[Bir tek] hacılara su vermeyi ve Mescid-i Harâm’ı onarıp -gözetmeyi, Allah’a ve ahiret gününe inanıp Allah yolunda elinden gelen her türlü çabayı gösteren biri[nin üstlendiği görevler]le bir mi tutuyorsunuz? Bu [görevler] Allah katında (hiç de) denk değildir. ²⁹ Ve Allah [bile bile] zulmeden topluluğa asla hidayet etmez.
29 Çoğu müfessir bu ayette, Mekke’nin Müslümanlarca fethinden önce, Kureyşli müşriklerin, Kâbe’nin bakım ve gözetim işini yerine getirdiklerini, hacılara su temin ettiklerini (sikâye) ileri sürerek kendilerini başkalarından üstün görüp övünmelerine ilişkin bir îma görmüştür. Hatta, Kâbe üzerindeki bu görevlerin müşriklerin gözündeki önemini vurgulayıcı yönde Taberî’nin naklettiği bir rivayet de vardır. Buna göre, Bedir savaşında tutsak alınan Hz. Peygamber’in amcası ‘Abbâs, vaktiyle Müslümanlarla beraber Mekke’den Medine’ye göç etmeyişine bir mazeret olarak Kâbe’deki bu kabil görevlerini ileri sürmüştür. Bizce, yine de bu ayetin daha derin bir başka anlamı vardır. Müslim, Ebû Dâvûd, İbni Hibbân ve Taberî’nin kaydettiği sahih bir rivayete göre, Hz. Peygamber’in Sahâbîleri’nden biri Medine Mescidi’nde şöyle bir söz sarfetti: “İslam’ı kabul ettikten sonra, hac vakti hacılara su sağlamaktan daha iyi bir iş göremiyorum!” -bunun üzerine diğer bir sahâbî: “Yoo,” dedi, “[bana kalırsa Kâbe’nin bakım ve gözetimi daha üstün”; bunun üzerine, başka bir sahâbî söze katılıp: “Hayır, hayır” dedi, “Allah yolunda cihâd etmek, bu söylenenlerin hepsinden daha üstündür!” Rivayete göre bu konuşmadan kısa bir süre sonra Hz. Peygamber’e Kur’an’ın bu ayeti vahyedildi. Bu rivayetten de açıkça anlaşıldığı gibi, yukarıdaki ayette dile getirilen husus, belli bir önemi haiz olsalar da, haricî tezahürleriyle sadece birtakım biçim ve kalıplara indirgenebilen yapıp-etmelere kıyasla Allah’a inanmanın ve O’nun yolunda cihad edip çaba sarfetmenin daha üstün ve önemli olduğu, kısacası Allah’a karşı gerçek ve yürekten bağlılık ve teslimiyetin törensel eylemlerden önce geldiği hususudur.