close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 18. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnnemâ ya’muru mesâcida(A)llâhi men âmene bi(A)llâhi velyevmi-l-âḣiri veekâme-ssalâte veâtâ-zzekâte velem yaḣşe illa(A)llâh(e)(s) fe’asâ ulâ-ike en yekûnû mine-lmuhtedîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Allah'a secde edilen yerleri, ancak ve ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namaz kılan, zekat veren ve Allah'tan başka kimseden korkmayanlar imar eder. İşte doğru yolu bulmaları umulanlar da onlardır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Allah’ın mescitlerini (dini ve manevi hizmet merkezlerini), yalnızca Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru yerine getiren, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkup çekinmeyenler (halis niyetle başlayıp) onarabilirler. İşte, hidayete erenlerden oldukları umulanlar bunlardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah'ın mescidlerini ziyaret etmek, yahut onarıp gözetmek, canlı tutup zirvede kalmasını sağlamak ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazlarında sürekli ve dosdoğru olan, zekatlarını veren, Allah'tan başka kimseden korkup çekinmeyen kimselere aittir. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah'ın mescitlerini, ancak Allah'a, Allah'a imanın gerektirdiği esaslara, âhiret gününe iman edenler, namazı erkanına, şartlarına, vaktine riayet ederek âşikâre kılanlar, vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekâtı verenler, yalınızca Allah'tan içleri titreyerek korkanlar imar ederler, canlandırırlar, şenlendirirler. Bunların, hidayete ermiş olanlardan, hak yolda, İslâm'da sebat edenlerden olmaları umulur.
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah'ın mescidlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler onarabilir. İşte bunlar doğru yola erenlerden olabilirler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah'ın mescidlerini, yalnızca Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayanlar onarabilir. İşte, hidayete erenlerden oldukları umulanlar bunlardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah'ın mescidlerini, ancak Allah'a ve âhiret gününe iman eden, gereği üzre namazı kılan, zekâtı eren, Allah'dan başkasından korkmayan kimseler imar eder, onarır (yalnız bu kimselerin yaptıkları işler, Allah katında doğru ve makbul olur.) işte hidayet üzere bulunanlardan oldukları umulanlar bunlardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah’ın mescidlerini ancak, Allah’a ve ahiret gününe inanan, doğruca namaz kılıp zekât veren, Allah’tan başka kimseden korkmayanlar tamir edip şenlendirir… İşte bunların temelli olarak doğru yolda gitmeleri kuvvetle muhtemeldir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah'ın mescidlerini ancak Allah'a ve âhiret gününe iman eden, namazını dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimse imar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.
Besim Atalay
swap_vert close
Allahın mescitlerin, ancak Allaha, son güne inanmış olan, namaz kılıp, zekât veren, yalnız Allahtan korkan kimseler onarırlar, işte bunlar doğru yolu bulanlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah'ın mescitlerini; ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı ikame eden, zekâtı veren ve Allah'(ın azabın)dan başka hiçbir şeyden korkmayan onarır. İşte, hidayete erenlerden oldukları umulanlar bunlardır.
Cemil Said
swap_vert close
Allâh’ın messcidleri yalnız Allâh’a îmân idenler, âhiret günine inananlar, namâz kılanlar ve zekât virenler ve Allâh’dan başka kimseden korkmıyanlar tarafından ta’mîr olunmalıdır. Bunlar tarîk-i hidâyete sevk olunacaklardır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah'ın mescidlerini sadece, Allah'a ve ahiret gününe inanan, namaz kılan, zekat veren ve ancak Allah'tan korkan kimseler onarır. İşte onlar doğru yolda bulunanlardan olabilirler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah’ın mescidlerini ancak Allah’a ve âhiret gününe inanan, namazını kılan, zekâtını veren ve yalnız Allah’tan korkup çekinen kimseler imar edebilirler. İşte bunların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH'ın mescidlerini, ancak ALLAH'a ve ahiret gününe inananlar, namazı gözetenler, zekatı verenler ve ALLAH'tan başkasından korkmayanlar sıkça ziyaret ederler. Onlar, doğru yolu bulanlardandır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah'ın mescidlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekatı veren ve Allah'dan başkasından korkmayan kimseler imar ederler. İşte hidayet üzere oldukları umulanlar bunlardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Allahın mescidlerini ancak Allaha ve Âhıret gününe inanan, namaza devam eden, zekâtı veren ve Allahdan başkasından korkmıyan kimseler ma'mur eder, işte bunların muvaffak olmaları me'muldür
Emrah Demiryent
swap_vert close
Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve âhiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte, (yalnız) bunlar hidâyete erenlerden olduklarını umabilirler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah'ın mescitlerini, ancak Allah 'a ve Ahiret Günü'ne iman edip, salâtı ikame eden, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar edebilirler. Onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Allahın mescidlerini ancak Allaha ve âhiret gününe îman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allahdan başkasından korkmayan kimseler i'mâreder. işte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Allah'ın mescidlerini, ancak Allah'a ve âhiret gününe îmân eden, namazı hakkıyla edâ eden, zekâtı veren ve Allah'dan başkasından korkmayan kimseler i'mâr eder; işte hidayete erenlerden olmaları umulanlar da onlardır!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Allah’ın mescidlerini (Allah’a secde ve ibadet edilen mekânları, dini ve manevi hizmet merkezleri), ancak Allah’a ve âhiret gününe inanan, (maddi ve manevi bir arınma ibadeti olan) namazı dosdoğru kılan, (sosyal bir yardımlaşma olan) zekâtı veren, (İslâm’a uygun yaşamak için) Allah’tan başka hiç kimseden korkmayan kimseler (halis niyetle başlayıp) imar edebilir. (Yalnız bu kimselerin yaptıkları işler, Allah katında doğru ve makbul olur.) İşte onlar, hidayeti bulmuş olanlardan olurlar. (*)
(*) Bu âyetlerde, sağlam bir inanç üzerine temellendirilmemiş dinî davranışların Allah katında bir değere sahip olmadığı açıklanmaktadır. Bunun iyi anlaşılması için somut bir örneğe yer verilmiş, o günkü muhatap kitlenin yakından bildiği ve dine hizmet konusunda sembol haline gelmiş olan Kâbe ile ilgili bazı görevlere değinilmiştir… Ayrıca burada “imar etme” ile mescidlerin maddî anlamdaki imarının yani inşası, onarımı ve bakımının mı yoksa mânevî yönden ayakta tutulması için gerekli işlerin yapılmasının mı kastedildiği üzerinde durulmuştur. Âyet her iki mânaya açık durmakla beraber, mescidlere gereken ilgiyi gösterme, Resûlullahın uygulamaları ışığında caminin fonksiyonlarını belirleyip bunları canlı tutma, özellikle Allah’a kulluk ve İslâm kardeşliğinin pekiştirilmesi amacına dönük faaliyetlerle mescidleri ihya etme anlamı daha güçlü bulunmuştur. Cami inşası faaliyetlerinde nicelik ve nitelik yönlerinden birtakım aşırılıkların bulunduğu bir gerçektir. Fakat bu konu değerlendirilirken basit mukayeseler yapılarak dindar insanların Allah’a kulluk edilen mekânlara ihtimam gösterme duyguları rencide edilmemelidir. Unutulmamalıdır ki, Allah Resulü zamanındaki sadelik sadece mescidlere özgü bir özellik değildi. Sosyal ve iktisadî şartların değişmesiyle kişisel yaşantılarında refah düzeyini yükselten, kendi meskenleri ve diğer sosyal faaliyet mekânları için büyük harcamalar yapan müslümanların ibadet mekânlarını eski sadelik ve basitliği içinde korumaları beklenemezdi. Kaldı ki cami ve mescidlerin ibadetin yanı sıra eğitim ve benzeri alanlarla ilgili önemli fonksiyonları da vardı. Öte yandan dikkatten kaçırılmaması gereken bir husus şudur: Estetik düşüncesinin her şeyden önce günlük hayatın en çok ilgili olduğu mekânlara yansıtılmaya çalışılması çok doğaldır ve cami mimarisi müslümanlar için sanatı geliştirme ve sanat ruhunu topluma aşılama açısından çok verimli bir alan oluşturmuş. Günümüzde bu konunun sağlıklı bir planlamaya kavuşturulamamış ve disipline edilememiş olması ise maalesef bu alandaki faaliyetlerin ehil olmayan ellerde kalmasına, dolayısıyla dine karşı haksız eleştirilerin yöneltilmesine yol açmaktadır. (Tefsir (Kur’an Yolu) Allah hakkında (عسي) kesinlk ifade eder. وكلمة عسي قد تدلّ على الوجوب كما في القرآن الكريم كُلِّه (معنى عسى في معجم المعاني الجامع (عَسَى مِنَ اللّهِ : إيجابٌ) (معنى عسى في قاموس المعجم الوسيط)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’ın mescitlerini koruma ve onarma işi, Allah’a ve ahiret gününe inananların, namaz kılanların, zekât verenlerin ve yalnızca Allah’a saygı duyup korkanların işidir. Böyleleri Allah’ın doğru yoluna ulaşacak olanlardır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah’ın mescitlerini bayındıracak olanlar, yalnız Allah’a, son güne inananlar namaz kılanlar, zekat verenler, Allah’tan başkasından ürkmiyenlerdir. İşte doğru yolu tutmuş olanlar bunlardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah/ın mescitlerini yalnız Allah/a, âhiret gününe iman getirip namazı dosdoğru kılan, zekâtını veren, din babında ancak Allah/tan korkan kimse mâmur kılar. İşte bunlar yol bulanlardan olabilirler.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a, ahiret gününe inananlar, namazı dosdoğru kılanlar ve zekâtı verenler ve Allah’tan başka kimseden korkmayan kimseler bakımını yaparlar/imar ederler. İşte onlar doğru yolda olmaları umulanlardır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah'ın mescitlerini sadece, Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namaz kılan, zekât veren ve ancak Allah'tan korkan kimseler onarabilir. İşte bunların hidayete erdirilmişlerden olmaları umulur.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah’ın mescitlerini ziyaret etme ve oraların bakım ve gözetim hizmetlerini yürütme işini, ancak Allah’a ve âhiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başka hiç kimseden korkmayanMüslümanlar yapabilirler. İşte onların, doğru yola ulaşan kimselerden oldukları umulabilir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah’ın mescidlerini, Allah’a ve Âhir Gün’e iman etmiş, Namaz’ı kılmış, Zekât’ı vermiş ve Allah’tan başkasından çekinmemiş kimseler onarır. Onların Hidayete Ermişler’den olması umulur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Camileri, Allah'a ve ahirete inanan, namazı kılan, temizlik vergisini veren ve Allah'tan başka korku tanımayanlar tamir edebilirler. Çünkü olsa olsa bunlar doğru yolda olabilirler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah’ın mescitlerini; Allah’a, ahiret gününe inanan, salat-ı ve zekât-ı ikame eden, Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yolda olanlar bunlardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan (kişiler) ömürlendirir. [*] İşte doğru yola ulaşanlardan olmaları umulanlar bunlardır.
Burada geçen [ya‘muru] fiili, “imar etmek”ten ziyade “ömür vermek, şenlendirmek, ayakta tutmak, layık olmak” gibi anlamlarda yorumlanmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah’ın mescidlerini, ancak Allah’a ve âhiret gününe inanan, namazı dosdoğru ve devamlı kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başka kimseden korkmayanlar imar ederler. İşte gerçekten dosdoğru yol üzere oldukları umulanlar bunlardır.
Muhammed Esed
swap_vert close
Allah’ın mescidlerini ziyaret etmek yahut onarıp gözetmek, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, salâtında dosdoğru ve sürekli olan, arınmak için vermekle yükümlü olduğu şeyi veren ve Allah’tan başka kimseden korkup çekinmeyen kimselere vergidir. Ve dolayısıyla, ancak böyleleri doğru yolda yürüyenler arasında olmayı umabilirler! ²⁸
28 Lafzen, “olabilir ki, işte bunlar hidayete ulaşan kimseler arasında yer alırlar”. ‘Asâ sözcüğü hem (Râzî’nin kaydettiği üzere) Ebû Müslim’e hem de büyük nahivci Sîbeveyh’e (Menâr X, 253) göre çoğu zaman “olabilir ki/ola ki/olur ki” anlamlarına gelmekle birlikte, burada, yukarıda kendilerinden söz edilen müminlerin akılda tutabilecekleri ya da tutmaları istenen umudu dile getirmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inanıp güvenen, namazı kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayanlar onarabilir. İşte böylelerinin doğru yolda olmaları umulur. 2/177- 285, 4/136, 3/72- 73, 6/153, 33/39, 49/15
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Allah’ın mescidlerini, ancak Allah’a ve Âhiret Günü’ne iman eden, namazı istikametle kılan ve zekâtı içinden gelerek veren; dahası Allah’tan başka hiç kimseden korkmayan kişiler mamur edebilirler. Nitekim, yalnızca böyleleri doğru yolda olmayı umabilir.[¹⁴²⁰]
[1420] Yani: İçlerindeki kalp Kâbe’sini şirk ve küfür darbesiyle imha edenler, Kâbe’yi gerçek mânada imar edemezler.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Allah’ın mescitlerini ancak, Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder, işte bu zatların hidayete ermeleri umulur.
Osman Fırat
swap_vert close
Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Allah Teâlâ'nın mescitlerini ancak Allah Teâlâ'ya ve ahiret gününe imân eden ve namaz kılan ve zekâtı veren ve Cenâb-ı Hak'tan başkasından korkmayan kimse imar eder. Artık umulur ki, bunlar hidâyete ermiş olanlardan olacaklardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah'ın mescitlerini ancak Allah'ı ve âhireti tasdik eden, namazı gereği gibi kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başka kimseden çekinmeyen müminler bina edip şenlendirir. İşte onlar cennete ve bütün muratlarına kavuşmayı umabilirler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah'ın mescidlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekatı veren ve Allah'tan başka kimseden korkmayanlar şenlendirirler. Onların, doğru yolu bulanlardan olacakları umulur.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh'ın mescidlerini ancak Allâh ve Rasûlüne ve âhiret gününe îmân idüb namâzını kılan ve zekâtını viren ve Allâh'dan başkasından korkmayan kimseler ta'mîr iderler. Bunlardır ki hidâyete vâsıl olmuşlardır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah’ın mescitlerine[*] hizmeti sadece, Allah’a ve ahiret gününe inanıp güvenen, namazı tam kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayanlar yapabilirler. Bunların doğru yolda olmaları umulur.
[*] Secde edilen yere mescid denir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah'ın mescitlerini sadece Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayanlar onarabilir. İşte onların doğru yolda olanlardan olmaları ümit edilir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah'ın mescidlerini ancak Allah'a ve âhiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar ve ziyaret eder. Doğru yola ermiş olmaları umulanlar işte bunlardır.(4)
(4) Peygamberimiz, “Mescidlere devam etmeyi alışkanlık edinmiş bir adam gördüğünüzde, onun imanına tanıklık edin” buyurmuş ve arkasından da bu âyeti okumuştur. (Tirmizî, Tefsir 9:9; İbni Mâce, Mesacid: 19; Dârimî, Salât: 23; Müsned, 3:68.)  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah'ın mescitlerini; ancak Allah'a, âhiret gününe inanan, namazı/duayı yerine getiren, zekâtı veren ve Allah'tan başka kimseden korkmayan kişiler onarır. İşte bunların, hidayete erenlerden olmaları beklenir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
Bayıķ 'imaret eyler Tañrı mescidlerini ol kim įmān getürdi Tañrı’ya daħı śoñraġı güne daħı ŧururdı namāzı daħı virdi zekātı daħı ķorķmadı illā Tañrı’dan. ola kim şunlar olalar [95a] ŧoġru yol dutıcılardan.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
‘İmāret eylemez Tañrı Ta‘ālā mescidlerini, illā īmān getürenler Tañrı Ta‘ālāya daḫı ḳıyāmet günine daḫı namāzı durġuran ve zekātı viren. Daḫı ḳorḳmañ illā Tañrı Ta‘ālādan. Ola kim anlar olalar hidāyet üstine olanlardan.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allahın məscidlərini yalnız Allaha və qiyamət gününə iman gətirən, namaz qılıb zəkat verən və Allahdan başqa heç kəsdən qorxmayanlar tə’mir edə bilərlər (yalnız bu qəbildən olan şəxslərin əməlləri Allah dərgahında qəbul olunar). Məhz onlar doğru yolu tapa bilənlərdən ola bilərlər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
He only shall tend Allah's sanctuaries who believeth in Allah and the Last Day and observeth proper worship and payeth the poor due and feareth none save Allah. For such (only) is it possible that they can be of the rightly guided.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The mosques of Allah shall be visited and maintained by such as believe in Allah and the Last Day, establish regular prayers, and practise regular charity, and fear none (at all) except Allah.(1267) It is they who are expected to be on true guidance.(1268)
1267 See the previous note. Sincere Believers are those who have faith in Allah and the future, and have a spirit of devotion and charity-a true and abiding spirit, not merely isolated acts now and then. Moreover they must not bow to worldly greed or ambition, which produces fear of worldly power. 1268 Others may call themselves by what names they like. True guidance is shown by the tests here indicated.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّمَا
ancak
يَعْمُرُ
imar eder
مَسَاجِدَ
mescidlerini
اللّٰهِ
Allah'ın
مَنْ
o kim- se ki
اٰمَنَ
iman etti
بِاللّٰهِ
Allah'a
وَالْيَوْمِ
ve gününe
الْاٰخِرِ
âhiret
وَاَقَامَ
ve ikâme etti
الصَّلٰوةَ
namazı
وَاٰتَى
ve verdi
الزَّكٰوةَ
zekâtı
وَلَمْ يَخْشَ
ve korkmadı
اِلَّا
ancak
اللّٰهَ
Allah'
tan
فَعَسٰٓى
artık umulur
اُو۬لٰٓئِكَ
işte onların
اَنْ يَكُونُوا
olmaları
مِنَ الْمُهْتَد۪ينَ
hidâyete erenlerden
Allah'ın mescidlerini ancak Allah'a ve âhiret gününe iman eden, namazı ikâme ed(erek her anda Allah'ın huzurunda durmaya çalış)an, zekâtı ver(erek nefsinin cimriliğini temizley)en ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte hidâyete erenlerden olmaları umulanlar da onlardır.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
عَمَرَ
Fiil-I
ع م ر
İmar etti
مَسْجِد
İsim
س ج د
Mescid
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
اٰخِر
İsim
ا خ ر
Âhiret, son, ard (ardından gelenler vb.)
اَقَامَ
Fiil-IV
ق و م
İkâme etti, korudu, ayağa kaldırdı, doğrulttu, dosdoğru yaptı
صَلٰوة
İsim
ص ل و
Namaz, salât, dua
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
زَكٰوةَ
İsim
ز ك و
Zekât, temiz olmak, temizlik
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
خَشِىَ
Fiil-I
خ ش ي
Korktu, haşyet duydu, endişe etti, çekindi
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَسَى
Fiil-I
ع س ي
Olur ki, umulur ki, ihtimal, belki
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مُهْتَدُون
Etken fiil-VIII
ه د ي
Hidâyet bulanlar, doğru yola girenler