close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 42. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Lev kâne ‘aradan karîben veseferan kâsiden lettebe’ûke velâkin be’udet ‘aleyhimu-şşukka(tu)(c) veseyahlifûne bi(A)llâhi levi-steta’nâ leḣaracnâ me’akum yuhlikûne enfusehum va(A)llâhu ya’lemu innehum lekâżibûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onları hazır bir ganimete, yahut yakın bir yolculuğa çağırsaydın sana uyarlardı, fakat meşakkatle alınacak olan bu yol, onlara uzak geldi. Allah'a andiçerek gücümüz yetseydi sizinle beraber çıkardık diyecekler. Onlar, kendilerini helak ediyorlar ve Allah biliyor ki onlar yalancıdır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Şayet onları çağırdığın şey) Yakın bir dünya menfaati ve orta halli (zahmetsiz) bir sefer olsaydı, herhalde (o münafıklar) Sana tâbi olurlardı. Fakat zorlukla (ve uzun zamanda) aşılacak mesafe (ve hizmetler) onlara uzak ve meşakkatli geldi. (Her biri birer bahane uydurup Tebük seferinden kaytardı.) Üstelik; "Eğer gücümüz ve imkânımız olsaydı, mutlaka sizinle beraber çıkardık" diye de gelip (yalan yere) Allah’a yemin ederek boşuna kendilerini helak ediyorlardı. Çünkü, Allah onların yalancı olduklarını elbette bilmektedir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O çağrıldıkları hedef, yakın bir kazanç ve uzak olmayan olağan bir yolculuk olsaydı, ey peygamber! Şüphesiz o münafıklar arkandan gelirlerdi. Fakat çıkılacak yol, onlara çok uzun geldi de, savaşa katılmadılar. Savaşa katılmadıkları yetmiyormuş gibi, bir de ey iman edenler! Sizin savaştan dönüşünüzden sonra o sefere katılmayan kimseler, Allah'a yemin edip, bu yeminle kendilerini tehlikeye sokarak, “Gücümüz olsaydı, mutlaka sizinle beraber çıkardık” diyecekler. Oysa Allah, onların düpedüz yalan söylediklerini elbette biliyor.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Eğer o seferle, Tebük seferiyle tezelden ganimet elde edilse, kolay ve normal bir yolculukla iş hallolsaydı, mutlaka münâfıklar da peşine düşer, gelirlerdi. Fakat o meşakkatli yolculuk onlara çok uzun bir sefer gibi geldi. Gene de: “Bizim de silah, binek ve kumanya teminine gücümüz yetseydi, sizinle beraber elbette sefere çıkardık” diyerek yalan yere yemin edecekler, yalancılıkla kendilerini helâke sürükleyecekler. Allah onların kesinkes yalancı olduğunu biliyor.
Ahmet Varol
swap_vert close
Eğer yakında bulunan bir dünyalık ve kolay bir yolculuk olsaydı mutlaka sana uyarlardı. Ama güçlükle aşılabilecek mesafe onlara uzak geldi. "Eğer gücümüz yetseydi sizinle birlikte çıkardık" diye Allah'a yemin edecekler. Onlar kendi kendilerini helake sürüklüyorlar. Allah onların yalancı olduklarını bilmektedir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama zorluk onlara uzak geldi. 'Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık.' diye sana Allah adına yemin edecekler. Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar. Allah onların gerçekten yalan söylediklerini biliyor.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Eğer dâvet olundukları sefer, bir dünya menfaatı ve orta yollu bir sefer olsaydı, mutlaka senin arkana düşerlerdi. Fakat zahmetli ve yorucu mesafe (Tebük seferi) kendilerine (bâzı müminlere) uzak geldi. Bununla beraber; “- Eğer gücümüz yetseydi, elbette sizinle beraber sefere çıkardık.” deyip yakında Allah'a yemin edecekler. Böylece nefislerini helâke sürükleyeceklerdir. Allah biliyor ki, gerçekten onlar yalancıdırlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Eğer kolay elde edilir bir ganimet ve orta mesafeli bir yolculuk olsaydı, (o münafıklar) sana tabi olacaklardı. Fakat o uzun ve zor mesafe onlara uzak geldi. “Eğer gücümüz yetseydi, sizinler beraber çıkardık” diye yemin edeceklerdir. (Böyle yapmakla) kendilerini helak ediyorlar. Çünkü Allah onların yalancı olduklarını biliyor.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Eğer kolay elde edilebilecek bir dünya malı ve kısa sürecek bir yolculuk olsaydı, o münafıklar mutlaka sana uyup peşinden gelirlerdi. Fakat meşakkatli yol onlara uzun göründü. Gerçi onlar, “gücümüz yetseydi mutlaka sizinle beraber sefere çıkardık” diyerek kendilerini helâk edercesine, Allah'a yemin edecekler. Oysa Allah onların mutlaka yalan söylediklerini biliyor.[173]
[173] Tebük Seferine katılmak istemeyenler hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VIII, 213-221.  
Besim Atalay
swap_vert close
Kazanç kolay, yol da yakın olsaydı onlar sana uyarlardı, sıkıntılı yollar uzak gelir onlara! «Gücümüz yetseydi, sizinle bir çıkardık!» diyerek Allaha ant içerler, kendilerin yalanla yol ederler, Allah bilir onlar yalancıdırlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Eğer o (cihad) kolay bir kazanç ve normal bir yolculuk olsaydı elbette senin arkana düşerlerdi. Fakat o meşakkatli (mesafe) onlara uzak geldi. Gerçi onlar: “Gücümüz yetseydi herhalde biz de sizinle beraber çıkardık” diye yemin edecekler. Onlar bu yalanla kendilerini felakete sürüklüyorlar. Allah, onların yalancı olduklarını elbette bilmektedir.
Cemil Said
swap_vert close
Mu’ayyen bir maksad ve yakın bir yer içün ola idi seni ta’kîb idecekler idi, lâkin yol uzun göründi ma’mâfîh yemîn iderler ve "Elimizden gele idi sizinle sefer ider idik" dirler böylece nefîslerini helâk iderler, Allâh kâzib olduklarını bilür.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Kolay bir kazanç, normal bir yolculuk olsaydı sana uyarlardı, fakat çıkılacak yol onlara uzak geldi, kendilerini helak ederek, "Gücümüz yetseydi sizinle beraber çıkardık" diye Allah'a yemin edeceklerdir. Allah, onların yalancı olduğunu elbette biliyor.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Eğer yakın bir dünya menfaati ve kolay bir yolculuk olsaydı, (sefere katılmayan münafıklar da) mutlaka sana uyarlardı. Fakat meşakkatli yol, onlara uzak geldi. Gerçi onlar, “Eğer gücümüz yetseydi, elbette sizinle beraber çıkardık” diye Allah’a yemin edeceklerdir. Onlar kendilerini helâke sürüklüyorlar. Allah, biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kolay elde edilecek bir kazanç ve kısa bir yolculuk olsaydı mutlaka peşinden gelirlerdi; fakat o meşakkatli yol onlara uzun geldi. Bir de kalkıp, “Gücümüz olsaydı inanın ki sizinle beraber sefere çıkardık” diye Allah’ın adına yemin edecek, böylece kendilerini helâke sürükleyecekler. Oysa Allah onların yalan söylediklerini elbette biliyor.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Eğer yakın bir dünya malı ve kolay bir yolculuk olsaydı (o münafıklar) mutlaka sana uyup peşinden gelirlerdi. Fakat meşakkatli yol onlara uzak geldi. Gerçi onlar, «Gücümüz yetseydi mutlaka sizinle beraber çıkardık» diye kendilerini helâk edercesine Allah'a yemin edecekler. Halbuki Allah onların mutlaka yalancı olduklarını biliyor.
Edip Yüksel
swap_vert close
Yakın bir menfaat ve orta uzunlukta bir yolculuk olsaydı seni izleyeceklerdi; ancak zorluk onlara fazla geldi. ALLAH'a yemin edeceklerdir: "Gücümüz yetseydi sizinle birlikte çıkacaktık." Böylece kendilerini mahfediyorlar. ALLAH onların yalancı olduklarını bilir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Eğer o sefer, yakın bir ganimet ve kolay bir sefer olsaydı mutlaka peşine düşer gelirlerdi. Fakat o meşakkatli yolculuk kendilerine uzun bir sefer geldi. Bununla beraber, "Bizim de gücümüz yetseydi, sizinle beraber elbette sefere çıkardık." diyerek Allah'a yemin edecekler, nefislerini helake sürükleyecekler. Allah biliyor ki, onlar iyice yalancıdırlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O, bir yakın ganimet ve orta bir sefer olsa idi mutlaka arkana düşerlerdi, lâkin o meşakkatli mesafe kendilerine uzak geldi. Bununla beraber eğer istitaatimiz olsa idi elbette çıkarırdık diye yakında yemin edecekler, nefislerini helâke sürükliyecekler, Allah biliyor ki zira onlar kat'ıyyen yalancılardır
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm, o munâfıkların çağrıldıkları Tebûk seferi) eğer yakın bir dünya malı ve kolay bir yolculuk olsaydı mutlaka sana uyup peşinden gelirlerdi. Fakat o meşakkatli yol onlara uzak geldi. Gerçi onlar, “Gücümüz yetseydi mutlaka sizinle beraber (sefere) çıkardık” diye kendilerini helâk edercesine Allah (adın) a yemin edeceklerdir. (Muhakkak ki) Allah, onların yalancı olduklarını biliyor.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Eğer kolay bir kazanç ve sıradan bir “sefer” olsaydı, arkandan gelirlerdi. Ancak bu zorlu yolculuk, onlara uzak geldi. “Eğer gücümüz yetseydi, biz de sizinle çıkardık.” diye Allah'a yemin edecekler. Kendilerini yok olmaya sürüklüyorlar. Kuşkusuz Allah, onların yalancı olduklarını en iyi bilendir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Eğer (davet olundukları şey) yakın (ve dünyevî) bir menfeat, orta bir sefer olsaydı elbette senin arkana düşerlerdi. Fakat meşakkatle kat edilecek olan mesafe) onlara uzak geldi. (Bununla beraber) onlar (sen «Tebük» den dönünce): «Eğer gücümüz yetseydi her halde biz de sizinle beraber çıkardık» (diye) Allaha yemîn edeceklerdir. Bunlar (bu suretle) kendilerini helake sürüklerler. Allah biliyor ki onlar hiç şübhesiz ve muhakkak yalancıdırlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Eğer yakın bir (dünya) menfaat(i) ve orta (mesâfede) bir yolculuk olsaydı (o geride kalan münâfıklar) elbette sana tâbi' olurlardı; fakat meşakkatli mesâfe(deki Tebük Seferi) onlara uzak geldi. Bununla berâber: “Eğer gücümüz yetseydi, elbette sizinle berâber çıkardık!” diye Allah'a yemîn edeceklerdir. (Bu yalan yeminleriyle) kendilerini helâk ediyorlar. Allah ise, hiç şübhesiz onların yalancı kimseler olduklarını biliyor.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Eğer o (Allah yolundaki gayret) kolay bir kazanç ve normal bir yolculuk olsaydı elbette (o münafıklar) senin arkana düşerlerdi. Fakat o meşakkatli (mesafe) onlara uzak geldi. Gerçi onlar: “Gücümüz yetseydi herhâlde biz de sizinle beraber çıkardık” diye (yalan yere) yemin edeceklerdir. Onlar bu yalanla kendilerini felakete sürüklüyorlar. Oysa Allah, onların yalan söylediklerini elbette bilmektedir. *
(*) Bu grup ayette dile getirilen ve münafıkların durumunu ortaya koyan anlatımlardan çıkarılabilecek sonuç şu olabilir: Böyle bir tavır sadece bu kişilerin kendilerini aldatmasından başka bir şey değildir. Zira onların bu türden ikiyüzlülükleri toplumun diğer fertleri tarafından kolayca anlaşılabilmektedir ve bunu yapanlar toplumsal hayatta çok kötü bir duruma düşmektedirler. (M. Okuyan Meal Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Eğer savaş gitmek yakın bir yer, kolay kazançlı bir savaş olsaydı, elbetteki sana katılacaklardı. Bu kazanç onlara çok uzak bir ihtimal geldiğinde, “Eğer sizinle birlikte çıkmaya güçlerimiz yetseydi” diyerek, kendilerini feda edeceklerine dair yemin edeceklerdi. Allah biliyor ki, şüphesiz onlar yalan söylüyorlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Eğer kazanç kolay, yol da kısa olsaydı, besbelli ki onlar senin arkandan geleceklerdi. Ancak bu yolculuk onlara uzun geldi. "Eğer gücümüz yetseydi, ne de olsa, seninle birlikte çıkardık" diye Allah’a ant içeceklerdir. Onlar kendilerini tüketiyorlar. Allah bilir ki gerçekten onlar yalancıdırlar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Eğer o dâvet ettiğin şey, kolay bir kazanç, orta bir sefer olsaydı onlar sana tâbi olurlardı. Fakat meşakkatle katedilen mesafe onlara uzak geldi. Onlar «— Gücümüz yetseydi elbette sizinle beraber çıkardık» diye Allah/a yemin edeceklerdir. Onlar yalan ile kendilerini helâk ediyorlar. Allah onların yalancı olduklarını bilir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Onlar, yakın bir dünya çıkarı ve olağan bir yolculuk olsaydı, elbette sana tabi olurlardı. Fakat bu zahmetli yolculuk onlara çok uzak geldi. Gerçi onlar, “Eğer gücümüz yetseydi, elbette biz de sizinle beraber çıkardık” diye Allah’a yemin de edeceklerdir. Onlar kendi kendilerini helak ediyorlar! Çünkü Allah onların kesinlikle yalancı olduklarını biliyor.
Kadri Çelik
swap_vert close
Eğer yakın (hemen erişilir) bir dünya malı ve rahat bir yolculuk olsaydı, sana uyarlardı; fakat çıkılacak yol onlara uzak geldi. Kendilerini helak ederek, “Gücümüz yetseydi sizinle beraber çıkardık” diye Allah'a yemin ederler. Allah, onların yalancı olduğunu elbette biliyor.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ama eğer kolayca elde edilebilecek bir kazanç ya da zahmetsiz bir yolculuk umudu olsaydı, bu münâfıklar kesinlikle arkandan gelirlerdi; ne var ki, bu uzun ve zorlu yürüyüşü gözlerine kestiremediler. Fakat göreceksiniz; Allah’ın yardımı sayesinde, bu seferden zaferle döneceksiniz. İşte o zaman bu münâfıklar, size bin bir bahaneler uyduracak ve “Eğer imkânımız olsaydı, elbette sizinle birlikte bu sefere çıkardık!” diye Allah adına yeminler edecekler. Yazık, boşu boşuna kendilerini felâkete sürüklüyorlar! Allah, onların gerçekte yalan söylediklerini çok iyi bilmektedir.Ey Peygamber! İnsanlara karşı gösterdiğin nezâket ve merhamet, gerektiğinde sert ve kararlı tavır takınmana engel olmamalıydı:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yakın bir sunum ve normal bir yolculuk olsaydı, sana uyarlardı; ama Meşakkat onlara uzak geldi / ağır geldi. “Gücümüz olsaydı, sizinle birlikte çıkardık” diye Allah’a yemin edeceklerdir. Kendilerini helâk ediyorlar. Allah biliyor ki onlar, elbette yalancıdır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sevgili resulüm! Eğer bu sefer, kısa mesafeli biraz da kazançlı bir sefer olsaydı, hemen sana katılırlardı. Fakat, uzun mesafeli olması onlara zor geldi. Neredeyse " gücümüz olsa seninle sefere çıkardık " diye yemin bile edecekler. Kendilerini harap ediyorlar ama Allah, yalan söylediklerini pekâla biliyor.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Aranızda kalbinde inkâr olduğu halde Mümin olduğunu söyleyenler vardır. Böyleleri; çıktığın yolculuk dünya menfaati için olsaydı hemen katılırlardı. Fakat Allah yolunda savaşmak onlara zor geldi. İçlerinden bazıları “Eğer gücümüz yetseydi elbette sizinle beraber savaşmak için yola çıkardık!" diye riyakârca yemin ederler. Söyledikleri yalan sözle, yaptıkları riyakârca yeminle kendilerini ateşe sürüklüyorlar. Allah biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yakın bir dünya malı ve kolay bir yolculuk olsaydı (o münafıklar) mutlaka sana uyup peşinden gelirlerdi. Fakat meşakkatli (zor) yol onlara uzak geldi. Onlar “Gücümüz yetseydi mutlaka sizinle birlikte çıkardık.” diye kendilerini helak edercesine (yalan yere) Allah’a yemin edecekler. [*] Allah onların mutlaka yalancı olduklarını bilmektedir.
Bu grup ayette dile getirilen ve münafıkların durumunu ortaya koyan anlatımlardan çıkarılabilecek sonuç şu olabilir: Böyle bir tavır sadece bu kişilerin kendilerini aldatmasından başka bir şey değildir. Çünkü onların bu türden ikiyüzlülükleri toplumun diğer fertleri tarafından kolayca anlaşılabilmektedir ve bunu yapanlar toplumsal hayatta çok kötü bir duruma düşmektedirler.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Eğer o (Tebük) seferi, bol kazançlı ve kolay bir sefer olsaydı, onlar mutlaka senin peşine düşer gelirlerdi. Fakat bu sıkıntılı (yolculuk) onlara uzun geldi. Bununla beraber bir de: “Bizim de gücümüz yetseydi, sizinle beraber kesinlikle sefere çıkardık.” diye Allah adına yemin ederek kendilerini helâk edecekler. Hâlbuki Allah onların gerçekten yalancı olduklarını çok iyi biliyor.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ortada umulmadık türden bir kazanç ve kolay bir sefer [umudu] olsaydı, [ey Peygamber] kuşkusuz, arkandan gelirlerdi; fakat çıkılacak yol onlara çok uzun geldi. ⁶⁶ (Bu yetmiyormuş gibi), bir de [ey inananlar, sizin dönüşünüzden sonra] o (sefere katılmayan) kimseler, Allah’a yemin edip [bu yeminle] kendilerini tehlikeye sokarak: “Gücümüz olsaydı, mutlaka sizinle beraber çıkardık” diyecekler: Oysa Allah, Onların düpedüz yalan söylediklerini elbette biliyor!
66 Bazı Müslümanların Hz. Peygamber’in çağrısına uyup (yukarıda 59. notun son paragrafında sözü edilen) sınır boylarına düzenlenen sefere katılmak konusunda gösterdikleri isteksizliğe ilişkin bir atıf. Seferin hedefi durumundaki Tebük’e varmak için yapılması gereken yaklaşık ondört günlük zorlu yürüyüş, seferin sonucuna ilişkin belirsizlik ve nihayet katlanılması zorunlu sıkıntılar, bilinç ve duyarlıktan yana zayıf olan müminlerle iki yüzlülerin (münafıkların) olur olmaz her türlü mazerete başvurarak seferden geri durmalarına yol açtı. Sonraki ayetten de anlaşılacağı gibi, Hz. Peygamber çoğu hallerde bu mazeretleri kabul edip sahiplerinin Medine’de kalmalarına izin verdi.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Eğer çabucak elde edilecek bir ganimet ve kolay bir sefer olsaydı kesinlikle sana uyar ve sefere katılırlardı. Fakat bu meşakkatli ve uzun süreli sefer onları yıldırdı. Bir de ‘Gücümüz yetseydi kesinlikle sizinle beraber sefere çıkardık’ diye Allah’a yemin ederek kendilerini helak edeceklerdir. Allah biliyor ki onlar yalancıdırlar. 3/111- 154- 156, 4/73, 33/20, 59/14
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Eğer yakın bir menfaat ve kolay bir sefer olsaydı, senin ardına tereddütsüz takılırlardı.[¹⁴⁵²] Fakat bu zorlu yolculuk onlara pek uzun geldi. Üstelik, “Eğer gücümüz olsaydı kesin sizinle çıkardık” diye Allah adına yemin ederek kişiliklerini mahvedecekler: Oysa, Allah onların yalancı olduğunu çok iyi biliyor.
[1452] Tebük, piyade yürüyüşüyle 14 günlük yoldu. Zımnen: Bedel ödedikleri kapının büyüklüğünü bilselerdi, ödedikleri bedelin küçüklüğünü anlarlardı.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Eğer (davet olundukları) o sefer çok uzak olmasaydı ve ganimet elde etme imkanı çok kolay olsa idi, elbette ki, sana tabi olup sefere katılırlardı, fakat o uzak mesafe (Bizans ordularına karşı gidip göğüs göğüse çarpışmak) onlara çok zor geldi, (o münafıklar türlü özür uydurarak Tebük seferine katılmadılar fakat göreceksiniz, Tebük'ten zaferle döndüğünüzde) Onlar, Allah'a (yalan yere) yemin ederek, "Gücümüz yetse idi, elbette ki sizinle o sefere çıkardık" diyecekler, (yalan yere yemin ettiklerinden ötürü) kendilerini helâke sürükleyecekler! Oysa Allah elbet bilir ki, onlar yalancıdırlar.
Osman Fırat
swap_vert close
Şayet yakın bir yer ve orta bir sefer olsaydı mutlaka sana uyarlardı. Lakin meşakkatli olan sefer onlar uzak geldi. Ve ’’ biz güç yetirebilseydik kesinlikle sizinle olurduk" diyerek yemin edecekler böylece kendilerini helak ediyorlar. Ve Allah biliyor ki kesinlikle onlar yalan söylüyorlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Eğer o, yakın bir ganîmet ve orta bir sefer olsa idi elbette sana tâbi olurlardı. Fakat o meşakkatli mesafe onlara uzak geldi ve az sonra Allah Teâlâ'ya yemin edeceklerdir ki, eğer iktidarımız olsa idi elbette seninle beraber sefere çıkardık. Bunlar nefislerini helâl diyorlar. Allah Teâlâ ise onların mutlaka yalancı kimseler olduklarını biliyor.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Eğer dâvet olundukları seferde peşin bir ganimet bulunsa ve orta yollu bir mesafe olsaydı, mutlaka senin peşinden gelirlerdi; fakat meşakkatli yol onlara pek uzak geldi. Bununla beraber “Eğer gücümüz yetseydi muhakkak sizinle beraber sefere çıkardık. ” diye yemin edeceklerdir. Onlar bu yalanlarıyla kendilerini mahvediyorlar. Çünkü Allah onların yalancı olduklarını kesinlikle bilmektedir.
Tebük seferi, hicri 9. yılda, çok güçlü olan Bizans İmparatorluğuna karşı olacaktı. Yolculuk çok uzun, mevsim kavurucu yaz sıcaklarının olduğu mevsim idi. Bu durum, münâfıklığın ortaya çıkmasına vesile oldu.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yakın bir dünya menfaati ve orta bir yolculuk olsaydı (savaşa katılmayan o münafıklar), elbette sana tabi olurlardı. Fakat güç aşılacak mesafe, kendilerine uzak geldi. Bir de "Gücümüz yetseydi, sizinle beraber çıkardık!"diye Allah'a yemin edecekler. Boşuna kendilerini mahvediyorlar. Allah, onların yalancı olduklarını biliyor.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kolay kazanç (zahmetsiz ganîmet), uzak olmayan sefer olsa münâfıklar sana tâbi' olurlardı. Lâkin onlara sefer uzun ve meşâkkatli geldi. "Eğer kâdir olsak sizinle berâber çıkardık" diye Allâh'a yemîn iderler ve bu yalan yemîn ile nefislerini helâk iylerler. Allâh bilir ki onlar yalancıdırlar. [¹]
[1] Bu âyet-i kerîme Tebük gazâsından geri kalan münâfıklar hakkında nâzil olmuşdur.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kolay bir menfaat ya da alışılmış bir yolculuk olsaydı, arkandan gelirlerdi. Ama bu zorlu yolculuk onlara pek uzun geldi. “Eğer gücümüz yetseydi elbette seninle birlikte çıkardık” diye Allah’a ant içeceklerdir. Onlar kendilerini tüketmektedirler. Allah biliyor ki onlar, kesinlikle yalancıdır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Kolay bir kazanç, normal bir yolculuk olsaydı sana uyarlardı. Fakat, meşakkat onlara uzak geldi. 'Gücümüz yetseydi sizinle beraber çıkardık.' diye Allah'a yemin edeceklerdir. Kendilerini helak ediyorlar. Allah, gerçekten onların yalancı olduğunu biliyor.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Eğer peşin bir menfaat ve orta uzaklıkta bir yol olsaydı sana uyarlardı. Fakat o meşakkatli sefer onlara pek uzak geldi. “Gücümüz yetseydi sizinle çıkardık” diye Allah'a yemin edecekler. Onlar kendilerini helâk ediyorlar. Allah ise onların yalancı olduklarını biliyor.(14)
(14) Bu âyetler Tebük seferi ile ilgili olarak inmiştir. Bu sefer, Bizanslıların Müslümanlara saldırmak üzere hazırlık yaptığı haberi üzerine gerçekleşmişti. Fakat İslâm ordusu Medine-Şam yolunun ortalarında bulunan Tebük’e geldiğinde, Bizanslılar savaşmaktan vazgeçmişlerdi. Böylece Müslümanlar büyük bir şan ve şerefle Medine’ye döndüler. Ancak sefer yaz sıcağında ve çok güç şartlar altında gerçekleşmiş, onun için bir kısım Müslümanlara bu iş ağır gelmişti. Münafıklar ise fesat kazanını çoktan ateşlemişlerdi. Gelecek âyetlerde, gerek münafıkların, gerekse savaştan geri kalmış olmaktan pişman olan samimi Müslümanların durumları ayrı ayrı ele alınacaktır.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Eğer o, yakın bir dünya menfaati yahut orta bir yolculuk olsa idi, elbette seni izleyeceklerdi. Ama o zorluklarla dolu yolculuk kendilerine uzak geldi. "Gücümüz yetseydi sizinle çıkacaktık" diye Allah'a yemin de ederler. Kendilerini mahvediyorlar. Allah biliyor ki onlar, kesinlikle yalancıdırlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eger ola-dı ŧavar ya'nį almaķ geñez yaķın daħı sefer ortayalardı saña velįkin ıraķ oldı anlaruñ üzere ıraķ sefer. daħı and içerler Tañrı’ya “eger gücümüz yitse-y-idi çıķaduķ sizüñ ile.” helāk eylerler gendüzilerini daħı Tañrı bilür bayıķ anlar yalancılardur .
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eger da‘vet olduḳları yaḳın menfa‘at olsa‐y‐dı yā orta sefer olsa‐y‐dı uyar‐lardı saña. Līkin ıraḳ oldı üstlerine mesāfet, meşaḳḳat bile. Anda çerilersaña Allāh adı‐y‐la eydürler. Eger güçümüz yitişseydi çıḳarduḳ sizüñ bile. Helāk iderler nefslerini. Tañrı Ta‘ālā bilür ki anlar yalancılardur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Əgər o (də’vət olunduqları yürüş), asan əldə edilən mənfəət (dünya malı, yaxud qənimət) və orta (mənzilli) bir səfər olsaydı, onlar mütləq sənin ardınca gedərdilər. Lakin yorucu (məşəqqətli) məsafə (Təbuk səfəri) onlara uzaq gəldi. Bununla belə, onlar: “Əgər gücümüz çatsaydı, biz də sizinlə bərabər səfərə çıxardıq”,- deyə Allaha and içəcəklər. Onlar (yalandan Allaha and içməklə) özlərini həlak edirlər. Allah isə onların yalançı olduqlarını bilir.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Had it been a near adventure and an easy journey they had followed thee, but the distance seemed too far for them. Yet will they swear by Allah (saying): If we had been able we would surely have set out with you. They destroy their souls, and Allah knoweth that they verily are liars.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
If there had been immediate gain (in sight), and the journey easy, they would (all) without doubt have followed thee, but the distance was long, (and weighed) on them. They would indeed swear by Allah, "If we only could, we should certainly have come out with you": They would destroy their own souls;(1307) for Allah doth know that they are certainly lying.
1307 The arts and excuses of the Hypocrites are here exposed. If there had been booty in sight or an easy walk-over, they would have come. All their oaths are false, and in taking the false oaths they are destroying their spiritual life. Indeed the backsliders are jeopardising their own physical lives in hanging back. If the enemy succeeded, they would all suffer.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَوْ
eğer
كَانَ
olsaydı
عَرَضاً
bir menfaat
قَر۪يباً
yakın
وَسَفَراً
ve bir yolculuk
قَاصِداً
orta
لَاتَّـبَعُوكَ
elbette sana tabi olurlardı
وَلٰكِنْ
fakat
بَعُدَتْ
uzak geldi
عَلَيْهِمُ
onlara
الشُّقَّةُۜ
meşakkkatli mesafe
وَسَيَحْلِفُونَ
ve yemin edecekler
بِاللّٰهِ
Allah'a
لَوِ
eğer
اسْتَطَعْنَا
gücümüz yetseydi
لَخَرَجْنَا
mutlaka çıkardık
مَعَكُمْۚ
sizinle be- raber (diye)
يُهْلِكُونَ
helâk ediyorlar
اَنْفُسَهُمْۚ
kendilerini
وَاللّٰهُ
hâlbuki Allah
يَعْلَمُ
bilir
اِنَّهُمْ
şüphe- siz onlar
لَكَاذِبُونَ۟
elbette yalancılardır
(Resulüm!) Eğer yakın bir (dünya) menfaat(i) ve orta (mesafeli, kolay) bir yolculuk olsaydı (o münafıklar) elbette sana tabi ol(up sefere çıkarak senin peşinden gel)irlerdi. Fakat meşakkatli mesafe(deki Tebük Seferi) onlara uzak geldi. Gerçi onlar, "gücümüz yetseydi mutlaka biz de sizinle beraber (bu sefere) çıkardık" diye Allah'a yemin edecekler. (Onlar bu yalan yeminleriyle) Kendilerini helâk ediyorlar. Hâlbuki Allah onların yalancı olduğunu çok iyi bilir.
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَرَض
İsim
ع ر ض
Menfaat, dünya malı
قَرِيب
İsim
ق ر ب
Karîb (Allah'ın ismi, esmasıdır. Her şeye ve herkese kendisinden daha yakın olan demektir), yakın
سَفَر
İsim
س ف ر
Yolculuk, sefer
قَاصِد
Etken fiil
ق ص د
Orta
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
لٰكِن
Harf-i istidrak
لٰكِن
Fakat, oysa, ama
بَعُدَ – بَعِدَ
Fiil-I
ب ع د
Uzak geldi, uzak oldu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
شُقَّة
İsim
ش ق ق
Meşakkkatli mesafe
حَلَفَ
Fiil-I
ح ل ف
Yemin etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
اِسْتَطَاعَ
Fiil-X
ط و ع
Gücü yetti, güç yetirdi
خَرَجَ
Fiil-I
خ ر ج
Çıktı
مَع
Edat
مَع
Beraberlik ifade eden edat, ile
اَهْلَكَ
Fiil-IV
ه ل ك
Yok etti, mahvetti, helâk etti
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
كَاذِب
Etken fiil
ك ذ ب
Yalancı, yalan söyleyen