BİLİN Kİ, Allah’a göre ayların sayısı, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı gün koyduğu ölçü uyarınca onikidir; [ve] bunlardan dördü haram aylardır; ⁵³ işte [Allah’ın] her zaman geçerli sapasağlam yasa[sı] budur. O halde, bu [aylar] konusunda artık kendinize yazık etmeyin. ⁵⁴ Ve onlar sizinle nasıl topyekün savaşıyorlarsa, siz de Allah’tan başkalarına tanrılık yakıştıranlarla öyle topyekün savaşın; ⁵⁵ ve bilin ki Allah, kendisine karşı sorumluluk bilincine sahip olanlarla beraberdir.
53 Bu ifade, arkasından gelecek olan savaş buyruğuyla alakalıdır (bkz. bundan sonraki not). Bu ayette sözü edilen aylar, güneş takvimindeki aylar değil de, güneş yılının mevsimleri içinde tedrîcen (yılda on günlük bir farkla ilerleyerek -T.ç.n.) dolaşan ay takviminin (ya da ay sistemine göre düzenlenmiş takvimin) aylarıdır (bkz. 2. sure, 165. not). Bu sisteme göre ayın kolay gözlenebilir hareketlerine dayanılarak yapılan takvim, güneş yılının (ya da güneş takviminin), keyfî tesbitlere dayanan takvime göre daha doğal ve yalın olduğu için ayette ay sistemi “[Allah’ın] her zaman geçerli gerçek yasa[sı] (dîn)”i olarak nitelendirilmektedir. İslam öncesi Arabistan’da savaşmanın yasadışı ya da bozgunculuk sayıldığı -ki İslam da bu örfü pekiştirmiştir (bkz. yukarıda 6. not)- bu aylar: Muharrem, Receb, Zilkâde ve Zilhicce’dir.54 Ay sistemine göre belirlenen ayların mevsimler içinde dolaşmasının yol açtığı belli birtakım ticarî mahzurlardan kaçınmak çabası içinde müşrik Araplar, ay takvimini az çok kararlı (dolanımsız) ve böylece güneş yılına kabaca uygun hale getirmek amacıyla, her sekiz yıllık dönem içinde sırayla üçüncü, altıncı ve sekizinci yıllarda aylara bir onüçüncü ay ilave ederlerdi. Müslümanların bu ilaveyi, hiçbir haklı mazereti olmayan böylesine keyfî bir düzenlemeyi kabul etmeleri, hac farîzasının ve Ramazan orucunun hep aynı mevsimlere bağlanması ve dolayısıyla bu ibadetlerin uygulanmada ya hep zor ya da hep kolay günlere, kolay mevsimlere rast getirilmesi demek olurdu ki her iki durumda da inananlar, bu ibadetlerin özünde yatan ruhsal amacı zedelemiş, gölgede bırakmış olurlardı. Ayette “bu aylar konusunda kendinize yazık etmeyin” ifadesiyle anlatılmak istenen de budur bizce. Yani, Allah’tan herhangi bir hüccet, bu yolda bir buyruk olmadıkça, müşriklerin ihdas ettiği bir âdeti benimseyerek kendinize yazık etmeyin (yani, ibadetlerin yıldan yıla değişen mevsimlerde, uzun kısa, sıcak soğuk, zor ya da kolay, yılın değişik günlerinde size kazandıracağı arındırıcı, duyarlandırıcı feyizden kendinizi yoksun kılmayın -T.ç.n.).55 Yani, “onlar, hakka karşı direnişlerinde size karşı nasıl topyekün birleştilerse, siz de hak yolunda kendinizi adamaya hazır bir tavırla onlara karşı öyle topyekun birleşin”. Müslümanlara inanmayanlara karşı savaş açma izninin verildiği ortam ve şartlar konusunda bkz. bu surenin baş kısımları ve özellikle 12-13. ayetler; ve yine savaşla ilgili genel ilkelerin konduğu 2:190-194.