[O ikiyüzlüler] sizi hoşnut bırakmak için [iyi niyetle edip-eyledikleri konusunda] yüzünüze karşı Allah’a yemin ederler. Oysa, eğer gerçekten inanmış olsalardı, başka herkesten önce Allah’ı ve O’nun Elçisi’ni hoşnut etmeye çalışmaları gerekirdi! ⁸⁸
88 Lafzen, “Oysa, onların hoşnutluğunu aramalarına en layık olan Allah ve O’nun Elçisi’dir”. Çoğu müfessirin (ve en özlü bir biçimde de Menâr X, 607 vd.’da Reşid Rıza’nın) belirttiği gibi yukarıdaki ifade Allah ile O’nun Rasûlü arasında asla bir eşdeğerlik ya da yanyanalık dile getirmez. En-yurzûhu (“O’nun hoşnutluğunu aramaları”) cümleciğinde, (humâ) değil de (hû) yani, üçüncü tekil şahıs zamiri kullanılması da bunu göstermektedir. Bununla, Kur’an’a has, başka dile kolay çevrilemez kısa ve özlü bir ifade tarzı içinde, insanın bütün çabalarında güdülmeye değer en yüce amacın Allah’ın hoşnutluğunu elde etmek olduğu ve inanmış kimsenin Hz. Peygamber’in rehberliğine bağlanmasının da ancak o’nun Allah’ın mesajını ulaştıran kişi olmasından ileri geldiği anlatılmak istenmiştir. Bu konuda karş. “Rasûle uyan, böyle yapmakla Allah’a uymuş olur” (4:80) yahut, “[Ey Peygamber] de ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun, [böyle yaparsanız] Allah da sizi sevecektir” (3:31).