[Boşuna anlamsız] mazeretler ileri sürmeyin! Böylece sizler düpedüz hakkı inkar etmiş oldunuz, ⁹² hem de [ondan yana] inancınız[ı açıkladık]dan sonra!” (Bu olayla ilgi derecesine göre) içinizden bir kısmınızın günahını bağışlasak bile, suça gömülüp gitmelerinden ötürü, ötekileri azaba uğratacağız. ⁹³
92 Bkz. yukarıda 89. not.93 Yani, ikiyüzlülüğü bilerek sürdürmek suretiyle (Zemahşerî). Yukarıdaki Kur’ânî cümle, Allah’ın, nihaî yargısında, bir günahkarın kalbinde sakladığı her şeyi hesaba katacağı zayıflıktan, güçsüzlükten ya da kötülüğe karşı bilerek isteyerek duyduğu eğilimden değil de, şüphe ve tereddütlerini çözmekteki içsel güçsüzlüğünden ötürü günah işlemiş bulunan kimseleri ötekilerden ayırmadan yargılamayacağı ya da cezalandırmayacağı yolundaki öğretiyi dile getiriyor (karş. 4:98: “Erkek olsun, kadın ya da çocuk olsun, zayıflar; hiçbir çareye güç yetiremeyenler ve kendilerine doğru yol gösterilmemiş olanlar [veya bulamayanlar] ayrı tutulacaktır”).