close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 66. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Lâ ta’teżirû kad kefertum ba’de îmânikum(c) in na’fu ‘an tâ-ifetin minkum nu’ażżib tâ-ifeten bi-ennehum kânû mucrimîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Özür dilemeye kalkışmayın, siz kafir oldunuz sözde iman ettikten sonra. Sizin bir bölüğünüzü affetsek bile suçlu olduklarından dolayı bir bölüğünüzü azaplandıracağız.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey münafıklar, boşuna) Özür belirtip durmayınız. (Çünkü) Siz, imanınızdan sonra (bazı konularda) kesinlikle inkâra saptınız. (Hakk davadan ve hayırlı topluluktan ayrıldınız.) Sizden (pişman olup Hakka dönen) bir kesimi bağışlasak da, bir kısmınızı ise gerçekten suçlu-günahkâr olmaları nedeniyle azaplandıracağız.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Boşuna anlamsız mazeret ileri sürmeyin. Böylece sizler iman ettiğinizi açıkladıktan sonra, düpedüz gerçekleri inkâr etmiş oldunuz. Bu olayla ilgi derecesine göre, içinizden bir kısmınızın günahını bağışlasak bile, günahlara gömülüp gitmelerinden dolayı, diğerlerini azaba uğratacağız.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Boşuna özür dilemeyin. Açıkça imanınızı ifade ettikten sonra, küfrünüzü de açığa vurdunuz. İçinizden bir kısmını affetsek bile, bir kısmını, güç ve iktidarlarına dayanıp, İslâm'a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işledikleri, âsi, günahkâr, suçlu olmakta ısrar ettikleri için azâbımıza dûçar edeceğiz.
Ahmet Varol
swap_vert close
Hiç özür dilemeyin. Siz imanınızden sonra inkar ettiniz. Sizden bir topluluğu bağışlasak bile suçlu olmalarından dolayı bir topluluğu da azaplandıracağız.
Ali Bulaç
swap_vert close
Özür belirtmeyiniz. Siz, imanınızdan sonra inkâra saptınız. Sizden bir topluluğu bağışlasak da, bir topluluğunuzu gerçekten suçlu-günahkar olmaları nedeniyle azablandıracağız.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Boşuna özür dilemeyin. Siz iman ettiğinizi söyledikten sonra, içinizdeki küfrü açığa vurdunuz. İçinizden bir kısmını bağışlasak bile, diğer bir kısmını, suçlarında ısrar ettiklerinden azabımıza uğratacağız.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Özür beyan etmeyin, kesinlikle, inandıktan sonra kâfir oldunuz. Eğer bir grubunuzu affetsek de bir grubunuzu da suçlu, azgın oldukları için cezalandıracağız.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Özür dilemeyiniz! Şüphesiz, inandıktan sonra inkâr ettiniz. İçinizden bir grubu affetsek bile, bir gruba da suç işlemekte olduklarından dolayı azap ederiz.
Besim Atalay
swap_vert close
Sizler özür dilemeyin, inandıktan sonra, içinizden bir takımını bağışlasak da, günah ettiklerinden bir bölüğe azap ederiz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(O halde ey münafıklar! Boşuna) özür dilemeye kalkmayın. Çünkü siz inandığınızı (açıkladıktan) sonra (bile bile yeniden) küfre saptınız. İçinizden (bilinçsizce bu konuşmalara katılan) bir grubu (tevbeleri sebebiyle) affetsek bile, (diğer) bir topluluğu (ısrarla) suç işlemeye devam ettikleri için (kesinlikle) cezalandıracağız.
Buradan anlıyoruz ki; sadece gevezeliğinden dolayı bu tür konuşmaları yapanlar ya da hoşlandığı için gevezelik yapanları dinleyenler belki affedilebilir. Ama Allah’ın dinini kasten alay konusu yapanlar asla affedilmeyecektir.  
Cemil Said
swap_vert close
İ’tizâra kalkışmayınız, siz îmân itdikden sonra küfr itdiniz. İçinizden ba’zısını tevbe üzerine ’afv ider isek de diğerlerine ’azâb ideceğiz, çünki küfürde ısrâr ile mücrimdirler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Özür beyan etmeyin, inandıktan sonra inkar ettiniz. İçinizden bir topluluğu affetsek bile, suçlarından ötürü bir topluluğa da azab ederiz.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile, suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle, diğer bir zümreye azap edeceğiz.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Mazeret ileri sürmeye kalkmayın. İman ettiğinizi söyledikten sonra inkârcılığınızı açığa vurdunuz. İçinizden bir kısmını affetsek de, diğer bir kısmını günahta ısrarcı davranmış oldukları için azaba uğratacağız.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Boşuna) özür dilemeyin; çünkü siz iman ettikten sonra tekrar kâfir oldunuz. Sizden (tevbe eden) bir gurubu bağışlasak bile, bir guruba da suçlu olduklarından dolayı azap edeceğiz.
Edip Yüksel
swap_vert close
Özür dilemeyiniz. Siz inandıktan sonra inkar ettiniz. Sizden bir kısmını affetsek bile, suç işlemiş oldukları için bir kısmını cezalandıracağız.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Boşuna özür dilemeyin, iman ettik dedikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden bir kısmını affetsek bile bir kısmını suçlarında ısrar ettikleri için azabımıza uğratacağız.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Biyhude i'tizar etmeyin, iyman ettiğinizi söyledikten sonra küfürünüzü açığa vurdunuz, içinizden bir kısmını afvedersek bir kısmını cürümlerinde ısrar ettiklerinden dolayı azabımıza uğratacağız
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Ey munâfıklar! Hiç boşuna) özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) îmân ettikten sonra (bu alaycı tavrınızla, kalbinizdeki) küfrünüzü açığa vurmuş oldunuz. İçinizden bir kısmını (tövbelerine binâen) affetsek bile, diğer bir kısmına suçlu olduklarından (tövbe etmeyip, küfürde ısrar etmelerinden) dolayı azap edeceğiz.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hiç özür dilemeyin! Ant olsun siz inandıktan sonra gerçeği yalanlayarak nankörlük ettiniz. Sizden bir kısmınızı affetsek bile, suç işlemelerinden dolayı bir kısmınıza da azap edeceğiz.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Bîhude) özür dilemiye kalkmayın. Siz îman (etdiğinizi ikrar)dan sonra küfretdiniz. içinizden bir zümreyi afvetsek bile (diğer) bir güruhunu — onlar mücrim (cürümlerinde musir) kimseler oldukları için — azâblandıracağız.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Boşuna) özür dilemeyin; îmân etmenizden sonra gerçekten kâfir(liğinizi açığa vurmuş) oldunuz! İçinizden bir kısmını (samîmî tevbelerine binâen) affetsek bile, bir kısmına da gerçekten onlar günahkâr kimseler olduklarından dolayı azâb edeceğiz!
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Boşuna) özür dilemeyin. Doğrusu siz inkâr ettiniz (sözde) iman ettikten sonra. Eğer sizden (bilinçsizce bu konuşmalara katılan) bir topluluğu (tövbeleri sebebiyle) affetsek bile, (tövbe etmeyen) diğer bir topluluğa da (ısrarla) suç işlemeye devam ettiklerinden dolayı (ahirette) azap ederiz.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Özür beyan etmeyin, siz açıkça imanınızdan sonra inkâr ettiniz. Eğer sizden bir kısmınızı bağışlasak da, günahkâr olmuş bir topluma da azap ederiz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bağış dilemiye kalkışmayın. Çünkü siz inanç getirdikten sonra tanımaz oldunuz. İçinizden bir kısmını bağışlasak bile, bir kısmını yine de azaba uğratacağız. Çünkü onlar suç işlediler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İtizar etmeyin, siz imanınızdan sonra muhakkak kâfir oldunuz [¹]. Sizin bir güruhunuzu affetsek bile [²] yine diğer bir güruhu günahkâr olduğundan dolayı azaba duçar edeceğiz.
[1] Küfrü izhar ettiniz.[2] Yani tövbe edenleri.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hiç özür dilemeyiniz! Siz inandıktan sonra inkâr ettiniz. Sizden bir kısmını [tâ’ife] affetsek bile, suçlu olmalarından dolayı bir kısmına azap edeceğiz.
Kadri Çelik
swap_vert close
Mazeret beyan etmeyin, siz inandıktan sonra küfre saptınız. İçinizden bir topluluğu affetsek bile, suçlu olduklarından dolayı bir topluluğa da azap ederiz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
O hâlde, ey münâfıklar! Boşuna mâzeretler sıralayıp özür dilemeye kalkmayın; çünkü siz, iman ettikten sonra, bile bile yeniden kâfir oldunuz! İçinizden bilinçsizce bu konuşmalara katılan veya hatâsını anlayıp hemen tövbe eden bir grubu bağışlasak bile, ısrarla suç işlemeye devam ettikleri için, diğerlerini kesinlikle cezalandıracağız.Bu münâfıkları daha iyi tanıyabilmeniz için, onları iyice deşifre ediyoruz:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Boşuna özür dilemeyin! İmanınızdan sonra inkâr ettiniz. Sizden bir tâifeyi affetsek bile, bir taifeye onların suçlu olmaları sebebiyle azap edeceğiz.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Boşuna özür dilemeyin. Önce inandık dediniz sonra da bal gibi inkar ettiniz. Sizden bir kısmınızı affetsek bile bir kısmınıza ceza vermek zorundayız. Çünkü, suçludurlar...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz sözde iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden bir kısım pişmanlık duyup tövbe ettikten sonra; onları af etsek bile, suçlarında ısrar edenleri mutlaka cezalandıracağız.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Boşuna) özür dilemeyin! (Çünkü) siz iman ettikten sonra elbette kâfir oldunuz. Sizden (tevbe eden) bir grubu bağışlasak bile suçlu olduklarından dolayı bir gruba da azap edeceğiz. [*]
Bu ayet dinden dönenlerin öldürülmemesi gerektiğinin en önemli delillerinden birisidir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
“Siz îman ettikten sonra tekrar kâfir olduğunuz için¹ boşu boşuna özür dileyip durmayın. Her ne kadar içinizden bir kısmını affetsek bile suçlarında ısrar eden günâhkârlara, mutlaka azap edeceğiz.²
1 Ayetin bu bölümü imandan sonra küfre düşmenin olabilirliğini net bir şekilde ifade etmektedir. Burada bahsi geçen münafıklar imandan sonraki küfürlerinin farkında olan ve bunu gizleyen kâfirlerdir. Ya kendisini hâlâ Müslüman zanneden bu duruma düşmüş ve Müslümanlıklarına toz kondurmayan gafillere ne demeli…2 Yani sadece zevzekliğinden dolayı bu tür konuşmalardan hoşlananlar belki affedilebilir. Fakat inandıklarını söyledikten sonra Allahın dinini gülünç buldukları için kasten alay edenler, asla affedilmezler.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Boşuna anlamsız] mazeretler ileri sürmeyin! Böylece sizler düpedüz hakkı inkar etmiş oldunuz, ⁹² hem de [ondan yana] inancınız[ı açıkladık]dan sonra!” (Bu olayla ilgi derecesine göre) içinizden bir kısmınızın günahını bağışlasak bile, suça gömülüp gitmelerinden ötürü, ötekileri azaba uğratacağız. ⁹³
92 Bkz. yukarıda 89. not.93 Yani, ikiyüzlülüğü bilerek sürdürmek suretiyle (Zemahşerî). Yukarıdaki Kur’ânî cümle, Allah’ın, nihaî yargısında, bir günahkarın kalbinde sakladığı her şeyi hesaba katacağı zayıflıktan, güçsüzlükten ya da kötülüğe karşı bilerek isteyerek duyduğu eğilimden değil de, şüphe ve tereddütlerini çözmekteki içsel güçsüzlüğünden ötürü günah işlemiş bulunan kimseleri ötekilerden ayırmadan yargılamayacağı ya da cezalandırmayacağı yolundaki öğretiyi dile getiriyor (karş. 4:98: “Erkek olsun, kadın ya da çocuk olsun, zayıflar; hiçbir çareye güç yetiremeyenler ve kendilerine doğru yol gösterilmemiş olanlar [veya bulamayanlar] ayrı tutulacaktır”).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Boşuna mazeret üretmeyin çünkü siz inandığınızı (açıkladıktan) sonra (bu alaycı tavrınızla) kâfirliğinizi açığa vurmuş oldunuz, biz sizden bazınızı bağışlasak bile diğerlerini günahta ısrar etmelerinden dolayı mutlaka cezalandıracağız. 3/86- 106, 9/94, 16/88- 89, 32/12, 75/12…15
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bahane üretmeyin! Doğrusu siz, inan(dığınızı açıkla)dıktan sonra da küfre saptınız.[¹⁴⁷⁷] Bir kısmınızı bu suçtan dolayı affetsek bile, bir kısmınızı suçu savunmalarından dolayı[¹⁴⁷⁸] cezalandıracağız.”
[1477] 42. âyetten beri kendilerinden söz edilen ikiyüzlülerin imanla inkâr -ahlâkî karşılıklarıyla- güvenle nankörlük arasında gidip gelişlerine bir atıf. [1478] Mücrimîn: Sıradan bir “suçlu” değil, “suçu içselleştiren, suçu kimliğinin bir parçası hâline getirip savunan” anlamına.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Boşuna) özür dilemeye kalkışmayın, muhakkak ki siz, imanınızdan (mümin olduğunuzu söyleyerek -zâhirde- iman ettikten) sonra kafir oldunuz! (Küfrünüzü kalbinizde gizleyeceğinizi; Rabbinizin Resulüne, -sizin aranızdaki fısıltıları - haber veremeyeceğini sandınız da, günah üstüne günah işlemekte bir sakınca görmediniz. Hiç olmazsa, bu uyarıdan ibret alın. Tevbe ve bağışlanma dileyerek imana gelin, biliniz ki) İçinizden (tevbe eden) bir kısmını affetsek bile, bir kısmım (bağışlamayız) suçlarında ısrar ettikleri için elbette azaplandıracağız.(Ey Muhammed ümmeti, biliniz ki "Nifak" sadece sizin toplumunuza has değildir. Tarih boyunca gelip geçen her ümmetin yüz karasıdır, her toplumda bulunan)
Osman Fırat
swap_vert close
Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) iman ettikten sonra inkar ettiniz. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile, diğer bir zümreye azap edeceğiz. Çünkü onlar suç işlemiş oldular.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
İtizarda bulunmayınız, muhakkak ki, siz imânınızdan sonra kâfir oldunuz. Eğer sizden bir zümreyi (tevbe edeceklerinden dolayı) affedersek, bir gürûhu onlar mücrim kimseler oldukları için azaba uğratacağızdır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
“Ey münafıklar! Hiç boşuna özür dilemeyin. Gerçek şu ki: Siz iman ettiğinizi açıkladıktan sonra, içinizdeki inkârı açığa vurdunuz. Sizden bir kısmınızı, (tövbeleri veya alay etmemeleri sebebiyle) affetsek de, bir kısmını suçlarında ısrar etmelerinden dolayı cezalandıracağız. ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
Hiç özür dilemeyin, siz inandıktan sonra inkar ettiniz. Sizden bir kısmını affetsek bile suç işlediklerinden dolayı bir kısmına da azab edeceğiz.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
İ'tizâra kalkışmayınız. Siz îmândan sonra küfür itdiniz. Sizden bir tâifeyi 'afv ider isek, mücrim oldukları sebebiyle bir tâifeyi de dûçâr-ı 'azâb iyleriz. [²]
[2] Bâlâdaki âyet-i kerîmenin sebeb-i nüzûlü olan vak'ada Rasûl-ü Ekrem'le istihzâya karışmayub gülerek dinleyen "Mülciş bin Hamîr el-Eşce'î" nâm kimse bu âyet nâzil olunca tevbe itdi.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sakın bahane üretmeyin; siz inanıp güvendikten sonra kâfir oldunuz. İçinizden bir kesimini bağışlasak bile, bir kesimini cezalandıracağız. Çünkü onlar suçludurlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Özür beyan etmeyin. İnandıktan sonra inkar ettiniz. İçinizden bir kısmınızı bağışlasak bile; suçlu oldukları için bir kısmınızı cezalandıracağız.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Hiç özür beyan etmeyin. Siz imanınızdan sonra tekrar kâfir oldunuz. Sizin bir kısmınızı affetsek de, diğer bir kısmınızı, suçlarında ısrar etmeleri yüzünden azaplandırırız.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Özür beyan etmeyin; imanınızdan sonra küfre saptınız. İçinizden bir grubu affetsek bile diğer bir grubu, günaha batmış kişiler oldukları için azaba uğratacağız.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
'uzr dilemeñ bayıķ kāfir olduñuz įmānuñuzdan śoñra eger 'afv olına bir bölükden sizden ya'nį tevbeyile 'aźāb olına bir bölük andan ötürü kim bayıķ anlar oldılar yazuķlular.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
‘Öẕr dilemeñüz, taḥḳīḳ kāfir olduñuz īmānuñuzdan ṣoñra. Eger ‘afvolsa bir ṭāyifeden, ‘aẕāb olur bir ṭāyifeye. Anuñ‐çun kim anlar yaman kim‐seler‐idi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Əbəs yerə) üzr istəməyin. Siz iman gətirdikdən sonra (daxilinizdəki ikiüzlülüyü biruzə verməklə, Allahın əmrlərini unutmaqla) artıq kafir oldunuz. Aranızda bir qismini (tövbə edəcəyinə görə) bağışlasaq da, digər qismini günahkar olduğu üçün əzaba düçar edəcəyik!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Make no excuse. Ye have disbelieved after your (confession of) belief. If We forgive a party of you, a party of you We shall punish because they have been guilty.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Make ye no excuses: ye have rejected Faith after ye had accepted it. If We pardon some of you, We will punish others amongst you, for that they are in sin.(1323)
1323 See last note. Hypocrisy is a halfway house, a state of indecision in the choice between good and evil. Those who definitely range themselves with good obtain forgiveness; those who pass definitely to evil suffer the penalties of evil.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَا تَعْتَذِرُوا
mazaret beyan etmeyin
قَدْ
doğ- rusu
كَفَرْتُمْ
kâfir oldunuz
بَعْدَ
sonra
ا۪يمَانِكُمْۜ
iman etmenizden
اِنْ
eğer
نَعْفُ
affetsek (bile)
عَنْ طَٓائِفَةٍ
bir zümreyi
مِنْكُمْ
sizden
نُعَذِّبْ
azap edeceğiz
طَٓائِفَةً
bir zümreye
بِاَنَّهُمْ
çünkü şüp- hesiz onlar
كَانُوا
oldular
مُجْرِم۪ينَ۟
mücrim kimseler
(Boşuna) Mazeret beyan etmeyin! Doğrusu siz (sözde) iman ettikten sonra (böyle yaparak) tekrar kâfir oldunuz. Eğer içinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile bir zümreye de (nefislerinin hevâsına tabi olup) mücrim olduklarından dolayı azap edeceğiz.
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اِعْتَذَرَ
Fiil-VIII
ع ذ ر
Mazaret beyan etti, özür diledi
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
اِيمَان
Fiilimsi-IV
ا م ن
İman
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
عَفَا
Fiil-I
ع ف و
Affetti, bağışladı, çoğaldı
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
طَٓائِفَة
İsim
ط و ف
Grup, bölük, kısım, taife, topluluk, zümre
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عَذَّبَ
Fiil-II
ع ذ ب
Azap etti, cezalandırdı
طَٓائِفَة
İsim
ط و ف
Grup, bölük, kısım, taife, topluluk, zümre
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مُجْرِم
Etken fiil-IV
ج ر م
Mücrim, suçlu