(Ey münafıklar! Siz de) sizden kuvvetçe daha üstün, mal ve evlatça daha çok olan sizden öncekiler gibi (yaptınız). [*] Onlar (dünya malından) paylarına düşenden yararlanmışlardı. Sizden öncekiler nasıl paylarına düşenden yararlandıysalar siz de payınıza düşenden yararlandınız ve (yanlışa) dalanlar gibi siz de daldınız. [*] İşte onların işleri dünyada da ahirette de boşa gitmiştir. [*] Onlar kaybedenlerin ta kendileridir. [*]
Yüce Allah münafıkları, kendilerinden önce geçmiş olan kâfirlere benzetmekte o kâfirlerin, bu münafıklardan daha güçlü, mal ve çocuk bakımından daha kalabalık olmakla nitelendirmiştir. Anlaşılıyor ki dünya lezzetini isteyip elde etmek amacıyla kendisine itaatten yüz çevirmiş olmaları hususunda bu benzetmeyi yapmıştır.,Benzer mesajlar: Nisâ’ 4:140; En‘âm 6:68; Müddessir 74:45.,Ahzâb 33:19 ve Muhammed 47:9, 28 ve 32’de de geçen [ahbeta/tuhbitu] fiilleri “silip yok etmek”, “boşa çıkarmak”, “iptal etmek” gibi anlamlar içermektedir. Ayrıca yine aynı konuyla ilgili olmak üzere çeşitli ayetlerde kullanılmakta olan [habita], [habitat], [tahbeta] ve [yahbeta] fiilleri de “(amellerin) silinmesi” manasına gelmektedir. Bu fiillerin çoğunlukla geçmiş zaman kalıbında getirilmesinin nedeni, olayın mutlak surette gerçekleşeceğini muhataplara öğretmektir ki bu bir Kur’an üslubudur
Önceki daha güçlü ve çok daha kalabalık olanları cezalandıran iradenin beriki münafıkları haydi haydi cezalandıracağı haber verilmekte, bir anlamda kendilerine çeki düzen vermeleri gerektiğine dikkat çekilmektedir.