da resulünü de inkâr ettiler. Allah, yoldan çıkmış böyle bir topluluğa kılavuzluk etmez.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
yarlıġamaķ dile anları yā yarlıġamaķ dileme anları eger yarlıġamaķ dilerseñ anları yitmiş gez hergiz yarlıġamaya Tañrı anları. şol [100a] andan ötürüdür kim anlar kāfir oldılar Tañrı’ya daħı resūlını. daħı Tañrı ŧoġru yol göstermez ķavma kim fāsıķlardur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Gerek istiġfār eyleye anlara, gerek istiġfār eylemeseñ anlara. Eger istiġfāreyleseñ anlara yitmiş kez daḫı artuḳ, pes Tañrı Ta‘ālā anlar günāhını baġış‐lamaz. Ol anuñ gibi olmaḳ kāfir olduḳları‐çundur Tañrı Ta‘ālāya daḫı,resūline daḫı. Tañrı Ta‘ālā hidāyet virmez fāsıḳlara.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbərim!) Onlar (o münafiqlər) üçün istər bağışlanma dilə, istər diləmə; onlar üçün yetmiş dəfə bağışlanma diləsəndə, yenə Allah onları bağışlamayacaq. Bu onların Allahı və Onun Peyğəmbərini inkar etmələrinə görədir. Allah fasiq tayfanı doğru yola yönəltməz!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Ask forgiveness for them (O Muhammad), or ask not forgiveness for them; though thou ask forgiveness for them seventy times Allah will not forgive them. That is because they disbelieved in Allah and His messenger, and Allah guideth not wrongdoing folk.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Whether thou ask for their forgiveness, or not, (their sin is unforgivable): if thou ask seventy times(1334) for their forgiveness, Allah will not forgive them: because they have rejected Allah and His Messenger. and Allah guideth not those who are perversely rebellious.
1334 An awful warning for those who actively oppose the Cause of Allah. The Holy Prophet was by nature full of mercy and forgiveness. He prayed for his enemies. But in such a case even his prayers are nullified by their attitude of rejecting Allah.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِسْتَغْفِرْ
mağfiret dile
لَهُمْ
onlar için
اَوْ
veya
لَا تَسْتَغْفِرْ
mağfiret dileme
لَهُمْۜ
onlar için
اِنْ
eğer
تَسْتَغْفِرْ
mağfiret dilesen
لَهُمْ
onlar için
سَبْع۪ينَ
yetmiş
مَرَّةً
defa
فَلَنْ
artık asla
يَغْفِرَ
magfiret etmeyecektir
اللّٰهُ
Allah
لَهُمْۜ
onları
ذٰلِكَ
işte budur
بِاَنَّهُمْ
çünkü şüp- hesiz onlar
كَفَرُوا
inkâr
ettiler
بِاللّٰهِ
Allah'ı
وَرَسُولِه۪ۜ
ve resulünü
وَاللّٰهُ
çünkü Allah
لَا يَهْدِي
hidâyete erdirmez
الْقَوْمَ
toplulu- ğunu
الْفَاسِق۪ينَ۟
fâsıklar
(Resulüm!) Onlar için ister mağfiret dile ister onlar için mağfiret dileme (hiç fark etmez)! Eğer onlar için yetmiş defa mağfiret dilesen de Allah onları asla mağfiret etmeyecektir. Bu, onların Allah ve resulünü inkâr etmeleri sebebiyledir. Çünkü Allah, fâsıklar topluluğunu hidâyete erdirmez.
اِسْتَغْفَرَ
Fiil-X
غ ف ر
Mağfiret diledi, istiğfar etti
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اِسْتَغْفَرَ
Fiil-X
غ ف ر
Mağfiret diledi, istiğfar etti
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اِسْتَغْفَرَ
Fiil-X
غ ف ر
Mağfiret diledi, istiğfar etti
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
سَبْع
İsim
س ب ع
Yedi, سَبْعُونَ : Yetmiş
مَرَّة
İsim
م ر ر
Defa
لَن
Harf-i nefi
لَن
Asla, kesinlikle, hiç
غَفَرَ
Fiil-I
غ ف ر
Mağfiret etti, bağışladı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
فَاسِق
Etken fiil
ف س ق
Fâsık