[HAKKIN düşmanları] arasında “O her söze kulak veriyor” ⁸⁶ diyerek Peygamber’i yerip kınayanlar var. De ki: “[Evet,] o, hakkınızda hayırlı olanı ⁸⁷ [duyup dinlemek için] kulaklarını açık tutuyor. Allah’a inanıp müminlere güveniyor; (çünkü) içinizden imana erişenler için [Allah’ın] rahmeti[nin bir tecellisi]dir o. Ve Allah’ın Elçisi’ni yerip kınayan o kimselere gelince, [öte dünyada] pek çetin bir azap bekliyor böylelerini”.
86 Yani, “duyduğu her şeye inanıyor”. Çoğu müfessir, bununla, münafıkların Hz. Peygamber için, o’nun başkaları hakkında -iyi ya da kötü- kendisine söylenen her şeye inanma eğiliminde olduğu yolundaki iddialarının ifadesi olarak zikredildiğini söylemiştir (karş. Menâr X, 600). Bununla beraber, ortada Hz. Peygamber’in böyle bir eğilim taşıdığını gösteren başka hiçbir tarihsel kayıt olmadığına göre, bizce münafıkların Hz. Peygamber için, “duyduğu her şeye inanıyor” derken, bununla, öteki pek çok inkarcının fikrine katılarak ifade etmek istedikleri şey, o’nun yalnızca sanrı gördüğü, olmayan birtakım sesler işittiği ve yanılarak bunu onlara vahiy olarak yansıttığı görüşüydü. Ayetteki “... şöyle şöyle” diyerek “peygamberi incitiyorlar” ifadesi de olsa olsa Hz. Peygamber’i böyle bir “yanılgı”, böyle bir “kendini-aldatma” içinde görme küstahlığıyla açıklanabilir. Nitekim 74. ayetteki “hakkı inkara varan bir söz söylemiş oldular” ifadesi de bununla ilgilidir. Ezâ fiili, öncelikle, “rahatsız etmek, sıkıntı vermek” ya da fiilî ve maddî acıya varacak ölçüde birini “taciz etmek, incitmek” (zarar) anlamını taşımaktadır. Yukarıdaki anlam akışı içinde bu fiil, daha çok bir aşağılama, alçaltma anlamı yüklenmiş olduğuna göre, yu’zûne sözcüğünün “yerip kınıyorlar” şeklinde aktarılması yerinde olacaktır.87 Yani, vahyi.