Bunun üzerine Allah da, Kendisiyle karşılaşacakları Gün’e kadar içlerinde taşıyacakları bir nifakı sokar onların yüreklerine. ¹⁰⁵ Bu, onların, Allah’a verdikleri sözü yerine getirmekten geri durmaları ve yalan söylemeyi alışkanlık haline getirmeleri yüzündendir. ¹⁰⁶
105 Lafzen, “Allah da onlara, O’nunla karşılaşacakları güne kadar kalplerinde (taşıyacakları) bir nifak ile karşılık verir” (a‘kabehum). (Burada, “O’nunla karşılaşacakları gün”den kasıt Kıyamet Günü’dür.) Bu açıklamasıyla Kur’an, belli bir tip insanda, “nifak” ya da “ikiyüzlülük” olarak tanımlanan zihnî tutumun dünyevî zenginliklere karşı duyulan aşırı tutkudan kaynaklandığını vurgulamaktadır; bunun tersi pek mümkün değildir; yani nifakın bir sonuç değil de sebeb olduğunu söylemek mantıken pek doğru olmayacaktır (keza bkz. 29:11 ve ilgili 7. not). Bu konuda karş. Ebû Hureyre’nin Hz. Peygamber’den rivayet ettiği: “Münafığın alameti üçtür: konuştuğu zaman yalan söyler; söz verdiği zaman sözünden döner ve kendisine güvenildiği (bir şey, bir iş, bir sır emanet edildiği) zaman ihanet eder” Hadisi. (Buhârî, Müslim, Tirmizî ve Neseî; Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Neseî, İbni Mâce ve İbni Hanbel Abdullah b. ‘Amr’dan benzer içerikli hadis metinleri nakletmişlerdir.)106 Yani, yeminleri bozmak için bahane arayarak kendi kendilerine karşı yalan söylemeleri, kendi kendilerini aldatmaları yüzündendir.