close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 58. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veminhum men yelmizuke fî assadekâti fe-in u’tû minhâ radû ve-in lem yu’tav minhâ iżâ hum yesḣatûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlardan, sadakaları vermede seni ayıplayan da var. O maldan diledikleri verilseydi hoşlanırlardı, verilmeyince de hemen kızarlar.
Huneyn ganîmetleri bölüşülürken Haricilerin aslı ve bu mezhebin kurucusu olan ve İbn-i Ebu-Zül-Huveysarat-üt-Temîmi diye anılan Hurku-us ibn-i Züheyr, Hz. Peygambere, adâlete riâyet et yâ Rasulâllah demiş, Hz. Muhammed (s.a.a) de vay sana, ben de adâlete riâyet etmezse kim eder buyurmuştu. Ömer, izin ver de ya Resulullah, şunun boynunu vurayım deyince Hz. Peygamber, bırak demişti, sizden bir kavim zuhur edecek ki onlar da din emirlerine uymakla beraber sizin işlerinizi aşağı görecekler. Kur’an okuyacaklar, fakat gönüllerine tesir etmeyecek. Ok yaydan nasıl çıkarsa onlar da öylece dinden çıkacaklar... (al-Tecrid, 2, Kitabu Fazail-il-Kur'an, s. 122). Bir rivayette bu ayet, İbn-il Cuvaz adlı bir münafık hakkındadır. Münafıklar, Muhammed hoşuna gidene ve sevdiğine veriyor, dilediği gibi pay ediyor demişler; bu ayet bu münasebetle inmiştir (Mecma, 1, 508). Bölünen ganimetin, Hayber ganimeti olduğu da söylenmiştir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Nebim!) Onlardan (münafıklardan, dağıttığın) sadakalar konusunda Seni yadırgayacaklar (dedikodu yapacaklar) vardır. Ondan kendilerine (bolca) verilirse hoşlanırlar, kendilerine (istedikleri kadar) verilmediği zaman ise bu sefer kızıp gazaplanırlar.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onlardan kimi de, sadakaların bölüştürülmesi hususunda sana dil uzatır. Eğer o sadakalardan kendilerine, diledikleri bir şey verilirse hoşlanırlar, verilmezse de bakarsın kızıp öfkelenirler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İçlerinde, beytülmalde, hazinede topladığın sadakaların, gelirlerin dağıtımı ile ilgili sana imalı söz söyleyenler, dil uzatanlar var. Eğer bu gelirlerden onlara pay verirsen hoşnut olurlar. Hazineden onlara bir pay vermezsen, hemen öfkelenirler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onların kimileri de sadakalar konusunda sana dil uzatırlar. Ondan kendilerine verilirse hoşnut olurlar ama kendilerine verilmezse o zaman hemen öfkelenirler.
58.Buhari`nin Ebu Said Hudri (r.a.)`den rivayet ettiğine göre Resulullah (a.s.) ganimet mallarını paylaştırırken Zu`l-Huvaysıra yanına geldi ve: "Adil ol" dedi. Resulullah (a.s.) da: "Yazık sana! Ben adil olmazsam kim adil olur?" diye buyurdu. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlardan sadakalar konusunda seni yadırgayacaklar vardır. Ondan kendilerine verilirse hoşlanırlar, kendilerine verilmediği zaman bu sefer gazablanırlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Münafıklardan bir kısmı, sadakaların (ganimetlerin) bölünmesini sana târiz ediyorlar (seni adâletsizlikle ithama kalkışıyorlar) Çünkü, o sadakalardan istedikleri şey kendilerine verilirse razı olurlar, verilmezse hemen kızarlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlardan bazıları, senin zekâtı ve sadakaları dağıtmana dil uzatırlar. Eğer onlara o zekât ve sadakadan verilse razı olurlar, eğer bir şey verilmezse, işte o zaman kızgınlaşırlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlardan sadakaların taksimi hususunda seni ayıplayanlar da vardır. Sadakalardan onlara da verilirse razı olurlar, şayet bunlardan kendilerine verilmezse hemen kızarlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Doyumluk işlerinde, onların içerisinden, seni yerenler var, doyumluk verilince hoşnutluk gösterirler, verilmezse kızarlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlardan kimi de zekâtlar(ın bölüştürülmesi hususun)da sana dil uzatır. Eğer o sadakalardan kendilerine pay verilse hoşlanırlar, onlardan kendilerine pay verilmezse hemen kızarlar.
Müslümanlar mallarından %2,5 zekât veriyordu ve bu da fakirlere ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılmak üzere Beytülmal ’de toplanıyordu. Münafıklar ihtiyaçları olmamasına rağmen bunlardan kendilerine pay ayrılmasını ya da ayrılan payın daha çok olmasını istiyorlardı. İstekleri yerine getirilmeyince de “Peygamber zekât paralarını kendi akrabalarına dağıtıyor” şeklinde dedikodu çıkarıyorlardı.  
Cemil Said
swap_vert close
Bunların içinden ba’zıları sadaka tevzî’inden dolayı sana iftirâ idiyorlar. Ânlara virilir ise memnûn olurlar, red idilir ise kızarlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sadakalar hakkında sana dil uzatanlar vardır. Onlara verilirse hoşnut olurlar, verilmezse, hemen öfkeleniverirler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse, hemen kızarlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlardan sadakaların (zekât gelirleri) taksimi hususunda sana dil uzatanlar da var. Şayet bunlardan kendilerine verilmişse hoşnut olurlar, verilmemişse hemen öfkelenirler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlardan sadakaların (taksimi) hususunda seni ayıplayanlar da vardır. Sadakalardan onlara da (bir pay) verilirse razı olurlar, şayet onlara sadakalardan verilmezse hemen kızarlar.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onların bir kısmı, sadakaların dağıtımı konusunda seni eleştiriyor; kendilerine ondan verilince razı oluyorlar, ancak ondan kendilerine verilmeyince öfkeleniyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İçlerinde (topladığın) sadakalar hakkında sana tariz eden (dil uzatan) ler de var. Eğer o sadakalardan kendilerine verilmişse hoşnut olurlar, verilmemişse hemen kızarlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
İçlerinden sadakalar hakkında sana ta'rız eden de var, çünkü, ondan kendilerine verilmişse hoşnud olurlar, verilmemişse derhal kızarlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlardan (munâfıklardan) sadakalar (ın taksimi) hususunda, (seni adaletsizlikle itham ederek) sana dil uzatanlar var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar, eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse, hemen kızarlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İçlerinden kimileri de sadakalar hakkında sana dil uzatır. Eğer kendilerine pay verilirse hoşlanırlar, verilmeyince de hemen kızarlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İçlerinden sadakalar (ın taksimi) hususunda seni ayıblayacaklar da var. Çünkü eğer içlerinden kendilerine (diledikleri bir şey) verilirse hoşlanırlar. Şâyed yine kendilerinden olanlara (diledikleri şey) verilmezse derhal kızarlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onlardan öylesi de vardır ki, sadakalar (ve ganîmetlerin taksîmi) husûsunda seni ayıplar. Artık onlardan kendilerine verilirse hoşnûd olurlar; fakat onlardan (o arzu ettikleri şeylerden) kendilerine verilmezse hemen kızarlar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Onlardan (münafıklardan, dağıttığın) sadakalar (zekât vb. gelirler) konusunda (devlet malını kendilerine peşkeş çekmediğin için, birilerinin kayrıldığını öne sürerek) seni yadırgayacaklar (dedikodu yapacaklar) vardır. (Acaba amaçları gerçekten adâleti sağlamak mı? Hayır!) Çünkü kendilerine bu mallardan (diledikleri gibi) yüklü bir pay verilse, dağıtımdan memnun kalırlar, fakat (zaten zengin oldukları için) bu mallardan kendilerine bir pay verilmeyecek olsa, hemen kızarlar. *
(*) Sadakalar/ zekâtlar, aynı zamanda Müslüman toplumun ya da devletin toplayıp yönlendirdiği yer altı ve yer üstü bütün malî kaynak ve imkânları da kapsamaktadır. Müslümanlar mallarından, zirai ürünlerinden, küçükbaş ve büyükbaş hayvanlarından, ticaretle elde ettikleri kazançlarından, altın, gümüş ve paralarından her sene zekâtlarını veriyordu ve bu da fakirlere, yoksullara, bütün ihtiyaç sahiplerine, kendisini ve ailesini geçindirebilecek bir iş bulamayanlara, dağıtılmak üzere Beytülmal ’de/devletin bütçesinde toplanıyordu. Münafıklardan bazılarının durumları iyi olup htiyaçları olmamasına rağmen bunlardan kendilerine pay ayrılmasını ya da ayrılan payın daha çok olmasını istiyorlardı. İstekleri yerine getirilmeyince de Hz. Peygamberin aleyhine dedikodu yapıyorlardı. İşte ayet onların bu durumuna vurgu yapıyor. Not: Bazı mealcıların bu ayeti ganimetlerle ilişkilendirmeleri çok yanlıştır. Çünkü ayet açık ve net bir şekilde (فِي الصَّدَقَاتِ)’’fi ssadakatı’’ diyor. Kur’an’da geçen ‘’sadaklar’’ ise, özellikle zekât gibi verilmesi zorunlu olan ve hatta zorunlu olmayan bağışlar ve bütün gelirler için kullanılır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onların içinde senin sadakaları dağıtmandan rahatsız olup, seni çekiştirenler var. Eğer sadakalardan onlara da verirsen, ondan hoşnut olurlar. Yok, eğer vermezsen, birden bire çılgına dönerler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onların içinde öyleleri de vardır ki sadakalarından ötürü seni kınarlar. Eğer onlara da verecek olursan sevinirler, eğer onlara vermiyecek olursan hemen küserler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Münafıklardan bir kısmı sadakaları taksim hususunda seni ayıplarlar, eğer onlara o sadakalardan istedikleri kadar verilse râzı olurlar. Şayet bir şey verilmezse hemen darılırlar [²].
[2] Yahut çok verilirse sevinirler. Az verilse kızarlar.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İçlerinde sadakalar konusunda sana dil uzatanlar vardır. Eğer onlardan kendilerine (bir pay) verilirse hoşlanırlar ama verilmezse de hemen kızarlar.
Kadri Çelik
swap_vert close
Sadakalar (zekâtlar) hakkında seni ayıplayanlar vardır. Onlara verilirse hoşnut olurlar, verilmezse, hemen öfkeleniverirler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlar arasında, zekât gelirlerinin paylaşımı konusunda —devlet malını kendilerine peşkeş çekmediğin için— birilerinin kayrıldığını öne sürerek seni iğneleyici sözlerle ayıplayanlar da var. Acaba amaçları gerçekten adâleti sağlamak mı? Hayır! Çünkü kendilerine bu mallardan yüklü bir pay verilse, dağıtımdan son derece memnun kalırlar, fakat zaten zengin oldukları için bu mallardan kendilerine bir pay verilmeyecek olsa, hemen kızarlar. Hâlbuki:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlardan Sadakalar konusunda sana dil uzatanlar vardır. Onlara verildiyse, razı oldular. Sadakadan verilmediyse, o zaman kızarlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! bazıları sadaka konusunda sana laf çıtlatıyor, kendilerine pay verilirse mutlu oluyor, verilmezse, küplere biniyorlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Zenginlerden toplayıp hak sahiplerine verdiğin yardımlar konusunda sana dil uzatanlar var. Kendilerine toplanan yardımlardan pay verilirse hoşnut olurlar. Pay verilmezse hemen kızarlar. Hâlbuki kimin hak sahibi olduğunu Allah ve Resulü bilmektedir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlardan [sadaka]ların (dağıtımı) hakkında seni ayıplayanlar da vardır. ([Sadaka]lardan) onlara da (bir pay) verilirse razı olurlar; kendilerine onlardan verilmezse hemen kızarlar.
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Onlardan ganîmetlerin dağıtımı hakkında sana dil uzatanlar da var. Onlar, eğer o sadakalardan kendilerine bir pay verilirse hoşlanırlar, onlardan kendilerine bir pay verilmeyince de hemen kızarlar.¹
1 Bu âyet, Huneyn ganîmetlerinin taksiminde yeni Müslüman olanlara biraz fazla ganîmet verilmesi üzerine itiraz eden, İbnu Z’il-Huveysıra ve Eb’ül-Cüvaz hakkında nâzil olmuştur. (Buhari)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve onların arasında [ey Peygamber,] Allah için sunulan şeylerin [dağıtımında] sana dil uzatanlar var: ⁸¹ onlardan kendilerine verilmediğini görseler, işte o zaman öfkeden neredeyse deliye dönerler.
81 Sadakât (tekili sadaka) terimini İngilizcede tam olarak karşılayan bir sözcük olmadığı için burada “Allah için sunulan şeyler” diye tercüme ettik. Sadaka terimi, hem inanan kişinin bir başkasına sevgi ve merhamet saikiyle ihtiyarî olarak sunduğu her şeyi, yaptığı her türlü yardımı, hem karşılığında dünyevî hiçbir şey beklemeden, ahlakî ya da hukukî gerekçelerle yapmakla yükümlü olduğu yardımları, yani, örneğini 2:263 ve 264’de gördüğümüz (sadakât kavramının birincil anlamına denk düşmek üzere) her nitelikle hayırhahça ya da diğergâmca sunulan şeyleri yahut yapılan iş ve eylemleri, ve hem de zekât dediğimiz (“arındırıcı yükümlülük”: çünkü bunun ödenmesi, deyim yerindeyse, kişinin malını ya da servetini, bencil tasarruflarının yol açabileceği bulaşıklıklardan arındırır) zorunlu vergiyi kapsar. Yukarıdaki ayetin anlam örgüsü içinde bu terim, Müslüman cemaatin ya da devletin toplayıp yönlendirdiği malî kaynak ve imkanları işaret etmektedir. Bu kaynak ve imkanların hayırhahça, diğergâmca yapılan ihsanlar olma özelliği, onların hangi doğrultuda kullanılacağını belirleyen aşağıdaki 60. ayetle bir kere daha -ama bu sefer onlardan yararlandırılan kimseler açısından- ortaya konmaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlardan sadakaların dağıtımı konusunda sana dil uzatanlar vardır. Onlara verilirse hoşnut olurlar ve susarlar, eğer verilmezse hemen öfkelenir ve homurdanıp dururlar. 2/263- 272, 3/134, 9/60- 79- 103, 59/7
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlar arasında, sadaka ve zekâtların (dağıtımı) konusunda sana dil uzatanlar var: eğer kendilerine ondan bir pay verirsen seslerini keserler, yok eğer kendilerine ondan bir pay vermezsen, o zaman da öfkelerini kusarlar.
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Onların içinde sadakaların taksimi hususunda sana dil uzatanlar da vardır. Eğer onlara (sadakalardan) bir pay verilirse çok hoşlarına gider, bir pay düşmediğinde ise çok öfkelenirler! (Sana karşı gelmeye bile kalkışırlar)
Osman Fırat
swap_vert close
içlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse, o zaman kızarlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onlardandır, sadakalar hususunda seni ayıplar olan şahıs da. İmdi kendilerine onlardan verilmiş olunca hoşnut olurlar ve eğer onlardan verilmezse o vakit kızarlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlardan bazıları da senin zekât ve sadakaları taksim edişine dil uzatırlar. Bu mallardan kendilerine pay verilirse memnun olurlar, verilmeyince hemen kızıp öfkelenirler.
Zekât uygulaması sonucunda Müslümanlar mallarından % 2,5 ~ % 20 nisbetinde Beytülmale veriyorlar. Bu da büyük bir yekûn teşkil ediyordu. Münafıklar aç gözlülükle, bu serveti Hz. Peygamberin şahsınınmış gibi düşünüyor, kendilerine düşen paydan çok fazlasını bekliyorlardı. Zekâtı akrabasına bile yasaklayan, bu konuda çok hassas ve dikkatli davranan Hz. Peygamber (a.s.m) onların bu aşırı isteklerini yerine getiremeyince dedikodu çıkarıyorlardı.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlardan kimi de sadakalar(ın bölüştürülmesi hususun)da sana dil uzatır. Eğer o sadakalardan kendilerine pay verilse hoşlanırlar, onlardan kendilerine pay verilmezse hemen kızarlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlardan ba'zıları vardır ki seni sadaka tevzî'i husûsunda ta'yîb iderler. Eğer sadakadan onlara virilirse senden razı olurlar, virilmezse incinirler. [¹]
[1] Huneyn ganâiminin taksîmi esnâsında Rasûlullah'ın yanına gelerek: "Yâ Muhammed, taksîmde 'adâlet it" diyen Zü'l Huveysıra et-Temîmî" nâm münâfık hakkında nâzil olmuşdur.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İçlerinde sadakalar konusunda sende kusur arayanlar vardır. Kendilerine verilse hoşlarına gider, verilmezse anında sinirlenirler.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlardan sadakalar konusunda sana dil uzatanlar vardır. Onlara verilirse hoşnut olurlar; verilmezse hemen öfkeleniverirler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlardan, sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da vardır. Onlara da sadakalardan birşey verdiğinde bundan hoşlanırlar; vermediğin zaman öfkelenirler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İçlerinden bir kısmı da sadakalar konusunda sana laf dokundurur. Ondan kendilerine verilmişse memnun olurlar. Verilmemişse hemen öfkelenirler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı anlardan oldur kim 'ayıblar seni seni śadaķalar içinde pes eger virinileler andan ḥosnud olalar daħı eger virinilmeyeler andan ol vaķt anlar ķaķırlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı anlaruñ niceleri ‘ayblar seni ṣadaḳa ülüşmekde. Eger virilse anlaraandan rāżī olurlar ve eger virilmeseler andan anlar ḳaḳıyup giderler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlardan (münafiqlərdən) sədəqələr (onların bölünməsi) barəsində sənə eyib tutanlar da var. Əgər (sədəqədən) onlara bir şey verilsə, razı qalar, verilməsə, dərhal qəzəblənərlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And of them is he who defameth thee in the matter of the alms. If they are given thereof they are content, and if they are not given thereof, behold! they are enraged.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And among them are men who slander thee in the matter of (the distribution of) the alms:(1318) if they are given part thereof, they are pleased, but if not, behold! they are indignant!
1318 Sadaqah - alms, that which is given in Allah's name, mainly to the poor and needy, and for the cognate purposes specified in the next verse but one. Zakah is the regular and obligatory charity in an organised Muslim community, usually 2 1/2 per cent of merchandise and 10 percent on the fruits of the earth. There is a vast body of literature on this subject. The main points may be studied in Al Hidaya fi al Furu, ' of Shaikh Burhanud-din 'Ali. As against zakah the term sadaqah has a much wider connotation, and is inclusive of zakah as in the verse 60 of this Surah. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمِنْهُمْ
ve onlardan vardır
مَنْ
o kim- se ki
يَلْمِزُكَ
seni kınıyor
فِي
konu- sunda
الصَّدَقَاتِۚ
sadakalar
فَاِنْ
ve eğer
اُعْطُوا
onlara verilseydi
مِنْهَا
ondan
رَضُوا
razı olurlardı
وَاِنْ
ve şayet
لَمْ يُعْطَوْا
onlara verilmezse
مِنْهَٓا
ondan
اِذَا
hemen
هُمْ
onlar
يَسْخَطُونَ
kızarlar
Onlardan öylesi de vardır ki sadakalar(ın ve ganimetlerin taksimi) konusunda seni kınarlar. Eğer o (sadakalar ve ganimetler)den onlara da (bir pay) verilirse razı olurlar, şayet onlara o (sadakalar ve ganimet)lerden verilmezse hemen kızarlar.
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
لَمَزَ
Fiil-I
ل م ز
Kınadı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
صَدَقَات
İsim
ص د ق
sadakalar
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَعْطٰى
Fiil-IV
ع ط و
Verdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رَضِىَ
Fiil-I
ر ض و
Razı oldu, hoşlandı, rızaya kavuştu
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
اَعْطٰى
Fiil-IV
ع ط و
Verdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
سَخِطَ
Fiil-I
س خ ط
Gazap ettti, kızdı