(Ey şefkatli Resûl!) Eğer (seni dinlemeyip senden) yüz çevirirlerse, artık de ki: “Allah bana kâfîdir! O'ndan başka ilâh yoktur! (Ben) O'na tevekkül ettim ve O, büyük arşın Rabbidir!”(2)
(2)“Ey insanlar ve ey Müslümanlar! Böyle hadsiz bir şefkatiyle sizi irşâd eden (size doğru yolu gösteren) ve sizin menfaatiniz için bütün kuvvetini sarf eden ve ma‘nevî yaralarınızı, getirdiği ahkâm(hükümler) ve sünnet-i seniyesiyle ve kemâl-i şefkatiyle merhem vurup tedâvi eden şefkatperver bir zâtın bedîhî (çok açık) şefkatini inkâr etmek ve göz ile görünen re’fetini ittihâm eder (suçlar) derecede onun sünnetinden ve teblîğ ettiği ahkâmdan (bildirdiği hükümlerden) yüzlerinizi çevirmek, ne kadar vicdansızlık, ne kadar akılsızlık olduğunu biliniz! Ve ey şefkatli Resûl, ve ey re’fetli Nebî! Eğer senin bu azîm şefkatini ve büyük re’fetini tanımayıp, akılsızlıklarından sana arkalarını çevirip seni dinlemezlerse, merâk etme! Semâvât ve arzın cünûdu(askerleri) taht-ı emrinde (emri altında) olan ve arş-ı azîm-i muhîtin tahtında (çok yüce ve herşeyi kuşatan arş’ın altında) saltanat-ı rubûbiyeti (herşeyi terbiye ediciliğinin saltanatı) hükmeden Zât-ı zü’l-Celâl sana kâfîdir. Hakīkī mutî‘ (itâat edici) tâifeleri, senin etrâfına toplattırır, seni onlara dinlettirir.” (Lem‘alar, 11. Lem‘a, 56-57)