O, haram ayları ertelemek (demek olan nesî’,)¹ kâfirlerin kendisiyle saptırıldığı, küfürde bir aşırılıktan başka bir şey değildir. Onlar, Allah’ın haram kıldığına, sayı bakımından uygun göstermek için onu bir yıl helal, bir yıl haram kılıyorlar. Böylelikle Allah’ın haram kıldığını (akıllarınca) helal kılmış oluyorlar. İşte (böylece) onların kötü işleri, kendilerine (kendi nefisleri tarafından) güzel gösterilmiştir. Allah kâfir bir toplumu asla dosdoğru yola ulaştırmaz.
1 Nesî’: Lügatte; tehir etmek, geri bırakmak demektir. Terim anlamı ise; kameri aylardan “haram ayları” ertelemektir. Kameri aylar; Muharrem, Safer, Rabî’ul-evvel, Rabî’ul-âhir, Cumâd’el-ûlâ, Cumâd’el-uhrâ, Recep, Şa’ban, Ramazan, Şevvâl, Zilka’de, Zilhicce’dir. Kameri yıl, yaklaşık olarak 355 gündür. Bundan dolayı kameri aylar, mîlâdî takvime göre her yıl on gün önce başlar. İslâm’da ve önceki dinlerde ibâdetlerde kameri yıl ve aylar esas alınmıştır. Arap toplumu, bu on iki aydan Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb aylarını haram kabul eder, bu aylarda savaş yapmazlardı. Ancak Araplar, haccı işlerine gelen bir mevsimde yapmak ve haram ayların süresini kısaltmak için bu ayların sırasını değiştirirlerdi. Ay’ı geri bırakma yoluyla iki yılda bir meydana gelen artık bir ay, yirmi beşinci yılda artık bir yıl halini alırdı. Böylece yirmi beşinci, gerçekte ise yirmi altıncı yıl başa dönülmüş, her ay kendi yerine uymuş olurdu. Bu uygulama H. 8. yılda bu âyet indirilinceye kadar da devam etmişti. Hz. Peygamber (a.s) Veda Haccında bu âyet uyarınca “nesî”yi geçersiz ilân edip; “Zaman Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı gündeki haline tekrar döndü” buyurmuştur. (Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud, Ahmed) Sonuç olarak nesî’ ile ilgili ayet ve hadisler dikkatlice incelendiğinde, Allah’ın haram kıldığı bir şeyi helal kılmak amacıyla ibadet vakitleri üzerinde oynamak, vakit tehiri yapmak caiz değildir. Böyle bir işi yapanlar kâfir olur.