close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 40. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İllâ tensurûhu fekad nasarahu(A)llâhu iż aḣracehu-lleżîne keferû śâniye-śneyni iż humâ fî-lġâri iż yekûlu lisâhibihi lâ tahzen inna(A)llâhe me’anâ(s) feenzela(A)llâhu sekînetehu ‘aleyhi veeyyedehu bicunûdin lem teravhâ vece’ale kelimete-lleżîne keferû-ssuflâ(k) vekelimetu(A)llâhi hiye-l’ulyâ(k) va(A)llâhu ‘azîzun hakîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Siz ona yardım etmezseniz hatırlayın o zamanı ki kafirler, onu yurdundan çıkardıkları zaman yardım etmişti ona. O, iki kişinin ikincisiydi ancak ve hani ikisi de mağaradaydılar, arkadaşına, mahzun olma demişti, şüphe yok ki Allah, bizimle beraberdir. Şüphe yok ki Allah, ona manevi bir kuvvet ve huzur vermişti ve onu, sizin görmediğiniz ordularla kuvvetlendirmişti ve kafir olanların sözlerini alçaltmıştı, Allah'ın sözüyse zaten yüceydi ve Allah, her şeye üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
İki kişinin biri Hz. Muhammed (s.a.a), öbürü de onunla berâber göçen Ebu-Bekr'dir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Siz Ona (Peygambere ve Hakk Dava Önderine) yardım etmezseniz (zararlı çıkan siz olacaksınız, çünkü) Allah Ona zaten ve kesinlikle yardım etti (ve edecektir). Hani o zaman kâfirler, (Hz. Ebubekir’le) ikiden biri (Kelime-i Tevhidin ikinci iman gereği ve "Muhammedün Resulüllah" gerçeği) olarak Onu (Mekke’den) çıkarmışlardı da; o ikisi mağarada (ve kıstırılmış durumda) oldukları sırada arkadaşına şöyle diyordu: "Hüzne kapılma (ve sakın endişe duyma, çünkü), elbette Allah bizimle beraberdir!" Böylece Allah Ona ’huzur ve güvenlik duygusunu’ indirmişti, Onu sizin görmediğiniz ordularla desteklemiş, inkâr edenlerin de kelimesini (inkâr sözlerini ve küfür-sömürü sistemlerini) ise aşağı ve bayağı (konuma) getirmişti. Allah’ın kelimesi (Kur’an kelâmı ve ahkâmı) ise, en yücedir (ve kıyamete kadar geçerlidir). Allah Üstün ve Güçlüdür, Hüküm ve Hikmet sahibidir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Eğer siz elçiye yardım etmezseniz, o zaman bilin ki, ona yine Allah yardım edecektir. Tıpkı Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, onu yurdundan sürüp çıkardıkları zaman yardım ettiği gibi; ki o gün o, yalnızca iki kişiden biriydi ve bu iki kişi saklandıkları mağaradayken elçi, arkadaşına “Üzülme” dedi, “Allah bizimle beraberdir.” Ve derken Allah, ona katından bir sükûnet ve bir güven duygusu bahşetti. O'nu sizin göremeyeceğiniz ordularla destekledi ve böylece Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin davalarını bütünüyle alçalttı. Allah'ın davası ise, böylece her zamanki gibi üstün ve yüce kaldı. Çünkü Allah, daima üstündür ve yaptığı herşeyi yerli yerince yapar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Eğer siz Allah'ın Rasulüne yardım etmezseniz, Allah ona kesinlikle yardım eder. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlerin kendisini, iki kişiden biri olarak, Ebu Bekir ile birlikte Mekke'den hicrete mecbur bırakmaları sırasındaki gibi yardım eder. Hani onlar mağaradayken, Muhammed, arkadaşına: “Üzülme, Allah bizimle beraberdir” diyordu. Bunun üzerine Allah ona, emniyet, rahmet ve sükûnet indirdi. Gözlerinizle göremeyeceğiniz askerî erkân ve ordularla onu destekledi. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlerin, küfre saplananların sözlerinin ve fikirlerinin değerini düşürerek düzenlerini altetti. Allah'ın birliği, Allah'ın dinine davet fikri, Allah'ın koyduğu düzen, işte bu daima hâkim olacaktır. Allah kudretli, hikmet sahibi ve hükümrandır.
Ahmet Varol
swap_vert close
Siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, (bilin ki) inkar edenler onu iki kişinin ikincisi olarak (Mekke'den) çıkardıklarında Allah kendisine yardım etmişti. O ikisi mağarada iken arkadaşına: "Üzülme. Allah bizimledir" diyordu. Allah da ona güven duygusu vermiş, sizin görmediğiniz askerlerle onu desteklemiş ve inkar edenlerin sözlerini alçaltmıştı. Allah'ın sözü ise en yücedir. Allah yücedir, hakimdir.
40.Buhari`nin çeşitli rivayetlerinden bu ayeti kerimenin Resulullah (a.s.) ile Hz. Ebu Bekir (r.a.) hakkında indirildiği anlaşılmaktadır. Resulullah (a.s.) ile Ebu Bekir (r.a.) Medine`ye hicret için Mekke`den birlikte çıkmış ve yolda kendilerini izleyen müşriklerin kötülüklerinden korunmak için Sevr mağarasına sığınmışlardı. Bu konuda Buhari, Ebu Bekir (r.a.)`in şöyle söylediğini rivayet etmiştir: "Mağarada Resulullah (a.s.) ile birlikteydim. Müşriklerin tıkırtılarını duyunca Resulullah (a.s.)`a: "Ey Resulullah (a.s.)! İçlerinden biri ayağını kaldırsa bizi görür" dedim. Resulullah (a.s.) da: "Üçüncüleri Allah olan iki kişi hakkında sen ne düşünüyorsun!" diye buyurdu.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Siz O'na (peygambere) yardım etmezseniz, Allah O'na yardım etmiştir. Hani kâfirler ikiden biri olarak O'nu (Mekke'den) çıkarmışlardı; ikisi mağarada olduklarında arkadaşına şöyle diyordu: 'Hüzne kapılma, elbette Allah bizimle beraberdir.' Böylece Allah O'na 'huzur ve güvenlik duygusunu' indirmişti, O'nu sizin görmediğiniz ordularla desteklemiş, inkâr edenlerin de kelimesini (inkâr çağrılarını) alçaltmıştı. Oysa Allah'ın kelimesi, yüce olandır. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Eğer siz, Peygambere yardım etmezseniz, Allah vaktiyle ona yardım ettiği gibi yine eder. Hani Mekke kâfirleri onu Mekke'den çıkardıklarında, ikinin ikincisi (Peygamberin arkadaşı Hz. Ebu Bekir) ile (Sevr dağında) mağaradaydılar. O vakit Peygamber, arkadaşına şöyle diyordu: “- Mahzun olma, zira Allah'ın yardımı bizimle beraberdir.” Nihayet Allah Peygamberin (veya Ebû Bekirin) üzerine mânevi huzurunu indirdi ve onu, görmediğiniz ordularla kuvvetlendirdi. Böylece küfredenlerin kelimesini (şirk dâvasını), en alçak etti. O, Allah'ın kelimesi tevhid ise, en yüksek!... Allah, (her şeye) galibdir, hükmünde hikmet sahibidir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Eğer siz ona yardım etmezseniz, şüphesiz Allah ona yardım etti. Hani o kâfirler, onu iki(kişi)(*)nin ikincisi olarak yurdundan çıkardıkları zaman; onlar mağarada iken arkadaşına; “üzülme, Allah bizimle beraberdir” dediği zaman, Allah onun üzerine sükûn ve huzur halini indirdi, görmediğiniz askerlerle onu destekledi. O kâfirlerin çağrısını alçak bıraktı. Allah’ın çağrısı ise en yüce olandır. Çünkü Allah, güçlü, izzet sahibi ve her şeyi yerli yerinde yapandır.
(*) Hz. Peygamberle Hz. Ebubekir.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Eğer siz Peygambere yardım etmezseniz, iyi biliniz ki, Allah ona yardım etmişti: Hani iki kişiden biri olduğu halde, inkâr edenler kendisini Mekke'den çıkardıkları sırada ikisi mağarada iken arkadaşına, “Üzülme, Allah bizimle beraberdir!” diyordu. Bunun üzerine Allah, ona güven duygusunu indirmiş ve kendisini sizin görmediğiniz ordularla desteklemişti de inanmayanların sözünü alçaltmıştı. Yüce olan yalnızca Allah'ın sözüdür. Allah daima üstündür, işlerini yerli yerinde yapandır.[172]
[172] Hz. Peygamber ve mağara arkadaşı, sekîne ve kelime hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VIII, 209-211.  
Besim Atalay
swap_vert close
Sizler ona yardım etmezseniz, Allah ona yardım eder; hani kâfirler, onu yurdundan çıkarmışlardı, iki kimseden biriyle, hani opruktalarken dedi arkadaşına; «Korkma Allah bizimledir», ona Allah huzur verdi, görmediğiniz ordularla Allah onu pekitti, alçaltmıştır kâfirlerin sözünü, Allahın sözüdür en yüksek olan; Allah emre, Allah bilge
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Eğer siz (Allah yolunda savaşa çıkarak) o (nebi)ye yardım etmezseniz (mühim değil, Allah ona yardım edecektir). Hani vaktiyle inkârcılar onu iki kişiden biri olarak (Ebu Bekir'le birlikte Mekke'den) çıkardıkları zaman, ona Allah yardım etmişti. Onlar (Sevr dağında) mağarada bulunurken, o arkadaşına: “Tasalanma, çünkü Allah bizimle beraberdir” demişti. Bunun üzerine Allah da o(na yardım etmiş ve arkadaşının kalbi)ne huzur ve güven indirmişti. Ve onu görmediğiniz ordularla desteklemişti. Böylece inkâr edenlerin sözünü (davasını) alçaltmıştı. Allah'ın sözü en yücedir. Çünkü Allah üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Bu ayet, Hz. Peygamber’in, M.S. 622 yılında Hz. Ebû Bekir’le birlikte Mekke’den Medine’ye hicretini anlatıyor. Ayette geçen; “İkinin ikincisi” ifadesi bir hiyerarşiyi îma etmiyor, iki kişiden birini anlatıyor. Yani Hz. Peygamberi işaret ediyor.  
Cemil Said
swap_vert close
Rasûlünüze yardım itmez iseniz Alllah âna yerdım ider. Nitekim kâfirler Mekke’den ihrâc iylediği zamân Allâh her ikisine yardım itdi. [1] Her ikisi de bir mağarada idiler o vakit Rasûl arkadaşına "Mahzûn olma Allâh bize nusret virir" didi. Fi’lhakîka Allâh görünmez ordular ile yardım itdi ve kâfirlerin kelâmını kırdı. Tevhîd kelâmını a’lâ iyledi. ’Azîz ve hakîmdir.
[1] Muhammed ’aleyhisselam ile Ebû Bekir radiy(A)llâhu ’anh.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ona (Muhammed'e) yardım etmezseniz, bilin ki, inkar edenler onu Mekke'den çıkardıklarında mağarada bulunan iki kişiden biri olarak Allah ona yardım etmişti. Arkadaşına (Ebu Bekir'e) "Üzülme, Allah bizimledir" diyordu; Allah da ona güven vermiş, görmediğiniz askerlerle onu desteklemiş, inkar edenlerin sözünü alçaltmıştı. Ancak Allah'ın sözü yücedir. Allah güçlüdür, hakimdir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkâr edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o arkadaşına, “Üzülme, çünkü Allah bizimle beraber” diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş, böylece inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın sözü ise en yücedir. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Siz peygambere yardımcı olmasanız da önemli değil. Nitekim inkârcılar onu, iki kişiden biri olarak yurdundan çıkardıklarında Allah ona yardım etmişti: Hani onlar mağaradaydılar; arkadaşına “Tasalanma! Allah bizimle beraberdir” diyordu. Derken Allah ona kendi katından bir güven duygusu indirdi, sizin göremediğiniz askerlerle onu destekledi ve inkârcıların sözünü değersiz hale getirdi. Allah’ın sözü ise en yücedir. Çünkü Allah mutlak galiptir, hikmet sahibidir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Eğer siz ona (Resûlullah'a) yardım etmezseniz (bu önemli değil); ona Allah yardım etmiştir: Hani, kâfirler onu, iki kişiden biri olarak (Ebu Bekir ile birlikte Mekke'den) çıkarmışlardı; hani onlar mağaradaydı; o, arkadaşına. Üzülme, çünkü Allah bizimle beraberdir, diyordu. Bunun üzerine Allah ona (sükûnet sağlayan) emniyetini indirdi, onu sizin görmediğiniz bir ordu ile destekledi ve kâfir olanların sözünü alçalttı. Allah'ın sözü ise zaten yücedir. Çünkü Allah üstündür, hikmet sahibidir.  
 Hicret esnasında müşrikler tarafından ısrarla takip edilen Hz. Peygamber (s.a.) ve Hz. Ebu Bekir (r.a.) bir ara Sevr mağarasına sığınmışlardı. Müşriklerin ayak seslerini duyuyorlardı. Hz. Ebu Bekir (r.a.) korkmuştu. Rivayete göre müşrikler, mağaranın girişindeki örümcek ağı ve güvercin yuvasını görünce, içeride kimse yoktur, diye bırakıp gittiler.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Siz ona yardım etmezseniz, ALLAH ona yardım etmişti. (Örneğin) kafirler onu, ikinin ikincisi olarak çıkarmışlardı. Hani ikisi mağarada iken, arkadaşına, "Üzülme, ALLAH bizimle beraberdir," diyordu... ALLAH ona huzur ve güven indirdi; görmediğiniz ordularla destekleyerek inkarcıların sözünü alçalttı. Yüce olan, yalnızca ALLAH'ın sözüdür. ALLAH Üstündür, Bilgedir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Eğer siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, Allah ona yardım eder. Hani o kâfirler, onu Mekke'den çıkardıkları vakit sadece iki kişiden biri iken, ikisi de mağarada bulundukları sırada arkadaşına "Üzülme, çünkü Allah bizimledir." diyordu. Allah onun kalbine sükûnet ve kuvvet indirmişti ve onu görmediğiniz bir orduyla desteklemişti. Kâfirlerin sözünü alçaltmıştı. Yüce olan Allah'ın kelimesidir. Ve Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Eğer siz ona yardım etmezseniz biliyorsunuzâ Allah ona yardım etti: o küfr edenler onu çıkardığı sıra ikinin biri iken, ikisi Gardeler iken, ki o lâhzada arkadaşına «mahzun olma çünkü Allah bizimle beraber diyordu, derken Allah onun üzerine sekinetini indirdi. Onu da görmediğiniz ordularla te'yid buyurdu da öyle yaptı ki o küfredenlerin kelimesini en alçak etti, Allahın kelimesi ise en yüksek o, öyle ya Allah bir azîz hakîmdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Eğer siz, ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz, Allah vaktiyle ona yardım ettiği gibi yine eder. Hani, Mekke kâfirleri onu Mekke’den çıkmaya mecbur ettiklerinde, iki kişinin ikincisi (arkadaşı Ebû Bekir) ile (Sevr dağında) mağaradaydılar. O vakit Peygamber, arkadaşına (Ebû Bekir’e), “Üzülme, zira Allah (’ın yardımı) bizimle beraberdir” diyordu. Allah ona (yardım etti ve arkadaşının kalbine) sekînet verdi. Onu, görmediğiniz askerlerle kuvvetlendirdi. Böylece inkâr edenlerin sözünü (bâtıl davalarını) alçalttı. Allah’ın (tevhîd) kelimesi ise çok yücedir. Allah her işinde mutlak galip olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Eğer siz ona yardım etmezseniz, iyi bilin ki Allah ona yardım etmişti. Hani gerçeği yalanlayan nankörler onu çıkardıklarında¹ iki kişiden ikincisiydi. İkisi mağaradayken, o, arkadaşına: “Üzülme, kuşkusuz Allah bizimle beraberdir.” demişti.² Bunun üzerine Allah, üzerlerine dinginlik ve güven indirmişti. Onu, sizin görmediğiniz güçlerle desteklemişti. Ve küfredenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah'ın sözü ise en yüce olandır. Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
1- Mekke'den. 2- Ayette açıkça “onu, sizin görmediğiniz güçlerle desteklemişti” denmektedir, dolayısı ile “örümceklerin mağara kapısına ağ ördüğü, güvercinlerin de yuva yaptıkları” şeklindeki anlatı uydurmadır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Eğer siz ona (Resulüme) yardım etmezseniz (hatırlayın o demleri ki) kâfirler onu (Mekkeden) çıkardıkları (hicretine sebeb oldukları) zaman bizzat Allah ona yardım etmişdi. (Yine de O, nusretini esirgemez. O demler öyle demlerdi ki Resûlüllâh ancak) ikinin ikincisinden ibâretdi (Hakdan başka mededkârı yokdu). O zaman onlar («Sevr» dağının tepesindeki) mağaradaydılar. Peygamber, o vakit arkadaşına (Ebû Bekir-is Sıddıyka): «Tasalanma. Allah, hiç şübhe yok, bizimle beraberdir» diyordu. Allah o (arkadaşı) nın üzerine (kalbine) sekînetini (kuvve-i ma'neviyyesini) indirmiş, onu (Habîbini) görmediğiniz (ma'nevî) ordularla te'yîd etmiş, kâfirlerin kelimesini (küfürlerini) alçaltmışdı. Allahın kelimesi (tevhîd kelimesi) ise, o çok yücedir. Allah mutlak gaalibdir, yegâne hüküm ve hikmet saahibidir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Eğer ona (Muhammed'e) yardım etmezseniz o takdirde (bilin ki), muhakkak o inkâr edenler, (Ebû Bekir'le berâber) iki kişiden biri olarak onu (Mekke'den) çıkardıklarında Allah ona yardım etmişti. O zaman o ikisi mağaradaydılar da hani arkadaşına: “Üzülme, şübhesiz ki Allah bizimle berâberdir!” diyordu. (3) Artık Allah, ona sekînetini (kalblerine sükûnet ve huzur veren rahmetini) indirmiş, sizin görmediğiniz ordularla da ona (Resûlüne)kuvvet vermiş ve inkâr edenlerin sözünü (küfür da'vâlarını) en alçak kılmıştı. En yüce olan, ancak Allah'ın sözüdür. (4) Çünki Allah, Azîz (kudreti herşeye üstün gelen)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.
(3)“O zâtın (asm) evvel ve âhir bütün ahvâl (hâlleri) ve harekâtı nazar-ı dikkatten geçirilirse, her bir hareketi, her bir hâli hârikulâde değilse de onun sıdkına (doğruluğuna) delâlet eder. Ez-cümle: Ğâr(mağara) mes’elesinde, Ebû Bekri’s-Sıddîk ile berâber halâs ve kurtuluş ümîdi tamâmıyla kesildiği bir anda: لَاتَخَفْ اِنَّ اللّٰهَ مَعَناَ ‘Korkma, Allah bizimle berâberdir!’ diye Ebû Bekri’s-Sıddîk’a verdiği tesellî, hem tavk-ı beşer fevkınde (insanların tâkatinin üzerinde) bir ciddiyetle ve bir metânetle (sağlamlıkla) ve bir şecâatle (kahramanlıkla), hem havfsız (korkusuz) ve tereddüdsüz gösterdiği vaziyet, elbette sıdkının(doğruluğunun) ve nokta-i istinâdı (dayanma noktası) olan Hâlık’ına (yaratıcısına) i‘timâdının güneş gibi parlak bir bürhânıdır (delîlidir). (...) O zâtın (asm) ahvâl ve harekâtı birer birer, yani tek tek onun (asm)sıdkını ve hakkāniyetini (haklılığını) gösterirse, hey’et-i mecmûası (hep birlikte), onun sıdk-ı nübüvvetine(peygamberliğinin doğruluğuna) öyle kuvvetli bir delîl olur ki, şeytanları bile tasdîke mecbûr eder.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 155)(4)“Evet söz odur ve ona derler: Hak olup, Hakk’tan gelip, hak diyen ve hakīkati gösteren ve nûrânî hikmeti neşreden odur.” (Sözler, 7. Söz, 19-20)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Eğer siz, elçiye yardım etmezseniz, (biliniz ki) Allah vaktiyle ona yardım etmişti. (Yine de ona yardım edecektir.) Hani o inkâr etmiş olanlar iki kişinin ikincisi olarak (bir tek arkadışı olan Ebu Bekir’le birlikte) onu (elçiyi Mekke’den) sürüp çıkarmışlardı; hani ikisi (Sevr dağında bir) mağarada iken; o, arkadaşına ‘Üzülme, şüphe yok ki Allah’(ın yardım ve desteği) bizimle beraberdir’ diyordu. Bunun üzerine Allah ona (sükûnet sağlayan) emniyetini indirdi, onu sizin görmediğiniz (manevi) bir ordu (güç) ile destekledi ve o inkâr etmiş olanların sözünü (şirk inançlarını) alçalttı. Allah’ın sözü (tevhit), ise zaten yücedir. Ve Allah üstündür, (her konuda) doğru hüküm verendir. *
(*) Burada, inkârcıların Hz. Peygamberi (s.a.) öldürmeye karar verdikleri ve tam öldürecekleri gece Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye hicret için yola çıktığı zamana değinilmektedir. O zamana dek Müslümanların çoğu ikişer üçer Medine’ye hicret etmiş ve Mekke’de sadece birkaç çaresiz Müslüman ile gönüllerinde nifak bulunan ve emin olmayan bazı Müslüman geçinen kimseler kalmıştı. Bu sebepten dolayı Hz. Peygamber kendisini takip edeceklerini bildiği için yanına Hz. Ebu Bekir’i aldı. Medine’ye giden kuzey yolunu takip etmek yerine güneye doğru yol aldı ve üç gün boyunca “Sevr” mağarasında kaldı. O sırada kana susamış düşmanlar tüm Mekke çevresinde onu aramışlar ve bazıları onun saklandığı mağaranın ağzına kadar gelmişlerdi. Bu kritik durumda Ebu Bekir onların mağaraya girip kendilerini göreceklerinden korkarak heyecanlanmıştı. Fakat Hz. Peygamber sükûnetini korumuş ve ona, “Üzülme, Allah bizimle beraberdir” diyerek teselli vermişti. (K. Çelik Meali Tevbe-40. Ayet Açıklaması) … Ayette geçen; “ikincisi” ifadesi bir hiyerarşiyi îma etmiyor, iki kişiden birini anlatıyor. Yani Hz. Peygamberi işaret ediyor. (C. Külünkoğlu Meali Tevbe- 40. Ayet Açıklaması) Ayette açıkça “onu, sizin görmediğiniz güçlerle desteklemişti” denmektedir, dolayısı ile “örümceklerin mağara kapısına ağ ördüğü, güvercinlerin de yuva yaptıkları” şeklindeki anlatı uydurmadır. (E. Aktaş Tevbe-40. Ayet Açıklaması) Örümcek ve güvercin olayının uydurma olduğuna dair bir bilgi aşağıdadır. أورد الشيخ الألباني -رحمه الله - في السلسلة الضعيفة (3/ 337) حديثًا عزاه إلى مسند الفردوس للديلمي وهو: "جزى الله عَزَّ وَجَلَ العنكبوت عنا خيرًا فإنها نسجت علي وعليك يا أبا بكر في الغار، حتى لم يرنا المشركون، ولم يصلوا إلينا"، وقال - رحمه الله - عن الحديث: منكر، ثم ختم كلامه بقوله: "واعلم أنه لا يصح حديث في عنكبوت الغار والحمامتين على كثرة ما يُذكر ذلك في بعض الكتب والمحاضرات - وسئل شيخ الإِسلام -رحمه الله - عن هذا الحديث فقال: "هذا حديث باطل كذب". (الفتاوى 18/ 124) - قال الشيخ ابن عثيمين -رحمه الله- معلقًا على قول أبي بكر الصديق رضي الله عنه: (لو أن أحدهم نظر تحت قدميه لأبصرنا): "وفيه دليل على أن قصة نسج العنكبوت غير صحيحة، فما يوجد في بعض التواريخ أن العنكبوت نسجت على باب الغار، وأنه نبت فيه شجرة، وأنه كان على غصنها حمامة .. كل هذا لا صحة له؛ لأن الذي منع المشركين من رؤية النبي - صلى الله عليه وسلم - وصاحبه أبي بكر رضي الله عنه ليست أمورًا حسية تكون لهما ولغيرهما بل هي أمور معنوية وآية من آيات الله عز وجل - وقال في موضع آخر: "واعلم أنه لا يصح حديث في عنكبوت الغار والحمامتين (9) سلسلة الأحاديث الضعيفة (3/ 339).) (قصة العنكبوت والحمامتين في الغار - أغاليط تاريخية| قصة الإسلام )  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Eğer Allah’ın elçisine siz yardım etmezseniz, şüphesiz inkâr edenler elçiyi (Mekke den) çıkardıklarında, mağarada ikincinin ikincisi arkadaşına “Üzülme, Allah bizimle beraber” dediğinde Allah, korkan arkadaşını sakinleştirmiş ve onların görmediği bir ordu indirerek onlara yardım etmişti. Böylece, Allah inkâr edenlerin sözlerini alçaltmış ve Allah kelimelerini de (sözlerini) yüceltmiştir. Allah en güçlü olan ve her şeye hükmünü geçirendir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Eğer eğer siz Onun elçisine yardım etmezseniz inanmıyanlar ikiden biri olarak onu çıkardıkları gün Allah Kendisi ona yardım etmişti. O gün ikisi de mağarada idiler. Peygamber arkadaşına şöyle demişti: "Sakın kaygılanma. Çünkü Allah bizimledir." Bunun üzerine Allah onları dölendirdi. Onu gözle göremediğiniz ordularla pekitti. Böylece tanımazların sözünü altetti. Allah sözü yüce olandır. Allah erklidir, doğruyu bildiricidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Şâyet siz peygambere yardım etmezseniz Allah yardım edecek, çünkü kâfir olanlar onu ikiden biri olarak [⁵] Mekke/den çıkardıkları, her ikisi mağarada bulundukları, arkadaşına «— Gam çekme Allah bizim ile beraberdir» dediği zaman Allah ona yardım etmişti. Allah üzerine bâdi-i sükûnet olan rahmetini indirdi. Onu mağarada, savaş yerlerinde görmediğiniz askerler ile teyid etti. Kâfirlerin şirke davet sözlerini pek kıymetsiz kıldı. En yüce söz Tanrı sözü [⁶] dür. Allah galib-i yektadır, hakimdir.
[5] Yani bir tek arkadaşı varken.[6] Tevhit veya islâma dâvet.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Eğer siz ona/peygambere yardım etmezseniz, biliniz ki inkâr edenler iki kişiden biri olarak onu (Mekke’den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti. Hani onlar mağaradaydılar, hani o arkadaşına¹⁴, “Üzülme, Allah bizimle beraber!” diyordu. Allah da hemen, onun üzerine huzur ve güven duygusunu [sekîne] indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz askerlerle desteklemiş ve böylece inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın sözü [kelime] ise en yüce olandır. Zira Allah Azîz’dir, Hakîm’dir.
14 Arkadaşı Hz. Ebu Bekir kastedilmektedir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Siz ona (peygambere) yardım etmezseniz, Allah ona yardım eder. Hani küfre sapanlar ikiden biri olarak onu (Mekke'den) çıkarmışlardı; ikisi mağarada olduklarında (Peygamber) arkadaşına şöyle diyordu: “Hüzne kapılma; elbette Allah bizimle beraberdir.” Böylece Allah ona (Peygamber'e) huzur ve güvenlik duygusunu indirmiş, onu sizin görmediğiniz ordularla desteklemiş, küfre sapanların da kelimesini (şirk inançlarını) alçaltmıştı. Oysa Allah'ın kelimesi (tevhit), yüce olandır. Allah üstün ve üstün güç sahibi olandır, hikmet sahibidir.
(Burada, kâfirlerin Hz. Peygamber’i (s.a.a) öldürmeye karar verdikleri ve tam öldürecekleri gece Hz. Peygamber’in (s.a.a) Mekke’den Medine’ye hicret için yola çıktığı zamana değinilmektedir. O zamana dek Müslümanların çoğu ikişer üçer Medine’ye hicret etmiş ve Mekke’de sadece bir kaç çaresiz Müslüman ile kalplerinde nifak bulunan ve emin olmayan bazı Müslüman geçinen kimseler kalmıştı. Bu sebepten dolayı Hz. Peygamber (s.a.a) kendisini takip edeceklerini bildiği için yanına Hz. Ebu Bekir’i aldı. Medine’ye giden kuzey yolunu takip etmek yerine güneye doğru yol aldı ve üç gün boyunca “Sevr” mağarasında kaldı. O sırada kana susamış düşmanlar tüm Mekke çevresinde onu aramışlar ve bazıları onun saklandığı mağaranın ağzına kadar gelmişlerdi. Bu kritik durumda Ebu Bekir onların mağaraya girip kendilerini göreceklerinden korkarak heyecanlanmıştı. Fakat Hz. Peygamber (s.a.a) sükûnetini korumuş ve ona, “Üzülme, Allah bizimle beraberdir” diyerek teselli vermişti.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Eğer siz Peygambere verdiğiniz sözleri unutur ve zulme karşı başlattığı mücâdeledeona yardımcı olmaktan kaçınırsanız, Rabb’i onu yardımsız ve yalnız bırakır mı sanıyorsunuz? Nitekim Allah, çok daha zor anlarında; kâfirler onu öz yurdundan çıkmaya zorladıklarında, can dostu Ebu Bekir ile birlikte topu topu iki kişinin ikincisi iken ona yardım etmişti. O zamanlar ne devleti vardı, ne de orduları. Hani onlar, kendilerini öldürmek için peşlerinden gelen Mekkeli kâfirlerin elinden kurtulmak amacıyla, Sevr dağının tepesindeki bir mağarada gizlenmişlerdi. Fakat askerler, izlerini sürerek mağaranın ta önüne kadar gelmişlerdi. Oracıkta öldürülmelerini engelleyecek —görünürde— hiçbir sebep kalmamıştı. O kadar ki, nefes alsalar duyulacak bir hâlde iken Peygamber, bu dâvânın artık sona ereceği endişesiyle yüreği kan ağlayan sevgili arkadaşına “Üzülme dostum!” diyordu, “Allah bizimle beraberdir!” Bunun üzerine Allah, ona ve bu vefakâr arkadaşına, kendi katından olağanüstü bir huzur ve güven duygusu bahşetti ve onu, sizin göremediğiniz meleklerden oluşan mânevî ordularla destekledi ve her ikisini de kurtarıp sağ salim Medîne’ye ulaştırdı. Ardından da, müminlere büyük zaferler kazandırdı. Böylece, hakîkati inkâr edenlerin bâtıl inanç ve iddialarını çürüterek dinlerini alçalttı; çünkü tek yüce din, Allah’ındinidir! Öyle ya, Allah, sonsuz kudret ve hikmet sahibidir. İşte Allah, böylesine çaresiz anlarında bile, Elçisini yalnızlığa terk etmedi, şimdi de terk etmeyecek! O hâlde, ey inananlar! Allah yolunda fedâkârlık göstermek gerektiğinde, hangi durum ve şartlarda olursanız olun; zengin de olsanız fakir de, güçlü de olsanız zayıf da, hoşunuza gitse de gitmese de, silah ve teçhizatınız az da olsa çok da olsa, kısacası:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ona yardım etmezseniz, gerçekten Allah ona yardım etti. Hani, inkâr etmiş olanlar iki kişiden ikincisi olarak onu (Mekke’den) çıkardılar. İkisi de Mağara’dayken arkadaşına: “Üzülme! Allah bizimle birliktedir” diyordu. Allah ona sekînet / güven / huzur indirdi; Onu görmediğiniz ordularla destekledi; İnkâr etmiş olanların sözünü Sefil / Alçak yaptı. Allah’ın sözü En Yüce’dir. Allah hakîm azîzdir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Eğer Muhammed'e yardım etmez iseniz, unutmayın ki inkarcılar onu Mekke'den sürdüklerinde, Allah yanına birini vererek, ona yardım etmişti. Hattâ mağaraya sığındıklarında yoldaşı Ebûbekir'e: " sakın korkma. Allah bizimle " diyordu. Allah bir yandan resulünü bu şekilde teskin ederken, bir yandan da ona, sizin göremediğiniz güçler ile destek oluyor, inkarcıların inkarını ayaklar altına alıyordu. Çünkü en yüce söz, Allah'ın sözüydü. Çünkü Allah, muhteşem gücü ile her şeye egemendi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Eğer siz Allah’ın Resulüne savaşta yardım etmezseniz sizin yerinize Allah yardım eder. Unuttunuz mu? Allah Resulüne daha önce de yardım etmişti. Hatırlayın! Neredeyse hepiniz Mekke’den hicret etmiş, Mekkeli Putperestler Resulü öldürmeye kalkmıştı. Rabbiniz Resulü ve arkadaşını hicret yolundan size sağ salim getirmişti. Allah’ın yardımı olmasaydı gelebilir miydi? Hiç düşünmez misiniz? Siz Allah Resulünü yalnız bırakırsanız Resul davasından vazgeçecek mi sanıyorsunuz? Allah yolunda savaşmaktan vazgeçecek mi sanıyorsunuz? Bilin ki Resul Allah’a güvenir. Allah’a güvenerek yola çıkar. Nitekim O hicret yolunda iken, düşmanları O’nu takip ederken, Resul kendilerine Allah’ın yardım ettiğini biliyor ve arkadaşına; "Üzülme çünkü Allah bizimle beraber!" diyordu. Allah Resulünün kalbine güven duygusu ve huzur vermiş, sizi görmediğiniz bir takım ordularla desteklemiş, böylece inkâr edenlerin planlarını boşa çıkarmıştı. Hâlbuki inkâr edenler Allah’ın Resulünü mutlaka yakalayıp öldüreceklerini söylüyorlardı. Rabbiniz inkâr edenlerin sözünü geçersiz kıldı. Ben Resulün yardımcısıyım dedi. Unutmayın ki Allah’ın sözü sözlerin en yücesidir. Allah mutlak güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Siz ona (Tebük’te) [*] yardım etmezseniz (bu önemli değil); kâfir olanlar onu, iki kişinin ikincisi olarak (Mekke’den) çıkardıklarında elbette Allah ona yardım etmişti. Hani onlar mağaradaydı da (Elçi), arkadaşına “Üzülme, şüphesiz ki Allah bizimledir.” diyordu. [*] (Bunun üzerine) Allah ona güven duygusu indirmiş, onu sizin görmediğiniz bir ordu ile desteklemişti. [*] kâfir olanların sözünü alçaltmıştı. Allah’ın sözü gerçek yüce olandır. [*] Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.
Surenin 38. ayetinden itibaren sonuna kadarki bölüm çok büyük oranda Tebük Gazvesi ile ilişkilidir. Tebük Gazvesi’nin bir saldırı olmadığı ve hristiyanların müslümanlara saldırı hazırlığına karşılık düzenlendiğinin tarihi bir gerçeklik olduğunu ifade etmektedir.,Peygamberlerin teslimiyetini içeren benzer mesajlar: Şu‘arâ 26:62; ‘Ankebût 29:26; Sâffât 37:99.,Benzer mesajlar: Tevbe 9:26; Ahzâb 33:9 En yüce söz en yücenin sözüdür ki o da Yüce Allah’ın kelamı olan Kur’an’dır. Demek ki sesi değil, sözü yükseltmek gerekir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Eğer siz o (Peygamber’e) yardım etmezseniz, (bilin ki) Allah, ona yardım eder. (Tıpkı) kâfirlerin onun Mekke’den çıkmasına sebep oldukları vakit, ikisi mağarada iken¹ o iki kişiden ikincisi,² arkadaşına:³ “Üzülme, çünkü Allah, bizimle beraberdir.” deyince Allah’ın, onun kalbine sükûnet indirdiği ve onu, sizin görmediğiniz bir orduyla desteklediği gibi. Ve böylece Allah, o zaman kâfirlerin sözünü⁴ alçalttı. Allah’ın sözü ise (sözlerin) en yücesidir. Şüphesiz Allah, çok şerefli, hüküm (ve hikmet) sahibidir.
1 Bu mağara; Mekke’ye bir saat mesafedeki Sevr Dağının tepesinde bulunan ve “Sevr Mağarası” diye bilinen bir mağaradır. 2 Yani Hz. Peygamber (s.a.v).3 O arkadaşı; Hz. Ebû Bekir (r.a) idi. Rivâyetlere göre; müşrikler, izleri takip ederek gelip mağaranın üzerine çıkmışlardı. Bu esnada Ebû Bekir (r.a) mahzun olmuş ve “Eğer kapıdakilerden biri ayağının ucuna baksa bizim ayaklarının altında olduğumuzu görecek!” demişti. Rasûlullah (s.a.v) de: “Sen üçüncüleri Allah olan iki kişiyi ne zannediyorsun?” buyurdu. (Buhârî, Müslim)4 Yani onların fikirlerini, inançlarını, davalarını ve küfür çağrılarını…  
Muhammed Esed
swap_vert close
Eğer siz Elçi’ye ⁶⁰ yardım etmezseniz, o zaman [bilin ki] o’na [yine] Allah [yardım edecektir, tıpkı,] o hakkı inkara şartlanmış olan kimseler o’nu yurdundan sürüp çıkardıkları zaman yardım etti[ği gibi]; (ki o gün o yalnızca) iki kişiden biriydi ⁶¹ ve bu iki kişi [saklandıkları] mağaradayken Elçi arkadaşına: “Üzülme” dedi, “Allah bizimle beraberdir”. ⁶² Ve derken Allah o’na katından bir sükûnet/bir güven duygusu ⁶³ bahşetti, o’nu sizin göremeyeceğiniz güçlerle destekledi ve (böylece,) hakkı inkara şartlanmış olanların dâvâsını bütünüyle yere düşürdü, Allah’ın dâvâsı ise (böylece her zamanki gibi) üstün ve yüce kaldı: ⁶⁴ çünkü Allah, kudretçe en üstün, hüküm ve hikmetçe en uludur.
60 Lafzen, “o’na”, yani Muhammed (s)’e.61 Lafzen, “ikinin ikincisi”. Hz. Peygamber’in, M.S. 622 yılında Hz. Ebû Bekir’le birlikte Mekke’den Medine’ye hicretine ilişkin bir îma. “İkinin ikincisi” ifadesi bir hiyerarşiyi îma etmiyor, “iki kişiden biri” anlamına geliyor. Karş. Hz. Peygamber’in yine bu olay sırasında arkadaşı Hz. Ebû Bekir’e söylediği rivayet edilen söz: “Üçüncüleri Allah olan iki (kişi)ye, sence ne olabilir ki?” (Buhârî, Kitâbu Fezâili Ashâbi’n-Nebî: Hz. Peygamber’in Arkadaşlarının Erdemleri Bölümü.)62 Hz. Peygamber ve Hz. Ebû Bekir Medine’ye hicret için yola çıktıklarında, önce Mekke yakınlarında Sevr Dağı’ndaki bir mağarada üç gece saklandılar; orada, onların izini süren Mekkeli müşrikler tarafından neredeyse bulunup yakalanacaklardı (a.g.e.).63 Karş. Yukarıda 26. ayet.64 Lafzen, “Allah’ın kelimesi en uludur”. Burada bizim “dâvâ” olarak aktardığımız sözcük, cümlede iki kere geçen ve tam karşılığı “söz/sözcük” olan kelime sözcüğüdür.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Eğer O’na yardım etmezseniz, iyi bilin ki Allah ona mutlaka yardım edecektir. Hani iki kişinin ikincisi olarak kâfirler onu Mekke’den çıkardıklarında ikisi de mağaradayken arkadaşına ‘Üzülme Allah bizimle beraberdir’ diyordu ya, o anda Allah, ona katından bir sükûnet ve güven duygusu vermiş ve onu görmediğiniz ordularla desteklemişti. Böylece Allah kâfirlerin davasını alçaltmıştı. Allah’ın davası! İşte o en yücedir. Zira Allah üstün kudret sahibi ve hükmünde doğru karar verendir. 3/9- 194, 4/113, 5/67, 9/26, 33/9, 13/31, 39/20, 14/47, 30/6
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Eğer ona siz destek vermezseniz, unutmayın ki ona Allah yardım etmiştir: inkârda direnenler onu sürüp çıkardıkları zaman (Muhammed sadece) iki kişiden biriydi. Hani o ikisi mağaradayken, o arkadaşına “Tasalanma, Allah bizimle beraberdir!” demişti de, bunun üzerine Allah ona katından bir sükunet[¹⁴⁴⁸] indirmiş ve onu sizin göremediğiniz güçlerle takviye etmişti: böylece inkârda ısrar edenlerin dâvâsını alçalttı. Allah’ın dâvâsına gelince; o, en yüce olandır; çünkü Allah’tır her işinde mükemmel olan, her hükmünde üstün hikmetler bulunan.[¹⁴⁴⁹]
[1448] Sekinetin kökeni olan sukun, “bir şeyin harekete geçtikten sonra eski hâlini alarak sakinleşmesi” anlamına gelir (Râğıb). Kelimenin yaklaşık bir telaffuzla İbranîce’de de kullanılıyor olması (sehina) Sami kökenden geldiğinin göstergesidir. Kur’an’da aynı formda kullanıldığı altı yerde de “iç huzuru, sükûnet, gönül ferahlığı” anlamına gelir (Krş: 48:4, not 6). [1449] Zımnen: Esasen Allah’ın dâvâsını kimse yüceltmez, o zaten yücedir; ancak insan onunla kendini yüceltir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Siz ona (Resulüne) yardım etmeseniz de (onunla sefere çıkmamakta direnseniz de, haberiniz olsun ki) Allah ona yardım eder, (nitekim) Kafirler onu, iki kişiden biri olarak (Ebubekir ile birlikte Mekke'den) çıkarmışlardı da onlar bir mağaraya sığınmışlardı, (arkadaşı durumdan endişe edince) O, "Hiç üzülme, Allah kuşkusuz bizimle beraberdir" diyordu. Bunun üzerine Allah, arkadaşının üzerine sekînetini (rahmetini ve yardım vadini) indirdi. (Kalbindeki endişeyi derhal gideriverdi) Ve onu (Resulünü, gerek o mağarada, gerek diğer savaşlarda) sizin göremediğiniz ordularla (meleklerle) destekledi. (Yardımlarıyla zaferlere ulaştırdı) Kafirlerin sözlerini (küfre davetlerini) ise alçalttıkça alçalttı, (çirkin emellerine kavuşamadılar) Şüphe yok ki Allah’ın kelimesi ("Allah'tan başka ilah yoktur" sözü) en yüce kelimedir. Allah herşeye gücü yetendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Osman Fırat
swap_vert close
İlle de siz O’na (Resule) yardım etmezseniz, o zaman (bilin ki) Allah O kafirler onu yurdundan sürüp çıkardıkları zaman O’na yardım etmişti. O iki kişiden biriydi ve mağaradayken (resul) arkadaşına: "Üzülme" dedi, "Allah bizimle beraberdir". Ve derken Allah ona katından bir sükûnet bahşetti, onu sizin göremeyeceğiniz askerlerle destekledi ve kafirlerin sözünü alçattı. Yüce olan, yalnız Allâh’ın sözüdür. Allâh dâimâ üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Eğer siz O'na yardım etmezseniz muhakkak ki, Allah Teâlâ O'na yardım etmiştir. O zaman ki, kâfirler O'nu çıkarmışlardı. O ikinin biri bulunuyordu. O ikisi mağarada bulundukları sıra, o vakitte ki, refikine diyordu: «Mahzun olma, şüphe yok ki Allah Teâlâ bizimle beraberdir.» Artık Allah Teâlâ O'nun üzerine sekîneti indirdi ve bunu da görmediğiniz askerlerle teyid buyurdu ve kâfir olanların sözünü alçalttı. Allah Teâlâ'nın kelimesi ise, o en yüksektir. Ve Allah Teâlâ azîzdir, hakîmdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Eğer Siz Peygambere yardımcı olmazsanız, Allah vaktiyle ona yardım ettiği gibi yine yardım eder. Hani kâfirler onu Mekke'den çıkardıklarında, iki kişiden biri olarak mağarada iken arkadaşına: “Hiç tasalanma, zira Allah bizimle beraberdir. ” diyordu. Derken Allah onun üzerine sekinetini, huzur ve güven duygusunu indirdi ve onu, görmediğiniz ordularla destekledi. Kâfirlerin dâvasını alçalttı. Allah'ın dini ise zaten yücedir. Çünkü Allah azîzdir, hakîmdir (mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir).
Hz. Peygamber (a.s.m)’ın Hz. Ebû Bekir (r.a) ile hicret ettiği sırada, Mekke’nin güneyindeki Sevr mağarasında üç gün kalmalarına işarettir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Eğer siz o(Hak elçisi)ne yardım etmezseniz, iyi bilin ki, Allah ona yardım etmişti: Hani yalnız iki kişiden biri olduğu halde, inkar edenler kendisini (Mekke'den) çıkardıkları sırada ikisi mağarada iken arkadaşına "Üzülme, Allah bizimle beraberdir!"diyordu. (İşte o zaman) Allah (ona yardım etti) onun üzerine sekine(huzur ve güven duygu)sunu indirdi ve onu, sizin görmediğiniz askerlerle destekledi; inanmayanların sözünü alçattı. Yüce olan, yalnız Allah'ın sözüdür. Allah daima üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Eğer siz Rasûl'e yardım itmez iseniz, Allâh ona kâfirlerin onı memleketden çıkardıkları zamân yardım itdi. (Bunun gibi yine yardım ider) Onlar gâr'da iki kişi idiler. Arkadaşına: "Mahzûn olma, Allâh bizimle berâberdir" dirdi. Allâh Te'âlâ onun üzerine sükûnet inzâl itdi. Ve sizin görmediğiniz 'askerle onı te'yîd iyledi. Kâfirlerin kelimesini aşağı ve Allâh'ın kelâmını ise yukarı kıldı. Cenâb-ı Hak her şeye kâdir 'azîz ve muktezâ-yı hikmeti ihmâl itmez hakîmdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ona yardım etmezseniz etmeyin; Allah yardımını yapmaktadır. Hani bir gün, kâfirler onu, arkadaşıyla birlikte Mekke’den çıkmak zorunda bırakmışlardı da mağarada arkadaşına şöyle demişti: “Üzülme; Allah bizimle beraberdir.” Allah da onları rahatlatmış, görmediğiniz ordularla desteklemiş ve kâfirlerin sözünü yere düşürmüştü. Zaten yüce olan söz, Allah’ın sözüdür. Üstün olan ve doğru kararlar veren Allah’tır.
Şaban Piriş
swap_vert close
O'na yardım etmezseniz, bilin ki kafirler O'nu Mekke'den çıkardıklarında mağarada bulunan iki kişiden biri olarak Allah O'na yardım etmişti. Arkadaşına: -Üzülme, Allah bizimle beraberdir, diyordu. Allah, O'na güven vermiş ve O'nu görmediğiniz askerlerle desteklemiştir. Kafirlerin sözünü alçaltmıştır. Allah sözü en yücedir. Allah güçlüdür, hakimdir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Siz Peygambere yardım etmeseniz de, inkâr edenler onu yurdundan çıkardıklarında Allah ona yardım etmiştir. O vakit iki kişiden biri olarak mağaradayken, o, arkadaşına “Üzülme, Allah bizimle” diyordu.(13) Nitekim Allah ona güven ve rahmetini indirdi, sizin görmediğiniz ordularla onu destekledi ve kâfirlerin dâvâsını alçalttı. Çünkü yüce olan dâvâ ancak Allah'ın dâvâsıdır; Allah ise herşeyin mutlak galibi ve sonsuz hikmet sahibidir.
(13) Peygamberimiz ve Hz. Ebubekir hicret ettikleri sırada üç gün geçirdikleri mağarada iken, Hz. Ebubekir onun için endişeleniyor, “Ey Allah’ın Elçisi, beni öldürürlerse ben nihayet bir kişiyim; ama seni öldürürlerse Allah’ın dini ortadan kalkar” diyor, Peygamberimiz ise “Üzülme, Allah bizimle” diyerek onu tesellî ediyordu.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Eğer siz ona yardım etmezseniz bilin ki, Allah ona zaten yardım etmişti. Hani, küfredenler onu iki kişinin ikincisi olarak yurdundan çıkardıklarında, mağarada bulundukları bir sırada arkadaşına şöyle diyordu: "Tasalanma, Allah bizimle!" Bunun üzerine Allah ona sükûnet indirmiş ve kendisini sizin görmediğiniz ordularla desteklemişti de küfre sapanların sözünü sefil kılıp alçaltmıştı. Allah'ın sözü ise yüce olanın ta kendisidir. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eger arķa virmeyesiz aña bayıķ arķa virdi aña Tañrı. ol vaķt kim çıķardı anı anlar kim kāfir oldılar ikinüñ ikincisi iken ol vaķt kim ol ikisindeyidi ol vaķt kim eydüridi işine ya'nį ebū bekre “ķayġurma bayıķ Tañrı bizüm iledür.” pes indürdi Tañrı dölenmegini anuñ üzere ya'nį ebū bekr üzere daħı ķuvvetlendürdi anı [97a] cunud ile kim görmedüñüz anları. daħı ķıldı sözini anlaruñ kim kāfir oldılar aşıġaraķ daħı Tañrı sözi oldur yücerek. daħı Tañrı beñdeşsüz güci yiter dür dürüst işlü sözlü.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eger siz nuṣret eylemeseñüz peyġambere, taḥḳīḳ nuṣret eyledi aña TañrıTa‘ālā ol vaḳt ki çıḳardı anı kāfirler Mekkeden özi bile bir kişi daḫı. İkisi bi‐le maġāraya girdiler, eydürdi peyġamber ṣāḥibine ki Ebū Bekrdür: Ḳayurma,Tañrı Ta‘ālā bizümledür, dir‐idi. Pes indürdi Tañrı Ta‘ālā anuñ üstineamanlıġı, daḫı ḳuvvetlendürdi anı feriştehler çerisi bile ki siz anı görmedüñüz. Daḫı kāfirlerüñ kelimesi[ni] aşaġa ḳıldı, daḫı Tañrı Ta‘ālā kelimesi tevḥīd‐dür, ol yücedür. Daḫı Tañrı Ta‘ālā ‘azīzdür, ḥikmetler issidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ey mö’minlər!) Əgər siz ona (Peyğəmbərə) kömək etməsəniz, Allah ona kömək göstərmiş olar. Necə ki, kafirlər onu (Məkkədən) iki nəfərdən biri (ikinin ikincisi) olaraq çıxartdıqları, hər ikisi mağarada olduğu və öz dostuna (Əbu Bəkrə): “Qəm yemə, Allah bizimlədir!”–dediyi zaman (göstərmişdi). O vaxt Allah ona bir arxayınlıq (rahatlıq) nazil etmiş, onu sizin görmədiyiniz (mələklərdən ibarət) əsgərlərlə müdafiə etmiş, kafirlərin sözünü alçaltmışdı. Yalnız Allahın sözü (kəlmeyi-şəhadət) ucadır. Allah yenilməz qüvvət, hikmət sahibidir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
If ye help him not, still Allah helped him when those who disbelieve drove him forth, the second of two; when they two were in the cave, when he said unto his comrade: Grieve not. Lo! Allah is with us. Then Allah caused His peace of reassurance to descend upon him and supported him with hosts ye cannot see, and made the word of those who disbelieved the nethermost, while Allah's word it was that became the uppermost. Allah is Mighty, Wise.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
If ye help not (your leader), (it is no matter): for Allah did indeed help him,(1302) when the Unbelievers drove him out: he had no more than one companion;(1303) they two were in the cave, and he said to his companion, "Have no fear, for Allah is with us": then Allah sent down His peace upon him,(1304) and strengthened him with forces which ye saw not, and humbled(1305) to the depths the word of the Unbelievers. But the word of Allah is exalted to the heights: for Allah is Exalted in might, Wise.
1302 The Tabuk expedition was not a failure. Though some hesitated, many more joined in. But a more striking example was when the Prophet was forced to leave Makkah and performed his famous Hijrah. His enemies plotted for his life. He had already sent his followers on to Madinah. Ali had volunteered to face his enemies in his house. His single companion was Abu Bakr. The two concealed themselves in the cave of Thawr , three miles from Makkah, for three nights, with the enemy prowling around in great numbers in fruitless search of them. "We are but two," said Abu Bakr. "Nay," said Muhammad, "for Allah is with us." Faith gave their minds peace, and Allah gave them safety. They reached Madinah, and a glorious chapter opened for Islam. The forces that helped them were not seen, but their power was irresistible. (R). 1303 Literally, "the second of two," which afterwards became Abu Bakr's proud title. 1304 Cf. 9:26 . 1305 The superlatives in the Arabic I have rendered by the periphrases, "humbled to the depths" and "exalted to the heights," as they accord better with the genius of the English language. The enemies of Islam had boasted that they would root it out: the result showed them up as ridiculous and despicable.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِلَّا تَنْصُرُوهُ
eğer ona yardım etmezseniz
فَقَدْ
artık ger- çekten
نَصَرَهُ
ona yardım etmiştir
اللّٰهُ
Allah
اِذْ
o za- man ki
اَخْرَجَهُ
onu çıkardı
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
كَفَرُوا
kâfir oldular
ثَانِيَ
ikincisi olarak
اثْنَيْنِ
iki (kişi)nin
اِذْ
o za- man
هُمَا
o ikisi
فِي الْغَارِ
mağaradaydı
اِذْ
o va- kit
يَقُولُ
diyordu
لِصَاحِبِه۪
arkadaşına
لَا تَحْزَنْ
üzülme
اِنَّ
şüp- hesiz
اللّٰهَ
Allah
مَعَنَاۚ
bizimle beraberdir
فَاَنْزَلَ
bunun üze- rine indirdi
اللّٰهُ
Allah
سَك۪ينَتَهُ
sekînetini
عَلَيْهِ
ona
وَاَيَّدَهُ
ve onu destekledi
بِجُنُودٍ
ordularla
لَمْ تَرَوْهَا
onları görmediniz
وَجَعَلَ
ve kıldı
كَلِمَةَ
sözünü
الَّذ۪ينَ
o kimse- lerin ki
كَفَرُوا
kâfir oldular
السُّفْلٰىۜ
en alçak
وَكَلِمَةُ
ve sözü
اللّٰهِ
Allah'ın
هِيَ
odur
الْعُلْيَاۜ
en yüce olan
وَاللّٰهُ
çünkü Allah
عَز۪يزٌ
Azîz'dir
حَك۪يمٌ
Hakîm'dir
Eğer siz, o (resulümüz)e yardım etmezseniz (iyi bilin ki), ona Allah yardım etmiştir. Hani kâfirler onu, iki kişiden biri olarak (Mekke'den) çıkarmışlardı da onlar mağarada bulundukları sırada o, arkadaşına, "üzülme; çünkü Allah bizimle beraberdir" diyordu. Bunun üzerine Allah ona (huzur vermesi için) sekînet (nûrun)u indirdi, onu sizin görmediğiniz bir ordu ile destekledi ve kâfirlerin sözünü alçalttı. Allah'ın sözü ise zaten yücedir. Çünkü Allah Azîz'dir, Hakîm'dir (bütün şeref ve kudretin sahibi olan, her işinde hikmet ve hayır olandır).
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
نَصَرَ
Fiil-I
ن ص ر
Yardım etti
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
نَصَرَ
Fiil-I
ن ص ر
Yardım etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
اَخْرَجَ
Fiil-IV
خ ر ج
Çıkardı
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
ثَانِى
İsim
ث ن ي
İkincisi, eğip bükmek
اِثْنَيْن
İsim
ث ن ي
İki
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
هُمَا
Zamir
هُمَا
O ikisi
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
غَار
İsim
غ و ر
Mağara
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
صَاحِب
İsim
ص ح ب
Arkadaş, sahip
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
حَزِنَ
Fiil-I
ح ز ن
Mahzun oldu, üzüntüye kapıldı, üzüldü, hüzünlendi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَع
Edat
مَع
Beraberlik ifade eden edat, ile
اَنْزَلَ
Fiil-IV
ن ز ل
İndirdi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
سَكِينَة
İsim
س ك ن
Sekinet
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَيَّدَ
Fiil-II
ا ي د
Destekledi, kuvvetlendirdi
جُنْد
İsim
ج ن د
Ordu, taraftar
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
كَلِمَة
İsim
ك ل م
Kelime, söz
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
سُفْلٰى
İsim
س ف ل
En alçak
كَلِمَة
İsim
ك ل م
Kelime, söz
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
هِيَ
Zamir
هِيَ
O (bayanlar için kullanılır)
عُلْيَا
İsim
ع ل و
Yüce, üstün
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَزِيز
İsim
ع ز ز
Azîz (Allah'ın ismi, esmasıdır. Bütün şeref ve kudretin sahibi olan demektir), üstün, aziz, güçlü, şerefli, izzet sahibi, meşakkatli
حَكِيم
İsim
ح ك م
Hakîm (Allah'ın esması, ismidir. Her işinde hikmet ve hayr olan demektir), hikmet dolu, hikmetli