(oysa) sığınacak bir yer yahut bir mağara, bir kovuk bulabilselerdi önünü ardını düşünmeden panik içinde dönüp oraya başlarını sokarlardı. ⁸⁰
80 Böylece Kur’an, nifak ve ikiyüzlülüğün temelinde en derin, en köklü saik olarak korkunun yer aldığını gösteriyor: ahlaken bağlanma, taahhüt altına girmiş olma korku ya da endişesinin; mevcut toplumsal çevreden açıkça kopmanın yol açacağı yoksunluklardan yana duyulan korkunun vb. Toplumsal statü ve saygınlık için duydukları alt edilmesi zor, bayağı, ahlak dışı tutkuları içinde “münafıklar Allah’ı aldatmaya çalışırlar, Oysa onları [kendi kendilerini] aldatma tuzağı içinde bırakan O’dur” (4:142); ve yine “onlar Allah’a karşı umursamaz davranırlar, bu yüzden Allah da onları gözden çıkarır” (9:67). Bu bakımdan belirtmek yerinde olacaktır ki, daha uygun bir karşılık bulunamadığı için “ikiyüzlü” (hypocrite) sözcüğüyle çevirdiğimiz Arapça münâfık terimi hem çevresindekileri bilerek aldatmaya çalışan deyim yerindeyse bilinçli mürailer için, hem de zihin karışıklığı, ruh boğuntusu ya da irade eksikliği yüzünden kendi kendilerini aldatma zaafı içindeki kararsız insanlar için kullanılır. Bu terim üzerinde daha geniş bir tartışma için bkz. terimin muhtemelen Kur’an’da ilk defa kullanıldığı 29:11’de 7. not.