close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 128. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Lekad câekum rasûlun min enfusikum ‘azîzun ‘aleyhi mâ ‘anittum harîsun ‘aleykum bilmu/minîne raûfun rahîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Andolsun, size içinizden, sizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki bir sıkıntıya düşmeniz pek ağır gelir ona, pek düşkündür size, müminleri esirger, rahimdir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Andolsun ki size kendi içinizden; (her türlü) sıkıntıya düşmeniz (ve zorluk çekmeniz) Onun gücüne gidip izzeti nefsine dokunan, size pek düşkün, mü’minlere şefkatli ve esirgeyici olan bir Elçi gelmiştir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Gerçek şu ki ey insanlar! Size kendi aranızdan bir elçi gelmiştir ki, sizin öte dünyada çekmek zorunda kalabileceğiniz sıkıntıdan dolayı kendini büyük yük altında hisseden; ve size çok düşkün, mü'minlere karşı çok şefkatli ve çok merhametlidir O.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun, size kendi içinizden, yakından tanıdığınız, meşrû ilişkilerle devam eden bir nesilden doğan, hakka ve tevhide yönelen, üstün meziyetlere sahip, asaletli, ibadete itaate düşkün bir Rasül gelmiştir. İslâm'ın izzet ve şerefine sahiptir, kudretli ve hükümrandır. Sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. Size çok düşkündür, üstünüze titrer. Mü'minlere, ama mü'minlere karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.
bk. Kur’an-ı Kerim, 2/129, 151; 3/164; 26/215-217.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Size içinizden, sıkıntıya düşmeniz kendisine ağır gelen, size oldukça düşkün, mü'minlere karşı şefkatli ve merhametli olan bir Peygamber gelmiştir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun size, içinizden sıkıntıya düşmeniz O'nun gücüne giden, size pek düşkün, mü'minlere şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Andolsun, size, içinizden bir Peygamber geldi ki, zahmet çekmeniz onu incitir ve üzer. Size çok düşkündür; müminlere çok merhametlidir, onlara hayır diler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Andolsun! Sizden olan öyle bir elçi size gelmiştir ki, sıkıntıya düşmeniz ona ağır gelir, üzerinize düşkün, müminler için şefkat ve rahmetle doludur.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Andolsun size kendinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkündür; müminlere karşı çok şefkatlidir; merhametlidir.
Besim Atalay
swap_vert close
İçinizden size bir peygamber gelmiştir, sıkıntıya düşmeniz, ona çok ağır gelir, titrer üzerinize, inanmış olanlara acır o, yarlıgar da
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Andolsun ki, size kendi içinizden gayet izzetli bir resul geldi. Zorlanmanız ve sıkıntıya düşmeniz ona ağır gelir. O size son derece düşkündür, inananlara karşı şefkatli ve merhametlidir. 
Bkz. 2/129, 3/164  
Cemil Said
swap_vert close
Size gelen rasûl sizin meyânınızdan intihâb olunmuşdır. Sizin günâhlarınızdan müteessir oluyor. Sizi mü’min görmek istiyor lütufkâr ve merhametlidir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ey inananlar! And olsun ki, içinizden size, sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelen, size düşkün, inananlara şefkatli ve merhametli bir peygamber gelmiştir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Andolsun, size içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir, size çok düşkündür, müminlere karşı şefkat ve merhamet doludur.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.  
 Allah Teâlâ bu âyette kendi isimlerinden olan, «raûf=çok şefkatli ve rahîm=pek merhametli sıfatlarını Peygamberimize de vermiştir ki, önceki peygamberlerden hiçbiri bu sıfatların ikisine birden mazhar olamamıştır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
İçinizden size öyle bir elçi gelmiş bulunuyor ki sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir; size düşkün, inananlara şefkatli, merhametlidir
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Andolsun size içinizden öyle bir peygamber geldi ki, gayet izzetli ve şereflidir. Sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir üstünüze titrer, müminlere gayet merhametli ve şefkatlidir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Şanım hakkı için size bir Resul geldi ki: kendinizden, gayet ızzetli, zorlanmanız ona ağır geliyor, üstünüze hırs ile titriyor, mü'minlere raûf, rahîmdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Ey insanlar!) Kasem olsun ki, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir, o size çok düşkündür. (O şanlı nebi) mü’minlere karşı, çok şefkatli, çok merhametlidir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun ki, size kendinizden bir resul geldi. Sıkıntıya düşmeniz ona ağır gelir; o, size düşkün, mü'minlere şefkatli ve merhametlidir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun, size kendinizden öyle bir peygamber gelmişdir ki sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır ve güc gelir. Üstünüze çok düşkündür. Mü'minleri cidden esirgeyicidir, bağışlayıcıdır o..
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şânım hakkı için, size kendinizden öyle (izzetli) bir peygamber geldi ki, sıkıntıya düşmeniz ona ağır gelir; size düşkündür, mü'minlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.(1)
(1)“Evet, rivâyet-i sahîhada (sahih bir hadisde) vardır ki: Mahşerin (insanların dirildikten sonra toplanacakları haşir yerinin) dehşetinden herkes, hattâ enbiyâlar (peygamberler) dahi ‘nefsî, nefsî!’(nefsim, nefsim!) dedikleri zaman, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ‘ümmetî, ümmetî!’ (ümmetim, ümmetim!) diye re’fet (merhamet) ve şefkatini göstereceği gibi, yeni dünyaya geldiği zaman, ehl-i keşfin tasdîkıyle, vâlidesi onun münâcâtında (duâsında) ‘ümmetî, ümmetî!’ dediğini işitmiş. Hem bütün târih-i hayâtı ve neşrettiği şefkatkârâne mekârim-i ahlâkı (yaydığı şefkatli güzel ahlâkı), kemâl-i şefkat ve re’fetini (ne kadar merhametli olduğunu) gösterdiği gibi, ümmetinin hadsiz salavâtına hadsiz ihtiyaç göstermekle, ümmetinin bütün saâdetleriyle kemâl-i şefkatinden alâkadar olduğunu göstermekle, hadsiz bir şefkatini göstermiş. İşte bu derece şefkatli ve merhametli bir rehberin sünnet-i seniyesine mürâat etmemek (tâbi‘ olmamak) ne derece nankörlük ve vicdansızlık olduğunu kıyâs eyle.” (Lem‘alar, 4. Lem‘a, 15-16)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Gerçekten (ey insanlar!) Size kendi içinizden; (bir kul ve bir insan olarak) bir elçi gelmiştir ki, (her iki dünyada da) sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O size çok düşkün, iman edenlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir. *
(*) Yani, “sizin gibi bir beşer; tabiatüstü güçlerle donatılmamış, ama Allah tarafından O’nun mesajını size ulaştırmak üzere seçilmiş bir insan/beşer gelmiştir” (M. Esed Meal Açıklaması) ‘’Sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir’’ şeklindeki ifadede, insanın sapma ve inkârından dolayı ebedî mutluluğu kaybetmesine tekabül eder. Allah Rasûlü’ne ağır gelen de işte budur. Zira o “âlemlere”, yani insanlığın tümüne rahmetti. Ömrünün sonunda şöyle dua ediyordu: “Ya Rab! Muhammed de bir insandır! Her insan gibi o da kızıp öfkelenebilir! Kime kızmış ya da beddua etmişsem, onu o kişi hakkında bir ecir, bir rahmet, bir dua kıl!” (Müslim, Birr 45/25). (M. İslamoğlu Meal Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kendi içinizden değerli bir Elçi size geldi. Çektiğiniz sıkıntılar ona ağır gelir ve inananlara karşı çok düşkün, şefkatli ve merhametlidir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte size kendinizden öyle bir peygamber geldi ki sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir, üstünüze titrer, bütün inanırlara karşı da yumuşaktır, esirgeyicidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Size kendinizden bir peygamber gelmiştir. Sizin meşakkate uğramanız ona ağır gelir. O, hidayetinize haristir. Mü/minler hakkında pek esirgeyici, bağışlayışıdır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey inananlar!) Andolsun ki, içinizden size, sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelen, size çok düşkün, inananlara şefkatli ve merhametli bir elçi gelmiştir.
Kadri Çelik
swap_vert close
(Ey iman edenler!) Hiç şüphesiz kendinizden, sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelen, size düşkün, iman edenlere şefkatli ve merhametli bir peygamber gelmiştir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İyi bilin ki, size kendi içinizden ve sizin gibi beşerî özellikler taşıyan kutlu bir Elçi gelmiştir. Öyle bir Elçi ki, sizin dünyada ve âhirette çekebileceğiniz her acıyı kendi yüreğinde hisseder, çünkü sizlere son derece düşkündür, hele müminlere karşı çok şefkatli ve çok merhametlidir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun ki Müminler’e rahîm raûf, size düşkün, üzüldüğünüz şeyleri paylaşan, azîz, size sizin nefislerinizden (canlarınızdan) bir rasûl geldi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
A mübarekler! Anlasanıza size gelen elçi, sizden biri, sizin derdinizle dertlenen, sizin üzerinize titreyen, inananlara karşı son derece yufka yürekli ve sevecen...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Andolsun! Size kendi içinizden öyle bir Resul gelmiştir ki; sıkıntıya düşmeniz ona ağır gelir. O size çok düşkün, Müminlere karşı merhametiyle çok şefkatlidir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şüphesiz ki size kendinizden öyle bir Elçi gelmiştir ki sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. [*] Size çok düşkündür; müminlere karşı elbette çok şefkatlidir, merhametlidir. [*]
Uğranılmasından söz edilen sıkıntının hem dünya hayatını, hem de mahşerde karşılaşılacak şeyleri içerdiğini düşünmekteyiz. Azap şöyle dursun, müslümanlara yönelik dünyadaki geçici ve küçük sıkıntılar bile ümmetine çok düşkün olan Hz. Muhammed’e ağır gelmektedir.,Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:159; Tevbe 9:61.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey insanlar!) Yemin olsun ki size kendi içinizden¹ sizin üstünüze titreyen öy-le bir Peygamber geldi ki; zahmet çekmeniz, onu incitir ve üzer. O mü’minlere karşı son derece şefkatli ve merhametlidir.²
1 Yani; hem sizin gibi bir insan, hem sizin dilinizi konuşan, hem de kendi içinizden, soyu-sopu bilinen, Kureyşli, bir Peygamber.2 Burada Efendimiz’e esma-i hüsna’dan hiçbir Peygamber için kullanılmayan(رَؤُۧفٌ رَح۪يمٌ) “raûf ve rahîm” isimleri verilmiştir. Bu da Peygamberimizin diğer Peygamberlere göre olan farklarından birisidir. Ancak bazıları, bu sıfatların Peygamberimiz için kullanılamayacağını söylemişse de İslâm âlimlerinin çoğunluğu bu iki sıfatın da Allah’ın zatına mahsus sıfatlardan olmamasından dolayı Efendimiz hakkında kullanılmasının bir sakıncası olmadığı kanaatini belirtmişlerdir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
GERÇEK ŞU Kİ, [ey insanlar,] size kendi içinizden bir Elçi gelmiştir: ¹⁷⁰ sizin [öte dünyada] çekmek zorunda kalabileceğiniz sıkıntıdan ötürü kendini [zihnen] büyük bir yük altında hisseden; size çok düşkün [ve] müminlere karşı şefkat ve merhametle dolu bir Elçi...
170 Yani, “sizin gibi bir beşer; tabiatüstü güçlerle donatılmamış, ama Allah tarafından O’nun mesajını size ulaştırmak üzere seçilmiş bir insan”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Andolsun ki, size içinizden çok şerefli bir elçi gelmiştir. Sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir, size karşı çok düşkündür, hele müminlere karşı şefkat ve merhamet doludur. 2/151, 3/159- 164, 62/2
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
DOĞRUSU (ey muhataplar)! Size kendi türünüzden bir Elçi gelmiştir ki o pek azizdir:[¹⁵⁶⁰] sizin zorlanmanız ona pek ağır geliyor,[¹⁵⁶¹] üzerinize hassasiyetle titriyor; o mü’minlere karşı şefkat pınarı bir raûf, merhamet abidesi bir rahîmdir.
[1560] Min enfusikum; lafzen “sizin içinizden”. Bu ibarenin en geniş anlamı, “melek ya da olağanüstü yetilere sahip biri değil, sizden, sizin gibi insan bir peygamber” demektir. Bunu 18:110 ve 41:6 da destekler. Kimi rivayetlerin bazı seçkin isimlere dayandırdığı min enfesikum (sizin en iyinizi) okuyuşu, “hissi” bir okuyuş olsa gerektir. [1561] ‘Anittum, “zorlayarak kırma, tahrip etme” anlamındaki ‘anete’den türetilmiştir. Kur’an’da kullanıldığı beş yerde de “insanın zorlandığı bir belânın ortasına düşmesini, köşeye sıkışmışlığı” ifade eder (Zemahşerî ve Râğıb). Burada, insanın sapma ve inkârından dolayı ebedî mutluluğu kaybetmesine tekabül eder. Allah Rasûlü’ne ağır gelen de işte budur. Zira o “âlemlere”, yani insanlığın tümüne rahmetti. Ömrünün sonunda şöyle dua ediyordu: “Ya Rab! Muhammed de bir insandır! Her insan gibi o da kızıp öfkelenebilir! Kime kızmış ya da beddua etmişsem, onu o kişi hakkında bir ecir, bir rahmet, bir dua kıl!” (Müslim, Birr 45/25).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Andolsun ki size içinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir, üzerinize titrer, müminlere karşı çok şefkatli ve çok merhametlidir!
(Görülüyor ki bu Ayet-i Kerim'e de Resulullah s.a.s'a -Allah’ın güzel isimlerinden olan- Rauf ve Rahim isimleri verilmiştir.. bundan anlaşılır ki, Allah’ın güzel isimlerinin hepsi "Allah, Rahman ve Rabb" gibi sırf Allah'a mahsus olan isimlerden değildir.. Resulullah ilahi ahlak ile muttasıf olduğundan dolayı müminlere karşı da çok şefkatli ve çok merhametlidir)  
Osman Fırat
swap_vert close
Şüphesiz size kendi içinizden üstün olan bir peygamber gelmiştir. Sizin sıkıntıya düşmemeniz için kendi üzerine düşene çok hırslıdır. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Kasem olsun, size kendi cinsinizden bir peygamber geldi ki, sizin sıkıntıya uğramanız O'nun üzerine pek güç gelir, üzerinize çok düşkündür. Mü'minler hakkında pek şefkatli ve pek merhametlidir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Size kendi aranızdan öyle bir Peygamber geldi ki zahmete uğramanız ona ağır gelir. Kalbi üstünüze titrer, müminlere karşı pek şefkatli ve merhametlidir. [2, 129. 151; 3, 164; 26, 215-217]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun, içinizden size öyle bir Elçi geldi ki sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir; size düşkün, mü'minlere şefkatli, merhametlidir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Size nefsinizden (içinizden ve kendi kabîlenizden) Rasûl geldi. Sizin günâh ve 'isyânınız ona ağır gelir. Sizin iyiliğinize harîsdir (eyi olmanızı ister). Ve mü'minlere şefkatli ve merhametlidir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İşte size içinizden bir elçi geldi. Sizi sıkıntıya sokan her şey, ona ağır gelir. O üstünüze titrer, müminlere karşı pek nazik ve merhametlidir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Andolsun ki, içinizden size, sizin sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelen, size düşkün, müminlere şefkatli ve merhametli bir resul gelmiştir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Size kendi içinizden öyle bir peygamber geldi ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir. O size çok düşkün, mü'minlere çok şefkatli, çok merhametlidir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun, içinizden size onurlu bir resul gelmiştir. Sizi rahatsız eden şey onu da üzer. Çok düşkündür size. Müminlere ise daha şefkatli, daha merhametlidir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ geldi size yalavac gündüzüñüzden ķatı gelicidür anuñ üzere ŧarlıġa düştüġüñüz ḥarįŝdür sizüñ üzere mü’minlere mihrubandur raḥmet ķılıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ geldi size bir peyġamber sizüñ cinsüñüzden, ḳatı güçdür üstine size mekrūh yitişmek. Ḥarīṣdur sizüñ üstüñüze, mü’minlere şefḳat veraḥmet eyleyicidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ey ümmətim!) Sizə özünüzdən bir peyğəmbər gəldi ki, sizin əziyyətə (məşəqqətə) düşməyiniz ona ağır gəlir, o sizdən (sizin iman gətirməyinizdən) ötrü təşnədir, mö’minlərlə şəfqətli, mərhəmətlidir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
There hath come unto you a messenger, (one) of yourselves, unto whom aught that ye are overburdened is grievous, full of concern for you, for the believers full of pity, merciful.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Now hath come unto you a Messenger from amongst yourselves: it grieves him that ye should perish: ardently anxious is he over you: to the Believers is he most kind and merciful.(1379)
1379 The tender heart of the Teacher is grieved that any among his flock should rush headlong to ruin. He watches ardently over them, and whenever any of them show signs of Faith, his kindness and mercy surround him and rejoice over him.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَقَدْ
andol- sun ki
جَٓاءَكُمْ
size geldi
رَسُولٌ
bir resul
مِنْ اَنْفُسِكُمْ
kendinizden
عَز۪يزٌۘ
ağır gelir
عَلَيْهِ
ona
مَا
o şey ki
عَنِتُّمْ
sıkıntıya düştünüz
حَر۪يصٌ
çok düşkündür
عَلَيْكُمْ
size karşı
بِالْمُؤْمِن۪ينَ
mü'minlere ise
رَؤُ۫فٌ
Raûf'tur
رَح۪يمٌ
Rahîm'dir
Andolsun ki size, kendi içinizden öyle bir resul gelmiştir ki sizin zahmet ve meşakkat çekmeniz ona çok ağır gelir. (O) Size çok düşkün, mü'minlere karşı ise çok Raûf'tur, Rahîm'dir (Allah'ın esmâsının üzerinde tecelli etmesiyle mü'minlere karşı şefkatle muamele eden ve ahlakında her zaman Allah'ın rahmeti tecelli edendir).
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
عَزِيز
İsim
ع ز ز
Azîz (Allah'ın ismi, esmasıdır. Bütün şeref ve kudretin sahibi olan demektir), üstün, aziz, güçlü, şerefli, izzet sahibi, meşakkatli
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
عَنِتَ
Fiil-I
ع ن ت
Sıkıntıya düştü
حَرِيص
İsim
ح ر ص
Çok düşkün
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan
رَءُوف
İsim
ر ا ف
Raûf (Allah'ın esması, ismidir. Çok şefkatli olan demektir), çok şefkatli
رَحِيم
İsim
ر ح م
Rahîm (Allah'ın esması, ismidir. İsimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli eden demektir), merhametli