close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 38. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû mâ lekum iżâ kîle lekumu-nfirû fî sebîli(A)llâhi-śśâkaltum ilâ-l-ard(i)(c) eradîtum bilhayâti-ddunyâ mine-l-âḣira(ti)(c) femâ metâ’u-lhayâti-ddunyâ fî-l-âḣirati illâ kalîl(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ey inananlar, size ne oldu da Allah yolunda savaşa çıkın dendiği zaman olduğunuz yerde mıhlanıp kaldınız. Âhireti bıraktınız da dünya yaşayışına mı razı oldunuz? Fakat dünya hayatının faydası, ahirete nispetle pek azdır.
Tebük savaşına işaret edilmektedir. Meyve zamanı olduğu için münafıklar, savaşa gitmek istememişler, sahâbeyse kadınları da dahil olduğu halde mallarını mülklerini, ziynet eşyalarını vererek büyük bir ordu hazırlanmasını sağlamışlardı.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ey inananlar! Size ne oldu ki: "Allah yolunda seferber olup (topluca cihada) çıkınız" dendiği zaman (ürkeklik ve gevşeklikle ağırlaşarak) yere çakılıp kalıyorsunuz? Yoksa ahireti bırakıp, dünya hayatına (rahatlığına ve çıkarına) mı razı oldunuz? (Hâlâ anlamıyor ve inanmıyor musunuz?) Halbuki dünya hayatının nimet ve lezzeti ahirete nazaran pek az (ve kıymetsizdir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey iman edenler! Size ne oldu ki, “Allah yolunda savaşa çıkın” diye çağrıldığınızda, yere çakılıp kalıyorsunuz. Sonraki hayatın iyiliklerini gözden çıkarıp, bu dünya hayatının rahatlığıyla kendinize, doyum sağlama peşindesiniz. Fakat bu dünya hayatının verdiği haz ve doyum, sonraki hayatın vereceği yanında, değersiz bir şeyden başka nedir ki!
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ey iman edenler, nerde kaldı müslümanlığınız! Niçin Allah'ın emrinden uzak durarak : “Allah yolunda, İslâm uğrunda koşarak seferber olun” denilince yerinizde yurdunuzda çakılıp kaldınız, ağırlaştınız. Yoksa âhiretten, ebedî yurttan vazgeçip dünya hayatına mı razı oldunuz? Dünya hayatının zevki, âhiret hayatının, ebedî yurttaki hayatın yanında lafı edilmeyecek bir değerdedir.”
Ahmet Varol
swap_vert close
Ey iman edenler! Size ne oldu ki "Allah yolunda savaşa çıkın" denildiği zaman yere çakılıp kaldınız. Ahiretin yerine dünya hayatına mı razı oldunuz? Oysa dünya hayatının geçimliği ahirete göre çok azdır.
38.İbnu Cerir`in Mücahid`den rivayet ettiğine göre bu ayeti kerime Mekke`nin fethinden sonra Müslümanların Tebük savaşına çıkmaları istenince bazı kimselerin isteksiz davranmaları üzerine indirilmiştir. Yaz sıcağının şiddetli olduğu, hurmaların devşirme zamanının geldiği bir sırada Tebük savaşına çıkılması istenmiş bu ise bazılarına zor gelmişti.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Ey iman edenler, ne oldu ki size, Allah yolunda savaşa kuşanın denildiği zaman, yer(iniz)de ağırlaşıp kaldınız? Ahiretten (cayıp) dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama ahirettekine (göre), bu dünya hayatının yararı pek azdır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey iman edenler! Size ne oldu ki, size: “- Allah yolunda topluca savaşa çıkın, seferber olun.” dendiği zaman, yere ve meskenlerinize meyledip ağırlaştınız? Yoksa âhiretten vazgeçip dünya hayatına mı razı oldunuz? Fakat âhiretin yanında, dünya hayatının zevk ve faydası pek az bir şeydir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ey iman edenler! Ne oldu size? “Allah yolunda akın edin” denildiğinde yere çakılıp kaldınız. Siz, ahiret yerine dünya hayatına mı razı oldunuz? Ahiret yanında, dünya hayatının faydası çok az bir yaşamdan başka bir şey değildir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ey insanlar, size ne oldu ki “Allah yolunda topluca savaşa çıkın!” denildiği zaman olduğunuz yere çakılıp kalıyorsunuz? Âhiret yerine dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama dünya hayatının malı âhiretin yanında pek azdır.[171]
[171] Tebük Seferi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VIII, 203-204.  
Besim Atalay
swap_vert close
Ey inanmış olanlar! Noldu sizlere, «Allahın yolunda savaşa çıkın!» denildiğinde, yerinizde ağırlaşıp kaldınız, bu dünya dirliğini, sonraki günden daha çok mu hoş buldunuz? Bu dünyanın dirliğinin matahı, ahret matahı yanında az durur
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ey inananlar! Size ne oluyor ki: “Allah yolunda seferber olun (savaşa çıkın)!” denildiği zaman yere çakılıp kalıyorsunuz? Yoksa ahiretten (vazgeçip yalnız) dünya hayatına mı razı oldunuz? (Unutmayın ki) dünya hayatının nimeti ahirete oranla pek azdır.
Bu ve bundan sonraki ayetler Tebük Seferi ile ilgili olarak inmiştir. Öyle ki bu sefer, gerçek Müslümanlarla münafıkları birbirinden ayırmıştır. Bizans İmparatorluğu, Müslümanların hicretten sonraki başarılarından kaygılanmaya başlamış ve Hz. Muhammed öncülüğündeki İslam’ın yayılmasından ciddi rahatsızlık duymuştu. İslam’ın daha fazla kitlelere ulaşmasına engel olmak için Hristiyan olan Arapların da desteğini alarak bir çalışma başlatmıştı. Tam böyle bir zamanda Suriye’de bulunan Hristiyanlar, Bizans İmparatoru Heraklius’a bir mektup göndererek; “Muhammed’in öldüğünü, İslam coğrafyasında kıtlığın baş gösterdiğini, Müslümanların dağılmaya yüz tuttuğunu, dolaysıyla Medine’ye sefer düzenlendiği takdirde Müslümanların karşı koyamayacağını ve Hristiyanlık inancına katılabileceklerini…” bildirmişlerdi.Bunun üzerine Müslümanları yok etmeyi planlayan Bizans İmparatoru 40.000 kişilik bir ordu hazırlayarak Medine’ye doğru yola çıkmıştı. Hicretin dokuzuncu yılında (M. 630’da) Bizans İmparatorunun Müslümanlara karşı büyük bir saldırı plânladığını haber alan Allah’ın Elçisi, genel bir seferberlik ilan ederek derhâl hazırlıklara başlanmasını emretmişti. Fakat münafıklar Romalılara karşı savaşmanın bir intihar olacağını ortaya atarak kendileriyle beraber yeni Müslüman olanların da bu sefere katılmamasını sağlamışlardı. Bütün olumsuz şartlara ve münafıkların engellemesine rağmen, Hz. Peygamber, sadık ve samimi Müslümanların gayretiyle topladığı 30.000 kişilik İslam ordusuyla Tebük’e doğru yola çıktı. İslam Ordu Tebük’e kadar gelmişti ki, Bizanslıların savaştan vazgeçtiği haberini aldılar.Hem tedbir hem de tebliğ amaçlı İslam ordusu yirmi gün boyunca orada kaldılar. Bu zaman zarfında, bölgedeki kabilelere Allah’ın dini anlatılarak temsille tebliğler yapıldı ve bölge halkının çoğu İslâm’ı kabul etti ve bölge İslâm devletinin egemenliği altına alındı. Bu seferde savaş olmamış ama Hz. Muhammed çok güçlü ve disiplinli bir ordu ile Bizans’ı püskürterek askerî ve siyasî açıdan önemli bir zafer kazanmıştır. Böylece Müslümanlar, Arap coğrafyasının en büyük gücü olduklarını herkese kabul ettirmiştir.  
Cemil Said
swap_vert close
Ey mü’minler fîsebîli(A)llah muhârebeye gidiniz dinildiği zamân ne oldunuz? Ağırlaşdınız ve yerinize merbût kaldınız, Dünyâ sa’âdetini âhiret sa’âdetine tercîh itdiniz! Dünyânın ezvâkı âhiretin ezvâkına nisbeten pek cüz-îdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ey inananlar! Size ne oldu ki, "Allah yolunda, savaşa çıkın" dendiği zaman yere çöküp kaldınız? Ahireti bırakıp dünyâ hayâtına mı râzı oldunuz? Oysa dünyâ hayâtının geçimi âhirete göre pek az bir şeydir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ey iman edenler! Size ne oldu ki, “Allah yolunda seferber olun” denilince yerinize çakılıp kaldınız; yoksa âhiretten vazgeçip de dünya hayatıyla yetinmeye razı mı oldunuz? Halbuki dünya hayatının sağladığı fayda âhiretinkine göre pek azdır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ey iman edenler! Size ne oldu ki, «Allah yolunda savaşa çıkın!» denildiği zaman yere çakılıp kalıyorsunuz? Dünya hayatını ahirete tercih mi ediyorsunuz? Fakat dünya hayatının faydası ahiretin yanında pek azdır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ey inananlar, size ne oldu ki, "ALLAH yolunda harekete geçin," dendiği zaman yere çakılıp kaldınız? Ahiret yerine bu dünya hayatına mı razı oldunuz? Dünya hayatının nimetleri ahiret hayatına oranla pek azdır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey iman edenler! Size ne oldu ki, "Allah yolunda cihada çıkın." denilince olduğunuz yere yığılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatına razı mı oldunuz? Fakat dünya hayatının zevki ahiretin yanında ancak pek az birşeydir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ey o bütün iyman edenler! Ne oldu ki size Allah yolunda seferber olun denilince yerinize yığıldınız kaldınız yoksa Âhıretten geçib Dünya hayata razı mı oldunuz? Fakat o Dünya hayatın zevkı Âhıretin yanında ancak pek az bir şey
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ey îmân edenler! Size ne oldu da, “Allah yolunda cihada çıkın!” denildiği zaman yer (iniz) e çakılıp kaldınız? Yoksa (şu değersiz) dünya hayatını, (mü’minler için ebedî saadet yurdu olan) âhirete mi tercih ediyorsunuz? Fakat (iyi bilin ki) dünya hayatının menfaati, âhiret nimetlerinin yanında pek azdır.
Âyet-i kerîmedeki sorular, ezelî ve ebedî ilmi ile her şeyi hakkıyla bilen Rabbimizin, Tebûk seferine katılmada gönülsüz davrananlara kınama ifadeleridir.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ey iman edenler! Size ne oluyor ki, Allah yolunda seferber olun¹ denildiği zaman, işi ağırdan aldınız. Yoksa ahiret hayatı yerine dünya hayatını mı tercih etiniz. Ama ahiret hayatının yanında dünya hayatının değeri pek azdır.
1 – Savaşa katılın.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ey îman edenler, ne oldunuz ki size: «Allah yolunda elbirlik gazâye çıkın» denildiği zaman yere (mıhlanıb) ağırlaşdınız? Âhiretden (vaz geçib yalınız) dünyâ hayaatına mı raazî oldunuz? Fakat bu dünyâ hayaatının fâidesi âhiretin yanında pek azdır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ey îmân edenler! Size ne oldu ki: “Allah yolunda seferber olun!” denildiği zaman(olduğunuz) yere ağırlaştınız (çakılıp kaldınız)! Âhiretten (vazgeçip) dünya hayâtına mı râzı oldunuz? Fakat (iyi bilin ki) dünya hayâtının menfaati, âhiretin yanında ancak pek azdır.(2)
(2)Bu âyet Tebük Seferi hakkındadır. Mevsim çok sıcak, yol pek uzun ve Medîne’de tam hurma toplama zamânı olduğundan, bazı mü’minlerin bu sefere iştirâkte ağır davranması bu âyetin nüzûl sebebi oldu. (Celâleyn Şerhi, c. 3, 253)Ayrıca dünya hayâtının âhirete tercîh edilmemesi hakkında, bakınız; (sahîfe 30, hâşiye 6; sahîfe 254, hâşiye 2; Sözler, 14. Söz 37-39)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ey iman etmiş olanlar! Size ne oluyor ki, Allah yolunda (size saldırı hazırlığı içinde olan o saldırganlara karşı) seferber olun denildiği zaman, yere çakılıp kaldınız. (işi ağırdan aldınız). Yoksa ahiret hayatı yerine dünya hayatını mı tercih etiniz. Oysa ahiret hayatının yanında dünya hayatının değeri pek azdır. *
(*) Bu sûrenin bundan sonraki çoğu ayeti gibi, bu ayet de H. 9. yılda yapılan Tebük seferine ilişkindir. Bu seferin en önde gelen sebebi, Hz. Peygamber’in, İslam’ın Arabistan’daki hızlı gelişiminden kaygı duyan ve Hz. Peygamber’in düşmanı Ebû ‘Âmir tarafından kışkırtılan Bizanslıların, Medine’ye doğru yürüyüp Müslümanları ezmek/yok etmek/ amacıyla yarımadanın sınır boylarında büyük bir kuvvet toplamakta oldukları yolunda aldığı haber olmuştu (bkz. Ebû ‘Âmir gibi kimselerin karşı çabaları hakkında bu surenin 107. ayeti ve ilgili 142. not). Böyle bir saldırıya karşı tedbir olarak Hz. Peygamber, Müslümanların o günkü imkânları içinde güçlü bir kuvvet topladı ve H. 9. yılın Receb ayında sınıra doğru hareket etti; Medine ile Şam arasında yarı yolda bulunan Tebük’e varınca, Hz. Peygamber, ya Bizanslıların Arabistan’ı işgal için henüz hazır olmadıklarını ya da şimdilik böyle bir niyetten vazgeçmiş olduklarını tesbit ettiğinden olacak, ancak savunma amacıyla savaşa girilebileceği yolundaki İslamî ilkeye uyarak herhangi bir çatışmaya girmeden bağlılarıyla birlikte Medine’ye döndü. Bu sefer için gerekli hazırlıklar yapıldığı sırada, münafıklar ve müminler arasından da küçük bir grup Bizans’la savaşa girmek konusunda (bu ve bundan sonraki ayetlerde işaret edilen) aşırı bir direnç ve isteksizlik sergilediler. Bu isteksiz azınlıktır, yukarıdaki ayette “size ne oldu ki ... yere çakılıp kalıyorsunuz!’’ ifadesiyle yerilenler (Menâr X, 493)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ey İman edenler! Size ne oluyor ki, Allah yolunda savaşmak için, “Haydi yürüyün” denildiğinde, bulunduğunuz yerde ağırlaşıp kaldınız. Yoksa ahiret hayatına karşılık, dünya hayatına razı mı oldunuz? Dünya hayatındaki elde ettikleriniz, ahiret hayatında elde edeceklerinize göre çok azdır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ey inananlar! Size ne oldu ki "Allah uğrunda savaşa çıkın" denilince olduğunuz yere çöküp kaldınız? Yoksa siz öbür dünyayı bırakıp da bu dünya yaşayışı ile mi yetindiniz? Ancak, bu dünya yaşayışının gönenmesi sonrakinin yanında pek azdır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ey iman edenler! Size ne oldu ki Allah yolunda gazaya [³] çıkın dendi mi yere yapışıp oyalandınız, durdunuz? Âhirete bedel dünya diriliğine mi razı oldunuz? Dünya diriliğinin faydası âhirete nisbetle az bir şeyden ibarettir.
[3] Tebük gazvesine.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ey inananlar! Size ne oldu da “Allah yolunda topluca sefere çıkınız!” denildiğinde öylece yere çakılıp kaldınız? Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatına mı razı oldunuz? Oysa dünya hayatının yararı [metâ’] ahiretin yanında çok azdır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Ey iman edenler! Size ne oldu ki, “Allah yolunda, savaşa çıkın” dendiği zaman yere ağırlık edip (yüklenip) kaldınız? Oysa dünya hayatının geçimi ahirete göre pek az bir şeydir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey iman edenler! Size ne oldu ki, “Allah yolunda seferber olup savaşa çıkın!” denilince yerinize çakılıp kaldınız! Yoksa âhiretin sonsuz mutluluk ve nîmetleri yerine, dünya hayatının şu basit ve gelip geçici çıkarlarını mı tercih ettiniz? Fakat şunu iyi bilin ki, dünya hayatının güzellikleri, âhirete nazaran gerçekten yok denecek kadar değersiz ve azdır.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ey iman edenler! Sebep nedir ki; size: -“Allah yolunda savaşa / sefere katılın!” denildiği zaman Yer’e yığılıp kaldınız. Âhiret’ten daha çok Dünya Hayatı’na mı razı oldunuz? Oysa Âhiret’in içinde Dünya Hayatı’nın geçimliği ancak birazdır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sevgili müminler! N'oldu da size: " Allah için sefere çıkın " emri verildiği halde yere çakılıp kaldınız! (30 bin askerle Bizansa yapılan Tebûk Seferi) dünya hayatını ahiretten daha çok mu sevdiniz? Halbuki dünya zevkleri, ahirettekilere oranla bir hiç sayılır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey iman edenler! Ne oldu ki size "Allah yolunda sefere çıkın!" denilince yere çakılıp kaldınız? Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı tercih ettiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı pek azdır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ey iman edenler! Size ne oldu ki “Allah yolunda savaşa çıkın!” dendiği zaman yere çakılıp kalıyorsunuz! Dünya hayatını ahirete tercih mi ediyorsunuz! Dünya hayatının geçimliği (yararı) ahirete göre azdır. [*]
Yüce Allah ölümden korktukları için savaştan kaçınan ve bu yüzden “keşke ertelenseydi” diye isteklerini dile getirenlere cevap vermekte, dünya geçimliklerinin ve hayatının az olduğunu bildirmektedir. Buna karşılık [muttakî] (duyarlı) ve sorumluluk sahibi olanlar, yani dünya hayatında şirk, inkâr ve nifak gibi hastalıklardan korunanlar için ahiretin hayırlı olduğunu ifade etmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ey îman edenler! Size ne oldu ki, “Allah yolunda topluca savaşa çıkın.”¹ denilince, olduğunuz yere çakılıp kaldınız. Yoksa dünya hayatını âhirete mi tercih ediyorsunuz? Fakat dünya hayatının geçici kazançları, âhiretin yanında ancak pek az bir şeydir.²
1 Nefr: Lugatte heyecan verici bir emirden dolayı fırlayıp ileri çıkmak demektir. “Nefr” düşmana karşı gaza için fırlayıp çıkmak anlamında kullanılır. Böyle evlerinden çıkıp bir yere toplanan cemaate “nefir”, onlardan her birine “nefer” denilir. Önderin, insanları cihada teşvik etmesine de “istinfar” adı verilir ki, dilimizde buna “seferberlik emri” denir. Yani halkı yerinden kaldırıp harekete geçirmek demektir. Allah yolunda seferberlik emri verilince şekline göre hemen icabet etmek farzdır. Burada işi ağırdan alanlar bile kınanmış ve azarlanmıştır. Elbette bu ağırdan alma işi müminlerin hepsinde meydana gelmiş değildir. Fakat bir bütünlük meydana getirmesi gereken bir toplum içinden bazılarının ağırdan alması, bütünün hareketini ağırlaştırıp aksatacağından ve seferberliğin vaktinde tamamlanamayıp ordunun gecikmesine ve Müslümanların zararına sebep olacağından, ilahi hitap bu şekilde olmuştur. Her şeyin doğrusunu Allah bilir. (Elmalılı)2 Bu durum H. 9. yılda Huneyn ve Taif savaşlarından yeni dönüldüğü sırada, Tebük seferberliği emredildiği zaman meydana gelmiştir. Mevsim yaz, hava çok sıcak, Medîne’nin meyveleri yetişmiş, mesafe uzak ve düşman çok kuvvetli idi. Savaşılacak ordu, Bizans ordusu olduğu için, savaş hazırlığı da ağır idi. Toplam yirmi bin kişilik bir ordu ile Peygamberimiz Tebük’e hareket etmiş, bazı bedevî kabîleleri, Müslümanlardan bir kısmı ve birçok münâfık, orduya katılmak istememişlerdi. Bu ordu Tebük’e kadar gitti, Bizans ordusu karşısına çıkamayınca tekrar geri döndü. Bu, Müslümanlara büyük bir itibar kazandırdı. Bu âyet ve devamı, bu olay üzerine indi.  
Muhammed Esed
swap_vert close
SİZ EY imana erişenler! Size ne oldu ki, “Allah yolunda savaşa çıkın” diye çağrıldığınız zaman yere çakılıp kalıyorsunuz? ⁵⁹ Sonraki hayatı[n iyiliklerini] gözden çıkarıp bu dünyadaki hayat[ın rahatlıklarıy]la mı kendinize doyum sağlama peşindesiniz? Fakat bu dünyadaki hayatın verdiği haz ve doyum sonraki hayatın vereceği yanında değersiz bir şeyden başka nedir ki!
59 Yani, “geçici haz ve doyumlarıyla bu dünyadaki hayata sarılıp tutunarak, savaşa çıkın buyruğuna icabet etmekte yılgınlık ve atalet gösteriyor, ağırdan alıyorsunuz”. Bu surenin bundan sonraki çoğu ayeti gibi, bu ayet de H. 9. yılda yapılan Tebük seferine ilişkindir. Bu seferin en önde gelen sebebi, Hz. Peygamber’in, İslam’ın Arabistan’daki hızlı gelişiminden kaygı duyan ve Hz. Peygamber’in düşmanı Ebû ‘Âmir tarafından kışkırtılan Bizanslıların, Medine’ye doğru yürüyüp Müslümanları ezmek amacıyla yarımadanın sınır boylarında büyük bir kuvvet toplamakta oldukları yolunda aldığı haber olmuştu (bkz. Ebû ‘Âmir gibi kimselerin karşı çabaları hakkında bu surenin 107. ayeti ve ilgili 142. not). Böyle bir saldırıya karşı tedbir olarak Hz. Peygamber, Müslümanların o günkü imkanları içinde güçlü bir kuvvet topladı ve H. 9. yılın Receb ayında sınıra doğru hareket etti; Medine ile Şam arasında yarı yolda bulunan Tebük’e varınca, Hz. Peygamber, ya Bizanslıların Arabistan’ı işgal için henüz hazır olmadıklarını ya da şimdilik böyle bir niyetten vazgeçmiş olduklarını tesbit ettiğinden olacak, ancak savunma amacıyla savaşa girilebileceği yolundaki İslamî ilkeye uyarak herhangi bir çatışmaya girmeden bağlılarıyla birlikte Medine’ye döndü. Bu sefer için gerekli hazırlıklar yapıldığı sırada, münafıklar ve müminler arasından da küçük bir grup Bizans’la savaşa girmek konusunda (bu ve bundan sonraki ayetlerde işaret edilen) aşırı bir direnç ve isteksizlik sergilediler. İşte bu isteksiz azınlıktır, yukarıdaki ayette “size ne oldu ki ... yere çakılıp kalıyorsunuz!” ifadesiyle yerilenler (Menâr X, 493).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
– Ey İman edenler! Size ne oluyor ki ‘Allah yolunda savaşa çıkın!’ denildiğinde adeta yere çakılıp kaldınız? Yoksa siz ahireti bırakıp geçici dünya hayatına mı razı oldunuz? Oysa dünya hayatının zevkleri ahiretin nimetlerinin yanında hiç kalır. 4/77, 8/8, 61/8, 10/7, 42/20
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
SİZ ey iman edenler! Size ne oluyor da “Allah yolunda savaşa çıkın!” denildiğinde yere çakılıp kalıyorsunuz?[¹⁴⁴⁴] Öte dünyadan vazgeçip bu dünya hayatıyla mı tatmin oldunuz?[¹⁴⁴⁵] Ama unutmayın ki, bu dünya hayatının sefası öte dünyaya kıyasla[¹⁴⁴⁶] pek değersizdir.
[1444] Bu Tebük seferidir. Hicrî 9. yılın Recebi, yılın en sıcak ayına denk gelmişti. Allah Rasûlü’nün düşmanı Ebu Âmir’in kışkırttığı Bizans uyruğu uç beyliklerinin saldırıya hazırlandıkları haberi üzerine, İslâm ordusu Medine-Şam arasında bulunan Tebük’e kadar ilerledi. Pasaj, bu sefere katılmada gönülsüz davrananlarla alâkalıdır. [1445] Kişinin değeri tatmin olduğu şeyle ölçülür. Mü’min, Allah ve cennetten aşağısıyla tatmin olmayandır. [1446] Fî harfinin mukayese işlevine dayanarak (İtkân II, 212) .  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ey iman edenler, (kafirlerin durumundan ibret alın) size ne oldu da, "Allah yolunda savaşa çıkın" denildiği zaman yere çakılıp kaldınız? Yoksa, ahiretten vazgeçip, dünya hayatına razı mı oldunuz? Halbuki, dünya hayatının geçici zevk ve sefası, sonsuz ahiret nimetleri yanında pek az ve değersiz kalır! (Sefere hazırlık için Allah yolunda harcama yapmaktan sakın kaçınmayın)
Osman Fırat
swap_vert close
Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size "Allah yolunda sefere çıkın" denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatınına mı razı oldunuz? Oysa ahirete göre dünya hayatının faydası, çok az bir şeydir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ey imân edenler! Sizin için ne var ki, size, «Allah yolunda seferber olunuz,» denildiği zaman yere yığıldınız kaldınız. Yoksa ahirete bedel dünya hayatına mı razı oldunuz? Halbuki, dünya hayatının metaı, ahiretin yanında pek az bir şeyden başka değildir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ey iman edenler! Size ne oldu ki “Allah yolunda seferber olunuz! ” emri verilince bulunduğunuz yere yığılıp kaldınız? Yoksa âhiretten vazgeçip dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama iyi bilin ki dünya hayatının zevki, âhiretin yanında pek az bir şeydir!
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ey inananlar, size ne oldu ki: "Allah yolunda topluca savaşa çıkın!" dendiği zaman yere çakılıp kaldınız? ahirettense dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama dünya hayatının geçimi, ahiretin yanında pek azdır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ey Mü'minler! Allâh yolunda cihâda kalkınız denildiği zamân size ne oldı ki yere yapışmış gibi ağır davranırsınız. (Heman sür'atle kalkmazsınız) Dünyâ hayâtı âhiret hayâtına nisbeten pek az bir şeydir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ey inanıp güvenenler! Neyiniz var ki “Allah yolunda sefere[*](savaşa) çıkın.” denince yere çakılıp kaldınız? Ahiret değil de dünya hayatı mı hoşunuza gidiyor? Dünya hayatının menfaatleri ahirettekinin yanında pek azdır.
[*] Savaşmak, savaşa hazırlanmak, savaş veya eğitim maksatlı intikal, savaş şartları nedeniyle askeri ve ekonomik imkanların bu işe tahsis edilmesi dahil her türlü olağan üstü hareket, faaliyet. Bakınız (Tevbe 9/41)  
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ey İman edenler! Size ne oluyor da 'Allah yolunda savaşa çıkın!' dendiği zaman yere çöküp kaldınız? Ahireti bırakıp dünya hayatına mı razı oldunuz? Oysa dünya hayatının geçimi ahirete göre çok az bir şeydir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ey iman edenler! Size ne oldu ki, “Allah yolunda seferber olun” dendiğinde yerinize yapışıp kaldınız? Yoksa âhiret yerine dünya hayatına mı razı oldunuz? Fakat âhiretin yanında dünya menfaati pek az birşeydir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ey iman sahipleri! Size ne oldu ki, "Allah yolunda seferber olun" denilince yere çakılıp kaldınız. Âhiretten vazgeçip iğreti hayata mı razı oldunuz? O iğreti hayatın nimeti âhiret yanında pek azdır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
iy anlar kim įmān getürdiler! nedür sizüñ ķaçan eyidildi size “çıķuñ Tañrı yolında” aġır olduñuz yirde ḥoşnud mı olduñuz yaķın dirliġe āħiretde degül yaķın dirlik manfa'atı āħiretde illā az.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
İy īmān getüren kişiler, n’oldı size ḳaçan size eyidilse yürüñüz, ġazālıḳeyleñüz Allāh yolında aġırlanursız ḳalursız yir üstine. Rāżī mi olduñuzdünyā dirligine, āḫiret yirine? Pes degüldür metā‘ı dünyā dirliginüñ āḫiretyanında, illā az ve ḥaḳır nesne.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ey iman gətirənlər! Sizə nə oldu ki, “Allah yolunda döyüşə çıxın!” – deyildikdə yerə yapışıb qaldınız. Yoxsa axirətdən vaz keçib dünya həyatına razı oldunuz? Halbuki dünya malı axirət yanında (axirətlə müqayisədə) yalnız cüz’i bir şeydir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
O ye who believe! What aileth you that when it is said unto you: Go forth in the way of Allah, ye are bowed down to the ground with heaviness. Take ye pleasure in the life of the world rather than in the Hereafter? The comfort of the life of the world is but little in the Hereafter.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
O ye who believe! what is the matter with you,(1299) that, when ye are asked to go forth in the cause of Allah, ye cling heavily to the earth?(1300) Do ye prefer the life of this world to the Hereafter? But little is the comfort of this life, as compared with the Hereafter.
1299 The immediate reference is to the expedition to Tabuk (A.H. 9), for which see the Introduction to this Surah. But the lesson is perfectly general. When a call is made on behalf of a great cause, the fortunate ones are those who have the privilege of responding to the call. The unfortunate ones are those who are so engrossed in their parochial affairs that they turn a deaf ear to the appeal. They are suffering from a spiritual disease. 1300 (Cf. 13:26 ). The choice is between two courses: will you choose a noble adventure and the glorious privilege of following your spiritual leader, or grovel in the earth for some small worldly gain or for fear of worldly loss? The people who hesitated to follow the call of TabTik were deterred by (1) the heat of the summer, in which the expedition was undertaken on account of the threat to the existence of the little community, and (2) the fear of losing the fruit harvest, which was ripe for gathering.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَٓا اَيُّهَا
ey
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
مَا
ne (oldu)
لَكُمْ
size
اِذَا
o za- man ki
ق۪يلَ
denildi
لَكُمُ
size
انْفِرُوا
sefere çıkın
ف۪ي سَب۪يلِ
yolunda
اللّٰهِ
Allah
اثَّاقَلْتُمْ
ağırlaştınız
اِلَى الْاَرْضِۜ
yere
اَرَض۪يتُمْ
razı mı oldunuz
بِالْحَيٰوةِ
hayatına
الدُّنْيَا
dünya
مِنَ الْاٰخِرَةِۚ
âhiretten
فَمَا مَتَاعُ
oysa menfaati olmadı
الْحَيٰوةِ
hayatının
الدُّنْيَا
dünya
فِي الْاٰخِرَةِ
âhirete göre
اِلَّا
ancak
قَل۪يلٌ
pek az
Ey iman (ettiğini iddia) edenler! Size ne oluyor da, "Allah yolunda sefere çıkın!" denildiği zaman (olduğunuz) yere çakılıp kalıyorsunuz? (Yoksa siz, kendisinde aklınıza ve hayalinize gelmeyecek nimetlerin bulunduğu) Âhiretten (vazgeçip) dünya hayatına mı razı oluyorsunuz? Oysa dünya hayatının (geçici) menfaati âhirete göre pek azdır.
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
اَيُّهَا
Edat
اَيُّهَا
Ey! (Bir hitap biçimidir)
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
نَفَرَ
Fiil-I
ن ف ر
Savaşa çıktı, sefere çıktı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَبِيل
İsim
س ب ل
Yol
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَثَّاقَلَ
Fiil-VI
ث ق ل
Ağır oldu
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
رَضِىَ
Fiil-I
ر ض و
Razı oldu, hoşlandı, rızaya kavuştu
حَيَاة
İsim
ح ي ي
Hayat
دُنْيَا
İsim
د ن و
Dünya, yakın
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اٰخِر
İsim
ا خ ر
Âhiret, son, ard (ardından gelenler vb.)
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
مَتَاع
İsim
م ت ع
Geçimlik, menfaat, eşya, yararlanma, bir ticaret malı
حَيَاة
İsim
ح ي ي
Hayat
دُنْيَا
İsim
د ن و
Dünya, yakın
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اٰخِر
İsim
ا خ ر
Âhiret, son, ard (ardından gelenler vb.)
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
قَلِيل
İsim
ق ل ل
Az