close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 79. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elleżîne yelmizûne-lmuttavvi’îne mine-lmu/minîne fî-ssadekâti velleżîne lâ yecidûne illâ cuhdehum feyesḣarûne minhum(ﻻ) seḣira(A)llâhu minhum velehum ‘ażâbun elîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İnananlardan, istekleriyle ve farz edilenden fazla tasadduk edenlerle ve güçleri neye yetiyorsa ancak o kadar verenlerle alay edip onları ayıplayanları Allah, bu hareketlerinin karşılığı olarak cezalandırır ve onlar için elemli bir azap var.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Sadakalar konusunda, mü’minlerden gönüllü olarak ek bağışlarda bulunanlarla, emeklerinden (cehdü gayretlerinden) başka (verecek bir şey) bulamayanları (ayıplayıp) yadırgayarak bunlarla alay edenler (yok mu); Allah (asıl) onları alay konusu kılmıştır ve onlar için acı bir (aşağılanma ve) azap vardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bu münafıklar, Allah yolunda vermekle yükümlü olduğundan fazlasını veren zengin mü'minlere, hem de mevcut güçlerinin elverdiği mütevazi şeylerin dışında verecek şeyler bulamayan, fakir mü'minlere dil uzatıp, onlarla alay eden kimselerdir. Allah onların bu alay ve küçümsemelerini, geri çevirecek ve maskaraya çevirecektir onları. Nitekim onlar için pek çetin bir azap vardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Gönülleriyle, imanda sadâkatin ve kemalin ifadesi olan sadaka ve vicdanı, serveti, sosyal bünyeyi arındıran berekete vesile olan zekât nisabından fazlasını veren mü'minleri kınayanları; ancak güçlerinin yettiğini bulup verenlerle alay edenleri Allah maskaraya çevirmiştir. Onlara can yakıp inleten müthiş bir ceza vardır.
Ahmet Varol
swap_vert close
Mü'minlerden gönülden bolca sadaka verenlere ve imkanının elverdiğinden başkasını bulamayanlara dil uzatarak onlarla alay edenler var ya, Allah onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için acıklı bir azap vardır.
79.Buhari ve Müslim`in Abdullah bin Mes`ud (r.a.)`dan rivayet ettiklerine göre Müslümanlardan Allah yolunda sadaka vermeleri istenince sırtlarında sadakalarını getirip teslim etmeğe başladılar. Bir adam çok miktarda mal getirip teslim etti. Münâfıklar onun hakkında: "Gösteriş için böyle yapıyor" dediler. Sonra bir başka adam gelip bir sa` (az miktarda) sadaka verdi. Münâfıklar onun hakkında da: "Allah`ın bunun sadakasına ihtiyacı yoktur" dediler. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Bunu destekleyen çok sayıda rivayet nakledilmiştir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Sadakalar konusunda, mü'minlerden ek bağışlarda bulunanlarla emeklerinden (cehdlerinden) başkasını bulamayanları yadırgayarak bunlarla alay edenler; Allah (asıl) onları alay konusu kılmıştır ve onlar için acı bir azab vardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sadakalar hakkında, zekâttan başka gönül rızası ile bağışlarda bulunanlara bir türlü, ancak güclerinin yettiğini bulup verenlere de bir türlü lâf atıp eğlenenler var ya, Allah onları maskaraya çevirecektir ve bir de onlar için acıklı bir azap vardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar ki sadaka konusunda teberruda bulunan Müminleri ayıplarlar. Ve emeklerinden başka bir şey bulamayanlarla alay ederler. Aslında Allah onları maskara yapmıştır. Ve onlara elem verici bir azap vardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sadakalar hakkında gönülden davranan müminlere dil uzatanları ve ancak güçleri kadar bulup verenlerle alay eden kimseleri de, Allah maskaraya çevirecektir. Onlar için can yakıcı bir azap da vardır.
Besim Atalay
swap_vert close
İnananlar içinden kendi istekleriyle güçleri yettiğince, sadaka verenlerle, alay edenlerle, Allah alay eder, onlar için ağrıtıcı azap var
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Sadaka vermek hususunda gönüllü bağışta bulunan mü'minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
Bu ayetler münafıkların yersiz ve anlamsız tepkilerinden bahsediyor. Hz. Peygamber mü’minleri sadaka vermeye teşvik ettiğinde; bazıları ellerindekinin çoğunu, bazıları da çok azını getirip teslim ediyordu. Münafıklar çok verenler için “gösteriş yapıyorlar”, az verenler için de “Allah’ın bunların sadakasına ihtiyacı yoktur” diyerek işi sulandırmaya çalışıyorklardı.  
Cemil Said
swap_vert close
Fazla sadaka virenlere iftirâ ve sadakalarını ancak çalışarak ödeyebilecek kadar viren mü’minleri dûçâr-ı istihzâ idenler içün bir ’azâb-ı elîm mukarrerdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sadaka vermekte gönülden davranan müminlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldiği kadar verebilenlerle alay eden kimselere bu davranışlarının cezasını Allah verir; onlara can yakıcı azab vardır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sadakalar konusunda müminlerden hem gönüllü olarak fazla fazla verenlere hem de daha fazla verecek bir şey bulamayanlara dil uzatıp onlarla alay edenleri Allah maskaraya çevirecektir. Onlar için elem verici bir azap da vardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sadakalar hususunda, müminlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya, Allah işte onları maskaraya çevirmiştir. Ve onlar için elem verici azap vardır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Gönüllü olarak yardımda bulunan inananların cömertliklerini eleştirenler ve aynı zamanda fazla veremiyen yoksullarla da alay edenler yok mu, ALLAH onları küçük düşürür. Onlar için acıklı bir azap vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Müminlerden zekâttan fazla olarak kendi gönülleriyle bağışta bulunanlara, bir de güçlerinin yettiğinden fazlasını bulamayanlara bakıp da onlarla alay edenleri Allah, maskaraya çevirmiştir. Onlara pek acıklı bir azap vardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sadakatta bulunanlara bir türlü, ve güçlerinin yetebildiğinden başkasını bulamıyanlara diğer türlü lâf atarak bunlarla eğlenenler, Allah onları maskaraya çevirdikten başka bir de kendileri için elîm bir azab var
Emrah Demiryent
swap_vert close
Mü’minlerden, gönülden bolca sadaka verenlere ve imkânının elverdiğinden başkasını bulamayan (yoksul) lara dil uzatarak (ya da kaş göz yaparak) onlarla alay edenler var ya, bu yaptıkları alaycı davranışlarının cezasını Allah verir. Ve onlar için can yakıcı bir azap vardır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sadakalar¹ konusunda gönülden davranan Mü'minlere dil uzatanlar ve güçleri oranında verebilenleri alaya alanlar var ya, Allah da onları alaya alacaktır. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
1- Hak gözetirlik; sahip olunan malda, başkasının hakkını gözetmek. Yardım etmek. Sadaka, kişinin sahip olduğu mal üzerinde başkalarına ait olan haklardır. Maldan çıkarılan, verilen şey demektir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sadakalarda (farz olan zekâtdan fazla olarak ve gönüllerinden koparak) bağışlarda bulunan mü'minlerle (bir türlü), güçlerinin yetebildiğinden başkasını bulamayan (fakîr) lerle (diğer türlü lâf atarak ve kaş göz oynatarak) eğlenenler (yok mu?) Allah onları maskaraya çevirmişdir. Onlar için pek acıklı bir azab vardır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Sadakalar husûsunda, (onu, imkânları olup) gönülden (gelerek çokça) veren mü'minleri de (zengin olmadıklarından) güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları da ayıplayarak, bu yüzden onları alaya alan (o münâfık)lar yok mu, (asıl) Allah onlarla alay etmiştir ve onlar için (pek) elemli bir azab vardır!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Sadakalar (sosyal yardımlar) hususunda, gönüllü bağışta bulunan müminlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip, onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları alay konusu yapmıştır ve onlara acı bir azap vardır.*
(*) Bu ayetler münafıkların yersiz ve anlamsız tepkilerinden bahsediyor. Hz. Peygamber mü’minleri sadaka vermeye teşvik ettiğinde; bazıları ellerindekinin çoğunu, bazıları da çok azını getirip teslim ediyordu. Münafıklar çok verenler için “gösteriş yapıyorlar”, az verenler için de “Allah’ın bunların sadakasına ihtiyacı yoktur” diyerek işi sulandırmaya çalışıyorklardı. (C. Külünkoğlu Meali Tevbe-79. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İnananlardan yalnızca “Sadaka verin” emrine gönülden itaat edenleri ve Allah için samimi gayretten başka bir çaba sarf edemeyen fakirleri çekiştirip, sonrada alay edenler var ya, Allah da onlarla alay etmiş ve onlar için de ayrıca, acıklı bir azap hazırlamıştır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O kimseler ki inananlarla, gönül dileğiyle sadaka verenlerle, ancak güçlerinin yettiği kadarını bulanlarla eğlenirler, Allah da onlarla eğlenir. Onlar için acıklı bir azap vardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Mü/minlerden gönülleriyle sadaka verenleri, çabalaya çabalaya ele geçirdiklerini tasadduk edenleri tâ/yip edip bunları maskaralığa alanları Allah maskara eder. Onlar için acıklı bir azap vardır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sadakalar konusunda gönülden davranan mü’minlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldiği kadar verebilenlerle alay eden kimselerle Allah da alay ederek karşılık verecektir. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Sadaka vermekte gönülden davranan müminlere dil uzatan ve güçlerinin yetebildiğinden başkasını bulamayanlarla alay edenler (var ya), Allah da onları alaya alır ve onlar için elim bir azap vardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
O münafıklar, gönülden bağışta bulunan varlıklı müminleri gösteriş yapmakla suçlayarak kınıyorlar. Öte yandan, ancak imkanları ölçüsünde bulabildiklerini veren yoksul müminleri de, “Bu üç beş kuruşa Allah’ın ihtiyacı mı var?” diyerek alaya alıyorlar. Oysa Allah, asıl kendilerini alay edilecek duruma düşürmüştür. İşte bunların hakkı, can yakıcı bir azaptır!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sadakalar hakkında Müminler’den Gönüllü Verenler’e ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanlara dil uzatıp onlarla eğlenenlere gelince; Allah da onlarla eğlendi. Onlar için acıveren bir azap vardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Seferberlik hazırlıkları sürerken el emeğinden başka bir şey getiremeyen gönüllü özverili Müslümanlara dil uzatıyorlar: onları alaya alıyorlar ama, aslında kendileriyle alay eden Allah'tır. Daha kendilerini kıvrandıran acılar bekliyor.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Topluma yapılacak yardımlar konusunda gönüllü bağışta bulunan Müminlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
[Sadaka]lar hakkında, müminlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya, Allah da onlarla alay edecektir. [*] Onlar için elem verici azap vardır.
Bu cümle “Allah alay etmenin cezasını onlara verecektir” şeklinde anlaşılmalıdır. Bu tür ayetlerde geçen fiiller veya kelimeler insanlar için kullanıldığında olumsuz bir anlama gelirken, Allah için kullanıldığında kastedilen mesaj Yüce Allah’ın o fiilin cezasını vereceğini bildirmesidir. Benzer kullanımlar için bkz. Bakara 2:15; Âl-i İmrân 3:54; Nisâ 4:142; Enfâl 8:30; Tevbe 9:67.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Sadakalarını cömertçe veren gönüllülere¹ ve ancak güçlerinin yettiğini verebilen (fakir müslümanlara) dil uzatarak alay edenlere gelince, Allah da onlarla alay edecektir. Ve onlara (ayrıca) acıklı bir azap vardır.
1 Efendimiz (s.a.v), insanları sadaka vermeye teşvik buyurmuştur. Abdurrahmân b. Avf, dört bin dirhem getirmiş ve: “Sekiz bin dirhem param vardı, yarısını Rabb’ime ayırdım, yarısını da evdekilere bıraktım.” demişti. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v): “Allah, verdiğini de senin için mübarek kılsın, evde alıkoyduğunu da” duasında bulunmuştu. Gerçekten de Abdurrahmân, daha sonra o kadar bolluğa erişmişti ki, vefat ettiğinde, mirasının sekizde biri dört hanımına taksim edilince yalnızca dördüncü hanımı olan Nadir’e, seksen bin dirhem pay düşmüştü. Yine ashaptan Asım b. Adiy de yüz vesek hurma getirmiş: “Bu gece bir zatın hurmalığını sulamak için sabaha kadar gündelikçi olarak çalıştım, karşılığında iki sâ’ hurma kazandım, birini evime alıkoydum, birini de Rabb’im için getirdim.” demişti. Rasulullah da zekât olarak toplanan hurmaların üstüne dökmesini emretmişti. Münafıklar ise: “Abdurrahmân da, Asım da sadakalarını sırf gösteriş için getirdiler, Ebu Ukayl’in getirdiği bir sâ’ hurmaya da Allah ve Rasulü muhtaç değildi, lâkin o da kendisine sırf sadaka veriyor desinler diye getirdi.” demişlerdi. Bu âyet bu olay üzerine nazil oldu. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Bu münafıklar] Allah yolunda ¹⁰⁷ hem vermekle yükümlü olduğundan fazlasını veren müminlere, hem de (mevcut) güçlerinin elverdiği [mütevazi şeylerin] dışında verecek şey bulamayan müminlere dil uzatan ve onlarla alay eden kimselerdir. ¹⁰⁸ Allah onların bu alay ve küçümsemelerini onlara geri çevirecektir; ¹⁰⁹ nitekim, pek çetin bir azap beklemektedir onları.
107 Bizim burada sadakât terimine karşılık olarak kullandığımız “Allah yolunda verilen şeyler” ifadesi için bkz. yukarıda 81. not.108 Medine’de münafıkların, Kur’an’ın “Allah için vermeleri gerekir” talimatı uyarınca müminlerin, cemaatin imamı olarak Hz. Peygamber’e getirdikleri şeyleri (sadakaları) küçümseyip alay konusu yaptıklarına dair pek çok sahih rivayet vardır. Sözgelimi, sahâbîlerden Ebû Mes‘ûd’un bu konuda şöyle dediği nakledilmiştir: “Biri biraz fazla bir şeyler takdim etse, [bu ikiyüzlüler] hemen: ‘sadece göze girmek, insanlar tarafından övülmek istiyor’ derlerdi; biri de mütevazi bir şeyler [biraz hurma yahut hububat] getirirse bu sefer de, ‘Allah’ın böyle bir sadakaya ihtiyacı yok’ derlerdi”. (Buhârî, Müslim ve öteki Hadis derlemelerinde benzer başka rivayetler). Yukarıdaki ayet, hiç kuşkusuz yalnızca tarihî örneklere işaretle kalmıyor; kendi art niyetli, içtenliksiz ruh durumunu başka insanlara da yansıtan münafık insanın seciyesini, bakış açısını da sergiliyor.109 Lafzen, “Allah da onları küçümseyecektir”. Kur’an’da sık sık başvurulan bir mukabele üslubu. Burada Allah’ın onlarla alay edeceği değil, onların alaylarının bir karşılığı olarak kendilerini cezalandıracağı, azaplandıracağı anlatılmak istenmektedir (örn. 2:15).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Üzerlerine düşenden fazlasını gönüllü olarak sadaka veren ve elinin emeğinden başka bir geliri olmayan fakir müminlere zenginler dil uzatıp alay ediyorlar. Allah da onların alaylarını başlarına geçirecektir ve onları acıklı bir azap beklemektedir. 2/263- 273, 9/58- 60- 103, 3/134, 59/7
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlar, (yürekten) inananlar arasından, hem vermesi gerekenden fazlasını gönlünden koparak verenlere, hem de gündelik emeğinden başka verecek bir şey bulamayanlara dil uzatmakta ve onlarla alay etmektedirler.[¹⁴⁹³] Allah onların alaylarını başlarına geçirecektir ve onların hakkı elem verici bir azaptır.
[1493] Zımnen: Münafık camdan bakmaz, cama bakar. Ebu Mes’ud der ki: “Biri fazla verse ‘Bak bak, gösteriş yapıyor!’ derler. Yoksul biri de bir ölçek hurma getirse ‘Allah’ın buna ihtiyacı mı var?’ derler (Buhârî ve Müslim). Elinin emeğiyle geçinen Ebu Akil, avuçları su toplayıncaya kadar kan ter içinde su çekmiş, bunun karşılığında aldığı bir ölçek hurmayı infak olarak getirmişti.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(O münafıklar ki) Müminlerden (farz olan zekattan başka) gönül hoşluğuyla sadaka verenleri ve kendi imkanlarından fazlasını bulamayanlarla, (yoksul oldukları halde sadaka vermeye koşanları) ayıplar ve onlarla alay ederler, işte Allah, böyle kimseleri (ceza olarak) maskaraya çevirir. Onlara pek şiddetli bir azap vardır.
Osman Fırat
swap_vert close
Sadakalar hususunda gönülden veren mü’minleri çekiştiren ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanlarla alay edenler yok mu, Allâh onlarla alay etmiştir. Onlar için acı bir azâb vardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
O kimseler ki, mü'minlerden sadakaları gönül hoşluğu ile ziyâdece verenleri ve kendi takatlerinden fazlasını bulamayanları ayıplarlar, onlar ile alayda bulunurlar. Allah Teâlâ da o kimseleri maskaraya çevirir ve onlar için acıklı bir azap vardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Müminlerden gâh farz zekât dışında gönlünden koparak bağışta bulunanları, gâh ancak çalışıp didinerek ele geçirdikleri malları bağışlayanları dillerine dolayıp alaya alanlar var ya, işte Allah onları alay konusu yapıp maskara etmiştir ve onlara gayet acı bir azap vardır.
Münafıkların sırf olumsuz tipler olduğunu âyet ne güzel tasvir ediyor! Kendileri zengin oldukları halde, kamu hizmeti için vermiyorlar. Elinden geldiği kadar çok verenleri ise gösteriş yapmakla suçluyorlar. Fakir olduğu için az verenler hakkında: “Şunlara bakın Bizans İmparatorluğunun kaleleri bunların sadakalarıyla fethedilecekmiş!” diyorlar.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sadakalar hususunda gönülden veren mü'minleri çekiştiren ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanlarla alay edenler yok mu, Allah onlarla alay etmiştir. Onlar için acı bir azab vardır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Sadakada kendi rızâlarıyla ziyâde iden ve ancak kudretleri mikdârını bulub viren mü'minleri ta'yîb ve istihzâ iderler. Allâh da onlarla istihzâ ider. Onlara elemli 'azâb vardır. [¹]
[1] Bir gün Rasûl-ü Ekrem efendimiz nâsı sadaka virmeğe tergîb buyurdılar. Abdurrahman bin 'Avf dörtbin dirhem getirüb: "Sekizbin dirhemim vardır. İşte yarısını getirüb Allâh Te'âlâ'ya ikrâz iyledim ve diğer yarısını da evlâd ve 'ıyâlime bırakdım" dimekle Fahr-i Kâinât ona bereketle du'â buyurdı. Allâh Te'âlâ ona o kadar mal virdi ki Mekke'de en zengîn oldı. Hattâ hîn-i vefâtında iki hareminden birinin sekizde bir hisse-i irsiyesi seksen bin dirheme irişdi. Aynı zamânda fukarâ-yı Ensâr'dan biri mâlik oldığı iki sa' hurmanın bir sa'ını getirüb sadaka olarak takdîm iyledi. Münâfıklar bunı görünce gülüşdiler. Onunla istihzâ itdiler. Bu âyet-i kerîme nâzil oldı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlar içlerinden gelerek bol zekat(sadaka) veren müminlere laf dokundurur, gayretlerinden başka bir şey bulamayanları da işletirler. Allah da onları işletir. Onların hak ettiği acıklı bir azaptır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Sadaka vermekle gönülden davranan müminlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldiği kadar verebilenlerle alay eden kimselere bu davranışlarının cezasını Allah verir. Onları can yakıcı bir azap vardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Mü'minlerden gönül hoşluğuyla bağışta bulunanlarla ve elinin emeğinden başka verecek birşey bulamayanlarla alay edenleri Allah maskaraya çevirmiştir. Onlar için acı bir azap da vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sadakalar hususunda içten bir cömertlik göstermiş müminlere laf atanlarla, öz gayretlerinden başkasını bulamayanları alay konusu edenlere gelince, Allah onları maskaraya çevirecektir. Onlar için acıklı bir azap da vardır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
anlar kim 'ayıblarlar gendüden işleyicileri mü’minlerden śadaķalarda daħı anları kim bulmazlar illā anlaruñ güci yittügini pes yañśularlar anları yañśuladı daħı anlaruñdur 'aźāb aġrıdıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol kişiler ki ‘ayblarlar nāfile ṣadaḳa virenleri mü’min erlerden ki ṣadaḳavirürler, daḫı ‘ayblarlar ol kişileri ki ṭapmazlar illā güçleri yitişdügince.Anları masḫaralıġa alurlar. Tañrı Ta‘ālā anlara masḫaralıḳları cezāsın virür. Daḫı anlara ulu ‘aẕāb vardur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Könüllü surətdə (bollu) sədəqə verən mö’minlərə tə’nə edənləri və güc-bəla ilə əllərinə düşəni təsəddüq edən kəsləri məsxərəyə qoyanları Allah Özü məsxərəyə qoyacaqdır. Onlar şiddətli bir əzaba düçar olacaqlar!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Those who point at such of the believers as give the alms willingly and such as can find naught to give but their endeavours, and deride them Allah (Himself) derideth them. Theirs will be a painful doom.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those who slander such of the believers as give themselves freely to (deeds of) charity, as well as such as can find nothing to give except the fruits of their labour,- and throw ridicule on them,-(1333) Allah will throw back their ridicule on them: and they shall have a grievous penalty.
1333 When financial help is necessary for the Cause, every Muslim contributes what he can. Those who can afford large sums are proud to bring them in of their own free will, and those who are very poor contribute their mite or their labour. Both kinds of gifts are equally precious because of the faith and good will behind them, and only cynics will laugh at the scantiness of the one or the lavishness of the other. Sometimes they not only laugh, but attribute wrong motives to the givers. Such conduct is here reprimanded.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
يَلْمِزُونَ
kınıyorlar
الْمُطَّوِّع۪ينَ
gönülden verenleri
مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ
mü'minlerden
فِي الصَّدَقَاتِ
sadakalar hususunda
وَالَّذ۪ينَ
ve o kim- seler ki
لَا يَجِدُونَ
bulamıyorlar
اِلَّا
ancak
جُهْدَهُمْ
güçlerinin yettiğini
فَيَسْخَرُونَ
bu yüzden alaya alıyorlar
مِنْهُمْۜ
onları
سَخِرَ
alay etmiştir
اللّٰهُ
Allah
مِنْهُمْۘ
onlarla
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
عَذَابٌ
bir azap
اَل۪يمٌ
elem verici
Sadakalar hususunda, mü'minlerden (imkânları olup onu) gönülden (gelerek çokça) verenleri de güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları da kınayarak onlarla alay eden (münafık)lar var ya, (asıl) Allah onlarla alay etmiştir. Ve onlar için (âhirette) elem verici (iç yakan) bir azap vardır.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
لَمَزَ
Fiil-I
ل م ز
Kınadı
مُطَّوِّع۪ين
Etken fiil-V
ط و ع
Gönülden verenler
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
صَدَقَات
İsim
ص د ق
sadakalar
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
جُهْد
İsim
ج ه د
Gücü yetmek
سَخِرَ
Fiil-I
س خ ر
Alay etti, alaya aldı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
سَخِرَ
Fiil-I
س خ ر
Alay etti, alaya aldı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
اَلِيم
Sıfat
ا ل م
Elem verici