close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 31. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İtteḣażû ahbârahum veruhbânehum erbâben min dûni(A)llâhi velmesîha-bne meryeme vemâ umirû illâ liya’budû ilâhen vâhidâ(en)(s) lâ ilâhe illâ hu(ve)(c) subhânehu ‘ammâ yuşrikûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Allah'ı bırakıp bilginleriyle rahiplerini ve Meryemoğlu Mesih'i Rab tanımışlardır; halbuki onlara da ancak tek mabuda kulluk etmek emredilmiştir. Ondan başka tapacak yok; o onların şirk koştukları şeylerden münezzehtir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onlar, Allah’ı bırakıp (Allah’ın velisi ve şefaatçisi zannettikleri) bilginlerini ve rahiplerini rabler (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih’i de (ilahlaştırıp küfre düştüler). Oysa onlar, tek olan bir İlah’a ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. (Çünkü) O’ndan başka ilah yoktur. O, bunların şirk koştukları şeylerden Yücedir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bunlar Allah'tan başka hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i Rabb edindiler. Halbuki onlar ancak gerçek olan bir ilaha kulluk ve ibadetle emrolunmuşlardı. Allah'tan başka gerçek ilah yoktur. O, onların ortak koştukları şeylerden bütünüyle uzaktır, yücedir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar Allah'ı bırakıp, kulları durumundaki bilginlerini ve rahiplerini Meryem oğlu Mesih'i helâller ve haramlar ortaya koyan itaati zaruri otoriteler kabul ederek ilâh haline getirdiler. Halbuki onlara, candan müslüman olarak bağlanacakları, yalnız bir tek ilâha saygıyla kulluk ve ibadet etmeleri emrolunmuştu. Hak ilâh yalnızca O'dur. Allah, müşriklerin, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında kendisine ortak koştukları şeyden münezzehtir.
Adî b. Hatim r.a’den; Boynumda altından bir haç takmış olarak Rasululah’ın yanına geldim. Rasulullah; “- Ey Adî, şu boynundaki putu at.” buyurdu. Bunu derken de; “- Onlar Allah’ı bırakıp kulları durumundaki bilginleri ve rahipleri, Meryem oğlu Mesih’i, helâller ve haramlar ortaya koyan itaati zaruri otoriteler kabul ederek ilâh haline getirdiler.” âyetini okuduğunu işittim. Buyurdular ki, “gerçi onlar bunlara tapmazlardı, ancak rab edindikleri haham ve rahipler kendilerine bir şeyi helal diye emrettikleri vakit onlar bunu helâl sayarak yaparlardı. Bir şeyi haram diye yasakladıkları vakit de haram sayar, yapmazlardı. (Tirmizî, Tâc 4/255-256).  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar Allah'ı bırakıp bilginlerini, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i kendilerine rab edindiler. Oysa tek bir ilah olan Allah'a kulluk etmekten başka bir şeyle emrolunmamışlardı. O, onların ortak koştuklarından yücedir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlar, Allah'ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini rablar (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de.. Oysa onlar, tek olan bir ilah'a ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. O'ndan başka ilah yoktur. O, bunların şirk koştukları şeylerden yücedir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlar, âlimlerini ve Rahiblerini, Allah'dan başka Rabler edindiler; Meryem'in oğlu Mesîh'i de. Halbuki onlar da, ancak bir olan Allah'a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. Allah'dan başka hiç bir ilâh yok. O, müşriklerin ortak koştuğu şeylerden tamamen münezzehtir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Hahamlarını, papazlarını ve Meryemoğlu Mesihi Allah’tan başka rabler edindiler. Hâlbuki onlara, tek bir ilaha ibadet etmekten başka bir emir gelmemişti. O’ndan başka ilah yoktur. O, bunların eş koşmalarından münezzeh ve yücedir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Yahudiler Allah'ı bırakıp bilginlerini, hahamlarını; Hıristiyanlar da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesîh'i rabler edindiler. Halbuki onlara sadece tek ilâha kulluk etmeleri emrolundu. O'ndan başka tanrı yoktur. O, bunların ortak koştukları şeylerden uzaktır.
Besim Atalay
swap_vert close
Allahı bırakarak bilginleriyle, din uluları, Meryem oğlu İsa'yı Tanrı edinmişlerdi; onlarsa, yalnız bir Tanrıya tapmakçin buyurulmuştu, ondan özge Tanrı yok, o kutsaldır eş koşulan nesneden
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Yahudiler) Allah'la beraber (aşırı yücelttikleri din adamları olan) hahamlarını ve (Hıristiyanlar da aynı şekilde kendi) rahiplerini Allah'tan ayrı birer Rab konumuna getirdiler. Meryem oğlu (İsa) Mesih'i de (zaten Allah'ın oğlu ilan ederek) rab edinmişlerdi. Hâlbuki onlara yalnız bir tek ilah (olan Allah')a kulluk etmeleri emredilmiştir. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır/yücedir. 
Bkz. 1/4, 4/36, 5/17, 51/56Ayette geçen “ahbar” terimi, “hebr” sözcüğünün çoğuludur. Bu terim “Kitap ehlinin bilginleri” -daha çok Yahudi bilginleri- anlamına gelir. “Ruhban” terimi ise “rahip” sözcüğünün çoğuludur, Hıristiyanlarda genellikle manastırlarda yaşayan din adamları için kullanılır. Aynı zamanda insanlardan uzaklaşıp uzlete, riyazete çekilerek dünyalıkları ve dünya zevklerini terk eden ve kendini aşırı derecede ibadete veren kişiler anlamına gelir.Yahudilerin hahamlarını, Hıristiyanların rahiplerini ilah edinmelerinden maksat, Allah’ın mesajlarını bırakarak sahte ilah edindikleri bu kişilerin vahiy dışındaki söylemlerine itibar etmeleri ve onların kişisel emir ve yasaklarına uymaları demektir ki bu da onların, din adamlarına kulluk etmesi anlamına gelmektedir. Ayetin devamında Allah: “Hâlbuki onlara yalnız bir tek ilah (olan Allah’)a kulluk etmeleri emredilmişti” buyuruyor.Aynı öldürücü tehlike bugünün Müslümanları için de geçerlidir. Allah ve resulü adına birçok şey farklı isimler altında Müslümanlara dayatılmaya çalışılıyor. Kur’an’la çelişmesine rağmen uydurma hadislerle Hz. Peygamber üzerinden meşrulaştırılarak bazı hurafeler Müslümanların hayatına sokulmak isteniyor. Hahamlarda ve rahiplerde görüldüğü gibi kişiler, özellikle bazı din adamları aşırı derecede yüceltilerek kendilerine tanrısal özellikler yükleniyor. Kutsanan bu kişiler üzerinden yanlış dini telkinlerle mütedeyyin insanlar yozlaştırılıyor ve bağnaz bir toplum meydana getiriliyor. Onun için kim tarafından ve hangi adla olursa olsun söylenenleri, yaşananları, Kur’an’a ve onun yaşanmış hali olan sünnete -ki sünnet Kur’an’ın kendisidir, ahlakıdır- giderek sorgulamalıyız. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum çünkü sünnet diye şişirilmiş ve içi hurafelerle, bidatlerle, uydurma mucizelerle doldurulmuş bir peygamber hayatıyla da karşılaşabilirsiniz. Müslümanlar olarak bilgili ve uyanık olmalıyız, aksi takdirde bizim de yukarıdaki sınıflardan bir farkımız kalmaz.  
Cemil Said
swap_vert close
’Ulemâ ve zâhidlerini ve Meryem’in oğlı Mesîh’i rableri olarak tanıdılar. Halbuki ânlara bir Allâh’a ’ibâdet itmeleri emr olundı, çünki Allâh’dan başka Allâh yokdur, şirk koşdukları şeyden münezzehdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlar Allah'ı bırakıp hahamlarını, papazlarını ve Meryem oğlu Mesih'i rableri olarak kabul ettiler. Oysa tek Tanrı'dan başkasına kulluk etmemekle emrolunmuşlardı. Ondan başka tanrı yoktur. Allah, koştukları eşlerden münezzehtir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Yahudiler) Allah’ı bırakıp, hahamlarını; (hıristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah’ı bırakıp da din âlimlerini, rahiplerini, özellikle Meryem oğlu Mesîh’i rab edindiler. Oysa tek bir Tanrı’ya kulluk etmekle emrolunmuşlardı. O’ndan başka tanrı yoktur; O yüceler yücesidir, onların yakıştırdıkları eş ve ortaklardan bütünüyle uzaktır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Yahudiler) Allah'ı bırakıp bilginlerini (hahamlarını); (hıristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesîh'i (İsa'yı) rabler edindiler. Halbuki onlara ancak tek ilâha kulluk etmeleri emrolundu. O'ndan başka tanrı yoktur. O, bunların ortak koştukları şeylerden uzaktır.  
 Yahudilerin Mukaddes Kitaplarını taşıyan sandık birkaç kez düşmanlarının eline geçmiş, Mukaddes Kitap saldırıya uğramış ve bizzat Hz. Musa’ya verilen levhalar kaybolmuştur. Yahudi din adamları hâfızalarında kalan bazı âyetleri parça parça yazmışlardı. Babil esaretinde iyi bir yazıcı olan kâhin Ezrâ, şifahi ve kısmen yazılı olan rivayetleri bir araya toplayıp yahudi mukaddes kitabını meydana çıkarmıştı. Bu hizmetinden dolayı Ezrâ, İsrailoğullarının saygısını kazanmış, bu saygı zamanla o kadar aşırı bir noktaya varmış ki yahudiler, Ezrâ’yı Allah’ın oğlu saymışlardır. İşte 31. âyette buna işaret edilmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Din bilginlerini, din adamlarını ve Meryem oğlu Mesih'i ALLAH'tan ayrı rabler edindiler. Oysa, yalnız tek Tanrı'ya kulluk etmekle emredilmişlerdi. O'ndan başka tanrı yoktur. O, eş koştukları kimselerden de çok Yücedir.
Din sadece Allah'ındır (98:5). Falanın filanın fetvalarını din edinmek şirktir. Ayrıca bak: 42:21.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlar, Allah'dan başka bilginlerini ve rahiplerini de kendilerine Rab edindiler, Meryem oğlu Mesih'i de. Oysa onlar bir olan Allah'a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. Allah'dan başka hiçbir ilâh yoktur. O, müşriklerin ortak koştuğu şeylerden de münezzehtir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ahbarlarını, rühbanlarını Allahdan başka rablar edindiler, Meryemin oğlu Mesîhi de, halbuki hepsi ancak bir ilâha ıbadet ile emrolunmuşlardır ki başka ilâh yok ancak o, tenzih o sübhana onların koştukları şirkten
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Yahûdîler,) Allah’ı ilâh edinmekle birlikte (helâli harâm, harâmı helâl eden) hahamlarını ve (hıristiyanlar da aynı şekilde kendi) rahiplerini ve (Allah’ın oğlu demek sûretiyle de) Meryem oğlu Mesîh’i (Îsâ’yı) kendilerine (sözde) rab edindiler. Hâlbuki onlara, ancak tek bir ilâh (olan Allah’) a kulluk etmeleri emredildi. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O (Allah), onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar, Allah'ın yanı sıra hahamlarını¹, rahiplerini² ve Meryem oğlu Mesih'i³ Rabb'ler edindiler. Oysa bunlar, bir tek olan İlâh'a kulluk etmekle emrolunmuşlardı. Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. O, bunların ortak koştuklarından münezzehtir.⁴
1- Yahudi din adamları. 2- Din adamarı. 3- İsa'yı. 4- Tıpkı Ehl-i Kitap gibi günümüz Müslümanları(!) da mezheplerini, tarikatlarını, cemaatlerini, hocalarını, şeyhlerini, ağabeylerini Rabb'ler edinmiş durumdadırlar.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar, Allâhı bırakıb bilginlerini, râhiblerini, Meryemin oğlu Mesîhi Tanrılar edindiler. Halbuki bunlar da ancak bir olan Allaha ibâdet etmelerinden başkasıyle emr olunmamışlardır. Ondan başka hiç bir Tanrı yok. O, bunların eş tutageldikleri her şeyden münezzehdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Yahudiler) hahamlarını, (hristiyanlar da) râhiblerini ve Meryemoğlu Mesîh'i Allah'dan başka rabler edindiler. Hâlbuki ancak tek bir İlâh'a ibâdet etmekle emrolunmuşlardı. O'ndan başka ilâh yoktur! O, (onların) ortak koşmakta oldukları şeylerden pek münezzehtir!(2)
(2)“İslâmiyet’in, hristiyanlık ve sâir dinlere cihet-i farkının sırr-ı hikmeti şudur ki: İslâmiyet’in esâsı mahz-ı tevhiddir (husûsan Allah’ın birliğidir). Vesâit ve esbâba (vâsıtalar ve sebeblere) te’sîr-i hakīkī vermiyor. Îcad (yoktan var etme) ve makam cihetiyle kıymet vermiyor. Hristiyanlık ise, ‘velediyet (Îsâ Aleyhisselâm’ın Allah’ın oğlu olduğu)’ fikrini kabûl ettiği için, vesâit ve esbâba bir kıymet verir. Enâniyeti (benliği) kırmaz. Âdetâ rubûbiyet-i İlâhiyenin bir cilvesini azizlerine, büyüklerine verir. اِتَّخَذُٓوا اَحْباَنَهُمْ اَرْباَباً مِنْ دُونِ اللّٰهِ [(Yahudiler) hahamlarını, (hristiyanlar da)râhiblerini (ve Meryemoğlu Mesîh’i) Allah’dan başka rabler edindiler] âyetine mâsadak (muhatab) olmuşlar. Onun içindir ki, hristiyanların dünyaca en yüksek mertebede olanları gurur ve enâniyetlerini (benliklerini)muhâfaza etmekle berâber, sâbık (eski) Amerika reîsi Wilson gibi mutaassıb bir dindar olur. Mahz-ı tevhid dîni olan (şirkin hiçbir çeşidine müsâade etmeyen) İslâmiyet içinde dünyaca yüksek mertebede olanlar, ya enâniyeti ve gurûru bırakacak veya dindarlığı bir derece bırakacak. Onun için bir kısmı lâkayd (ilgisiz) kalıyorlar. Belki dinsiz oluyorlar.” (Mektûbât, 26. Mektûb, 124)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Yahudiler) Allah’ın yanı sıra hahamlarını ve (Hıristiyanlar da) ruhbanlarını (dini kuralları koyma konusunda mutlak otoriteler kabul ederek ilâh haline getirmek suretiyle) Rabler (din adına hüküm koyucular) edindiler. Ve (ayrıca Hıristiyanlar,) Meryem oğlu Mesih’i de. Oysa kendilerine, tek olan Allah’tan başkasına kulluk (ve kölelik) etmemeleri emrolunmuşlardı. O’ndan başka ilâh yoktur! O, (onların) ortak koşmakta oldukları (düzmece) şeylerden (rablerden) pek münezzehtir.*
(*) Yahudilerin hahamlarını, Hıristiyanların rahiplerini ilah edinmelerinden maksat, Allah’ın mesajlarını bırakarak sahte ilah edindikleri bu kişilerin vahiy dışındaki söylemlerine itibar etmeleri ve onların kişisel emir ve yasaklarına uymaları demektir ki bu da onların, din adamlarına kulluk etmesi anlamına gelmektedir… Aynı öldürücü tehlike bugünün Müslümanları için de geçerlidir. Allah ve resulü adına birçok şey farklı isimler altında Müslümanlara dayatılmaya çalışılıyor. Kur’an’la çelişmesine rağmen uydurma hadislerle Hz. Peygamber üzerinden meşrulaştırılarak bazı hurafeler Müslümanların hayatına sokulmak isteniyor. Hahamlarda ve rahiplerde görüldüğü gibi kişiler, özellikle bazı din adamları aşırı derecede yüceltilerek kendilerine tanrısal özellikler yükleniyor. Kutsanan bu kişiler üzerinden yanlış dini telkinlerle mütedeyyin insanlar yozlaştırılıyor ve bağnaz bir toplum meydana getiriliyor. Onun için kim tarafından ve hangi adla olursa olsun söylenenleri, yaşananları, Kur’an’a ve (gerçekten) onun yaşanmış hali olan sünnete -ki (mütevatir ve sahih) sünnet Kur’an’ın uygulanma şeklidir, ahlakıdır- giderek sorgulamalıyız. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum çünkü sünnet diye şişirilmiş ve içi hurafelerle, bidatlerle, uydurma mucizelerle doldurulmuş bir peygamber hayatıyla da karşılaşabilirsiniz. Müslümanlar olarak bilgili ve uyanık olmalıyız, aksi takdirde bizim de yukarıdaki sınıflardan bir farkımız kalmaz. (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması) Tıpkı Ehl-i Kitap gibi günümüz Müslümanları(!) da mezheplerini, tarikatlarını, cemaatlerini, hocalarını, şeyhlerini, ağabeylerini Rabb’ler edinmiş durumdadırlar. (E. Aktaş Meali Tevbe-31. Ayet Açıklaması) Birini Allah dışında rab edinmek, onu put yapıp tapınmak değildir… Burada ifade edilen şirkin karakteri, diğerlerinden daha farklı olarak insanın insanı putlaştırmasıdır. (M. İslamoğlu Meal Açıklaması) Rab edinme, onlara secde etme mânasında değil, din adamlarının haram ve helâl kılma yetkilerine inanmaları, onları hatasız kabul etmeleri anlamındadır. (S. Yıldırım Meal Açıklaması) İşte Maalesef bugünün Müslümanları da aynen onlar gibi müçtehid dedikleri kimselere, fıkıhçılara helal ve haram kılma yetkisini vermektedirler. Oysa dini hüküm ve kural koyucusu, yani Şâri’ sadece yüce Allah’tır. (ولا يشرك في حكمه احدا -- ان الحكم الا لله) şeklindeki ayetler, hüküm koyucu sadece yüce Allah olduğunu açıkça göstermektedir. Zira Peygamberlerin bile dini bir hüküm koyma yetkileri yoktur. قوله { أَرْبَاباً مِّن دُونِ اللَّهِ } يعني آلهة لقبولهم منهم تحريم ما يحرمونه عليهم وتحليل ما يحلونه لهم، فلذلك صاروا لهم كالأرباب وإن لم يقولوا إنهم أرباب، وقد روي مثل ذلك عن النبي ص (النكت والعيون)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlar hahamlarını ve rahiplerini ve Meryem’in oğlu Mesih’i Allah’dan başka rabler edindiler. Hâlbuki onlara, kendisinden başka ilah olmayan, tek bir ilaha kulluk etmeleri emredilmişti. O (Allah), onların koştukları düzmece ilahlardan uzaktır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar Allah’ı bırakıp da danışmanlarını, papazlarını, Meryemoğlu Mesih’i çalap edindiler. Oysaki onlara da yalnız bir tek tanrıya tapın diye buyrulmuştu. Ondan başka tanrı yoktur. O, kendine eş koşulanların hepsinden uzaktır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar bir tek mâbuda tapmaya emir olunmuşlar iken Allah/ı bırakarak Yehûd âlimlerini, hıristiyan rahiplerini Meryem oğlu Mesih/i rab edindiler. Tanrıdan başka tapacak yoktur. O, onların şirk koşmalarından tamamıyle münezzehtir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar Allah’ı bırakıp, hahamlarını, papazlarını ve Meryem oğlu Mesih’i rableri olarak kabul ettiler. Hâlbuki onlara, ancak tek olan Tanrı’ya ibadet etmeleri emredilmişti. O’ndan başka tanrı yoktur. O, onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir/uzaktır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar Allah'ı bırakıp hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i de Rabler edindiler. Oysa tek ilahtan başkasına ibadet etmemekle emrolunmuşlardı. Ondan başka ilah yoktur. Allah, koştukları eşlerden münezzehtir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Yahudiler, aşırı bir saygıyla bağlanıp yücelttikleri din adamları olan hahamlarını ve Hıristiyanlar, aynı şekilde kendi rahiplerini, verdikleri her hükmü —Allah’ın kitabına uyup uymadığını araştırmadan— doğru kabul ederek, onları Allah’tan ayrı birer Rab konumuna getirdiler, zatenMeryem oğlu İsa Mesih’i de Allah’ın oğlu ilan ederek açıkça ilâh edinmişlerdi. Oysa onlara Kutsal kitapta, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayan tek bir Tanrıya kulluk etmeleri emredilmişti. Fakat onlar, “eşi ve ortağı olan, kulları arasında seçilmiş bir topluma ayrıcalıklı davranan ve düşünceyi yasaklayan” bir tanrı inancı oluşturdular.Hayır! Gerçekte Allah, onların tasavvur ettiği noksan sıfatlardan münezzehtir, ilâhlık mertebesine yücelterek Allah’a ortak koştukları her şeyin üzerinde ve ötesindedir, çok yücedir!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah’ı bırakıp onların ahbârını (yahudî bilginlerini, din adamlarını) ve onların ruhbânını (hristiyan din adamlarını) rabbler edindiler, Meryem’in oğlu Mesîh’i de! Oysa sadece bir tek ilaha kulluk etsinler diye emredildiler. O’ndan başka ilah yoktur. Ortak koştukları şeylerden O uzaktır / münezzehdir / sübhandır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Yahudi ve Hristiyanlar, haham ve rahiplerini, nasıl araya koyup Allah’ı öteledilerse Meryemoğlu Mesîh’i de aynı şekilde araya oturtup aratanrı yapıverdiler. Halbuki kendilerine Tek Tanrı'ya aracısız kulluk etmeleri emredilmişti. Hem de kendisinden başka tanrı tanımayan, ve müşriklerin havsalasına sığmayacak kadar erişilemez bir Tanrıya.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Yahudiler Allah’ı bırakıp hahamlarını, Hristiyanlar rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i kendilerine Rabb edindiler. Oysa bunlara Allah’ı Rabb olarak kabul edin! Allah’ın yasalarına uyarak emirlerini dinleyin denilmişti. Ey Yahudiler ve Hristiyanlar; bilin ki Allah’tan başka ilah yoktur. Allah ilah olarak yasama, yürütme, yargılama, cezalandırma haklarına sahiptir. Allah sizin ilahlık makamı olan yasama, yürütme, yargılama, cezalandırma hakkı verdiklerinizden uzaktır. Hesap günü Allah sizin ilahlarınızı, onlara uyduğunuz için sizleri cehenneme atacaktır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Yahudiler) hahamlarını (bilginlerini), (hristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oğlu [Mesih]’i (İsa’yı) Allah’ın peşi sıra rabler edinmişlerdi. [*] (Oysa) onlara ancak tek bir ilaha kulluk etmeleri emrolunmuştu. O’ndan başka ilah yoktur. O, onların ortak koştuklarından yücedir.
Bu ayetin, Yüce Allah’ın buyrukları dışında insanların helal ve haram kılmalarını din kabul edenlerin onları [rabb] edinmesi anlamında olduğu anlaşılmaktadır. Rivayet olunduğuna göre, Adiyy b. Hâtim, henüz hristiyanken (boynunda bir haç varken) bir gün Hz. Muhammed’e gelmişti. Hz. Muhammed o esnada Berâe (tevbe) suresini okuyordu. Bu ayete yani Tevbe 9:31. ayete gelince Adiyy ‘Ben Peygamber’e ‘Biz, onlara tapmıyoruz ki?’ dedim.’ Bunun üzerine Hz. Muhammed şöyle buyurdu: ‘Onlar, Yüce Allah’ın helal kıldığını haram kılmıyorlar mı; bundan dolayı siz de onları haram kabul etmiyor musunuz? Yine o [ruhban] ve [ahbâr] (yani din adamları) Allah’ın haram kıldığı şeyleri helal saymıyorlar mı; böylece de siz onları helal kabul etmiyor musunuz?’ Ben de ‘Evet’ cevabını verince Hz. Muhammed ‘İşte bu, onlara ibadet etmek demektir’ buyurdu’ demiştir” (Mukâtil b. Süleyman, [Tefsîr], II, 165).  
Mehmet Türk
swap_vert close
Onlar Allah’ın dışında ayrıca hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i kendilerine Rabler edindiler.¹ Hâlbuki onlar tek olan ve kendisinden başka ilâh bulunmayan Allah’a ibâdet etmekle emrolunmuşlardı. Allah onların kendisine ortak koştukları şeylerden uzaktır.
1 Hatim-i Taî’nin oğlu Adiy’den: “Rasûlullah’a geldim, boynumda altından bir haç vardı -Adiy o zaman Müslüman olmamıştı- Rasûlullah Berae sûresini okuyordu.” Bana: “Ey Adiy! Şu boynundaki putu at” buyurdu ben de attım. Sonra bu âyeti okuyunca; “Ey Allah’ın Elçisi! Ama onlar, onlara ibâdet etmezlerdi”, dedim. Efendimiz: “Onlar, Allah’ın helâl kıldığını haram ederler, siz de bunu kabul etmez miydiniz? Onlar, Allah’ın haram kıldığına helâl derler, siz de helâl saymaz mıydınız?” dedi. Ben de; “evet!” dedim. Allah Rasûlü: “işte bu, onlara ibâdettir.” buyurdu. (Tirmîzî)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Hahamlarını, rahiplerini, bir de Meryem oğlu Mesih’i, Allah’la beraber rableri olarak gördüler; ⁴⁷ Oysa, Tek Tanrı’dan başkasına kulluk etmekle emrolunmuş değillerdi; (o Tek Tanrı ki,) O’ndan başka tanrı yoktur, (O Tek Tanrı ki,) sınırsız kudret ve izzetiyle, (böylelerinin) O’nun tanrılığında bir pay yakıştırdıkları her şeyden bütünüyle uzaktır, yücedir!
47 Karş. 3:64  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar, Allah ile aralarına hahamlarını ve rahiplerini (din adamlarını) ve Meryem oğlu Mesih’i koyup Rabler (din koyucu) edindiler. Oysa onlar tek bir İlah’tan başkasına asla kulluk etmemekle emrolunmuşlardı. Zira Allah’tan başka ilah yoktur. O, onların koştukları bütün şirk unsurlarından münezzehtir ve yücedir. 2/255, 9/34, 13/16, 19/36, 37/126, 44/7- 8, 46/13
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Allah’ın peşi sıra, hahamlarını ve rahiplerini -tabii ki Meryem oğlu Mesih’i de- rabler edindiler.[¹⁴³⁵] Oysa ki, tek bir ilâhtan başkasına asla kulluk etmemekle emr olunmuşlardı; (O ki), O’ndan başka ilâh yok; ve O onların putlaştırdıkları[¹⁴³⁶] her şeyden beri ve yücedir.
[1435] Birini Allah dışında rab edinmek, onu put yapıp tapınmak değildir. Hıristiyanların İsa Mesih’i rab edinmelerinin ne anlama geldiğini şu haber güzel açıklar: Adiy b. Hatem, Allah Rasûlü’nün bu âyeti okuduğunu duyunca “Ama biz ona tapmıyorduk ki!” diye itiraz eder. Allah Rasûlü’nün şu cevabı verir: “Siz onların haram kıldığını haram, helâl kıldığını da helâl bilmiyor muydunuz? İşte bu onları rab edinmektir” (Taberî ve İbn Kesir). [1436] Burada ifade edilen şirkin karakteri, diğerlerinden daha farklı olarak insanın insanı putlaştırmasıdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ayrıca (yahudiler) hahamlarını ve (hıristiyanlar da) rahiplerini rab edindiler. (Allah'ın emrine ve hükmüne değil, onların hükümlerine ve iradelerine tabi oldular.. Allah'ın haram kıldığı şeyleri onların emirleriyle helal gördüler.. Allah’ın "yapmayın” dediği şeyleri yaptılar da, "yapın" dediklerini umursamadılar ve hıristiyanlar) Meryem oğlu Mesih'i de rab edindiler, (rahiplerini rab yerine koyduktan ve onların lafıyla "İsa Mesih Allah'ın oğludur" dedikten başka bir de "Meryem oğlu Mesih rab’dır" diye tutturdular, onu "Teslis-üçüzlü" inancıyla ilah yaptılar) Oysa onlar (gerçekte) ancak bir tek ilaha ibadet etmekle emrolunmuşlardı. (ki, Mesih a.s. diliyle Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a ibadet ediniz, biliniz ki.. kim Allah'a ortak koşarsa kuşkusuz Allah, ona cenneti haram kılar, artık onun yeri cehennemdir-Maide / 72 buyurulmuştu) O'ndan başka ilah yoktur, O, onların ortak koştuğu şeylerden münezzehtir. (Yücelerin Yücesidir) (Onlar Kur’an-ı Kerim’de yer alan ve kendilerini uyaran İsa a.s.’ın sözlerine de inanmazlar)
Osman Fırat
swap_vert close
Allah’ı bırakıp, (Yahudiler) hahamlarını; (Hıristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Halbu ki bunlar da ancak, tek ilah olana (Allah’a) kulluk etmekle emrolunmuşlardır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur ancak tek ilah O’dur. O, onların ortak koştukları her şeyden uzak sübhan olandır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
(Onlar) Bilginlerini, rahiplerini ve Meryem'in oğlu Mesîh'i de Allah Teâlâ'dan başka tanrılar ittihaz ettiler. Halbuki Allah Teâlâ'dan başkasına ibadet etmekle emrolunmamışlardır. Ondan başka ilâh yoktur. Onların şerik koştukları şeylerden münezzehtir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Yahudiler hahamlarını, Hıristiyanlar rahiplerini ve Meryem'in oğlu Mesih'i Allah'tan başka Rab edindiler. Halbuki onlara bir tek İlâha ibadet etmeleri emr olunmuştu. Ondan başka İlah yoktur. O, onların ortak koştukları şirkten münezzehtir.
Rab edinme, onlara secde etme mânasında değil, din adamlarının haram ve helâl kılma yetkilerine inanmaları, onları hatasız kabul etmeleri anlamındadır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Hahamlarını ve rahiplerini Allah'tan ayrı rabler edindiler, Meryem oğlu Mesih'i de öyle. Oysa kendilerine yalnız tek Tanrı olan Allah'a ibadet etmeleri emredilmişti. O'ndan başka tanrı yoktur. O, onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir.
Rivâyetlere göre yahûdîler, Tevrât'ın hükümlerini uygulamayı bırakınca yüce Allah, Tevrât'ın içinde bulunduğu Tâbût'u ortadan kaldırmış. Tevrât'ın yazılı metni ellerinden gittiği gibi, belleklerindeki âyetler de tamamen silinmiş. Tevrât'ın ortadan kalkmasına çok üzülen Uzeyr (Kitapı Mukaddes'e göre Ezra), Tevrât'ın kendisine verilmesi için Allah'a çok yalvarmış. Nihâyet bir gün, Allah'a yönelmiş vaziyette namaz kılarken Allah'tan inen bir nûr, içine dolmuş ve Tevrât, olduğu gibi kalbine doğmuş olan Uzeyr, Allah'ın, Tevrât'ı kendisine verdiğini kavmine duyurmuş ve Kutsal Kitapı onlara öğretmiş. İşte bunun için İsrâîl Oğulları: "Uzeyr, Allah'ın oğlu olmasaydı, Tevrât kendisine verilmezdi" demişler (Taberî, Câmi'u'l-beyân: 10/111). Bu rivâyetlerin, İsrâîl Oğulları geleneklerinden tefsîrlere geçtiğinde şüphe yoktur. Gerçek şu ki: Yahûdîlerin Kutsal Kitaplarını taşıyan sandık, birkaç kez düşmanlarının eline geçmiş; Kutsal Kitap saldırıya uğramış; bizzat Hz. Mûsâ'ya verilen levhaların orijini ortadan kaybolmuştur. Yahûdî dîn uzmanları, belleklerinde kalan Tevrât âyetlerini parça parça yazmışlar. Babil tutsaklığı sırasında, iyi bir yazıcı olan kâhin Ezra, bu şifâhî ve kısmen yazılı rivâyetleri bir araya toplayıp yahûdî Kutsal Kitapını bir bütün halinde ortaya çıkarmıştır. Bu hizmetinden dolayı Ezra, İsrâîl Oğullarının takdir ve saygısını kazanmış, zamanla aşırılığa doğru tırmanan bu saygı, onun, Allah'ın oğlu sayılması noktasına kadar ileri götürülmüştür (Ezra hakkında, Kitabı Mukaddes, Ezra, s. 466-476'ya bakınız). İşte Kur'ân-ı Kerîm, insanı tanrılaştıran bu aşırı inanç ve davranışları reddetmektedir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Yahûdîler 'âlimlerini, Nasârâ ruhbânlarını ve Mesîh ibni Meryem'i Allâh'dan gayrı rab ittihâz iylediler. Halbuki onlar, kendinden başka ilâh olmayan bir Allâh'a 'ibâdet itmekle emir olunmuşlardı. Allâh Te'âlâ kendisine şirk olunan şeyden münezzeh ve müte'âlîdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bilginlerini ve din adamlarını Allah ile aralarına koyup rab[*] edindiler. Meryem oğlu Mesih’i de öyle. Oysa onlara verilen emir, sadece tek bir ilaha(tanrıya) kul olmalarıdır. Ondan başka ilah yoktur. Allah, onların ortak(şirk) koştuklarından uzaktır.
[*] Rab: Kölenin sahibine Arapçada Rab denir. Allah ile aralarına koyup rab edindiler denmesinden anlaşılacağı üzere bu insanları ilah edinen, onların dediğini Allah'ın emirlerine tercih edenler vurgulanmaktadır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar, Allah'tan başka alimlerini, din adamlarını ve Meryemoğlu Mesih'i de rabler olarak kabul ettiler. Oysa tek ilahtan başkasına kulluk etmemekle emrolunmuşlardı. Ondan başka ilah yoktur. Allah koştukları şirkten uzaktır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu İsa'yı Allah'ın yanı sıra rab edindiler.(9) Oysa onlar sadece tek bir Tanrıya kulluk etmekle emrolunmuşlardı. Ondan başka hiçbir tanrı yoktur. O, onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir.
(9) Peygamberimiz bu âyeti şöyle açıklamıştır: “Onlar hahamlarına ve rahiplerine ibadet etmediler. Fakat hahamları ve rahipleri birşeyi onlara helâl kılınca helâl sayıyor, haram kılınca da haram sayıyorlardı.” (Tirmizî, Tefsir 9:10.)  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah'ın yanında hahamlarını ve ruhbanlarını da rabler edindiler. Meryem'in oğlu Mesih'i de öyle. Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına ibadet/kulluk etmemeleri emredilmişti. İlah yok o tek Allah'tan başka. Onların ortak koştuklarından arınmıştır O.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
duttılar danışmanlarını daħı zāhidlerini çalaplar Tañrı’dan ayruķ daħı 'įsā’yı meryem oġlını. daħı buyrulmadılar “illā kim ŧapalar bir Tañrı’ya. yoķdur Tañrı illā ol arulıġı anuñ andan kim ortaķ eylerler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
‘Ālimlerini, ruhbānlarını ma‘būd itdiler Tañrı Ta‘ālādan özge. ‘Īsāyı daḫıma‘būd idindiler. Daḫı buyrulmadılar illā ‘ibādet eylemege bir Tañrıya kiandan özge tañrı yoḳdur. Münezzehdür ol Tañrı anlar şirk getürdüklerinden.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar Allahı qoyub alimlərini və rahiblərini, Məryəm oğlu Məsihi özlərinə tanrılar (rəbblər) qəbul etdilər. Halbuki onlar ancaq bir olan Allaha ibadət etmək əmr olunmuşdu. Ondan başqa heç bir tanrı yoxdur. Allah pak və müqəddəsdir. Ona şərik qoşulan bütlərlə heç bir əlaqəsi yoxdur! (Allah müşriklərin Ona şərik qoşduqları bütlərdən uzaqdır!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
They have taken as lords beside Allah their rabbis and their monks and the Messiah son of Mary, when they were bidden to worship only One God. There is no god save Him. Be He glorified from all that they ascribe as partner (unto Him)!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They take their priests(1286) and their anchorites to be their lords in derogation of Allah,(1287) and (they take as their Lord) Christ the son of Mary; yet they were commanded to worship but One Allah. there is no god but He. Praise and glory to Him:(1288) (Far is He) from having the partners they associate (with Him).
1286 Ahb'ar. doctors of law; priests; learned men. Cf. 5:44 , where they are associated with Rabbis. Ruhban: monks, ascetics, anchorites, men who have renounced the world; where there is a celibate clergy, the term can be applied to them as well as to members of monastic orders. It is also permissible to apply the term to "saints", where they are deified or credited with divine powers, or where people pray to them as they do in the Roman Catholic Church. 1287 Priest worship, and the worship of saints and ascetics is a form of superstition to which men have been prone in all ages. The growth of Jewish superstition is shown in the Talmud, and of Christian superstition in the doctrine of papal infallibility and the worship of saints. The mere idea of a separate order of priesthood to stand between Allah and man and be the exclusive repository of Allah's secrets is derogatory to the goodness and all-pervading grace of Allah. The worship of "lords many and gods many" was not confined only to the Pagans. The deification of the son of Mary is put here in a special clause by itself, as it held (and still holds) in its thrall a large portion of civilised humanity. 1288 Cf. 6:100.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِتَّخَذُٓوا
edindiler
اَحْبَارَهُمْ
ahbârı
وَرُهْبَانَهُمْ
ve rahiplerini
اَرْبَاباً
rabler
مِنْ دُونِ
başka
اللّٰهِ
Allah'
tan
وَالْمَس۪يحَ
ve Mesîh'i
ابْنَ
oğlu
مَرْيَمَۚ
Meryem
وَمَٓا اُمِرُٓوا
hâlbuki emrolunmadılar
اِلَّا
an- cak
لِيَعْبُدُٓوا
âbd olmak için
اِلٰهاً
bir İlâh'a
وَاحِداًۚ
Vâhid
لَٓا اِلٰهَ
İlâh yoktur
اِلَّا
an- cak
هُوَۜ
O
سُبْحَانَهُ
O Subhân'dır
عَمَّا
o şey- lerden ki
يُشْرِكُونَ
şirk koşuyorlar
(Yahudiler) Ahbârı (ilim sahibi hahamlarını), (Hristiyanlar da) rahiplerini (onların söylediklerini kayıtsız şartsız kabul ederek) ve Meryem oğlu (Îsâ) Mesîh'i Allah'tan başka rabler edindiler. Hâlbuki onlar da ancak Vâhid (sıfatlarında ve isimlerinde tek) olan İlâh'a âbd ol(up kulluk et)mekle emrolunmuşlardı. (O Allah ki) O'ndan başka İlâh yoktur. O, Subhân'dır, (müşriklerin) şirk koştuklarından (ve her türlü noksanlıktan münezzeh olandır).
اِتَّخَذَ
Fiil-VIII
ا خ ذ
Edindi, aldı, vesile saydı, tuttu
اَحْبَار
İsim
ح ب ر
Ahbâr (ilim sahibi zatlar)
رُهْبَان
İsim
ر ه ب
Rahipler
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دُون
İsim
د و ن
Başka, başkası, arka, hariç, önce, dışında
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَسِيح
Özel isim
مَسِيح
Mesîh (Allah'ın, Hz. İsâ (a.s.) için kullandığı isim)
اِبْن
İsim
ب ن ي
Oğlu, (Çoğulu اَبْنَٓاءَ: oğulları, çocukları)
مَرْيَم
Özel isim
مَرْيَم
Hz. Meryem (r.a.)
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَمَرَ
Fiil-I
ا م ر
Emretti, buyurdu
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
عَبَدَ
Fiil-I
ع ب د
Âbd oldu, taptı, kulluk etti
اِلٰه
İsim
ا ل ه
İlâh, Mabud edinilen
وَاحِد
İsim
و ح د
Vâhid (Allah'ın ismi, esmasıdır. Sıfatlarında ve isimlerinde tek demektir), tek, bir
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اِلٰه
İsim
ا ل ه
İlâh, Mabud edinilen
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
سُبْحَان
İsim
س ب ح
Subhân (her türlü noksanlıktan münezzeh olan)
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
اَشْرَكَ
Fiil-IV
ش ر ك
Şirk koştu, ortak koştu