Sadakalarını cömertçe veren gönüllülere¹ ve ancak güçlerinin yettiğini verebilen (fakir müslümanlara) dil uzatarak alay edenlere gelince, Allah da onlarla alay edecektir. Ve onlara (ayrıca) acıklı bir azap vardır.
1 Efendimiz (s.a.v), insanları sadaka vermeye teşvik buyurmuştur. Abdurrahmân b. Avf, dört bin dirhem getirmiş ve: “Sekiz bin dirhem param vardı, yarısını Rabb’ime ayırdım, yarısını da evdekilere bıraktım.” demişti. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v): “Allah, verdiğini de senin için mübarek kılsın, evde alıkoyduğunu da” duasında bulunmuştu. Gerçekten de Abdurrahmân, daha sonra o kadar bolluğa erişmişti ki, vefat ettiğinde, mirasının sekizde biri dört hanımına taksim edilince yalnızca dördüncü hanımı olan Nadir’e, seksen bin dirhem pay düşmüştü. Yine ashaptan Asım b. Adiy de yüz vesek hurma getirmiş: “Bu gece bir zatın hurmalığını sulamak için sabaha kadar gündelikçi olarak çalıştım, karşılığında iki sâ’ hurma kazandım, birini evime alıkoydum, birini de Rabb’im için getirdim.” demişti. Rasulullah da zekât olarak toplanan hurmaların üstüne dökmesini emretmişti. Münafıklar ise: “Abdurrahmân da, Asım da sadakalarını sırf gösteriş için getirdiler, Ebu Ukayl’in getirdiği bir sâ’ hurmaya da Allah ve Rasulü muhtaç değildi, lâkin o da kendisine sırf sadaka veriyor desinler diye getirdi.” demişlerdi. Bu âyet bu olay üzerine nazil oldu. (Elmalılı)